5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2024/3785 E. , 2024/10033 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak,düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., Zühtüpaşa Mahallesi 564 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından usulüne uygun kamulaştırma yapılmadığı halde yol ve park yapılmak suretiyle fiilen el atıldığından bahisle taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların idareden talep ettikleri bedelin ve faizin hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığını, davanın bu nedenle esastan reddinin gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüle taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin düşük belirlendiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, irtifak hakkının taşınmaz malikinin rızası ile kurulduğunu, Tamer Utku'nun 16.12.2021 tarihinde taşınmazdaki payını Neriman Çimsit'e sattığını, bu kişi yönünden davanın reddi gerektiğini, objektif değer artış oranı uygulanmamasının hatalı olduğunu, arta kalan kısımda %30 değer kaybının kabul edilemeyeceğini, kısmen ret yönünden idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza, mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yaparak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğu, taşınmazın arta kalan kısmının yüzölçümü ve geometrik durumu nazara alınarak uygulanan değer azalış oranında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı ... ile Neriman Çimşit arasında yapılan anlaşma gereğince davacının taşınmazla ilgili bu dosyadaki dava hakkının devam ettiği, mahkemece hükmedilen vekâlet ücretinin de yerinde olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin sair istinaf itirazları yerinde olmadığı ne var ki davacı tarafça dava konusu el atma bedeli 4.292.650,21TL olarak belirlenerek talep edildiğinden bu bedel üzerinden hüküm kurulması gerekirken, talep aşılarak yazılı şekilde fazla bedele hükmedilmesi doğru olmadığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ayrıca davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından taraflarına talep artırımı için süre verilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkememesine gönderilmesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi tarafından süre verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince ilk tespit edilen bedele göre karar verilmesinin hukuki dinlenme hakkına ve usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
4.2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun)11 inci maddesi.
5.6100 sayılı Kanun 107 nci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4.Aynı taşınmaza ilişkin olarak paydaşları tarafından açılan İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/35 Esas, 2020/16 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi ve oranı %37 olarak kabul edilerek metrekare birim fiyatının belirlendiği ve bu kararın Dairemiz denetiminden de geçtiği gözetildiğinde, gerekçesi açıklanmadan ve bu husustaki çelişki giderilmeden taşınmazın tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi olmayacağının kabulü ile karar verilmesi hatalıdır.
5.Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemli davalarda davacının dava açarken dava konusu alacağın dava açıldığı tarihte tazminat miktarının davacı tarafça tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi birinci fıkrası uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olduğundan davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi ikinci fıkrası hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın dava dilekçesinde belirttiği miktarı artırılabilir. 20.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7251 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesine eklenen ikinci fıkrası ile "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmü getirilmiş olduğu da gözetildiğinde; belirtilen usul uygulanmadan yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULMASINATaraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin payları oranında maliki oldukları İstanbul ili, ..., 564 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından bir kısmının park bir kısmının kaldırım ve yol olarak kullanılması suretiyle fiilen el atıldığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacıların uğramış olduğu zarara karşılık 1.000.000,00 TL tazminatın el atma tarihinden işleyecek faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; “...davanın kısmen kabulü ile, 4.292,650,21 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiş”, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince; “...davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığına, ancak aynı taşınmazla ilgili davacılardan ... tarafından açılan kamulaştırmasız el atma bedelinin tahsiline ilişkin başka bir dava dosyasında (İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/35 Esas, 2020/16 Karar sayılı dosyası) alınan bilirkişi raporunda taşınmazın el atılan kısmından arta kalan bölümü için %30 değer kaybı hesaplandığı görülmekle, arta kalan kısımda değer kaybı olup olmadığı konusunda ek rapor alınıp, yeterli görülmediği takdirde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle, eksik incelemeye dayalı kararın KALDIRILMASINA, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine İADESİNE” karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 01/12/2022 tarih 2021/2058 Esas, 2022/1953 Karar sayılı ilamı gereği dosya yeniden esasa alınarak bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişi raporunda; “aynı taşınmazla ilgili davacılardan ... tarafından açılan kamulaştırmasız el atma bedelinin tahsiline ilişkin dava dosyası ile alınan bilirkişi raporunda taşınmazın el atılan kısmından arta kalan bölümü için %30 değer kaybı hesaplandığı bu nedenle eldeki davaya konu taşınmazda da arta kalan kısımda %30 değer kaybı oluştuğu gözetilerek bedel hesaplandığından tanzim edilen rapora itibar edilerek; davanın Kısmen Kabulü ile; 5.525.176,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak, davacılara verilmesine” karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince; "...Kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza, mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yaparak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğu, taşınmazın arta kalan kısmının yüzölçümü ve geometrik durumu nazara alınarak uygulanan değer azalış oranında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak; davacı tarafça dava konusu el atma bedeli 4.292.650,21 TL olarak belirlenerek talep edildiğinden bu bedel üzerinden hüküm kurulması gerekirken, talep aşılarak yazılı şekilde fazla bedele hükmedilmesinin doğru olmadığı ve bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, davalı idare vekilinin istinaf itirazının kısmen KABULÜ ile; İlk Derece Mahkemesinin kararının KALDIRILMASINA, Davanın KABULÜ ile; 4.292.650,21 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak, davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ile yol olarak terkinine" karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince temyizi üzerine, Dairemiz kararının 4 ve 5 nolu paragrafında gösterilen gerekçelerle istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Ancak, bozma kararının 4 nolu bendinde sözü edilen İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/35 Esas, 2020/16 Karar sayılı dosyasında davacı ... tarafından açılan kamulaştırmasız el atma bedelinin tahsiline ilişkin dava dosyasında bilirkişi raporunda taşınmazın el atılan kısmı yönünden hesaplanan bedel ile birlikte el atılan kısımdan arta kalan bölüm için %30 değer kaybı hesaplanarak bedelin belirlendiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizin 2022/5290 Esas, 2022/14097 Karar sayılı ilâmı ile 17.10.2022 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre bozma ilâmımızın 4 nolu bendinde sözü edilen 2016/35 Esas, 2020/16 Karar sayılı Mahkeme kararında tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi ve bu oranın %37 olduğunun kabulü ile bedel belirlenmesi söz konusu değildir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarihli ve 2021/2058 Esas, 2022/1953 Karar sayılı ilamı ile temyiz incelemesine konu işbu dosyada; “...İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/35 Esas, 2020/16 Karar sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda taşınmazın el atılan kısmından arta kalan bölümü için %30 değer kaybı hesaplandığı görülmekle, arta kalan kısımda değer kaybı olup olmadığı konusunda ek rapor alınıp, yeterli görülmediği takdirde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle, eksik incelemeye dayalı kararın KALDIRILMASINA, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine İADESİNE” şeklinde karar verilerek aynı taşınmaza ilişkin paydaş tarafından açılan ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesince ONANAN karardaki arta kalan alanda meydana gelen %30 değer azalışı da dikkate alınarak tazminatın hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Kaldı ki eski irtifak nedeniyle meydana gelecek değer düşüklüğünün kamulaştırmasız el atma bedelinden mahsubunun gerektiği açıkça istinaf sebepleri arasında da sayılmamıştır. Bu sebeple 4 nolu bozma gerekçemiz dosya kapsamı ile uyumlu olmadığından yersizdir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinde düzenlenen ve istisnai hukuki uyuşmazlıklarda uygulanacak olan belirsiz alacak davası olarak değil 6100 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesine göre kısmi dava olarak açılmıştır. Bu sebeple davada 20.07.2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7251 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesine eklenen ikinci fıkranın uygulanması söz konusu olmadığı gibi davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi durumunda dahi 23.10 2017 tarihinde açılan davada 11.01.2019 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile bedel belirlenmiş iken tamamlanmış bir işlem için sonradan yürürlüğe giren bir usul hükmünün uygulanması suretiyle davacı tarafa yeniden iki haftalık kesin süre verilmesi de düşünülemeyeceğinden bozmamızın 5 nolu gerekçesi de yerinde değildir. Bu sebeple davacı tarafından 12.04.2021 tarihli ıslah dilekçesinde talep edilen 4.292,650,21 TL ile bağlı kalınması gerektiği gerekçesi ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kuran Bölge Adliye Mahkemesi Kararının ONANMASI gerektiği düşüncesinde olduğumdan Sayın çoğunluğun talepten fazla bedele hükmedilmesi gerektiği yönündeki bozma görüşüne katılmıyorum. 17.12.2024