8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/4511 E. , 2024/6885 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... mirasçıları vekili ve müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro sırasında Ağrı ili Merkez ilçesi Balıksu köyü çalışma alanında bulunan 8, 216, 217, 254, 333, 348, 369 ve 81 parsel numaralı taşınmazlar vergi kaydı ve miras yolu ile geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eşit paylarla ...ve ... adına tespit edilmiş, daha sonra davalı olduğu belirlenmiştir. Davacılar ...ve ... tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde ... aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi davası Tapulama Mahkemesine aktarılmıştır. Müdahil Hazine vekili; taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesi istemi ile davaya katılmıştır.
Tapulama Mahkemesince aktarılan dava ve tespit tutanaklarının birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, taşınmazların payları oranında davalı ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; davacıların temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.05.1981 tarihli ve 1980/14506 Esas, 1981/5681 Karar sayılı ilamı ile davacıların itirazlarının yerinde bulunmadığına ancak; gerçek hak sahibinin tespitinin sağlanması için dava konusu taşınmazların mera olup olmadığı hususunda eksik inceleme yapıldığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda "Dava konusu taşınmazlardan 8, 348, 369 ve 381 parsel sayılı taşınmazların sınırında mera vasıflı taşınmazlardan olduğu, alınan teknik raporlara göre dava konusu taşınmazların komşusu olan mera parselleri ile arasında ayırıcı unsurların olmadığı, sınırlarının belirgin olmadığının ve mera vasfında olduklarının belirtildiği yine keşif anında yapılan gözlemde de dava konusu taşınmazların komşu mera parseli ile aralarında doğal veya yapay herhangi ayırıcı unsur tespit edilmediği, kamu orta malı olduğu tespit edilen ve özel mülke konu olamayacağı anlaşılan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 18/2 nci maddesi gereğince kazandırıcı zaman aşımı yolu ile iktisabının mümkün olmadığı da gözetilerek asli müdahil Hazinenin talebinin kabulü ile dava konusu taşınmazların aynı ada ve parsel numarası altında kamu orta malı olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline tesciline; Dava konusu 216, 217, 254 ve 333 parsel sayılı taşınmazlara komşu taşınmazların çayır vasfında taşınmazlar olduğu (durumun komşu taşınmazlara ait kadastro tutanak suretleri ve tapu kayıtları getirtilerek denetlendiği), 333 parsel sayılı taşınmazın ise doğu yönünden komşusu olan 532 parsel sayılı mera vasıflı taşınmaz ile ayırıcı unsurunun olduğu gerek mehkeme gözlemi gerek teknik rapor ile anlaşıldığı bu nedenle eylemli duruma göre meradan açılma durumunun oluşmadığı, dava konusu taşınmazların satın alma tarihi olan 1953 yılından bu yana davalı ve mirasçıları tarafından tarla olarak kullandığı, bu nedenle eklemeli zilyetlik ile uyuşmazlık tarihinden geriye en az 20 yıl boyunca nizasız, fasılasız, aralıksız malik sıfatı ile zilyetliğinin olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile 216, 217, 254, 333 parsel sayılı taşınmazların tespitinin ayrı ayrı iptali ile tespit tutanağındaki vasıfları ve miktarları aynı kalmak kaydıyla davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hükme karşı müdahil Hazine vekili ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup müdahil Hazine vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden ... ve mirasçılarından alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.