7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/2188 E. , 2013/1250 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2.Davacı vekili davacının davalı şirketin asıl işverenliğinde çeşitli alt işverenlerin işçisi olarak çalışırken son alt işveren tarafından iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının davalı şirketin işçisi olmadığını, davalı ile davacının çalıştığı şirketler arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kıdem tazminatı yönünden kabulüne, ihbar tazminatı yönünden reddine karar verilmiştir. Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. Davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Mahkemenin hükmüne uyduğu 9. Hukuk Dairesinin 20/02/2012 tarihli 2012/4343-4612 E-K. sayılı kararında; davalı ile dava dışı dava ihbar edilen alt işveren arasındaki sözleşmenin 31.03.2003 tarihinde sona erdiği, mahkemece bu tarihin iş sözleşmesinin fesih tarihi olarak kabul edildiği, ancak davacıya ait Sosyal Sigorta Sicil kaydı incelendiğinde davacının 01.04.2003 tarihinde dava dışı davanın ihbar olunduğu alt işverenin diğer bir işinde çalışmaya devam ../.. 2013/2188-2013/1250 S.2 ettiği, 31.03.2003 tarihinde ihale sona erse de iş sözleşmesinin alt işveren tarafından sona erdirilmediği, alt işveren ile davacı işçi arasında iş ilişkisinin devam ettiği, davalı asıl işverenin bu tarih itibari ile dava dışı alt işverenle birlikte kıdem ve ihbar tazminatından sorumluluğunun doğmadığı, bu tarih itibari ile iş ilişkisinin sona erdiği kabul edilerek, davalı asıl işverenin kıdem ve ihbar tazminatından sorumluluğuna karar verilmesinin doğru olmadığı, ihbar tazminatının davalı asıl işveren yönünden gerçekleşmediği, davalı asıl işverenin kıdem tazminatından sorumluluğu ise davacı işçinin iş sözleşmesinin daha sonra kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonlandırılması halinde, 31.03.2003 tarihindeki ücret ve süre üzerinden doğacağı bu nedenle iş ilişkisinin kıdem tazminatı hak edecek şekilde sonuçlandığının, davacıya dava dışı alt işveren tarafından belirtilen süreye ilişkin kıdem tazminatının ödenmediğinin belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilerek davacıdan işe giriş bildirgelerine karşı diyecekleri sorulmuş, davacı tarafın imza inkarı üzerine işe giriş bildirgelerinin asılları getirtilmiş, davacının imza örneklerini almış, imza incelemesine esas olmak üzere imzalarının bulunduğu belgeleri getirtme yönünde karar oluşturmuştur. Bu arada dosya içinde bulunmayan ancak UYAP'tan ulaşılan 20/09/2012 tarihli celsede Telekom'a yazı yazılarak davacıların tek tek isimleri belirtilmek sureti ile iş akitlerinin hangi tarihte hangi şirkete bağlı iken sona erdiği ve iş akitlerinin fesih nedeninin tespit edilerek mahkemeye bildirilmesi istenmiş, bu yazı cevabının gelmesi üzerine de başkaca hiçbir araştırma yapmadan davanın kıdem tazminatı yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmelidir ki; 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır. Bu hukuki kurum mahkemeye; hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve istenilenler kapsamında işlem yapmak ve hüküm kurmak zorunluluğunu getirir. Uzun yıllardan beri Yargıtay'ın kökleşmiş, sapma göstermeyen uygulamaları ve öğretide benimsenen usulü kazanılmış hak müessesesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir. ../.. 2013/2188-2013/1250 S.3
Mahkemenin yukarıda özetlenen bozma sonrası yargılama süreci dikkate alındığında bozma kararının gereklerini yerine getirmediği, davacının, davalı ile dava dışı alt işveren arasında yapılan hizmet alım sözleşmesinin sona ermesinden sonra alt işveren nezdinde çalışmasının devam edip etmediğini, etmiş ise ne zamana kadar devam ettiğini, iş sözleşmesi sona ermiş ise kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sonlanıp sonlanmadığını, davacıya alt işveren tarafından kıdem tazminatı ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, işyeri şahsi dosyalarının getirtilmediği, oluşturulan ara kararı gereklerini yerine getirmediği görülmektedir. Üstelik davanın kabulüne gerekçe olarak gösterilen "Telekom"dan geldiği belirtilen yazı cevabı da dosya içinde bulunmamaktadır. Bu hali ile bozma kararına uyulmasına rağmen gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.