Esas No
E. 2022/1034
Karar No
K. 2025/114
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1034

KARAR NO: 2025/114

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 03/11/2020

NUMARASI: 2018/1174 Esas, 2020/968 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 05/02/2025

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, davalının, aralarında yapılan anlaşmaya istinaden bir kısım alet ve makinalarını üretim yapmak üzere müvekkili şirketin üretim tesisine taşıdığını, daha sonra bu alet ve makinaların sökülüp götürülmesi sırasında müvekkilinin üretim tesisine zarar verildiğini, müvekkili firmanın taşıyıcı platformlarında on adet çeşitli büyüklükte boşluklar ve hasar oluştuğunu, oluşan bu zararla ilgili olarak İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/95 D.İş sayılı dosyasında tespit yapıldığını, bu tespite göre 42.350,00-TL hasar meydana geldiğini, davalının işbu hasar bedelini ödememesi nedeniyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, yapılan itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.Davalı taraf, davaya cevap vermemiş, duruşmalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunmaları, toplanan deliller, dinlenen tanıkların beyanları ve alınan bilirkişi raporu bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, taraflar arasında, davacı tarafın tesisinde davalı tarafın makineleri kurulmak suretiyle üretim yapılmak üzere ortaklık kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, tarafların, dava dışı 3. şahıs ...-... ile 10/04/2018 tarihinde imzaladığı "Hizmet Satın Alma (Eser) Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeyle, davacının tesisinde kurulu bulunan makinelerin sökülerek nakliye edilmesi hususunda anlaştığı, sözleşmede davacıya ait tesisten makineler söküldükten sonra oluşan boşlukların davalı tarafından eski haline getirileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, davalı tarafından bu hususta davacıya taahhütte bulunulduğuna ilişkin bir kaydın da davacı tarafından sunulmadığı, davacı her ne kadar 10/04/2018 tarihli sözleşmeye dayanarak davalıdan makinelerin sökülmesiyle oluşan boşlukların eski hale getirilmesi için ödeyeceği bedeli talep ediyor olsa da, anılan sözleşmede, sözleşme hükümlerinin ifa edilmesi sırasında oluşabilecek zararların hüküm altına alındığı, davacının tazminini talep ettiği giderler hakkında bir hüküm bulunmadığı, söz konusu zarar düzenlemesinin davaya konu (sökülen makineler nedeniyle oluşan boşlukların doldurulması için ödenecek ya da ödenen) bedellerden davalının sorumlu olacağı şeklinde yorumlanamayacağı, basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davacı tarafından, makinelerin sökülmesinden sonra boşluk oluşacağı hususunun öngörülmesi ve bu hususun açık bir şekilde hüküm altına alınmasının sağlaması gerektiği, tesisine makine kurulmasını kabul eden ve bu surette ortaklık ilişkisine dahil olan davacının, makineler söküldükten sonra boşluk oluşacağını öngörerek buna göre hareket etmesi gerekmekte olup, boşlukların doldurulması bedelini kimin karşılayacağı hususunda bir anlaşma yapılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, haksız fiil sonucu oluştuğu da iddia edilmeyen boşluklar nedeniyle davacının yapacağı ödemeyi davalıdan talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinafında, alacaklarının İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/95 D. İş sayılı dosyası ile sabit olduğunu, dava dışı 3. Kişi ... ile davacı ve davalı şirket arasında 10.04.2018 tarihinde imzalanan Hizmet ve Satın Alma Eser Sözleşmesi ile müvekkilinin tesisinde kurulu bulunan makinelerin sökülerek nakliye edilmesi hususunda anlaşıldığını, bu sözleşmenin 2.2. Maddesinde sözleşmenin konusunun; "yüklenici tarafından, garantöre (davalıya) ait makinelerin işsahibi (davacı) tesisinden alınıp garantöre teslim edilmesi ile ilgili olarak karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlenmesi" şeklinde belirtildiğini, sözleşmenin 4. Maddesine tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiğini, sözleşmenin 7. Maddesinde de davalının garanti yükümlülüğünün düzenlendiğini, sözleşmenin 8.3 maddesinde de "Yüklenici, kendisinin, adına hareket edenlerin ve personelinin sözleşme konusu işin yapılması sırasında iş sahibine ve/veya üçüncü şahıslara verecekleri her türlü zarardan münhasıran sorumlu olacaktır." düzenlemesi bulunmakta olıup, sözleşmenin 7.1 ve 7.2 maddesi gereğince garantör olan davalının, yüklenicinin bu yükümlülüğünü de garanti etmekte olduğunu, bu sözleşme maddelerinde açıklandığı üzere davalı şirketin "dava dışı yüklenicinin garantörü olması sebebiyle" makinelerin sökümü sırasında müvekkili şirketin iş yerinde meydana gelebilecek her türlü, zarar, ziyan ve hasardan sözleşme gereğince yüklenici ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, ilgili makinelerin monte edilip zarar vermeden sökülmesi ve nakliye edilmesi sorumluluğu da (Sözleşmenin 7.1, 7.2, 8.3 maddeleri gereği) sözleşmede düzenlendiğinden davalının bundan kaynaklı zararlardan da sorumlu olduğunu, yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen itirazları doğrultusunda ek bir rapor ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınmadığını, bu nedenle eksik inceleme ile hatalı ve sözleşmeye aykırı hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya da ayrıca itiraz edilmiş olup, bilirkişiler tarafından raporda hukuki mütalaada bulunulmuş olmasının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından hasar hesaplaması yapılırken hasarın mevcut olduğu sırada olay mahalli görülerek düzenlenen 03.08.2018 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin bu hasarın giderilmesi için dava dışı ... İnşaat Taahhüt Ltd. Şti firması ile anlaştığını, bu firma tarafından müvekkili şirkete Çelik Konstrüksiyon İşleri Yapımı, malzeme ve işçilik dahil KDV dahil toplam 50.740,00 TL bedelli fatura kesildiğini, sözleşme gereğince bu bedellerin davalı firma tarafından karşılanması gerektiğini belirterek, kararı kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dava, taraflar arasındaki 23/02/2017 tarihli "Üretim ve Gizlilik Sözleşmesi" gereğince, üretim yapılmak üzere davacının işyerine taşınan davalıya ait alet ve makinelerin sökülüp geri götürülmesi sırasında davacının işyerine zarar verildiği iddiasıyla, bu zararın giderilme bedeline ilişkin olarak 42.350,00 TL'nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, taraflar arasında, davalıya ait alet ve makinelerin davacı iş yerine monte edilip üretim yapılmasına dair 23/02/2017 tarihli bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, aksi de iddia ve ispat edilemediğine göre, işin niteliği, teknik özellikleri ve olağan akışı gereği söz konusu alet ve makinelerin sökümü işi sonrası oluşacak çukurların kapatılması işinin de söküm işi kapsamında olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı da davaya konu zarardan sorumludur. Ancak, Mahkemece yargılama sırasında keşfe dayalı olarak alınan rapora taraflarca itiraz edildiği halde ek rapor alınmadığı gibi, davacının zarar miktarına ilişkin sunduğu 50.740,00 TL'lik fatura, dayandığı İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/95 D. İş sayılı dosyasından alınan 03/08/2018 tarihli tespit raporu ve dinlenen tanık anlatımları da değerlendirilmemiştir. Buna göre, Mahkemece, tarafların rapora itirazları ile birlikte bu hususların da değerlendirildiği bir ek rapor alınarak, sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, mevcut gerekçeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/11/2020 tarih, 2018/1174 Esas, 2020/968 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.