ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar Tarihi
- 06.03.2025
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- İş Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket (ortaklıktan çıkma veya çıkarılmaya ilişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ..... , Diyarbakır ......Ltd.Şti'nin %15 hissesini Diyarbakır .....Noterliğinin .....tarih ve .....yevmiyeli işlemi ile satın aldığını, şirketin %85 hissesini ise .....tarafından satın alındığını, şirketin %85 hissesine ortak .....şirketin kurucu müdürü olarak görevlendirildiğini, müvekkili şirket ortaklığının yanında aynı zamanda şirkette öğretmen olarak görev yaptığını, şirketin %85 hissesinin sahibi ve şirket müdürü .....olmasına karşın, ağabeyi .....şirketinin sahibi gibi davranıp tüm işleyişi kontrol ve sevk ettiğini, hatta şirketin milyonlarca lira parasının her ay düzenli olarak şahsi hesaplarına aktardığını, istediği gibi şirketin parasını kullandığını ve harcamalar yaptığını, personel maaşlarını ve giderleri dahi şahsi hesapları ile yaptığını ve şirketin hesaplarının neredeyse hiç kullanılmadığının tespit edildiğini, askerlik görevini ifa etmek için silah altına alınan şirket ortağı .....sağlık sebepleriyle çürük raporu verildiğini, ortak .....şirkette hiçbir şekilde inisiyatif almadığını, her işi ağabeyi .....emir ve direktifleri çerçevesinde ifa ettiğini, müvekkili açısından ortaklığın çekilmez hale geldiğini, şirket ortağı olmayan .....şirketin hali hazırda Milli Eğitim Bakanlığınca soruşturma geçirmesi nedeniyle aktiflerini boşaltıp boçlarını müvekkiline bırakmaya çalıştığının fark edildiğini, şirketin %85 hissesine sahip olan ....., harcamalar, gelir ve kar konusunda müvekkiline bilgi vermediği gibi işlemlerin nasıl muhasebeleştirildiği, gelir ve giderlerin denetimi noktasında hiç bir şekilde müvekkiline bilgi verilmediğini, şirketin tüm SGK, Vergi, Elektrik, Su, Doğalgaz gibi ödemelerinin sürekli gecikmeye sokulması nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı gibi, şirketin öğrenci taşıma işlerinde kullanılan .....plakalı aracın zorunlu trafik sigortası ve muayenesinin dahi uzunca bir süredir yapılmaksızın şirketin öğrencilerinin taşındığının çalışanlarca beyan edildiğini, ayrıca şirkete ait bu aracın nerede olduğunun da tespit edilemediğini, 2 yıldan fazladır şirkete ortak olan müvekkilin talebine rağmen şirket olağan genel kurulu yapılmadığını, şirket sözleşmesinde düzenlendiği üzere kar payı dağıtımı yapılmadığını ve yedek akçe konusunda %5'lik pay da ayrılmadığını, mevcut durumu düzeltmeye yönelik tüm çabaların karşılıksız kalması üzerine müvekkilinin Diyarbakır .....Noterliği marifetiyle .....tarihinde yasal hakları saklı kalmak kaydıyla ortaklık payının ödenmesi ve sonlandırılması için .....tarihine kadar süre verildiğini, ancak herhangi bir cevap dahi verilmediğini, açıklanan nedenlerle; müvekkilinin fazlaya ilikin hakları saklı kalmak kaydıyla öğretmen olarak çalıştığı süre boyunca ödenmeyen ücret, sosyal hakları ve bağkur primleri karşılık şimdilik 10,00.-TL alacağın ticari faiz oranıyla müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME
Mahkememizin .....Esas sayılı dosyasından; davacının ödenmeyen ücretler ve şirketçe yatırılması gereken Bağkur primleri için açtığı davanın tefrik edilerek, Mahkememizin işbu esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Kanunun 2 nci maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez. Yasanın 8 inci maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir. Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatını haizdir. Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1 inci maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir.
Uyuşmazlık işçi-işveren ilişkileri nedeniyle alacak ve ödenmeyen Bağkur primine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümünde iş hukukunun uygulanması gerekir. Dolayısıyla bu hususlarda yapılacak yargılamada iş mahkemeleri görevlidir.
Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olduğundan ve HMK'nın 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağından dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 115/2.maddesi gereğince davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere::
1.Davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2.Görevli mahkemenin Diyarbakır Nöbetçi İş Mahkemesi olduğuna,
3.6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4.HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip