11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2024/680 E. , 2024/9045 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin "...+şekil", "...+şekil", "..
. DOĞAL" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin "..." ibareli marka başvurusuna, anılan markalara dayalı olarak yaptıkları itirazlarının, dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu, "... Hurma Tatlısı" adında bir tatlı türü olmadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, 2020-M-5842 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvurunun davacı markalarından son derece farklı bir görünüm arz ettiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalarda ortak unsurun "..." ibaresi olmakla birlikte maruf bir yer adı olan bu ibarenin davacı tekeline bırakılamayacağını, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı ... vekili, "... Hurma Tatlısı"nın Bursa’da 1900’lü yıllardan itibaren bilinen ve sevilen bir tatlı türü olduğunu, ... Hurması'nın namının dünyaca bilindiğini, taraf markalarının gerek görsel, gerekse logo ve fonetik açıdan benzer olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin dört ve beşinci fıkrasındaki koşulların somut olayda gerçekleşmediğini, kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmede, dava konusu markanın başvuru standart karekterle yazılmış "..." ibaresinden oluştuğu, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "...", "...+şekil", "... DOĞAL", "...+şekil" ibarelerinden oluştuğu, davacının adına tescilli markaları incelendiğinde genel olarak ... ibaresinin ön planda olduğu ve tek başına marka etkisi yarattığı, ... ibaresinin davalının dava konusu marka başvurusunda tek başına kullanılmadığı, taraf markalarının görsel, anlamsal ve işitsel olarak benzer olmadığı davalının dava konusu marka başvurusunda yer alan diğer ibarelerin markaları görsel, anlamsal ve işitsel olarak farklılaştırdığı, markanın tanınmışlığı için ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olgularının da aranacağı, bu sebeple davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayacağı ve markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı, dosya kapsamında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan koşulların oluşmadığı, ayrıca aynı Kanun'un birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şahıs başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya içeriğinde bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurunda bulunmuştur.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, "..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle iltibas tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarında yer alan "..." ibaresi ülkemiz tüketicisi tarafından bilinen maruf bir yerin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gibi dava konusu başvuruda, "... hurma tatlıcısı" ibareleri kullanılmak suretiyle, bir tatlı çeşidi olarak algılanacak şekilde davacının markalarından tamamıyla farklı bir algı yaratıldığı, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmış olmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar vermiş ve davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları.
3.Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.