Esas No
E. 2022/1220
Karar No
K. 2024/6117
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2022/1220 E.  ,  2024/6117 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2015/10 E., 2019/66 K.
KARAR: Davanın reddine, asli müdahillerin davasının kabulüne

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan kadastro davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacının davasının reddine, asli müdahillerin davasının kabulüne, kısmen görevsizliğe karar verilmiş olup, kararın davacı vekili, Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu Gözene köyünde 24.12.1987 tarihinde tamamlanmış kadastro çalışmasında, dava konusu taşınmazın orman sahası olarak bırakıldığı, orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarının ise 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Orman Kanununa göre yapıldığı ve 09.04.2009 tarihinde ilân edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekili (Yeşilyurt Kadastro Mahkemesine sunduğu) dava dilekçesinde, 71 nolu orman kadastro ekiplerince Gözene Köyü Belen ve Değirmen Başı Mevkinde bulunan orman kadastrosu çalışmalarının yapılmış olduğunu, bu kapsamda esasında davacıya ait olan bu yerlerin orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına kayıt ve tespit edildiğini, bu tespit tutanaklarının 09.04.2009 tarihi itibari ile askıya çıkarılmış olduğunu ve süresi içinde askıda kaldığını, davacıların zilyetliğinin el değiştirmesi yoluyla dava konusu Gözene Köyü Belen mevkinindeki bu yerleri kullandıklarını, vergilerini yatırdıklarını, Orman Kanunu'nun 2 nci maddesi ve ilgili diğer maddeleri gereğince ilgili yerin orman sınırları dışına çıkartılmasında tespitinin öncelikle davacılar adına yapılması gerekmekte iken bu kanun hükmüne uyulmadan doğrudan Hazine adına tespitinin yapılmasının hukuka uygun olmadığını, Yargıtay kararlarına bakıldığında da bu yerlerin öncelikle davacılar adına tespitinin gerektiğini, zira daha önce orman sınırları dışına çıkarmanın mevcut olmadığını, davacıların kullanım ve zilyetliklerinin süreklilik arz ettiğini, belirtilen nedenlerden dolayı taleplerinin kabulü ile orman kadastro sonunda orman sınırları dışına çıkarılan Gözene Köyü Belen ve Değirmen Başı mevkisinde yer alan dava konusu taşınmazların Hazine adına olan tapularının iptali ile adına tespit ve tescilini istemiş, davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

Yeşilyurt (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 2009/13 Esas sayılı dosyası ile açılan dava; HSYK'nun 15.06.2012 tarih 347 sayılı kararı ile bazı adliyelerin kapatılarak birleştirilmesine ilişkin kararına istinaden Malatya Kadastro Mahkemesine tevzii edilmekle, Malatya Kadastro Mahkemesinin 2012/14 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ziraat mühendisi ve orman mühendisi bilirkişilerin dava edilen taşınmazlardaki bir kısım yerlerin orman, diğer kısımların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve bu alanlarda zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.04.2013 tarihli teknik bilirkişi raporunda 1258 parselde (C) harfi ile, 1071 parselde 54092.00 metrekare olarak (E) harfi ile, 1337 parselde (D) harfi ile gösterilen 4549.23 metrekarelik kısmın bu parsellerden ifrazı ile ayrı bir parsel numarası altında davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 1063 parselde krokide (A) ve (B) harfi ile yeşil renkte gösterilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Anılan hükmün davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyizi sonrasında Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.09.2014 tarihli ve 2014/4396 Esas, 2014/7869 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece karar verilirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğü, ayrıca yapılan inceleme ve araştırmanın taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirleme noktasında yeterli olmadığı belirtilerek dava konusu taşınmazlar yönünden ilk etapta orman araştırması yapılması, usulüne uygun olarak yapılan araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği taktirde dava konusu edilen taşınmazlardan 1063 parsel sayılı taşınmaz zaten orman olarak tapuda kayıtlı olduğu için bu bölüme ilişkin davanın reddi ile yetinilmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde ise dava konusu edilen taşınmazlardan 1063 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması şeklinde hüküm kurulması, tescil talepleri yönünden ise görevsizliğine karar verilmesi, ayrıca 1258 ve 1337 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak davacı lehine, zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının olup olmadığının araştırılması gerektiğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; 1063 parselin fen bilirkişi raporunda (A1,) (A2) ve (B) ile gösterilen kısımları ile ilgili verilen davanın reddi kararının kesinleştiği, ayrıca bozmaya esas parseller ile ilgili yapılan keşfe katılan ... bilirkişi heyetinden alınan raporda dava konusu 1337 ve 1258 parsel sayılı taşınmazlar ile 1071 parsel sayılı taşınmazın (E) harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirdikleri, yine ziraat bilirkişisinin bu taşınmazların tarım toprağı olduğunu bildirdiği, yine keşfin geç saate kalması gerekçesi ile keşif esnasında mahalli bilirkişi dinlenmemiş olduğu görülse de daha önce yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanında davacının zilyetliğine dair bir anlatımın olmadığı ve bu iddianın kanıtına dair dosyada delil mevcut olmadığından mahalli bilirkişinin bu yerin davacının mirasbırakanı olan babasına ait olduğu beyanı ile dosyaya müdahil olarak katılanların beyanlarıda dikkate alındığında 1337 ve 1258 parsel sayılı taşınmazlar açısından parsellerin sadece davacıya ait olduğuna dair davacının açmış olduğu davasının reddine, asli müdahillerin açmış olduğu davanın ise bu nedenle kabulüne, Malatya ili, Yeşilyurt ilçesi, Gözene köyü, 1337 ve 1258 parsellerin yapılan kadastro tespitlerinin iptali ile davacı ... asli müdahillerin ortak murisi olan ... mirasçılarının adına olduklarının tespiti ile mirasçcılık belgesindeki payları oranında tapuya tescillerine, yine bozmaya konu aynı köy 1071 orman parselinin fen bilirkişi raporunda (E) ile gösterilen kısmı için sunulan orman bilirkişi raporları dikkate alınarak orman olmadığı kanaati ile orman parseli dışına çıkarılmasına, tescil hususunda ise Mahkemenin görevi olmadığından görevsizliğine karar verilmiş, karar davacı ... vekili, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

1.Davacı ... tarafından ileri sürülen temyiz itirazları yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, dava konusu 1337, 1258, 1063 ve 1071 parseller yönünden taşınmazların sadece kendisine ait olduğunu ileri sürerek açtığı davanın reddine yönelik karara karşı davacı ... vekili tarafından ileri sürelen temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.Davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından ileri sürülen temyiz itirazları yönünden; Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş ancak bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Dava konusu 1258 ve 1337 parsellerde 1988 yılında kullanım olmadığı, 2004 yılında kısmen meyve bahçesi diğer yerlerin çalılık olduğunun 04.08.2017 tarihli orman bilirkişi kurulu raporunda 1951 ve 1999 yıllarına ilişkin hava fotoğrafları ile 1956 ve 2004 tarihli memleket haritalarının incelenmesi ile tespit edildiği nazara alındığında, 25.10.2017 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda her ne kadar kısmen 30-40 yıllık kayısı ağaçlarından bahsedilmişse de, dava tarihi olan 08.10.2009 dikkate alındığında taşınmazların tamamında 3402 sayılı Kanun'un 14 ncü ve 17 nci maddelerindeki imar ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının asli müdahiller yönünden oluşup oluşmadığı anlaşılamamıştır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görülmüştür.

Hal böyle olunca, Mahkemece, mahallinde yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında üç ziraat mühendisi bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişi heyetinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, ayrıca taşınmaz üzerindeki kayısı ve varsa diğer ağaçların yaşlarının tek tek değerlendirilmek suretiyle kazandırıcı zamanaşımı gerçekleşen ve gerçekleşmeyen alanların belirlenmesine yönelik bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden ise, taşınmaza ait tespit tarihinden önceki 15-20-25 yıllık döneme ilişkin orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak )denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, dava konusu taşınmazın, komşu tarım arazileri ile mi orman arazileri ile mi bütünlük oluşturduğu hususu netleştirilmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesi, ayrıca keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14 ncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

3.Davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından, dava konusu 1071 parsele yönelik ileri sürülen temyiz itirazları yönünden; Mahkemece dava konusu 1071 parselin (E) harfi ile gösterilen bölümünün orman sınırları dışına çıkartılmasına, taşınmazın tescili talebi yönünden görevsizliğine karar verilmekle birlikte, 04.08.2017 tarihli orman yüksek mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri bilirkişi kurulu raporunda 1071 parselin (E) harfi ile gösterilen bölümünün tarla niteliğinde 2/B sahası olarak tespit gördüğü belirtilmektedir. Ayrıca raporun altıncı sayfasında "2.2. Orman Kadastro Durumu" haritasında pembe renk ile işaretli orman tahdit hattının orman olmayan 2/B sahası sınırları içerisinde kalmaktadır. Bunun yanında, orman sınırları dışında olduğu anlaşılan dava konusu 1071 parselin (E) harfi ile gösterilen bölümünün tapuda 24.07.2012 tarih ve 2556 yevmiye no ile 6669 metrekare tarla niteliği ile Hazine adına idari yoldan tescil edildiği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece, orman olmayan 2/B sahası sınırları içerisinde kalan ve idari yoldan tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmaza ilişkin olarak, taşınmazın orman sınırları içerisinde olduğu kabul edilerek, orman sınırları dışına çıkartılması yönünde karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu parsel yönünden de açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 1071 parsel yönünden de bozulması gerekmiştir.

4.Davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından, dava konusu 1063 parsele yönelik ileri sürülen temyiz itirazları yönünden; Yargıtay (Kapatılan) 20 Hukuk Dairesi'nin bozma kararında, dava konusu 1063 parsel sayılı taşınmaz zaten orman olarak tapuda kayıtlı olduğu için bu bölüme ilişkin davanın reddi ile yetinilmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde ise 1063 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması şeklinde hüküm kurulması, tescil talepleri yönünden ise görevsizliğe karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmekle birlikte, Mahkemece, hüküm fıkrasında bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece sadece kararın gerekçesinde, 1063 parselin fen bilirkişi raporunda (A1), (A2) ve (B) ile gösterilen kısımları ile ilgili verilen davanın reddi kararının kesinleştiğinin belirtilmesi ile yetinilmiş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görülmüştür. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu parsel yönünden de açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 1063 parsel yönünden de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) maddede açıklanan gerekçeler ile davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4). maddede açıklanan gerekçelerle davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog