5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2024/3293 E. , 2024/9132 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu Muğla ili, Fethiye ilçesi, ... 1 ada 24 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek tapu sicilinden terkinine karar verildiğini, 4721 sayılı Kanun'nun 1007 nci maddesi gereğince uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talep ve iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın süre ve dava şartları yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi içine dava açılmadığını, sahil ve kıyı kenar düzenlemesinin Fethiye Belediyesi tarafından yapıldığını, davanın müvekkil Hazine yönünden husumet yönünden reddinin gerektiğini, müvekkil hazine tarafından herhangi bir el atma veya kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmaz ile ilgili meydana gelen zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmadığını, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda devletin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için olay ile zarar arasındaki illiyet bağının kesilmesi gerektiğini, davacının 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre Hazine aleyhine alacak davası açma hak ve ehliyetinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin Hazine adına tescilin kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kanunda belirlenen zamanaşımı ve hak düşürücü süreler içinde açılmadığını, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nu uyarınca kıyı çizgisi içinde kalan taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında "davalıdır" şerhi bulunduğundan tazminat talep edemeyeceğini, aksi kabul halinde taşınmazın değerinin belirlenmesine esas alınan somut emsalin uygun olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiğini, sundukları emsallerin gerekçesiz olarak nazara alınmadığını, % 40 oranında düzenleme ortaklık payı kesilmesi gerektiğini, bedelin yüksek belirlendiğini, taşınmaz bedelinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, ıslah edilen kısım için faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerektiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 24.04.2017 tarihi itibarıyla değer biçilmesi ve bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi istinafa gelen tarafın sıfatı da gözetilerek uygun bulunarak istinaf başvurusunun esastan redine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; yasal mevzuat gereğince kıyıların her ne suretle olursa olsun özel mülkiyete konu olamayacağından tazminat davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi aynı taşınmazlar için açılan aynı nitelikteki davalarda bilirkişi raporunda kıyaslanan emsal olan 391 ada 7 parselin küçük bir hisse satışı olduğundan özel amaçlı kabul ederek kaldırma kararları verdiği hâlde, iş bu dosyada aynı emsalin kıyaslamasının uygun bulunduğunu çelişkili kararlar verildiğini, sundukları emsallerin gerekçesiz olarak nazara alınmadığını, % 40 oranında düzenleme ortaklık payı kesilmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesi ve Yargıtay kararlarında belirtilen bedel takdir esaslarına uyulmadan bedelin yüksek belirlendiğini, taşınmaz bedelinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'na dayalı açılan davaların belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, talep aşılmak suretiyle faiz hükmü kurulduğunu ve ıslah edilen kısım için faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4.4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5.4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu Fethiye İlçesi, ... l ada 24 parsel sayılı taşınmazın ... tarafından Fethiye 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/887 Esas, 1999/292 Karar sayılı dosyasında açılan tapu iptali ve tescil istemli davada, krokide (C) harfi ile işaretli 143.340 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisinde kaldığından tapu kaydının iptaline, aynı tarihli krokide (A) ve (B) harfi ile işaretli kısımlarla ilgili davanın reddine, kal konusunda davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanlığının 24.04.2017 tarihli ve 2015/14817 Esas, 2017/6110 Karar sayılı ilamı ile hükmün tescil yönünden düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve kararın 24.04.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 12.09.2018 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, tapu kaydında Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1980/887 Esas sayılı dosyasından "16.06.1988 tarihli ve 2130 yevmiye sayılı işlem ile ihtiyati tedbir" şerhi, yine aynı mahkemenin 07.10.2015 tarihli ve 14041 yevmiye nosu ile "kesinleşmemiş mahkeme kararı vardır" şerhi konulduğu, davacının murisinin dava konusu taşınmazdaki paylarının ihtiyati tedbir şerhlerinden önce intikalen taksim suretiyle edindiği anlaşılmıştır.
3.Tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4.Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda somut emsal kabul edilen satış, aynı taşınmaza ilişkin açılan Dairemiz denetiminden geçen dosyalarda da kullanılmış olup, tespit edilen metrekare birim fiyatı denetimden geçen dosyalar ile uyumludur.
5.Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkca yazılı olduğu gözetilerek 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin birinci fırkası uyarınca dava belirsiz alacak davası niteliğinde olup, davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde gerek bedel artırma dilekçesinde tescil davasının kesinleşme tarihinden itibaren faiz talep ettiği ve bedelin de aynı tarih esas alınarak tespit edildiği anlaşılmakla faizin başlangıç tarihi doğrudur.
6.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.