7. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/4743
- Karar No
- 2010/4600
- Karar Tarihi
- 17.09.2010
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
7. Hukuk Dairesi 2010/4743 E. , 2010/4600 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün ONANMASINA ilişkin olarak daireden verilen 04.03.2010 gün ve 2009/5731-2010/1109 E.K. sayılı ilamın tashihi karar yoluyla incelenmesi davacı ... ... mirasçıları ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dava, tapuda kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Karar düzeltme nedeni olarak ileri sürülen yönler daire kararında gerekçesi gösterilmek suretiyle karşılanmıştır. Kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunmadığı gibi, 08.11.2003 tarihinde dava açıldıktan sonra öldüğü anlaşılan davalılardan ... mirasçılarının davaya dahil edildikleri, kendilerine tebligat yapıldığı, davalılar vekiline vekaletname vererek kendilerini davada vekille temsil ettirdikleri, davada taraf teşkilinin sağlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Düzeltilmesi istenilen karar, bu yönlerden dosya içeriğine, usul ve kanuna uygundur. Bu nedenlerle, davacı ... ... mirasçıları ... ve arkadaşları’nın yerinde görülmeyen ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440.maddesi hükmüne de uymayan aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteklerinin REDDİNE,
2.Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm dosya kapsamında toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Usul kanunumuz davada taraf ehliyetini tanımlamamış, bu konuda 38. madde ile Türk Medeni Kanunu'na yollamada bulunmakla yetinmiştir. Türk Medeni Kanunumuz ise davada taraf olma ehliyetini medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası olarak saymış, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneği bulunduğunu, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini, ölümle birlikte medeni haklardan yararlanma ehliyetinin ve buna bağlı olarak da davada taraf ehliyetinin sona ereceğini açıklamıştır. Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde kural olarak ve ayrık bir kanun hükmü bulunmadıkça dava tarihinden önce öldüğü belirlenen bir kişiye karşı dava açılamaz, açılmış ise davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Taraflardan birinin yargılama sırasında ölmesi halinde ise davada taraf ehliyeti sona ereceğinden davanın mirasçıları tarafından sürdürülmesi ve hükmün de doğal olarak mirasçıları hakkında verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden davalılardan ...’ün 08.11.2003 tarihinde dava açıldıktan sonra öldüğü, mirasçılarının davaya dahil edildiği ancak gerekçeli karar başlığında davalı olarak ölü ... mirasçıları denilerek mirasçılarının gösterilmesi gerekirken doğrudan ...’ün gösterildiği ve ölü kişi hakkında hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular dikkate alındığında davadan sonra öldüğü anlaşılan ... hakkında hüküm verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece gerekçeli karar başlığında davalı olarak ... mirasçılarının gösterilmesi ve mirasçılar hakkında hüküm verilmesi gerekirken öldüğü ve davada taraf ehliyeti sona erdiği halde ... hakkında hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, davacı ... ... mirasçıları ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu olgu gözden kaçırılarak sehven onandığı anlaşıldığından, davacı ... ... mirasçıları ... ve arkadaşlarının karar düzeltme isteğinin kabulü ile dairemizce verilen 04.03.2010 gün ve 2009/5731-2010/1109 E.K. sayılı onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 35,50 TL karar düzeltme harcı ile daha önce temyiz için ödenen harçların istek halinde davacı ... ... mirasçıları ... ve arkadaşlarına iadesine, 17.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.