Aramaya Dön

ANTALYA Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 20/02/2025

Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.06.2014 günü meydana gelen kaza sonucu ... plakalı otobüste yolcu olarak bulunan ve kaza sonucu ağır şekilde yaralanan müvekkil ...’in bu kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru olmadığını, müvekkilin uğramış olduğu maddi zararlar için, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, sürekli iş göremezliği dolayısıyla 100,00-TL, geçici iş göremezliği dolayısıyla 100,00 TL ve geçici bakıcı ihtiyacı için 100,00 TL, olmak üzere toplamda 300,00 TL maddi tazminatın davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte davalı tarafından müşterek ve müteselsilen tazmin edilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan karşılanmasını dava ve talep etmiştir.

Mahkemece, 05.11.2020 tarihli karar ile davacıda maluliyet oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili müddeti içerisine verdiği istinaf dilekçesiyle; müvekkilinin kazadan sonra büyük fiziksel ve psikolojik sorunlar yaşadığını, uzun süre iyileşemediğini, travma sonrası stres bozukluğu yaşadığını, halen ayakta duramadığını, her iki rapor arasında çelişki giderilmeden karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Karar Dairemizin ... esas, ... karar sayılı kararı ile "1-Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacı tarafça dava dilekçesi ile dosyaya sunulan Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18/10/2016 tarihli raporunda davacının 2,5 ay hastanede tedavi gördüğü, davacının fiziksel yaralanmalarının iyileştiği ama tekrar yaşantılama, kaçınma davranışı, sinirlilik gibi kısmi resmisyonda olan travma sonrası stres bozukluğu belirtileri gösteren davacının Çalışma Gücü Yönetmeliğine göre maluliyet oranı %42 olarak belirlendiği, ... tarihli ATK raporunda ise iyileşme süresinin 3 ay olduğu, kalıcı maluliyetinin bulunmadığının bildirildiği, her iki raporun da Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun hazırlandığı, aralarında çelişki olduğu, mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın Üst Kurula gönderilmesi gerekirken ATK raporuna itibarla hüküm kurulmasının doğru olmadığı anlaşılmıştır. Kararın çelişkinin giderilmek üzere kaldırılması gerekir.

2.Kabule göre de, davacının, yaralanma ile oluşan geçici iş göremezliği sebebiyle başkasının bakımına muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise bunun süresi ve bakıcı gideri konusunda ve yine bu süreçte kazanç kaybının da değerlendirilmesi için HMK'nın 266 ve izleyen maddelerine göre rapor alınması gerekirdi. Hal böyle iken, mahkemece davacının yalnızca sürekli iş göremezlik zararı talebi varmış gibi değerlendirilerek, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararı taleplerinin gerekçesiz reddi de hatalı olmuştur" gerekçesiyle kaldırılmış,

Kaldırma kararı üzerine mahkemece "1-Davacının sürekli iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı taleplerinin REDDİNE, 2-Davacının geçici iş göremezlik talebinin KABULÜ İLE, 2.628,06 TL geçici iş göremezlik zararı bedelinin 24.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE" kesin olarak karar verilmiştir.

Davacı vekili, meydana gelen kazada karşı tarafın % 100 kusurlu olduğunu, dava dilekçelerinde belirttikleri üzere müvekkilin kaza sonucunda yaralanmasına ilişkin Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca ... tarihinde tanzim edilen raporda müvekkilin %42 sürekli iş göremezlik oranı , 2 ay geçici bakıcı ihtiyaç süresi tespit edildiğini ancak ATK’nın ilk ve üst kurul kararlarında davacının maluliyeti olmaığını belirlendiğini davacının şikayetlerinin devam ettiğini, travma sonrası stres bozukluğu olduğunu, çok defa muayene olduğunu, yara izleri olduğunu mahkemece kararın kesin olarak verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna savunmuştur.

Dava, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Duruşma açılmasını gerektiren bir cihet bulunmadığından inceleme ve müzakereler HMK'nın 353 ve 355.maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak dosya üzerinden yürütülmüştür. Davacının belirsiz alacak davası açtığı fazlaya dair haklarını da saklı tuttuğu bu nedenle kararın kesin olmadığı gözetilerek mahkemenin 30.11.2023 tarihli istinaf değerlendirme kararı kaldırılarak işin esasına geçildi.

Mahkemece BAM ilamı doğrultusunda çelişkiyi giderici maluliyet raporu alınması amacıyla dosya İstanbul ATK ikinci üst kuruluna gönderilmiş ve 25/08/2022 karar tarihli, ... karar sayılı raporda özetle; "... oğlu, 1992 doğumlu, ...’in 01/06/2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; A-) 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, sürekli maluliyet oranının %0 (yüzde sıfır) olduğu B-) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği, C-) Başka birisinin sürekli ve geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı belirtilmiştir.

Buna göre;

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece kaldırma kararına uyulmasına, kaldırma kararı sonrası ATK üst kurulu tarafından sunulan rapora usule ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle kanıtların toplanması ve değerlendirilmesinde bir usulsüzlük görülmemesine, mahkemenin ilamda yazılı şekilde ortaya koyduğu takdirine, mahkemenin değerlendirmesi ve vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,

2.Davacıdan peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 75,70‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Yapılan istinaf başvuru giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Kararın tebliği, kullanılmayan avansın iadesi, kararın kesinleştirilmesi vs. gibi işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 20/02/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 361/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog