11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2024/662 E. , 2024/8750 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, başvurunun SMK'nın 6/5 maddesi gereğince de reddinin gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımdan kaynaklanan hakkının bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'ın 2020-M-461 sayılı kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, davacı ile ile müvekkilinin faaliyet alanlarının farklı bulunduğunu, davacının markalarını 14. sınıfta yer alan kuyumculuk mallarında kullandığını ve bu alanda tanınmış bulunduğunu, müvekkilinin ise havalandırma sektöründe faaliyet gösterdiğini, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden, SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki koşulların oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu başvurunun 6, 11 ve 17. sınıf malları kapsamakta olduğu, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 17. sınıf mallar ile davacının itirazına mesnet 2003/34735 sayılı markası kapsamında yer alan mallar aynı/aynı tür olduğu gibi davacının 2011/96553 sayılı markası kapsamında yer alan 17. sınıf malların satışına ilişkin 35. sınıf hizmetler de dava konusu başvuru kapsamında yer alan 17. sınıf mallarla benzer olduğu, davacının itirazına mesnet bir kısım markaları 35. sınıf genel mağazacılık hizmetlerinde tescilli ise de, yine mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının bu markalarını dava konusu başvuru kapsamında yer alan 6 ve 11 sınıf malların satışı yönünden kullanıldığını ispatlayamadığından, davacının 2003/34735 ve 2011/96553 sayılı markaları ile dava konusu başvuru arasında, uyuşmazlık konusu 17. sınıf mallar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, buna karşın başvuru kapsamında yer alan 6 ve 11. sınıf mallar yönünden ise böyle bir benzerliğin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; yukarıda da açıklandığı üzere emtia benzerliği şartının gerçekleştiği davacı markaları sadece 2003/34735 ve 2011/965335 sayılı markalardır. Davacının itirazına mesnet diğer markaları yönünden emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden iltibas değerlendirmesinin emtia benzerliği şartının gerçekleştiği davacı markalarının nazara alınarak yapılması gerekir. Davacının 2003/34735 ve 20111/96553 sayılı markaları beyaz zemin üzerine siyah yazı karakteri ile yazılan "...", dava konusu başvuru da yine beyaz zemin üzerine siyah yazı karakteri ile yazılan "..." ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuruda ve davacının itirazına mesnet anılan markalarında başkaca kelime ve şekil unsuruna yer verilmediğinden, dava konusu başvurunun asli unsuru "...", davacının 2003/34735 ve 2011/96553 sayılı markalarının asli unsuru da "..." ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere davacı markalarının asıl unsuru dava konusu başvuruda aynen yer almaktadır. Her ne kadar başvuru bir bütün olarak "..." ibaresinden oluşsa da "SKY-..." şeklinde telaffuz edileceğinden tüketici nezdinde de bu şekilde algılanacaktır. Başvuruda farklı olarak yer verilen ve "gökyüzü" anlamına gelen "SKY" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamaması, davacının “...” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2003/34735 ve 2011/96553 markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel, görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar davalı Şirket tarafından cevap dilekçesinde, davacının markalarının 14. sınıf kuyumculuk mallarında kullandığını, müvekkilinin ise havalandırma sektöründe faaliyet gösterdiğini savunarak taraf markalarının karıştırılmayacağını savunmuşsa da, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olup, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisi bulunmadığından davalının bu savunması yerinde görülmemiş, ayrıca davalı Şirketin davacının markalarını 14. sınıf kuyumculuk mallarında kullandığı savunması, kullanmama def'inin açık, net ve koşulsuz olmasının ve kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtilmesinin gerekmesi (..., Marka Kullanmama Defi, Fikri Mülkiyet Çalıştayı Bildiriler Kitabı, 2019, s.235.) karşısında kullanmama defi olarak da kabul edilmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır.
Diğer taraftan, davacının "..." asıl unsurlu markalarının kuyumculuk sektöründe belli bir bilinirliğe sahip olduğu dosya kapsamına sunulan delillerden anlaşıyor ise de, dava konusu başvuru kapsamında farklı olarak yer alan 6 ve 11. sınıf mallar ile davacı markalarının tanınmış olduğu kuyumculuk ürünleri arasında bir ilişki bulunmaması, diğer bir deyişle bu mal ve hizmetlerin çok farklı sektörlerde bulunmaları, marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyi hep birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesinin koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, davacının anılan maddeye dayalı iddiası yerinde görülmemiştir.
Ayrıca dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş ise de; sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı başvuru sahibinin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair de bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiası da yerinde bulunmadığı gibi davacının dava konusu başvuruyu oluşturan "..." ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3 maddesine dayalı öncelik hakkının bulunduğunu da ispat edemediğinden bu iddiasına da itibar edilmemiştir gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalılara iadesine, 05.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.