Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2024/750
Karar No
K. 2024/3119
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/750 E.  ,  2024/3119 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2024/750
Karar No: 2024/3119
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-...

2....

3....

4....

VEKİLİ: Av....
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER: 1- ...
VEKİLİ: Av. ...

2....

İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, eşi ve babaları ...'ın, Akdağmadeni Devlet Hastanesinde gerekli acil önlem ve müdahalede bulunulmaması sonucu ölümünde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranılan zararlara karşılık eş ... için 250,00 TL (miktar artırım ile 98.173,93 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuklar ... için 250,00 TL (miktar artırım ile 6.362,69 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 250,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ...için 250,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; ... tarih ve E:..., K:... sayılı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 19/10/2021 tarih ve E:2019/6789, K:2021/4885 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme neticesinde 30/11/2023 tarih ve E:2023/164, K:2023/1212 sayılı kararıyla dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile adli tıp raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının sağlık birimine kene tutması şikayetiyle gelmediği, 08/08/2014 tarihli hasta epikriz raporunda PLT değerinin düşük çıktığı ertesi gün tekrar kan verilmesi için hastanın gelmesi gerektiğinin hatırlatıldığı, ancak hastanın 09/08/2014 tarihinden üç gün sonra 11/08/2014 tarihinde sağlık birimine başvuru yaptığı, 11/08/2014 tarihinde yapılan tam kan tetkikinde anılan değerin düşük olması nedeniyle üst sağlık birimine sevk kararı alındığı, davacı yakınlarının isteği doğrultusunda kendileri tarafından aynı gün üst sağlık birimine başvurulduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediğinin ortaya konulması karşısında, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gibi ortada davalı idarenin kusursuz sorumluluğunu gerektiren hallerden birinin de mevcut olmadığının açık olduğu, bu nedenle davacıların maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, yakınlarının acil servise ilk başvurusunda yapılan tetkik sonuçlarına göre trombosit kan değerinin normal değerin altında çıktığı, bu hususa rağmen davalı idarece hazırlanan "Kene Tutunması İle Gelen Kişilere Yaklaşım Algoritması" gereği ileri tetkik için farklı bir sağlık kuruluşuna sevk edilmediği, olaydan üç gün sonra hastaneye gelmesinin istendiği, yeniden hastaneye başvurması neticesinde yapılan ikinci tetkik neticesinde trombosit değerinin daha da düştüğünün fark edilmesi üzerine sevk kararı alındığı, bu sevkin de ambulans marifetiyle yapılmadığı, yakınlarının ilk başvurduğu Akdağmadeni Devlet Hastanesinde acil önlem ve müdahalede kusur bulunduğu, yapılan 08/08/2014 tarihli başvuru üzerine yakınlarının bir üst sağlık kuruluşuna sevkinin yapılmamasıyla yakınlarının ölümü arasında nedensellik bağı bulunduğu ve idarenin hizmet kusuru olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve müdahil ... tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Davacıların yakını ..., 08/08/2014 tarihinde (cuma günü) üzerinde kene gezdiğini fark etmesinin ardından Akdağmadeni Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine başvurmuş, burada yapılan kan tahlilinde PLT (trombosit, platelets) değerinin 91 (normal değer aralığı 100 - 400) olduğu görülmüş, aynı tarihli epikriz raporuna göre, şikayetinin bulunmaması, kan hastalığı olduğunu beyan etmesi, sistem üzerinden yapılan sorguda en son alınan kan tahlilinde PLT değerinin 97 olduğunun görülmesi sebebiyle 09/08/2014 tarihinde (cumartesi günü) tekrar kan tahlili vermesi söylenerek evine gönderilmiştir. Kayıtlara göre müteveffa 11/08/2014 tarihinde (pazartesi günü) aynı hastaneye başvurmuş, aynı gün tekrar yapılan kan tahlilinde PLT değerinin 63 olduğu görülmüş, söz konusu hastanede uygun branş (enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı) bulunmadığından ileri tetkik ve tedavi için Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine (mutat taşıt ile) sevk edilmiş, hastanın bir üst merkeze kendi imkanlarıyla başvurmak istediği tutanak altına alınmış, sevk edildiği sağlık kuruluşuna başvurması sonrasında kırım kongo hemorajik ateşi tanısıyla yatarak takip ve tedavisine başlanmış, tedaviye cevap alınamaması nedeniyle 17/08/2014 tarihinde vefat etmiştir.

Davacılar tarafından, adı geçenin, Akdağmadeni Devlet Hastanesinde gerekli acil önlem ve müdahalede bulunulmaması nedeniyle ölümünde davalı idarenin hizmet kusuru olduğundan bahisle uğranılan zararların tazmini istemiyle 08/10/2014 kayıt tarihli dilekçeyle başvuruda bulunulmuş, bu başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 19/10/2021 tarih ve E:2019/6789, K:2021/4885 sayılı kararı ile bozulması üzerine, anılan bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme neticesinde olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 26/07/2023 tarih ve 1474 karar sayılı raporda; "1-Kişinin ölümünün Kırım Kongo Kanamalı Ateş Hastalığı ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu,

2.Kişinin ilk başvurusunda yapılan tetkiklerin normal olduğu, muayene bulgularının doğal olduğu, bir gün sonra kontrol kan tetkiki için hastaneye çağırıldığı, önerilmesine rağmen 09/08/2014 tarihinde tekrar hemogram, tetkik için kan vermesi ve intaniye ve hematoloji kontrolü, 09/08/2014 günü tekrar kan vermesinin önerilmiş olduğu, fakat hastanın tam kan örneği vermek için herhangi bir sağlık kuruluşuna ve intaniye uzmanına başvurmadığı, 11/8/2014 tarihinde Yozgat Akdağmadeni Devlet Hastanesine kontrol kanı vermek için geldiği, 11/08/2014'te alınan tam kan örneğinde kan değerlerinde düşme olduğu ve hastanın intaniye uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin anlatıldığı, kendi isteğiyle bir üst merkeze başvurmak istediğinin tıbbi belgelerde kayıtlı olduğu,

Trombosit değerindeki yaklaşık 3 yıldır devam eden düşüklüğün araştırılmasının acil serviste yapılacak işlemler kapsamında olmadığı, dosyada 10/08/2014 tarihinde kişinin hastane başvurusuna ait belge olmadığı, bu nedenle başvurduğuna dair bir kanaat oluşmadığı, kişinin bu tarihte başvurusunun olması halinde de kişinin 1 gün önce sevk edilmesinin de sonuca etkisinin olmayacağı, trombosit değerinin hızlı düşme sebebi ile ambulansla sevk edilmesinin uygun olduğu, ancak kişinin kabul etmediği ve aynı gün içinde üst merkeze ulaştığı cihetle, yapılan işlemlerde tıbbi hata bulunmadığı,

3.Kişinin vücudunda kene tutunmasının tespit edilmediği, üzerinde canlı kene görüldüğü ifadesiyle acil servise getirilen kişiye zorunlu olmadığı halde hastayı korumak adına yapılan işlemlerin kene tutunması algoritmasına uygun olduğu, tıbbi hata bulunmadığı

4.Sorulduğu üzere davalı idarenin uygulamalarında ihmal veya hata bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; kamu hizmetinin işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek şekilde makul ve hakkaniyete uygun bir miktar olarak belirlenmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize konu kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi: İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu irdelendiğinde, davacıların murisinin vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.

Bununla birlikte, davalı idare tarafından yayımlanan Kene Tutunması İle Gelen Kişilere Yaklaşım Algoritmasında, sırasıyla kenenin en kısa sürede çıkartılarak o bölgeye antiseptik solüsyon sürüleceği, sonrasında tam kan bakılacağı, kırım kongo kanamalı ateşi ile uyumlu şikayetleri sorgulanacağı, kırım kongo kanamalı ateşi ile uyumlu şikayetler yoksa ve trombosit 150.000'nin altında/ve/veya lökosit 4.000'nin altında ise 2. basamak sağlık kuruluşunda ilgili uzman hekim tarafından değerlendirilmek üzere sevk edileceğinin belirtildiği ve Mahkemece esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, davacılar yakınının trombosit değerinin hızlı düşmesi nedeniyle ambulansla sevk edilmesinin uygun olduğu ancak kişinin kabul etmediği yönünde bir değerlendirme yapıldığı görülmektedir.

Buna göre, davacılar yakınının, 08/08/2014 tarihinde üzerinde kene gezdiğini fark etmesinin ardından başvurduğu hastane acil servisinde yapılan kan tahlilinde PLT (trombosit, platelets) değerinin 91 olduğunun görülmesi üzerine algoritmaya uygun olarak 2. basamak sağlık kuruluşunda ilgili uzman hekim tarafından değerlendirilmek üzere sevk edilmesi durumunda ve ardından 11/08/2014 tarihli başvurusunda verilen sevk kararının ambulansla gerçekleştirilmesinin temini halinde murislerinin kurtarılıp kurtarılamayacağı hususunda ömür boyu şüphe duyacakları açıktır.

Bu durumda, anılan şüphenin yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden, Mahkemece davacıların duyduğu acı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilmesi amacıyla olayın oluş şekli ve niteliği de dikkate alınarak manevi tazminat taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

2.Davanın reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıların maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının BOZULMASINA,

3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.