Esas No
E. 2022/1345
Karar No
K. 2023/3770
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2022/1345 E.  ,  2023/3770 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1551 Esas, 2021/1552 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/77 E., 2018/1036 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin süresinden sonra yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... Özbek dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Blok Taşıyıcı Sorumluluk Poliçesi ile sigortaladığı dava dışı BSH Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş.’ye ait motor emtiasının Slovakya’dan Türkiye’ye taşınması işinin alt taşıyıcı sıfatıyla davalı tarafından yapıldığını, Romanya’da tek araçlı kaza meydana gelip emtianın hasar gördüğünü, Romanya polisinin sürücünün uyku halinde olabileceğini, kazanın bu sebeple meydana geldiğini belirttiğini, müvekkilinin sigortalıya 75.519,35 Euro ödeme yaptığını, rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı; cevap dilekçesi vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Romanya'da meydana gelen kaza sebebiyle Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR Konvansiyonu) hükümleri uygulanacağını, CMR Konvansiyonu'nun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Special Drawing Right –Özel Çekme Hakkı (SDR) miktarı gözetilerek sınırlı sorumluluk limiti içerisinde davacının talep edebileceği gerçek zararın tespit edildiği, davalı nakliyecinin sadece gerçekten oluşan zarardan sorumlu olduğu, somut olayda aracın devrilmediği, aracın sağ tarafındaki sekiz paletin yandan döküldüğü, buna %50 oranında tolerans eklendiğini, toplam emtia adetinin 3.720 olduğu dikkate alındığında çok az eşyanın döküldüğü, geri kalan paletlerin araç üzerinde kaldığı, istiflerin kaymadığı, naylon ambalajlarının bozulmadığı, ambalajı bile yırtılmamış paletlerin hasarlı kabul edilmesi ve bunun da alacak kalemine dahil edilmesinin gerçek zarar ilkesine uygun bulunmadığı, davacının talebi ile bilirkişi raporlarında tespit edilen miktarlar arasındaki farkın bundan kaynaklandığı, bilirkişi heyeti tarafından hukuka uygun ve denetime elverişli şekilde fotoğraflar ve raporlar irdelenip tartışılarak gerçek zarar miktarının tespit edildiği, CMR Konvansiyonu'nun 17 nci maddesi uyarınca üçüncü şahsın zararının 38.059,45 euro olarak tespit edilmişse de, bu miktarın 3.050,00 euro'sunun poliçe gereğince düzenlenen muafiyet miktarı olduğu, esasında davacının nakliye sorumluluk poliçesi kapsamında 35.009,45 euro ödeme yapması gerektiği, aralarındaki sözleşmeye nazaran muafiyet uygulaması yapılmaksızın yapılan ödemelerin hatır ödemesi niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile 35.009,45 euro alacağın takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca işleyecek ve hesaplanacak faiziyle birlikte tahsili için takibin devamına, fazlaya dair istemin reddine, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ekspertiz raporundaki tespite aykırı bilirkişi raporunun yerinde olmadığını, bu hususta uzman görüşündeki değerlendirmenin dikkate alınması gerektiğini, gerçek sararın SDR’yi aşmadığını, taşıyıcının ters çevrilmiş ispat yükü bulunduğunu, müvekkilinin yaptığı ödemeyi kanıtladığını, tümünü davalıya rücu edebileceğini, muafiyeti düşüp düşmemekte müvekkilinin serbestiyetinin bulunduğunu, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; CMR Belgesinde ismi geçmeyen ve adına navlun faturası kesilmeyen müvekkilinin asıl taşıyanmış gibi sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin süresinde istinaf dilekçesi vermediği, taşıyıcının teslim aldığı emtiayı, alıcıya teslim edinceye kadar emtiada meydana gelen hasardan sorumlu olduğu, davalının taşıması sırasında meydana gelen hasardan, taşıtanın her hangi bir kusuru bulunmadığı ve taşıyıcının sorumluluktan kurtulma veya sorumluluğunun azaltılmasına ilişkin her hangi bir durumun varlığının kanıtlanmamış olması nedeniyle, davalı taşıyıcının meydana gelen gerçek zarardan sorumluğunun bulunduğu, ekspertiz raporunda emtianın bir kısmının kaza sonrası halen araç üzerinde olduğu, dağılan paletlerdeki ürünlerinde toplanarak araca yüklendiği ve bir kısım paletin de daha iyi göründüğü belirlendikten sonra, üretici firma yetkililerinin meydana gelen kaza sonucunda tüm emtianın hasarlı olarak değerlendirildiğinin belirtildiği, kaza sonucu taşınan emtiada hasar oluşması halinde bu hasarın gerçek miktarından, sorumluluk sınırları içinde taşıyıcının sorumlu olduğu, hükme esas alınan raporda hasara uğrayan emtianın gerçek miktarının denetime elverişli şekilde 38.059,45 euro olarak belirlendiği, davacının gerçek zararı aşan miktarda ödeme yapması halinde bu ödemeye taşıyandan isteyemeyeceği, sigortacının sigortalının haklarına halef olarak eldeki davayı açtığından, bu taşıma nedeniyle sigortalının isteyebileceğinden daha fazla bir miktar talep edemeyeceği, tenzili muafiyetin düşülmeden ödeme yapılması nedeniyle ilk derece mahkemesince bu kısma denk gelen 3.050,00 euro'nun reddine karar verildiği, ancak, davacının hasar ödemesini yaparak, poliçe gereği sigortalının haklarına halef olduğu gibi dosyaya sunulan ibraname, mutabakatname ve tazminat makbuzu ile 75.345,95 TL hasar bedelini ödeyerek sigortalının haklarını temlik aldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 184 üncü maddesi gereğince yazılı şekilde yapılan alacağın devri sözleşmesinin geçerli olduğu, davacı ... tarafından muafiyet uygulanmadan yapılan ödeme alacağın devri sözleşmesi ile devir alındığından, bu miktar yönünden de devir sözleşmesi kapsamında sigortalının haklarına halef sıfatını kazandığı, bilirkişi raporuyla gerçek zararın belirlendiği, sovtaj bedelinin mahsubu sonrası sigortalı emtiada meydana gelen gerçek zararın ödenerek, bu zarar yönünden sigorta sözleşmesi, ödeme ve alacağın devri sözleşmesi ile sigortalının haklarına halef olunduğu, gerçek zarar üzerindeki ödemeden sigortalının sorumlu tutulamayacağı, vekalet ücretinin dava tarihine göre belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının süresinde olmayan istinaf başvuru dilekçesinin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 38.059,45 euro asıl alacak üzerinden kısmen iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca temerrüt faizi uygulanmak suretiyle ve takipteki diğer koşullarla takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişinin zarar miktarını eksik ve hatalı tespit ettiğini, sınırlı sorumluluk miktarı içinde kalan miktarın tümüne hükmedilmesi gerektiğini, muafiyetin düşülmemesinin halefiyet hakkını etkilemediğini, ekspertiz raporunun aksi yönündeki bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiğini, ekspertiz raporunun göz ardı edilemeyeceğini, müvekkilinin ispat yükünü yerine getirdiğini, zararın taşıma sırasında meydana geldiğinin sabit olduğunu, taşıyıcının sorumluluğunun ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğu niteliği taşıdığını, yapılan ödemenin kanıtlandığını, davalının tümünden sorumlu tutulması gerektiğini, muafiyeti düşüp düşmemekte müvekkilinin serbestliğinin bulunduğunu, tazminat miktarı belirlenebileceğinden icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin doğru olmadığını, vekalet ücretinin karar tarihindeki kur ve güncel dava değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, rücuen tahsil için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.CMR Konvansiyonu'nun 17 nci ve 37 nci maddesi.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.