Esas No
E. 2021/17246
Karar No
K. 2024/5147
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2021/17246 E.  ,  2024/5147 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı ... İdaresi vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde; Ormaniçi köyü, ... mezrasında sınırları belirtilen yaklaşık 20 dönüm taşınmaz hakkında davalı tarafından açılan tescil davasının reddedildiği halde ağaçlandırma bölgesi kapsamında olan taşınmaza davalının elatmasının devam ettiğini belirterek davalının bu yere elatmasının önlenmesini ve davalının taşınmaz üzerindeki muhdesatının kal'ini istemiştir.

Pütürge Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.04.2008 tarihli ve 2003/10 Esas, 2008/37 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/6 Esas, 2001/60 Karar sayılı kararı ile hükmen tescil edildiği ve davalının korunmaya değer mülkiyet hakkı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.10.2008 tarihli ve 2008/9381 Esas 2008/13531 Karar sayılı kararıyla bozulmuştur. Pütürge Asliye Hukuk Mahkemesinde bozmaya uyularak yapılan yargılama devam ederken, yörede 3402 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazla ilgili kadastro tespit tutanağı düzenlenmiş ve eldeki dava kadastro tespitine itiraz davasına dönüşmüştür.

Pütürge Asliye Hukuk Mahkemesince muhdesatın kal'i talebinin dosyadan tefrikine ve el atmanın önlenmesi talebi yönünden dava konusu taşınmaza tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarılması ile yargılamaya devam edilerek, "çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının belirlendiği, davalı lehine zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının oluşmasından dolayı dava konusu taşınmazın davalı adına kesinleşmiş ilam ile tescil olunduğu ve davalının korunmaya değer mülkiyet hakkının dava konusu taşınmaz üzerinde kesinleşmiş mahkeme ilamına dayalı tescil ile birlikte gerçekleştiği, davacı yanın yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedildiği ve bu kararın onandığı, bu nedenle taşınmaz malikine açılmış olan bu davanın reddi gerektiği, ancak görevsizlik kararı öncesinde yargıtay ilamında davalının kullanmış olduğu alan ile ilgili fen bilirkişi raporundaki taşınmazın şekli ile tescil krokisindeki şeklin benzemediği belirtilmesi nedeniyle yapılan keşifte davalının kullandığı alanı sınırları gezilerek göstermesi sağlanmış ve bu sınırları fen bilirkişisine raporunda gösterilmesi ile yine Yargıtay ilamında belirtilen taşınmaza ilişkin daha önceki krokilerinde tek rapor üzerinde gösterilmesi fen bilirkişisinden istenilmiş, harita mühendisi bilirkişisinin 06.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda Yargıtay ilamında da bahsedildiği üzere tescil krokisi ile (210 ada 2 parselin sarı renkle düz çizgi ile gösterilen sınırları) ile 07.01.2008 tarihli teknik bilirkişi raporu ekindeki kroki aynı raporda gösterilmiş, tescil krokisinin kullanılan yer ile farklı olduğu ancak daha önce harita mühendisince 2008 yılında düzenlenen rapor ile şekil itibariyle benzedikleri, kısmen farklı oldukları görülmüş, teknik imkanlar dahilinde daha net bilgiler veren son rapora göre taşınmazın sınırlarının gösterilmesinin daha doğru olacağı kanaatine varılmış, netice olarak davanın reddine, taşınmazın sınırlarının dosyamıza sunulan son raporda belirtilen alan ve sınırlar doğrultusunda düzeltilmesine" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu Malatya ili Pütürge ilçesi ... Mahallesi 210 ada 2 ve 3 parsellerin tespit gibi tescillerine, 06.11.2019 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi ... ... tarafından sunulan raporda kırmızı renkle işaretlenen sınırları ve alan hesabının esas alınarak düzeltilmesine karar verilmiş olup; hüküm, davacı ... İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... köyünde genel arazi kadastrosu 2009 yılında yapılmış, 210 ada 2 parsel numaralı taşınmaz 29.000 m2 yüzölçümü ile tarla vasfında 23.08.2002 tarihli ve 4 sıra 38 cilt 1 sayfa numaralı hükmen oluşan tapu kaydına istinaden Bedir oğlu ... adına, 210 ada 1 ve 3 parsel numaralı taşınmazlar ise belgesizden ... adına tespit edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesi; “30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. (Ek cümle: 25.02.2009-5841/2 mad.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 12.5.2011 tarihli ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararı ile) Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz. Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar.” hükmünü içerir. Madde metninden anlaşılacağı üzere itiraz edilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları kesinleştirilemez. Kesinleşmemiş tutanakların tapuya tescili halinde üzerinde yapılan işlemler ise yok hükmünde kabul edilir. Pülümür Asliye Hukuk Mahkemesinde elatmanın önlenmesi davası devam ederken kadastro çalışması neticesinde, dava kadastro tespitine itiraza dönüşmüş olup çekişmeli taşınmazlara ait tutanakların 3402 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre malik hanesi boş olarak Kadastro Mahkemesine devredilmesi gerekirken 01.10.2009 tarihinde usulsüz olarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde mahkemece önceki tarihli bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Ne var ki, 06.11.2019 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi raporunda bahsedildiği üzere; (A) harfi ile gösterilen 8.242,35 m² lik yerin 210 ada 2 parselin alanından düşülerek 210 ada 1 parselin alanına ilave edilmesi, B harfi ile gösterilen 8.442,58 m² lik yerin 210 ada 3 parselin alanından düşülerek 210 ada 2 parselin alanına ilave edilmesi ve (C) harfi ile gösterilen 200,23 m² lik yerin ise 210 ada 2 parselin alanından düşülerek 210 ada 3 parselin alanına ilave edileceği, bu işlemlerin sonunda da davacı adına kayıtlı olan 210 ada 2 parselin de alanında herhangi bir değişiklik olmayıp tapu alanı ile aynı olacağı, ayrıca 210 ada 1 ve 3 parsellerin maliki Hazine olduğu, ifade edilen alan ekleme ve çıkarma işlemleri sonucunda Hazinenin de alan yönünden toplamda herhangi bir kaybının olmayacağı yönündeki değerlendirmeye dayanılarak çekişmeli taşınmazlar hakkında davanın reddine karar verilerek, hem tespit gibi tescillerine karar verilmesi, hem de söz konusu raporda kırmızı renkle işaretlenen sınır ve alan hesabının esas alınarak (A) ile gösterilen 210 ada 2 parsele ait 8.242,35 m2 nin, dava konusu olmayan 210 ada 1 parsele eklenmesi suretiyle düzeltilmesi doğru olmamıştır.

İlk Derece Mahkemesince; Pülümür Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/6-2001/60 sayılı kesinleşmiş kararı ile ... adına tescil edilen fenni bilirkişinin 11.04.2001 tarihli raporunda (B) ile işaretli 29.000 m2 lik kısma ilişkin kadastro tutanağı düzenlenen 210 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kapsamında kalıp kalmadığı üzerinde durularak ve 20.01.2020 havale tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi ... ...'ın bilirkişi ek raporunda "sarı renkle düz çizgi ile gösterilen hat 210 ada 2 parselin tescil krokisini göstermekte olup bu yer (210 ada 2 parsel) aynı zamanda Yargıtay ilamında bahsedilen 1995/22 Esas-1996/84 Karar ve 2000/6 Esas-2001/60 Karar sayılı dosyalardaki 14.06.1996 ve 11.04.2001 tarihli teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 29.000 m2 lik alan ile aynı yer olup sınırlarının birebir örtüştüğü tespit edilmiştir" değerlendirmesine uygun olarak (B) ile işaretli kısmın davalı ... adına, kalan kısımların ise davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, çekişmeli taşınmazların tamamı yönünden sicil oluşturacak şekilde hüküm kurulmamış olması usul ve kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine

23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.