11. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 27/12/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkiden dolayı düzenlenen 11/02/2017 tarihli 223.141,87-TL bedelli, ...seri numaralı, 17/02/2017 tarihli 10.384,00-TL bedelli, 01/08/2017 tarihli 63.561,36-TL bedelli, ...seri numaralı faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı tarafından faturaların kabul edilerek, ticari defterlerine işlendiğini, faturaların tebliğinden sonra, yasal süresi içinde herhangi bir itiraz ya da fatura içeriğinin düzeltilmesine ilişkin talep olmadığını, davalı şirkete cari hesap ekstresi de bildirildiğini, buna rağmen fatura bedellerinden yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan 103.575,23-TL'sinin ödenmediğini, bunun üzerine Antalya 7. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından icra takibine girişildiğini, davalı borçlunun yapılan takibe itiraz ettiği ve takibin durduğunu beyan etmekle; davalının itirazının iptali ile takibin devamını, davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...Davacının, 13/12/2016 tarihli 488,00-TL, 11/02/2017 tarihli 223.141,87-TL, 17/02/2017 tarihli 10.384,00-TL, 01/08/2017 tarihli 63.561,36-TL bedelli 4 adet faturaya dayalı alacağının tahsili için davalı şirket hakkında icra takibi başlattığı, takibin davalının itirazı ile durduğu ve itirazın iptali için eldeki davanın ikame edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalının incelenen ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduklarının ve davaya konu faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olup, davacının ise usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediği, ancak davalının usulüne uygun tutulan defterlerinde faturaların işlendiği ve süresinde faturalara itiraz edilmediği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, takip ve davaya konu alacak, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklandığı dolayısıyla da likit olmadığından şartları oluşmayan icra inkar tazminatının reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa gidilmesi gerektiğini, bu hususun eksik bırakıldığını, davalı müvekkili şirket tarafından yetki itirazında bulunulduğunu, yetki itirazını icra müdürlüğünün değerlendiremeyeceğini, ya icra takip dosyasının alacaklı tarafça yetki itirazında belirtilen icra müdürlüğüne gönderilmesi ya da açılacak itirazın iptali davasında öncelikle davacı tarafça dava dilekçesinde yetki itirazının da iptalinin açıkça talep edilmesi ve mahkemede gerekçeli kararında yetki itirazlarını açıkça iptal etmesi gerektiğini,
İİK'nın 50/2 maddesi gereğince yetkiye ve borca itirazın varlığı halinde öncelikle yetki itirazı kesin olarak karara bağlanacağını, bu hükmün itirazın iptali davalarında da uygulanacağında duraksama olmadığını, bu yönüyle dava konusu takipte yetki itirazı bulunduğu ve itiraz üzerine takip durdurulduğunda öncelikle yetki itirazının iptali isteminde bulunmak gerektiğini, dava dilekçesinde yetki itirazının iptaline ilişkin bir istem ve talep bulunmadığını, dosya kapsamı itibariyle ne açılan dava dilekçesinde davacı tarafça yetki itirazının iptali talep edilmediği gibi mahkemede gerekçeli kararında yetki itirazlarının da iptali yönünde bir karar vermediğini, bu durumda verilen kararın açıkça hukuka aykırı olup davanın usulden reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, esasa ilişkin itirazlarında ise; mahkemenin esasa ilişkin incelemesini icra takibine konu faturalar üzerinden yaptığını, müvekkiline dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğinden dava dilekçesinden haberi olmadığını, gerekli savunma ve cevaplarını sunamadığını ve delillerini bildiremediğini, mahkemenin araştırma yapmadan eksik inceleme ile karar verdiğini, bu sebeple kararın yargılama eksikliğinden dolayı kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkil ile davacı arasında ki ticari ilişkinin, müvekkilinin ihaleyle yapımını üstlendiğini ...tarafından ...aracılığıyla yaptırdığı spor tesislerinin elektrik malzemeleri ile elektrik işinin yapımını taşeron olarak davacı tarafça üstlenilme işi olduğunu, mahkeme gerekçesinde sanki faturaya konu mal teslimi imiş gibi durum değerlendirmesi yapmasının yanlış ve hatalı sonuca ulaşmasına neden olduğunu, faturaların içeriğinin hem elektrik malzemesi hem de bu malzemenin ilgili tesiste yerine monte ve takılması ile elektrik çekimine ilişkin işçilik bedellerine ilişkin olduğunu, mahkemenin bu gerekçesinin yerinde olmadığını, eksik ve hatalı olduğunu, davacı tarafın delil olarak kendi ticari defterlerine dayandığını ve dava dilekçesi ile mahkemeye sunduğu beyan dilekçelerinde ticari defterlerini delil olarak ibraz ettiğini, ancak davacıya ticari defterlerini incelemek üzere ibrazı için kesin süre verilmiş olmasına rağmen davacının süresinde defterlerini sunmadığını, sonrasında da yerinde inceleme istemiş ise de; bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede defterlerin sunulmamış olması nedeniyle ticari defterlerin incelemediğinin bilirkişi tarafından tutanak altına alındığını, müvekkilinin defter kayıtlarına göre sadece davacının alacağının 42.969,93-TL olarak kabulü gerekirken, mahkemenin HMK.'nın 222. maddesine aykırı olarak davacının alacağının 103.575,53-TL olarak kabul etmesinin hukuki olmadığını, mahkemenin bu miktarı nereden ve neye ilişkin bulduğu da gerekçesinde belirtilmediği gibi bilirkişi raporunda da bu miktarı gösteren bir tespit ve beyanatın da olmadığını, HMK.'nın 222. maddesine göre; öncelikle davacı taraf defterlerini sunmadığından ticari defterlerinin hukuka uygun olup olmadığı, açılış ve kapanışlarının kanuna uygun yapılıp yapılmadığı bir diğer ifade ile lehine delil sayılabilecek nitelikte olup olmadığının mahkemece tartışılamadığını ve incelenemediğini, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olması, açılış ve kapanış onaylarının ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiğini, yapılan yargılama yazılı usule tabi bir yargılama ile yürüdüğünü, HMK gereği tüm tarafların yasal süresi içinde tüm delillerini ibraz etmesi gerektiğini, süresinde ibraz edilmeyen delillerin süresinden sonra ibraz edilse bile ibraz edilmemiş sayılacağını, hükümde esas alınmayacağını, süresinde ibraz edilmeyen delile dayanarak mahkemenin karar vermesinin kararın kaldırılmasını gerektiren bir diğer husus olduğunu, davanın reddi gerekirken kabulüne dair verilen kararın hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili tarafından açılan eldeki davada, taraflar arasında faturaya dayalı bakiye alacağa yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talep edilmiştir.
Davacı alacaklının başlattığı icra takibinde, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine de itiraz edilerek yetkili icra müdürlüğü’nün davalının yerleşim yeri olan Elazığ İcra Müdürlüğü olduğu bildirilmiştir. Ancak;
İlk derece mahkemesince icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı öncelikle değerlendirilmesi gerekirken hiç değerlendirilmemiş, gerekçede de buna ilişkin bir açıklama yapılmadığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; davanın temelini oluşturan icra takibinin para alacağına ilişkin olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre yetkili icra dairesinin ve mahkemenin neresi olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; yanlar arasında yazılı bir sözleşme yoktur. Davacı yan takibe dayanak faturalara ilişkin bakiye alacak talep ettiği, davalı yan ise takibe itiraz dilekçesinde; ... işinden kaynaklı davacı yanın işini yarım bırakarak edimini yerine getirmediğini, bu sebeple davacı yana borçlu olmadığını savunduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır ( HGK’nın 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K. ).
Para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 Sayılı TBK'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde davaya konu olması sonucu doğar ki, bu da, Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur.
Eser sözleşmesinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 Sayılı TBK'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 6.HD'nin (kapatılan 15.HD.) istikrar kazanmış içtihatları da bu yöndedir. Eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, yetkili mahkeme ve icra dairesi, 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince davalının ikametgahının bulunduğu yer veya aynı yasanın 10. maddesi gereğince sözleşmenin ifa edildiği yer mahkeme ve icra daireleridir. (Yargıtay 15. HD. 2015/6236 E,2016/447K; 2019/2763 E., 2019/3958 K.; 2015/6312 E.,2016/542 K. sayılı ilamları) Davacı alacaklı, yukarıda açıklanan yetkili iki yerden birinde icra takibi yapabilecek ve dava açabilecektir.
Eser sözleşmesinde, satıştan farklı olarak özel bir sipariş ve siparişe uygun imalat söz konusu olup, eser sözleşmesinde montaj da dahildir. Somut uyuşmalıkta; dosya kapsamına sunulan fatura içeriklerinde yapılan incelemede; takibe konu faturaların mal satışı yanında montaja ilişkin işçilik bedellerini de içerdiği açıktır. Davalı yan, dava konusu edilen ve satıp teslim edildiği iddia edilen malzemelerin montajını Sivas'ta bulunan spor tesislerinde yapıldığını ileri sürdüğü gibi, buna ilişkin dava dışı l...ve ...ile yapılan mal alımı ve montajına ilişkin davalının yüklenici olduğu sözleşmenin de dosya kapsamına sunulduğu, yine davalı yanın ticari defterlerinde de taraflar arasındaki ticari ilişkinin yalnızca davaya konu faturalara ilişkin olduğu anlaşılmakla; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşmenin ifa edildiği yerin Sivas olup, davalı şirketin merkezinin de Elazığ İlinde olduğu, davacı, davaya dayanak icra takibini Antalya İcra Müdürlüğü'nde başlattığından, geçerli bir icra takibinin bulunmadığı açıktır. Davalı yan, icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazında haklıdır. Her ne kadar davacı yan dava dilekçesinde; faturaların alt kısmında Antalya İcra Dairelerinin yetkili olduğuna ilişkin kayıt olduğunu belirtmişse de; tek taraflı bu kaydın yetki sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığı da açıktır.
Açıklanan gerekçelerle; İİK.'nın 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davalarında, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmış olması bu davaya özgü bir dava şartı olup,
HMK’nın 114.maddesinde düzenlenen dava şartları mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınarak dava şartının bulunmaması halinde HMK’nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken İlk derece mahkemesince davanın esası hakkında hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2.6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2021 tarih ve ... Esas, ...Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a-Takibin yetkisiz icra dairesinde yapılmış olması nedeniyle açılan davanın HMK’nın 114/1 maddesi ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin olarak yatırılan 1.371,33 TL harçtan mahsubuyla bakiye 943,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2021 tarih ve ...Esas - .,..Karar sayılı, ....Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE,
3.İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 1.768,81 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,
b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 27,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 189,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, c-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4.Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.27/12/2024 ...