9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2024/12779 E. , 2025/422 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.01.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı asılın yüksekte çelik boya ustası olarak davalı Şirketin yurt dışında bulunan işyerinde 14.05.2015-08.11.2018 tarihleri arasında çalıştığını, ücretinin net 2.054,00 USD olduğunu, hafta tatili yapmadan, yasal çalışma saatleri üzerinde çalıştığını, iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini ancak hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacı sadece yurt dışı inşaat projelerinde çalıştığı için uyuşmazlığın yabancı hukuk uygulanarak çözümlenmesi gerektiğini, ayrıca ücretinin belirlenmesinde yurt dışı çalışma olgusunun gözetilmesi gerektiğini, kaldı ki davacının müvekkili nezdinde ödenmeyen herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli kararı ile; davacı işçi yurt dışında çalışmış ise de davalı işveren Türk şirketi olup işyerinin merkezinin Türkiye olduğu, davacının da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, tüm bunlara göre davalı vekilinin yargılama konusu davada yabancı hukukun uygulanması gerektiğine ilişkin talebi reddedilerek uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulandığı, tarafların karşılıklı beyanlarına göre davacının 14.04.2015-08.11.2018 tarihleri arasında toplam 3 yıl 6 ay 25 gün davalı işyerinde çalıştığı, tanık beyanları, emsal ücret araştırmaları ve işin yurt dışında yapılması ile davacının kıdemi birlikte değerlendirildiğinde davacının son net ücretinin 2.054,00 USD olduğu, davacının iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını hak edecek şekilde sona erdiği hususunda bir tereddüt bulunmadığı, tanık anlatımlarına göre davacının işyerinde fazla çalışma yaptığı, hafta tatillerinde çalıştığı ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı ancak davalı tarafından ücretlerinin ödendiği ispat edilemediğinden fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazandığı, hesaplamaların tanık anlatımına dayanması nedeniyle 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesinin 27.04.2023 tarihli kararı ile; davacının davalı işverenin yurt dışı inşaat projelerinde belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştığı, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği hususunda ispat yükümlülüğü üzerinde olan davalı işverenin haklı fesih savunmasını ispat edemediği, bu kabule göre davalı tarafın ihbar tazminatına ilişkin istinafının yerinde olmadığı ve alacak hesabının yapıldığı hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, davacı işçi yurt dışında çalışmış ise de davalı işverenin Türk şirketi olduğu ve işyerinin merkezinin de Türkiye'de bulunduğu, iş sözleşmelerinin niteliği gereği hukuk seçimi imkânının ancak işçi lehine ve sınırlı olarak tanındığının kabulü gerektiği, davada Türk hukukunun ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasında dosya kapsamına, emsal yargı kararlarına göre isabetsizlik bulunmadığı, çalışmaların yurt dışında gerçekleşmiş olması, emsal ücret araştırması, bordro içerikleri, hayata dair yaşam deneyimleri gözetildiğinde ücret tespitinin doğru olduğu, tanık beyanlarına göre belirlenen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, mutad işyeri hukuku olan Umman Sultanlığı hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi tarafından hazırlanan bozma sonrası raporun, gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a)Uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
b)Hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişinin Umman hukukunda uzmanlığı bulunmadığını,
c)Alacakların zamanaşımına uğramadığını,
d)Davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a)Ücret miktarının hatalı belirlendiğini,
b)Davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacakların ispatı ve vekâlet ücreti ile yargılama gideri noktalarında toplanmaktadır.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması nedeniyle ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacının davalı Şirkete ait yurt dışında bulunan işyerinde çalıştığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemecesince; bozma kararı doğrultusunda davaya konu uyuşmazlığın çözümünde Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması suretiyle yapılan hesaplamaya göre belirlenen alacakların hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak dava tarihinin 28.10.2019 olması ve yabancı hukukun uygulanması nedeniyle kısmen ret kararı verilmiş olması karşısında, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.
Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (6) ve (9) numaralı bentleri hükümden tamamen çıkartılarak yerlerine sırasıyla; "6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına," "9-Davalı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.