Esas No
E. 2022/5837
Karar No
K. 2024/2203
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Aramaya Dön
YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

E. 2022/5837 K. 2024/2203 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5837, K. 2024/2203, T. 19.03.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5837
Karar No
2024/2203
Karar Tarihi
19.03.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Genel Hukuk
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

11. Hukuk Dairesi         2022/5837 E.  ,  2024/2203 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1377 Esas, 2022/741 Karar
HÜKÜM: Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/179 E., 2019/23 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... (TÜRKPATENT) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "FORM" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin "NatiForm" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik olduğunu, tescil edilmek istenen 5, 30 ve 32. sınıf mallar yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, dava konusu markanın müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’in 23.03.2017 tarih ve 2017-M-1389 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının bir kısım markalarının kullanılmaması nedeniyle iptal edildiğini, form ibaresinin ayırt ediciliğinin ediciliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun bir bütün olarak davacı markalarından farklı olduğunu, "FORM" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük, müvekkili Kurum kararının da usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarında ortak olarak yer alan "FORM" ibaresinin "bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu" olarak tarif edildiği, “formda kalmak” ifadesinin de diyet yapmanın kilo vermenin adeta moda haline geldiği medyada sürekli kendisine yer bulduğu, günümüzde ideal kiloda olmak için oldukça yaygın bir şekilde kullanıldığı, dolayısıyla “FORM” ibaresinin tasviri özellik arz ettiği yani potansiyel müşteri açısından ürünün cinsi vasfı hakkında fikir verdiği, uyuşmazlık konusu 5. sınıfın 1 ve 2. alt grubunda yer mallar ile 30 ve 32. sınıfta yer alan tüm mallar yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğu, sayılan mallar açısından taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi koşullarının oluşmadığı, buna karşın uyuşmazlık konusu diğer emtialar bakımından "FORM" ibaresinin ayırt edici olduğu ve anılan ibarenin taraf markaları arasında yarattığı orta düzyede benzerliğin iltibasa neden olacağı, diğer taraftan somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü bendi koşullarının oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TÜRKPATENT YİDK kararının bir kısım emtialar yönünden iptaline, dava konusu markanın sayılan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ...

vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescilli "FORM" ibareli markaların ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, müvekkilinin yoğun kullanımı ile anılan ibarenin yüksek düzeyde ayırt edicilik kazandığını, "FORM" ibaresinin zayıf/tanımlayıcı bulunmadığının yargı kararları ile sabit olduğunu, dava konusu marka ile itirazlarına mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının asli unsuru olan "form" ibaresini aynen içerdiğini, ortalama gıda tüketicilerinin ürün tercihlerini çok kısa bir sürede kullanması iltibas ihtimalini güçlendirdiğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markaları arasına sızacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; "FORM" ibaresinin biçim, form, endam, bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu anlamına geldiği ve günlük yaşamda sıklıkla kullanılan bir sözcük olduğu, hemen hemen tüm sektörlerde yaygın kullanılan ve aşina olunan bir ibare olduğundan, ayrım gücünün zayıf bulunduğunu, somut olayda “NATİ” ibaresi ile dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, bu nedenle taraf markalarının işaretler anlamında karıştırılacak derecede benzer olmadığını, uyuşmazlık konusu 5. sınıf malların tüketicisinin bilinçli olduğu, dolayısıyla taraf marka işaretlerinin benzer olduğu kabul edilse dahi 05/03 sınıfta yer alan emtiaların tüketicilerinin de bilinçli tüketici olduğu değerlendirildiğinde taraf markları arasında iltibas riskinin oluşmayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "NatiForm" ibareli marka ile davacının itirazına mesnet "FORM" ibareli markaları arasında, uyuşmazlık konusu 5., 30 ve 32. sınıf tüm mallar yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'in 23.03.2017 tarihli 2017-M-1389 sayılı kararının iptali ile, davalı şirket adına tescil edilen 2015/109727 sayılı "NatiForm" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...

vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ...

vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bend ile dördüncü fıkrası.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
ONANMASINA Yargıtay Hukuk Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog