Esas No
E. 2022/7552
Karar No
K. 2024/6551
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2022/7552 E.  ,  2024/6551 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2046 E., 2022/1172 K.

KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/197 E., 20210/223 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, müdahalenin men'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne, müdahalenin men'i talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce ilk olarak 1948 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümleri gereğince yapılan orman kadastrosu, 1975 yılında 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) ile değişik 2 nci madde uygulaması, sonrasında yine 25.01.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun kapsamında aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; Balıkesir ili Edremit ilçesi Çamlıbel Mahallesi 575 ada 18 parselde kayıtlı taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğunu, Orman Kadastro Komisyonu tarafından 3302 uygulaması yapıldığını, tapulama haritalarının 766 sayılı Kanuna göre 1983 yılında yapıldığını, 22/A çalışmaların sonucu üretilmiş sayısal haritaları karşılaştırıldığında sınırlarda değişiklik olmadığını, 1988 yılında, 3302 çalışmaları sırasında 41 nolu Orman Kadastro Komisyonunun İşletme Müdürlüğüne yazdığı yazıda 1016, 1026, 1032, 1036, 1038, 1046, 1055 ve 1059 nolu parsellerin kısmen orman sınırları içerisinde kaldığını, tapu iptali ve tescil davası açılması gerektiğinin bildirildiğini, ayrı parseller olarak Orköy Genel Müdürlüğü tarafından 4217 sayılı Kanun gereğince kullanıcılarına satıldığını, Genel Müdürlüğün 20.07.2012 tarihli ve 1607 sayılı yazıları ie Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 2020/1 Genelgesi kapsamında idari yoldan ifrazı için tapu maliklerine tebligat yapılması ve orman sınırları için kalan kısımlarından feragat etmeleri için 30 günlük süre verildiğini, feragat edilmediği takdirde işletme müdürlüğünce orman sınırları içinde kalan kısımları hakkında tapu iptal davası açılmasının emirlendiğini, Gürgendağ Orman İşletme Şefliği tarafından tüm tapu maliklerine idari yoldan ifrazı için 30 günlük süre verildiğini ancak bu süre içerisinde herhangi bir talepte bulunmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 22 nolu orman Kadastro Komisyonu tarafından kadastro çalışmalarının yapıldığını, 1975 yılında da çalışmaların yapıldığını orman sınırlarının değişmediğini, dava konusu parselin kısmen kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığını, orman vasfını koruduğunu, devlet ormanlarının anayasa ile güvence altına alındığın öne sürerek dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile orman adına kayıt ve tesciline , taşınmaz üzerinde ki müdahalenin menine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yersiz ve dayanaksız olduğunu, öncelikle dava dilekçesinin açıklanması gerektiğini, davanın tapuya itimat prensibine aykırı olduğunu, davalının dava konusu taşınmazı tapuda resmi memur önünde iktisap ettiğini, tapu kaydında herhangi bir tedbir ve beyan bulunmadığını, iyi niyetli malikin korunmasının esas olduğunu, 31.12.1981 öncesi ve geriye dönük 5 yıllık taşınmazın bulunduğu mahalde ikamet esası mevcut olduğunu, davacı tarafın taleplerinin maddi vakalara aykırı olduğunu, taşınmazın orman vasfında olmadığını, dava konusu taşınmazın içinde ürün verir şekilde meyve ağaçlarının olduğunu, taşınmazın etrafın çeviren duvarlar yapıldığını, koruma önlemleri alındığını, tüm bunların emek ve para sarfı olduğunu öne sürerek davanın reddini istemiştir. Dava, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazlar başında mahallinde keşif yapılmış 15/01/2020 tarihli, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve inşaat mühendisi tarafından tanzim edilen ana rapora göre, tapu iptali ve tescili istenilen Edremit ilçesi Çamlıbel Mahallesi sınırları içerisinde zeytinlik vasfında 575 ada 18 parsel 4.225,74 metrekarelik bölümün, Orman Bölge Müdürlüğü tarafından sınırları çizilen, kadastro fen memuru ve harita mühendisinin 23.12.2019 tarihli raporlarında belirttikleri üzere (A) harfi ile gösterilen 1.046,26 metrekarelik kısmın orman sınırları içerisinde kaldığı bu kısımda eğimin fazla olduğu, taşlı yapıda olduğu, çam ağaçlarının bulunduğu anlaşıldığından, davalı taşınmaz kısımlarının tapu alanından çıkarılması gerektiği görüş ve kanaati bildirilmiştir. 23.12.2020 tarihli, harita mühendisi, kadastro fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen ana rapora göre raporlarının ekinde çizili krokide belirttikleri üzere (A) harfi ile gösterilen 1.046,26 metrekarelik kısmın orman vasfı ile hazineye kayıt ve tescil edilmesinin uygun olduğu kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle davanın kabulüne, (A) harfi ile gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, bu bölüme vaki müdahalenin men'ine karar verilmiş; hükmün, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, bilindiği üzere kesinleşen orman kadastrosunun bulunması halinde, bir yerin orman olup olmadığının öncelikle varsa kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanakların uygulanması ile belirlenmesinde zorunluluk bulunmasına, uzman orman ve harita bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın 28.10.2020 tarihli teknik bilirkişiler müşterek raporunda (A)harfi ile gösterilen 1.046,34 m2 yüzölçümünde ki bölümünün kesinleşen orman tahdidi içinde kalan ve bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesine göre davalı vekilinin sair istinaf nedenleri yerinde değildir. Ne var ki , davacı ... Yönetimi kesinleşen tapu iptali ve tescil istemi yanında ayrıca müdahalenin önlenmesi isteminde de bulunmuş olup her ne kadar mahkemece davacı ... İdaresinin bu istemi yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Türk Medenî Kanunu'nun 683 üncü maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu, aynı hüküm uyarınca haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı adına tapuda kayıtlı olup, davalının haksız bir tasarruf ve elatmasından söz edilemez, elatmanın önlenmesine karar verilemez. Bu itibarla, mahkemece elatmanın önlenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulmuş olması isabetsiz ise de 'kanunun olaya uygulanmasında' hata edilen ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eldeki dava dosyası açısından yapılan yanlışlığın 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b.2 nci maddesi gereği düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiş" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere davanın kısmen kabul kısmen reddine şeklinde hüküm kurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog