6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2024/227 E. , 2024/4205 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dava konusu taşınmazı Nurtun İnşaat Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti ile yapılan 26.10.2015 tarihli sözleşme ile satın aldığını, ilgili taşınmazın arsa sahibi konumunda olduğunu, taşınmaz üzerinde inşa edilecek konutların yapımı konusunda Fa-Be Grup firmasıyla sözleşme yapıldığını, ilgili taşeron firmanın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, işin ayıplı olarak ifa edildiğini, A2 Blok 11 numaralı arsa payını kötü niyetli olarak 3. kişilere devrettiğini, yüklenici taşeron firma edimlerini yerine getirmediğinden kendisine avans olarak verilen bu payın geri istenebileceğini ileri sürerek A2 blok 11 numaralı arsa payını üzerindeki tapu kaydının iptali ile davacı müvekkili şirket adına tesciline ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000 Türk Lirası'nın yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında müvekkilinin taşınmazı, tapuda malik görünen kişiden aldığını iyi niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı şirketin dava konusu taşınmaz üzerindeki imalatı Nurtun İnşaat şirketinden 16.10.2015 tarihinde satın alındığı ve aynı tarihte arsa sahibi ... ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı, 27.10.2015 tarihinde de taşınmazın davacı yüklenici Mc Commerce İnşaat Enerji Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.' ne devredildiği, sonrasında davacı yüklenici şirketin alt taşeron Fa-Be Grubu ile inşaatın yapımı konusunda sözleşme imzaladığı, alt taşeron tarafından dava konusu A2 Blok 11 numaralı arsa payının davalıya tapuda satıldığı, davacı şirketin yüklenici şirket olduğu kendi edimlerini yerine getirmeden kendine düşen bağımsız bölümlerin satılmış olması nedeniyle açtığı tapu iptal talebinin hukuken korunmasının mümkün görülmediği, davalının davacı tarafından yapılan devirden sonra taşınmazı satın almış olduğu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini bilmesi ve öngörmesinin mümkün olmadığı gibi davacı tarafın kendisinin yapmış olduğu işleme de dayanmasının mümkün olmadığı, dava dilekçesinde belirttiği hususları ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından davacı şirket ile dava dışı arsa sahibi ... arasında 16.10.2015 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği, sonrasında davacı firma ile dava dışı Fa-Be-Grup arasında yapılan sözleşme ile taşınmaza yapılacak inşaatın yapım işinin dava dışı Fa-Be-Grup taşeron firması tarafından üstlenildiği, dava konusu A2 blokta 11 no.lu bağımsız bölümün 27.10.2015 tarihinde davacı şirkete, davacı şirket tarafından 10.5.2016 tarihinde satış yoluyla ...'e, bu kişi tarafından 19.07.2017 tarihinde satış yoluyla davalıya temlik edildiği, davacı yüklenicinin inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmesi halinde arsa sahibine karşı kişisel hak kazanabileceği ve sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunun adına nakledilmesini arsa sahibinden isteyebileceği, davacının kendi edimlerini yerine getirmeden kendine düşen bağımsız bölümün taşeron firma tarafından satmış olmasının hukuken korunmasının mümkün görülmediği, davalının davacı tarafından yapılan devirden sonra satın almış olduğu dairede bu durumları bilmediğini ve davalı üçüncü kişinin iyiniyetli olarak taşınmazı satın aldığını iddia etmesi, yine davalı üçüncü kişinin kötü niyetinin davacı tarafça ispat edilememesi dikkate alındığında, davalının mülkiyet iktisabının TMK nın 1023. maddesi gereğince korunması gerektiğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Arsa malikinin davada taraf olmadığı, dava dışı arsa maliki ile davacı yüklenici şirket arasında 16.10.2015 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, taşınmazın 27.10.2015 tarihinde davacı yüklenici şirkete devredildiği, davacı yüklenici şirket ile dava dışı Fa-Be Şirketi arasında taşınmaz üzerine yapılacak inşaatın yapımı konusunda taşeron sözleşmesi imzalandığı, taşeron firmanın imalat bedeli karşılığında dava konusu taşınmazı tapuda devraldığı, sonrasında A2 blokta 11 no.lu bağımsız bölümün davalı ...'a tapuda devir ve temlik edildiği, tapu senedinde bedelin nakden tamamen aldığının beyan edildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince gerekçede davacı yüklenici şirketin inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirdiğinde arsa sahibine karşı kişisel hak kazanacağı ve sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunun adına nakledilmesini arsa sahibinden isteyebileceği, davacı yüklenici şirketin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi hükümleri gereğince kendi edimlerini yerine getirmeden kendine düşen bağımsız bölümlerin taşeron firma tarafından satılmış olması nedeniyle tapu iptal tescil talebinde bulunamayacağı, davacı yüklenici şirketin şahsi hakka dayalı bu talebinin iyi niyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de gerek İlk Derece Mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'un davacı şirket ile dava dışı taşeron şirket arasındaki ilişkiyi bildiği halde taşınmazı iktisap ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesi bu şekilde değiştirilerek istinaf başvurusunun bu gerekçeyle reddi gerekirken bu gerekçe dışındaki gerekçelerle reddi doğru olmamış ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının,
HMK’nın 370/4. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar verilmiştir.