Esas No
E. 2024/3237
Karar No
K. 2024/9322
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

5. Hukuk Dairesi         2024/3237 E.  ,  2024/9322 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/129 Esas, 2022/71 Karar
DAVA TARİHİ: 12.04.2013
KARAR: Kabul

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;

Mersin ili, Akdeniz ilçesi, Nacarlı Mahallesi 114 parsel (yenileme ile 311 ada 3 parsel) sayılı taşınmazda kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların ve diğer tamamlayıcı unsurların bedeli arsa zemin bedeline ilave edildikten sonra taşınmazın tamamında meydana gelen değer düşüklüğünün hesaplanması gerektiğini, dava konusu taşınmaz için acele kamulaştırma dosyasında belirlenen bedelin düşük olduğunu belirterek, yapılacak keşif neticesinde gerçek değerinin tespitini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 25.12.2014 tarihli ve 2013/222 Esas, 2014/409 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1.Mahkemenin 25.12.2014 tarihli ve 2013/222 Esas, 2014/409 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairece yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın Akdeniz Belediye Başkanlığının 22.05.2013 ve 28.04.2016 tarihli cevabi yazılarında mücavir alan sınırları içerisinde, belediye hizmetlerinden faydalandığının bildirildiği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama uygulama sitesinden edinilen bilgilerden dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunun anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmaza arazi niteliği ile değer biçildiğinden alınan raporun geçersiz olduğu, ayrıca dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan ipotek şerhinin hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesinin ve kabule göre de üretim masraflarına değişen masraflar faizi, idarecilik giderleri ve beklenmeyen giderler eklenilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.02.2018 tarihli ve 2017/280 Esas, 2018/74 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
C. Dairemizce Yapılan İnceleme Sonucu Dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna Gönderilmesi Kararı

1.Mahkemenin 15.02.2018 tarihli ve 2017/280 Esas, 2018/74 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairece yapılan inceleme sonucunda; Dairemizin 23.03.2017 tarihli ve 2017/1863 Esas, 2017/8980 Karar sayılı bozma kararı usul ve kanuna uygun bulunmuş olup, Mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve 2018/5-1026 Esas, 2018/1922 Karar sayılı kararı ile somut olayda; açıkça bozma kararına uyulduğu ve uyma hususunun gerekçeli kararda da vurgulandığı, bozma kararı doğrultusunda karar verildiği, bu durumda ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme kararı bulunmadığının açık olduğu, bu nedenle dosyanın temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.

E. İkinci Bozma Kararı

Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazın Akdeniz Belediye Başkanlığının 22.05.2013 ve 28.04.2016 tarihli cevabi yazılarında mücavir alan sınırları içerisinde, belediye hizmetlerinden faydalandığının bildirildiği ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama uygulama sitesinden edinilen bilgilerden dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunun anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmaza arazi niteliği ile değer biçildiğinden alınan raporun geçersiz olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu Nacarlı Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonucu oluşan yeni kadastro krokisi ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilip, yeni duruma göre kamulaştırma konusu daimi irtifak ve pilon yeri alanının ölçekli kroki üzerinde gösterilmesi için fen bilirkişisinden, kamulaştırma bedelinin yenileme sonrası oluşan yüzölçümüne göre yeniden tespiti için ise bilirkişi kurulundan ek rapor alınması sağlanmadan eksik incelemeyle karar verilmesinin, bozmadan önce tespit edilen kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedelinin mahsubundan sonra kalan kısmına 13.08.2013 tarihinden ilk karar tarihine, bozma sonrası artan kısma ise 13.08.2013 tarihinden son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde tüm bedele son karar tarihine kadar faiz yürütülmesi ve faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi doğru olmadığı gibi, 7139 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizince fıkrası gereğince bozma sonrası bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedelde artış olması halinde bu kısım için 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 05.02.2020 tarihli ve 2019/182 Esas, 2020/19 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
G. Üçüncü Bozma Kararı

1.Mahkemenin 05.02.2020 tarihli ve 2019/182 Esas, 2020/19 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazın satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile somut emsal taşınmazın 2014 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile oluşan rapora göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığı, arsa niteliğindeki taşınmaz kapama bağ olduğundan taşınmaz üzerindeki bağlara taşınmazın kapama bağ net gelirine göre belirlenen bedelinden mutad münavebe ürünlerine göre belirlenen bedeli indirilmek suretiyle değer biçilerek, arsa olarak bulunan zemin bedeline ağaç bedellerinin dahil edilmesi suretiyle irtifak hakkı karşılığının hesaplanması gerektiği düşünülmeden, bu konuda hiçbir değerlendirme içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması, acele el koyma dosyasında belirlenen ve davalılara ödenmesine karar verilen bedele 16.03.2016 tarihinden karar tarihine, fark bedele ise karar kesinleşinceye kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken vekalet ücreti takdir edilmesi gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3.Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

4.Dairece yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazın satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile somut emsal taşınmazın 2014 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile oluşan rapora göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığı, arsa niteliğindeki taşınmaz kapama bağ olduğundan taşınmaz üzerindeki bağlara taşınmazın kapama bağ net gelirine göre belirlenen bedelinden mutad münavebe ürünlerine göre belirlenen bedeli indirilmek suretiyle değer biçilerek, arsa olarak bulunan zemin bedeline ağaç bedellerinin dahil edilmesi suretiyle irtifak hakkı karşılığının hesaplanması gerektiği düşünülmeden, bu konuda hiçbir değerlendirme içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması, ilk kararla tespit edilen kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedelinin mahsubu ile kalan kısma 13.08.2013 tarihinden ilk karar tarihine, ilk bozma sonrası artan kısma 13.08.2013 tarihinden ikinci karar tarihine, ikinci bozma sonrası artan ve üçer aylık vadeli hesaba yatırılan fark bedele ise Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı iptal kararı gereğince Dairemiz kararı ile birlikte hak sahibine ödeme yapılacağı gözetilerek 13.08.2013 tarihinden Dairemiz karar tarihi olan 25.02.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması, davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken vekalet ücreti takdir edilmesi, dosyada bulunan fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdan geçen enerji nakil hattı nedeni ile oluşan irtifak alanının 1.916,20 m² olarak belirtildiği ve Mahkemece de bu kısmın irtifak bedeline hükmedildiği halde, hüküm fıkrasında 2.134,61 m²lik alanda irtifak hakkı tesisine karar verilmesi ve karar kesinleştiğinde ödenmek üzere üçer aylık vadeli hesaba yatırılan bedelin davalı tarafa derhal ödenmesi gerektiği gerekçesiyle karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

H. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesisine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, irtifak değer düşüklüğü oranının yüksek uygulandığını, tespit edilen kamulaştırma bedelinden %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili idare lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın ve ağaçların değeri hesaplanırken yargılama esnasında ülkemizde seyreden yüksek enflasyon nedeniyle meydana gelen değer kaybının giderilmediğini, irtifak değer düşüklüğü oranının düşük uygulandığını, dava tarihinden sonra Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas, 2223/69 Karar sayılı kararı ile yasal faiz işletilmesi nedeniyle enflasyon karşısında oluşan değer kaybının giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, bu nedenle kamulaştırma bedeline dava tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2.2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.

3.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4.Davacı idare adına tesis edilen daimi irtifak hakkının, tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.

5.İlk kararla tespit edilen 28.152,00 TL kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedeli olan 5.508,00 TL’nin mahsubu ile kalan 22.644,00 TL’ye 13.08.2013 tarihinden ilk karar tarihi olan 25.12.2014 tarihine kadar, ilk bozma sonrası ikinci kararla birlikte artan 22.032 TL’lik fark bedele 13.08.2013 tarihinden ikinci karar tarihi olan 15.02.2018 tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Davacı idare vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin sonunda yer alan "tesisine" kelimesinden sonra gelmek üzere "ve tapuya tesciline" ibaresinin yazılması, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan "ikinci kararda tespit edilen kamulaştırma bedeli olan 50.184,00 TL'den acele el koyma bedeli olan 5.508,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 46.676,00 TL'ye" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "ilk kararla tespit edilen 28.152,00 TL kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedeli olan 5.508,00 TL’nin mahsubu ile kalan 22.644,00 TL’ye 13.08.2013 tarihinden ilk karar tarihi olan 25.12.2014 tarihine kadar, ilk bozma sonrası ikinci kararla birlikte artan 22.032 TL’lik fark bedele" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

28.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekillerinin 26.02.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; “Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararının ve kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun “Düzeltilerek Onanma Kararı ile 2 ve 5 No’lu Değerlendirme görüşüne” bu yönüyle (faizin başlangıcı ve türüne ilişkin olarak) katılmıyoruz. 28.11.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog