Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3596 E. , 2024/4397 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
ve Ticaret Anonim Şirketi
2.… Bakanlığı / ANKARA
DAVANIN_KONUSU : Davacı şirket tarafından, ticari işlerinde kullandığı ... ve ... plakalı çekiciler ile ... plakalı kamyon için düzenlenen ağır kusur dereceli araç muayene raporları ile bu raporların dayanağı olan 12/01/2012 tarih ve 28171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinin, 07/01/2016 tarih ve 23586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Taşıtlarda Çalışan Personelin Çalışmalarına İlişkin Avrupa Anlaşması (AETR) ve Avrupa Birliği mevzuatında 16/06/2010 tarihinden önce tescil edilmiş anolog takograflı taşıtlar için dijital takograf taktırma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak arıza, satış ya da kaza durumunda dijital takografa geçildiği, dava konusu düzenlemede ise dijital takografa otomatik geçiş öngörülerek dijital takograf cihazı taktırmayanlara muayene sonucu ağır kusur atfedildiği, uluslararası taşımacılık yapan araçların trafikten men edilerek ülke ekonomisine zarar verildiği, dijital cihaza geçiş zorunluluğunun cihaz ithalatını artıracağı, hangi araçların hangi takograf cihazını takacağını belirleme yetkisinin İçişleri Bakanlığına ait olduğu, araç muayene ve uygulamalarının İçişleri Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluğu kapsamında olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının takograf cihazı ile ilgili yönetmelik tesis etme yetkisinin bulunmadığı, yeterli uzman personel bulunmadan dijital takografa geçişin anlamsız olacağı, ülke ekonomisine katkı yapan araçlardaki çalışan anolog takograf cihazının sökülmesini dayatmanın kamu yararı taşımadığı, muayeneye tabi olmayan yabancı araç ve şoförün arttığı ülkemizde ne tür takograf kullanıldığının artık önemi olmadığı, normlar hiyerarşisine aykırı, keyfi ve kamu yararı gütmeyen düzenleme yapıldığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI : Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı; esasa ilişkin olarak ise, ulusal alanda cihazların teknik kriterlerinin belirlenmesi, belgelendirme ve piyasaya arz işlemleri, doğru ayarda kullanılmalarını teminen gerçekleştirilen muayene ve damgalama işlemleri gibi hususların Bakanlıklarının yetkisinde olduğu, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Araçlarda Kullanılan Takograf Cihazları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca Bakanlıklarının tip onay otoritesi, yani takograf cihazı türlerini belirlemeye yetkili otorite olarak açıkça belirlendiği, AETR anlaşması ile 16/06/2010 tarihinden önce trafiğe tescil olan araçlarda dijital cihazın zorunlu hale getirilmediği, ancak söz konusu anlaşmanın ulusal taşımacılık ile ilgili düzenleme getirmediği, yalnızca AETR’ye taraf ülkeler arasında yapılacak uluslararası taşımacılık ile ilgili düzenleme getirdiği, bir aracın hem ulusal hem de uluslararası taşımacılık yapması durumunda her iki düzenleme alanı ile ilgili düzenlemelerde belirtilen gereklilikleri sağlaması gerektiği, ulusal alanda zorunlu hale getirilen dijital cihazın AETR ile çelişmediği, kayıtlarına güvenilen doğru çalışan bir takograf cihazının hem kazaların önlenmesinde hem de kaza sonrası kusurun tespitinde önemli rol oynadığı, ülkedeki araçların yaşları itibari ile dijital takografa geçişin olmaması durumunda on yıllarca müdahale ve manipülasyona açık takograf cihazlarının kullanımının devam edeceği, bunun yanında dijital takografa bir anda geçilmediği, geçiş süreci öngörülerek mağduriyetlerin önlendiği, yerli olarak üretilen dijital takograf cihazlarının bulunduğu, Bakanlıklarının servisleri yetkilendirdiği ve yetkili takograf servisi altyapısı ile takograf cihazlarının montaj, muayene, tamir gibi hizmetlerinin yaygın bir şekilde sağlanabilceği bir altyapıya ulaşıldığı savunulmaktadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından ise, araç muayenelerinin mevzuata uygun olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan ve kendilerince Yönergeye işlenen düzenlemelere uygun olarak yapıldığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı şirketin ticari işlerinde kullandığı ... ve ... plakalı çekiciler ile ... plakalı kamyon için düzenlenen sırasıyla … tarih ve ... sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı ağır kusur dereceli araç muayene raporları ile bu raporların dayanağı olan 07/01/2016 tarih ve 29586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle değiştirilen asıl Yönetmeliğin Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin ticari işlerinde kullandığı motorlu araçların, araç muayene istasyonunda yapılan muayenesi sonucunda, araçlarda takılı bulunan analog takografın dijital takograf ile değiştirilmemesi nedeniyle "13.10.2 Takograf: ilgili mevzuatında belirtilen niteliğe uygun değil" ibaresiyle dava konusu edilen ağır kusur dereceli araç muayene raporları düzenlenerek araç muayenesinin onaylanmaması üzerine, anılan raporların ve dayanağı 07/01/2016 tarih ve 29586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle değiştirilen asıl yönetmeliğin Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Araçlarda bulundurulması zorunlu gereçler" başlıklı 31. maddesinin birinci fıkranın (b) bendinde, kamyon, çekici ve otobüslerde ayrıca takoğraf, taksi otomobillerinde ise taksimetre bulundurulması ve kullanılır durumda olmasının zorunlu olduğu, takoğraf cihazlarının mekanik, elektronik olabileceği gibi elektro mekanik de olabileceği; "Araçların muayenesi" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında ise, trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyup uymadığının ekonomik yapıları da, dikkate alınmak suretiyle belirli zamanlarda muayene edilerek tespit edeceği kurala bağlanmıştır.
Davaya konu Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinin dayanağı olan 3516 sayılı Ölçüler ve Ayarlar Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasında, ölçü ve ölçü aletlerinin madde metninde bentler halinde sayılan muayenelere tabi tutulacağı, ikinci fıkrasında, bu muayenelerin usul ve esasları, kimler tarafından ne şekilde ve surette yapılacakları ve muayeneye tabi ölçü ve ölçü aletleri sahiplerinin veya bunları kullananların görev ve sorumlulukları ile tabi olacakları yasakların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte gösterileceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun uyarınca çıkartılan ve 12/01/2012 tarih ve 28171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinin "Amaç" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, Yönetmeliğin amacının, karayolu taşımacılığı yapan araçlarda kullanılması zorunlu olan takograf cihazlarına verilecek servis hizmetleri ile takograf cihazları kullanıcılarının sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında da, Yönetmeliğin, ulusal veya uluslararası karayolu taşımacılığı yapan araçlarda kullanılan analog, elektronik ve dijital takograf cihazlarının muayene ve damgalanması ile ilgili usul ve esasları kapsadığı ifade edilmiştir. Aynı Yönetmeliğin "Dijital takograf cihazlarının kullanımı" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) (Değişik: RG-12/5/2012-28290) Yurt içinde taşımacılık yapan ve dijital takograf cihazı kullanması zorunlu olan araçlardan; (a) İlk defa tescil edilerek trafiğe çıkarılacak olanlarda, (b) 1996 model ve sonrası olup, ilk defa takograf cihazı takılacak olanlarda, dijital takograf cihazının kullanılması zorunludur. " hükmü;
2.fıkrasında ise, "(2) (Ek: RG-29/4/2015-29341) Analog ve Elektronik takograf cihazı kullanan araçlardan Geçici 3 üncü maddede belirtilen süreler ve durumlara tabi olanlarda dijital takograf cihazının kullanılması zorunludur." kuralı yer almıştır. Yönetmeliğin dijital takografa geçiş sürecine ilişkin düzenleme içeren ve 20. maddesinin 2. fıkrasıyla göndermede bulunulan Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Yurt içinde taşımacılık yapan ve takograf kullanması zorunlu olan 1996 model ve sonrası araçlarda kullanılan analog veya elektronik takograf cihazlarının, aşağıda belirtilen yıl içindeki ilk araç muayenesinden önce dijital takograf ile değiştirilmesi zorunludur. (a) 1996-1998 model araçlar, birinci yıl içinde, (b) 1999-2001 model araçlar, ikinci yıl içinde, (c) 2002-2004 model araçlar, üçüncü yıl içinde, (ç) 2005-2007 model araçlar, dördüncü yıl içinde, (d) 2008 ve sonrası model araçlar, beşinci yıl içinde." düzenlemesine yer verilmiş, aynı Yönetmeliğin "Yürürlük" başlıklı 23. maddesinde, Geçici 3. maddenin 01/01/2014 tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş; 27/11/2013 tarih ve 28834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle söz konusu Geçici 3. maddenin yürürlük tarihi 30/06/2014 olarak belirlenmiş, 07/01/2016 tarih ve 29586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle, Yönetmeliğin Geçiçi 3. maddesinin 1. fıkrası, “(1) Yurt içinde taşımacılık yapan ve takograf kullanması zorunlu olan 1996 model ve sonrası araçlarda kullanılan analog veya elektronik takograf cihazlarının, aşağıda belirtilen sürelerde dijital takograf ile değiştirilmesi zorunludur: (a) 1996-1998 model araçlar, 30/6/2016 tarihine kadar. (b) 1999-2001 model araçlar, 31/12/2016 tarihine kadar. (c) 2002-2004 model araçlar, 31/12/2017 tarihine kadar. (ç) 2005-2007 model araçlar, 31/12/2018 tarihine kadar. (d) 2008 ve sonrası model araçlar, 31/12/2019 tarihine kadar.” şeklinde değiştirilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; mekanik, elektronik ya da elektro mekanik olabilen takograf cihazlarının, kamyon, çekici ve otobüslerde bulundurulması ve kullanılır durumda olmasının zorunlu olduğu; karayolu taşımacılığı yapan araçlarda kullanılması zorunlu olan takograf cihazının taşıması gereken teknik özellikler, takograf cihazı türlerini belirleme ve bu cihazı kullananların görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenleme yapma yetkisinin davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ait olduğu ve bu yetkinin yönetmelik çıkarmak suretiyle kullanılacağı sonucuna varılmaktadır.
Takograf cihazı, kullanıldığı aracın hareketlerini ve sürücülerin sürüş ve dinlenme sürelerini kaydeden ve denetlenmesine olanak sağlayan bir cihaz olup, yasal düzenlemeler gereği uyulması gereken hız ve sürüş süresi denetimleri bu cihaz üzerinden yapıldığından, trafikte seyir güvenliğinin sağlanması açısından, takograf cihazının güvenilir ve doğru çalışması önem arz etmektedir.
Bu kapsamda, müdahale ve manipülasyonlara karşı yeterli güvenlik önlemleri bulunmayan analog ve elektronik takograf cihazları yerine mevcut durumda en güvenilir cihaz olan dijital takograf cihazının kullanılmasının zorunlu hale getirilmesinde kamu yararının bulunduğu tartışmasızdır.
Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesi ile, ulusal düzeyde dijital takograf uygulaması zorunlu hale getirilmiş, Yönetmeliğin Geçiçi 3. maddesi ile de, bir yandan analog ve elektronik takograf cihazı kullanan araçlar için dijital takografa geçişte belirli süreler öngörülürken, öte yandan, söz konusu değişikliğe uyum sağlanması ve dijital takograf cihazlarının üretilmesi amacıyla Yönetmeliğin 23. maddesinde yapılan düzenleme ile, Geçici 3. maddenin 01/01/2014 tarihinde yürürlüğe gireceği kurala bağlanmış, ardından Yönetmelikte yapılan değişiklikle bu süre, araç modelleri dikkate alınarak, en erken 30/6/2016, en geç 31/12/2019 tarihine kadar ötelenmiştir.
Dijital takografın zorunlu hale getirilmesinde kamu yararı bulunduğu, bu zorunluluğa ilişkin düzenleme içeren Yönetmelik 12/01/2012 tarihli olmasına rağmen, süreçten etkilenen tarafların bu değişime uyum sağlaması ve dijital takograf cihazının üretimine hız verilmesi amacıyla Yönetmeliğin Geçici 3. maddesi ile verilen sürenin yeterli olduğu dikkate alındığında, iptali istenen Yönetmelik maddesi ile getirilen düzenlemede mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı şirketin ticari işlerinde kullandığı motorlu araçlar için düzenlenen ağır kusur dereceli araç muayene raporlarının iptali istemine gelince; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Araçların muayenesi" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında, trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyup uymadığının ekonomik yapıları da, dikkate alınmak suretiyle belirli zamanlarda muayene edilerek tespit edeceği; "Muayeneye yetkili kuruluşlar" başlıklı 35. maddesinde, araçların muayenelerinin Ulaştırma Bakanlığına ait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait muayene istasyonlarında yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Karayolunda seyreden motorlu ve motorsuz araçlarının muayenelerinde amaç, araçların teknik yeterlilikleri sağlayıp sağlamadıklarını daha etkin ve sağlıklı bir şekilde denetlemek ve bu suretle araçlar bakımından karayolu trafik güvenliğini sağlamaktır. Bu amaçla ve anılan Kanunun 35. maddesi uyarınca çıkartılan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 23/09/2004 tarih ve 25592 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmeliğin "Muayene Esasları" başlıklı 8. maddesinde, araç muayenelerinin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Karayolları Trafik Yönetmeliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürürlüğe konulan Tip Onay Yönetmelikleri, Araçların İmal Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik ile bu Yönetmelikte yapılan düzenlemeler uyarınca belirlenen kusur gruplarına göre yapılacağı; araç muayene sonuçlarının "Kusursuz", "Hafif kusur", "Ağır kusur" ve "Emniyetsiz" olmak üzere dört grupta değerlendirileceği ifade edilmiş, "Ağır kusur" durumunda, aracın muayenesi sonucunda tamirine ihtiyaç duyulacak derecede eksiklikler tespit olunması halinde, söz konusu eksikliklerin Araç Muayene Raporuna işleneceği, bu eksikliklerin giderilerek aracın yeniden muayeneye gelmesi amacıyla; Araç Muayene Raporunda bir aylık süre tanınacağı belirtilerek aracın muayenesinin bitirilmeyeceği ve Araç Trafik Belgesinin onaylanmayacağı; araçların muayeneleri sonucunda tespit edilen eksikliklerden nelerin hafif kusur, ağır kusur ve emniyetsiz grubuna girdiğinin Bakanlık tarafından belirleneceği düzenlemesine yer verilmiş; bu kapsamda çıkartılan … tarih ve … sayılı “Araç Muayenesi Sonucu Belirlenen Eksikliklere ilişkin Kusur Grupları Yönergesi” nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde "Ağır kusur"un, "Aracın muayenesi sırasında tespit edilen ve tamirine ihtiyaç duyulacak derecedeki eksiklikleri/kusurları" ifade ettiği; "Kusurların Muayene Raporuna Yazılması" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında ise, araçların periyodik muayenesi sonunda tespit edilen tüm eksiklikler/kusurlar ve bu eksikliklerin/kusurların hangi kusur grubuna girdiğinin işleticiler/alt işleticiler tarafından düzenlenen araç muayene raporuna yazılacağı belirtilmiştir.
Sözü edilen Yönergenin EK-1'inde yer alan "Yola Elverişlilik Kusurlar Tablosu"nda "13.10.2 Takograf: ilgili mevzuatında belirtilen niteliğe uygun değil" açıklaması ile kusur tipi ağır kusur olarak belirlenmiştir.
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, yukarıda alıntısına yer verilen Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle değiştirilen asıl yönetmeliğin Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca, davacı şirketin ticari işlerinde kullandığı motorlu araçlarda bulunan analog takograf cihazının 31/12/2018 tarihine kadar dijital takograf cihazı ile değiştirilmesi gerekmekte olup, 13/12/2019 ve 17/12/2019 tarihlerinde yapılan araç muayenesinde, bu zorunluluğun yerine getirilmediğinin tespiti üzerine, söz konusu araçlar için, ağır kusur dereceli araç muayene raporu düzenlenmesinde hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 31/10/2024 tarihinde, davacı vekili Av. …'in ve davalı idareler Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı vekilleri Av. … ve Av. … ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı vekili Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı şirkete ait ... ve ... plakalı 2005 model çekiciler 17/12/2019 tarihinde, ... plakalı 2007 model kamyon ise 13/12/2019 tarihinde TÜVTÜRK muayene istasyonlarında muayeneye tabi tutulmuş, 'Araç Muayene Raporları'nda anılan araçların “Takograf: İlgili mevzuatında belirtilen niteliğe uygun değil” ağır kusuru ile birlikte başkaca kusurlardan ötürü muayenelerinin onaylanmadığı (tamamlanmadığı) belirtilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
USUL YÖNÜNDEN: Davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, davanın süresinde olmadığı ileri sürülmüştür. Uyuşmazlıkta, 13/12/2019 ve 17/12/2019 tarihli araç muayene raporu şeklindeki uygulama işlemleri üzerine davacının bakılan davayı, 27/12/2019 tarihinde, dolayısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca 60 günlük yasal süre içinde açtığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın süre itirazı yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Araçlarda bulundurulması zorunlu gereçler" başlıklı 31. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, kamyon, çekici ve otobüslerde ayrıca takoğraf, taksi otomobillerinde ise taksimetre bulundurulması ve kullanılır durumda olmasının zorunlu olduğu, ancak 2918 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki yıllarda üretilen araçlarla, resmi taşıt olarak tescil edilmiş ve edilecek olanlar ile şehiriçi ve belediye mücavir alanı içerisinde yolcu ve yük nakliyatı yapanlarda takoğraf bulundurma ve kullanma zorunluluğu aranmayacağı, takoğraf cihazlarının mekanik, elektronik olabileceği gibi elektro mekanik de olabileceği; "Araçların muayenesi" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında, trafiğe çıkarılacak motorlu araçların teknik şartlara uyup uymadığının ekonomik yapıları da dikkate alınmak suretiyle belirli zamanlarda muayene edilerek tespit edileceği; "Muayeneye yetkili kuruluşlar" başlıklı 35. maddesinde, araçların muayenelerinin Ulaştırma Bakanlığına ait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait muayene istasyonlarında yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Araçlarda Bulundurulması Mecburi Gereçler" başlıklı 64. maddesinin 1. fıkrasında, araçlarda, özelliklerine ve cinslerine göre nitelik ve nicelikleri 1 sayılı cetvelde gösterilen gereçlerin, ayrıca, kamyon, çekici ve otobüslerde İçişleri ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme bakanlıklarının görüşlerini de alarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının belirlediği takoğraf, taksi otomobillerinde taksimetrenin bulundurulması ve bunların kullanılır durumda olmasının zorunlu olduğu; "Takograf Cihazı ile Sürücü Çalışma Belgesi Bulundurma ve Kullanma Zorunluluğu" başlıklı 99. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, takoğraf cihazlarının nitelikleri, fonksiyonları ve teknik özelliklerinin İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanacak teknik şartnameye uygun, mekanik, elektronik veya elektro mekanik olarak imal veya ithal edileceği, takoğraf cihazlarının, şehirlerarası yük veya yolcu nakliyatı yapan otobüs, kamyon ve çekicilerde kullanılır durumda bulundurulması ve kullanılmasının zorunlu olduğu, takoğraf cihazı takılan her taşıtın işleten ve sürücüsünün, takıldığı tarihten itibaren bu cihazları kullanılır durumda bulundurmak zorunda olduğu, şehir içi ve belediye mücavir alanı içerisinde yolcu ve yük nakliyatı yapan otobüs, kamyon ve çekici türündeki taşıtlarda takoğraf cihazı bulundurma mecburiyeti aranmayacağı, 1984 ve daha önceki yıllarda üretilen araçlarda takoğraf cihazı bulundurma ve kullanma mecburiyeti aranmayacağı, ancak, bu araçların şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığında kullanılması halinde, takoğraf cihazının yerine sürücü çalışma belgesinin bulundurulması ve kullanılmasının zorunlu olduğu, takoğraf cihazı bulundurulması ve kullanılması zorunlu olan araçlardan, resmi taşıt olarak tescil edilmiş ve edilecek olanlarda takoğraf cihazı bulundurma ve kullanma zorunluluğu aranmayacağı; anılan Yönetmeliğin ekinde yer alan ve dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte (07/01/2016) yürürlükte bulunan, 21/03/2012 tarihli ve 28240 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik "Araçlarda Bulundurulması Gereken Teçhizat ile Bunların Niteliklerini Gösteren Cetvel" başlıklı 1 sayılı Cetvelin "Hususiyetlerine Göre Araçlarda Bulundurulacak Teçhizat" başlıklı C bendinin 3. sırasında, otobüs, kamyon ve çekici taşıtlarında, takoğraf cihazının teçhizat olarak bulundurulması gerektiği, anılan cihazın, sürücünün araç kullanma, dinlenme süreleri ile araç kullanırken yaptığı hızı belirleyeceği, nitelikleri fonksiyonları ve teknik özellikleri bakımından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca hazırlanan yönetmelik veya takograf teknik şartnamesine uygun olacağı düzenlenmiştir.
Davaya konu Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinin dayanağı olan 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, uzunluk, alan, hacim, ağırlık ölçüleri, areometreler, hububat muayene aletleri, elektrik, su, havagazı, doğalgaz, akaryakıt sayaçları, taksimetreler, naklimetreler, akım ve gerilimölçü transformatörleri ile demiryolu yük ve sarnıçlı vagonlarının muayenesi, ayarlanması ve damgalanmasının bu Kanun hükümlerine göre yapılacağı; ikinci fıkrasında, Cumhurbaşkanının, bu maddede yer almayan herhangi bir ölçü ve ölçü aletini bu Kanun kapsamına alabileceği hükmüne yer verilmiş; 05/08/2006 tarih ve 26250 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bazı Ölçü ve Ölçü Aletlerinin 3516 Sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu Kapsamına Alınmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile takagrof cihazları anılan Kanun kapsamına alınmıştır. 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu'nun "Tarifler" başlıklı 4. maddesinde, "Bakanlık" ifadesinin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını ifade ettiği; "Muayeneler" başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasında, ölçü ve ölçü aletlerinin madde metninde bentler halinde sayılan muayenelere tabi tutulacağı; ikinci fıkrasında, bu muayenelerin usul ve esasları, kimler tarafından ne şekilde ve surette yapılacakları ve muayeneye tabi ölçü ve ölçü aletleri sahiplerinin veya bunları kullananların görev ve sorumlulukları ile tabi olacakları yasakların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte gösterileceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun uyarınca çıkartılan ve 12/01/2012 tarih ve 28171 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, Yönetmeliğin amacının, karayolu taşımacılığı yapan araçlarda kullanılması zorunlu olan takograf cihazlarına verilecek servis hizmetleri ile takograf cihazları kullanıcılarının sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında da, Yönetmeliğin, ulusal veya uluslararası karayolu taşımacılığı yapan araçlarda kullanılan analog, elektronik ve dijital takograf cihazlarının muayene ve damgalanması ile ilgili usul ve esasları kapsadığı; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, analog takograf cihazının, 21/5/2010 tarihli ve 27587 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Araçlarda Kullanılan Takograf Cihazları Hakkında Yönetmeliğin EK-I’ine uygun takograf cihazını, (ç) bendinde, dijital takograf cihazının, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Araçlarda Kullanılan Takograf Cihazları Hakkında Yönetmeliğin EK-IB’sine uygun takograf cihazını, (d) bendinde ise, elektronik takograf cihazının, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Araçlarda Kullanılan Takograf Cihazları Hakkında Yönetmeliğin EK-I veya EK-IB’sinde yer alan gereklilikleri karşılamayan takograf cihazını ifade edeceği kurala bağlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin "Dijital takograf cihazlarının kullanımı" başlıklı 20. maddesinde, "(1) (Değişik: RG-12/5/2012-28290) Yurt içinde taşımacılık yapan ve dijital takograf cihazı kullanması zorunlu olan araçlardan; (a) İlk defa tescil edilerek trafiğe çıkarılacak olanlarda, (b) 1996 model ve sonrası olup, ilk defa takograf cihazı takılacak olanlarda, dijital takograf cihazının kullanılması zorunludur. (2) (Ek: RG-29/4/2015-29341) Analog ve elektronik takograf cihazı kullanan araçlardan Geçici 3 üncü maddede belirtilen süreler ve durumlara tabi olanlarda dijital takograf cihazının kullanılması zorunludur." kuralı yer almıştır. Yönetmeliğin dijital takografa geçiş sürecine ilişkin düzenleme içeren ve 20. maddesinin 2. fıkrasıyla göndermede bulunulan Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasının ilk halinde, "(1) Yurt içinde taşımacılık yapan ve takograf kullanması zorunlu olan 1996 model ve sonrası araçlarda kullanılan analog veya elektronik takograf cihazlarının, aşağıda belirtilen yıl içindeki ilk araç muayenesinden önce dijital takograf ile değiştirilmesi zorunludur. (a) 1996-1998 model araçlar, birinci yıl içinde, (b) 1999-2001 model araçlar, ikinci yıl içinde, (c) 2002-2004 model araçlar, üçüncü yıl içinde, (ç) 2005-2007 model araçlar, dördüncü yıl içinde, (d) 2008 ve sonrası model araçlar, beşinci yıl içinde." düzenlemesine yer verilmiş; aynı Yönetmeliğin "Yürürlük" başlıklı 23. maddesinde, Yönetmeliğin 20. maddesi ile Geçici 3. maddesinin 01/01/2014 tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş; 27/11/2013 tarih ve 28834 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle 20. ve Geçici 3. maddelerin yürürlük tarihi 30/06/2014 olarak belirlenmiş; bilahare 07/01/2016 tarih ve 29586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle, Yönetmeliğin Geçiçi 3. maddesinin 1. fıkrası, “(1) Yurt içinde taşımacılık yapan ve takograf kullanması zorunlu olan 1996 model ve sonrası araçlarda kullanılan analog veya elektronik takograf cihazlarının, aşağıda belirtilen sürelerde dijital takograf ile değiştirilmesi zorunludur: (a) 1996-1998 model araçlar, 30/6/2016 tarihine kadar. (b) 1999-2001 model araçlar, 31/12/2016 tarihine kadar. (c) 2002-2004 model araçlar, 31/12/2017 tarihine kadar. (ç) 2005-2007 model araçlar, 31/12/2018 tarihine kadar. (d) 2008 ve sonrası model araçlar, 31/12/2019 tarihine kadar.” şeklinde değiştirilmiştir.
Diğer taraftan, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan 06/04/2011 tarih ve 6223 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak 03/06/2011 tarihinde kararlaştırılan 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Görevler" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının görevleri şunlardır:
a)Kalkınma planları ve yıllık programlardaki ilke, hedef ve politikalar doğrultusunda sanayi politika ve stratejilerini, sanayi ürünlerine yönelik idari ve teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak, sanayi işletmelerinin sicilini tutmak, sanayi istatistikleri ve analizleri üretmek. ...
ç)Metroloji politikasını hazırlamak, metroloji alanında stratejiler geliştirmek ve uygulanmasını sağlamak, metroloji alanında muayene, belgelendirme ve doğrulamaya ilişkin düzenlemeleri yapmak, denetimleri yapmak veya yaptırmak, uygulamaya konulması gerekli olan standartları ve hazır ambalajlamaya ilişkin teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak.
d)Ürün güvenliği ve denetimine ilişkin politikaların hazırlanmasına yardımcı olmak, sanayi ürünlerinin ürün güvenliği ve teknik mevzuatına uygunluğuna yönelik piyasa gözetimi ve denetimi yapmak veya yaptırmak, risk analizleri yapmak, sanayi ürünlerinin denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemek, ürün güvenliği bilgi sistemini oluşturmak. ..." hükmüne; "Sanayi Genel Müdürlüğü" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Sanayi Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır: ...
f)Sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeleri uyumlaştırmak, teknik mevzuatı ve ilgili standart listelerini hazırlamak ve uygulamaya koymak, teknik düzenlemesi ve standardı bulunmayan sanayi ürünlerinin denetimine esas olacak özelliklerini tespit etmek veya ettirmek. ... hükmüne; "Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a)Metroloji politikasını belirlemek ve metroloji alanında stratejiler geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve izlemek.
b)Yasal metroloji ve hazır ambalajlama alanında teknik düzenlemeler ile ilgili standart listelerini hazırlamak ve uygulamaya koymak, bu alanda piyasa gözetimi ve denetimi yapmak veya yaptırmak.
c)Yasal metroloji kapsamına alınacak veya kapsamdan çıkartılacak ölçü aletlerini belirlemek, yasal metroloji alanında izlenebilirliği sağlamak için gerekli teknik ve idari altyapıyı oluşturmak. ...
e)Yasal metroloji ve hazır ambalajlama alanında teknik düzenlemesi ve standardı bulunmayan ürünlerin denetimine esas olacak özellikleri tespit etmek veya ettirmek. ..." hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; ürünlerin piyasaya arzı, uygunluk değerlendirmesi, piyasa gözetimi ve denetimi ile bunlarla ilgili olarak yapılacak bildirimlere ilişkin usul ve esasları belirlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanunda geçen; ...
j)Teknik düzenleme: Bir ürünün, ilgili idarî hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ve uyulması zorunlu olan her türlü düzenlemeyi, ...
l)Yetkili kuruluş: Ürünlere ilişkin mevzuat hazırlamaya ve yürütmeye yasal olarak yetkili bulunan ve bu Kanun hükümlerini kendi görev alanına giren ürünler itibarıyla uygulayacak olan kamu kurum veya kuruluşunu, ... ifade eder."; "Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanır."; "Ürünlerin piyasaya arzında üreticilerin ve dağıtıcıların yükümlülükleri" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, "Piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olması zorunludur..."; "Piyasa gözetimi ve denetimi" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Piyasa gözetimi ve denetimi, ilgili teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Bunlara ilişkin idarî düzenlemeler yetkili kuruluşlarca hazırlanır." hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca çıkartılan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan, 23/09/2004 tarih ve 25592 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmeliğin "Muayene Esasları" başlıklı 8. maddesinde, araç muayenelerinin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Karayolları Trafik Yönetmeliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürürlüğe konulan Tip Onay Yönetmelikleri, Araçların İmal Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik ile bu Yönetmelikte yapılan düzenlemeler uyarınca belirlenen kusur gruplarına göre yapılacağı; araç muayene sonuçlarının "Kusursuz", "Hafif kusur", "Ağır kusur" ve "Emniyetsiz" olmak üzere dört grupta değerlendirileceği ifade edilmiş; "Ağır kusur" durumunda, aracın muayenesi sonucunda tamirine ihtiyaç duyulacak derecede eksiklikler tespit olunması halinde, söz konusu eksikliklerin Araç Muayene Raporuna işleneceği, bu eksikliklerin giderilerek aracın yeniden muayeneye gelmesi amacıyla; Araç Muayene Raporunda bir aylık süre tanınacağı belirtilerek aracın muayenesinin bitirilmeyeceği ve Araç Trafik Belgesinin onaylanmayacağı; araçların muayeneleri sonucunda tespit edilen eksikliklerden nelerin hafif kusur, ağır kusur ve emniyetsiz grubuna girdiğinin Ulaştırma Bakanlığı tarafından belirleneceği düzenlemesine yer verilmiş; bu kapsamda Ulaştırma Bakanlığının 18/12/2007 tarih ve B.11.0.KUG.0.00.15.00/260-39397 sayılı Makam oluru ile yürürlüğe konulan “Araç Muayenesi Sonucu Belirlenen Eksikliklere ilişkin Kusur Grupları Yönergesi” nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, ağır kusurun, "Aracın muayenesi sırasında tespit edilen ve tamirine ihtiyaç duyulacak derecedeki eksiklikleri/kusurları" ifade ettiği; "Kusurların Muayene Raporuna Yazılması" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında ise, araçların periyodik muayenesi sonunda tespit edilen tüm eksiklikler/kusurların ve bu eksikliklerin/kusurların hangi kusur grubuna girdiğinin işleticiler/alt işleticiler tarafından düzenlenen araç muayene raporuna yazılacağı belirtilmiştir.
Sözü edilen Yönergenin EK-1'inde yer alan "Yola Elverişlilik Kusurlar Tablosu"nda "13.10.2 Takograf: ilgili mevzuatında belirtilen niteliğe uygun değil" açıklaması ile kusur tipi "ağır kusur" olarak belirlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Dava Konusu Düzenlemenin İncelenmesi: Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu itibarla, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesi ile yurt içinde taşımacılık yapan ve ulusal düzeyde takograf cihazı kullanım zorunluluğu bulunan araçlardan ilk defa tescil edilecek veya ilk defa takograf cihazı takılacak olanlara dijital takograf kullanma zorunluluğunun getirildiği, halihazırda analog ya da elektronik takograf cihazı takılı olanlar yönünden ise Geçici 3. maddede belirtilen sürelerde dijital takograf kullanımına geçişin öngörüldüğü, Yönetmeliğin Geçiçi 3. maddesinde de, analog ve elektronik takograf cihazı kullanan araçlar için dijital takografa geçiş sürelerinin belirlendiği, ayrıca söz konusu geçiş sürecine uyum sağlanması ve dijital takograf cihazlarının üretilmesi amacıyla Yönetmeliğin 23. maddesinde yapılan değişiklik ile 20. ve Geçici 3. maddelerin 30/06/2014 tarihinde yürürlüğe gireceğinin kurala bağlandığı, ardından Geçici 3. maddede yapılan değişiklikle, uyum sürecinin, araç modelleri dikkate alınarak, en erken 30/06/2016, en geç 31/12/2019 tarihine kadar ötelendiği, bu yükümlülüğe uymayan araçların ise tabi olacakları araç muayenesinde ağır kusurlu sayılarak muayeneden geçemeyeceklerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davalı Bakanlığın, takograf cihazlarının niteliklerini belirleme yetkisinin bulunup bulunmadığı ile mevcut analog ve elektronik takograf cihazlarının dijital takografa dönüştürülmesinin (takdir yetkisinin kullanımının) kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu Yönetmelikte yer almamakla birlikte, takografın tanımına bakıldığında; Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ekinde yer alan ve dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan, 21/03/2012 tarihli ve 28240 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik "Araçlarda Bulundurulması Gereken Teçhizat ile Bunların Niteliklerini Gösteren Cetvel" başlıklı 1 sayılı Cetvelde, takografın, sürücünün araç kullanma ve dinlenme süreleri ile araç kullanırken yaptığı hızı belirleyen bir cihaz olduğunun belirtildiği; yine Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Araçlarda Kullanılan Takograf Cihazları Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, takografın, aracın hızı ve kat edilen mesafe gibi bilgileri otomatik olarak kaydeden bir cihaz olduğunun düzenlendiği görülmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 31. maddesinde, şehirlerarası yük veya yolcu nakliyatı yapan otobüs, kamyon ve çekicilerde takografın bulundurulması, kullanılır durumda olması ve kullanılmasının zorunlu olduğu; takograf cihazlarının mekanik, elektronik ya da elektro mekanik olabileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 17/07/2006 tarihli ve 2006/10736 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, takograf cihazlarının 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu kapsamına alındığı, dolayısıyla bir "ölçü aleti" olarak kabul edildiği, bu kapsamda takografların muayenelerinin usul ve esasları, kimler tarafından ne şekilde ve surette yapılacakları ve muayeneye tabi ölçü ve ölçü aletleri sahiplerinin veya bunları kullananların görev ve sorumlulukları ile tabi olacakları yasaklar, damgalanması veya damga yerine belge verilmesi, yer değiştirme halinde damganın geçerliliği ve damgaların iptaline ait usul ve esasları yönetmelikle düzenleme yetkisinin davalı Bakanlığa ait olduğu görülmektedir.
Öte yandan, 6948 sayılı Kanun'da, bir maddenin vasıf, şekil, özellik veya oluşumunu makine, cihaz, tezgah, alet veya diğer vasıta ve kuvvetlerin yardımı ile veya sadece el emeği ile kısmen veya tamamen değiştirmek veya bu maddeleri işlemek suretiyle devamlı ve seri halinde üreten yerlerle madenlerin çıkarılıp işlendiği yerler sanayi işletmesi, buralarda yapılan işler sanayi işleri, yani "sanayi ürünü" olarak tanımlanmış olup; dava konusu Yönetmelik kuralının yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan (mülga) 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ile (mülga) 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yukarıda aktarılan hükümleri uyarınca, "ölçü aletleri" ile "sanayi ürünleri"ne ilişkin teknik mevzuatı ve standart listelerini hazırlayıp uygulamaya koymak, ölçü aletlerinin (metroloji alanında) muayene, belgelendirme ve denetimlerini yapmak, sanayi ürünlerinin ürün güvenliği ve teknik mevzuatına uygunluğuna yönelik piyasa gözetimi ve denetimini yapmak konusunda davalı Bakanlığın görevli ve yetkili kılındığı anlaşılmaktadır.
Buna göre; bir ölçü aleti ve sanayi ürünü olan takograf cihazlarının, üretim aşamasından itibaren teknik özelliklerini ve standartlarını belirleme, bunların denetim ve muayenelerinin usul ve esasları, kimler tarafından ne şekilde ve surette yapılacakları ve muayeneye tabi ölçü ve ölçü aletleri sahiplerinin veya bunları kullananların görev ve sorumlulukları ile tabi olacakları yasaklar, damgalanması veya damga yerine belge verilmesi, yer değiştirme halinde damganın geçerliliği ve damgaların iptaline ait usul ve esasları yönetmelikle düzenleme yetkisinin davalı Bakanlığa ait olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Her ne kadar 2918 sayılı Kanun'un 31. maddesinde, takograf cihazlarının mekanik, elektronik ya da elektro mekanik olabileceği düzenlenmiş ise de; anılan kuralın sınırlayıcı bir hüküm içermediği, başka bir ifadeyle tahdidi değil tadadi (örnekleme suretiyle) bir belirleme yaptığı, bu nedenle anılan hükmün davalı Bakanlığın yetkisini ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim İçişleri, Çevre ve Şehircilik ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanları tarafından müştereken yürütülen Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 64. maddesinde, kamyon, çekici ve otobüslerde İçişleri ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme bakanlıklarının görüşlerini de alarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının belirlediği takografın kullanılmasının zorunlu olduğu;
99.maddesinde, takograf cihazlarının niteliklerinin, fonksiyonlarının ve teknik özelliklerinin İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanacak teknik şartnameye uygun olarak imal ve ithal edileceği; Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ekinde yer alan "Araçlarda Bulundurulması Gereken Teçhizat ile Bunların Niteliklerini Gösteren Cetvel" başlıklı 1 sayılı Cetvelin "C) Hususiyetlerine Göre Araçlarda Bulundurulacak Teçhizat" başlıklı tablosunda da, takografın; nitelikleri, fonksiyonları ve teknik özellikleri bakımından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca hazırlanan yönetmelik veya takograf teknik şartnamesine uygun olması gerektiği düzenlenmiş; dolayısıyla davalı Bakanlığın takograf cihazlarının niteliklerini, fonksiyonlarını ve teknik özelliklerini tespit yetkisi; İçişleri, Çevre ve Şehircilik ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıkları tarafından da kabul edilmiştir. Bu itibarla, dava konusu düzenlemede yetki ve şekil yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Düzenlemenin diğer unsurlar bakımından incelenmesine gelince;
Yukarıda aktarıldığı üzere, takograf cihazı, sürücünün araç kullanma ve dinlenme süreleri ile aracın hızı ve kat edilen mesafe gibi bilgileri otomatik olarak kaydeden, böylelikle sürücülerin yasal düzenlemeler ile belirlenen hız ve sürüş sürelerini aşmamasını sağlamayı, sonuç olarak karayolu taşımacılığında güvenliği artırmayı amaçlayan bir ölçü aletidir. Dolayısıyla, takograf cihazının taşıması gereken özelliklerin de bu tanım ve fonksiyonu en güvenli, sağlıklı ve verimli surette yerine getirmeye elverişli olacak şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
Bir başka ifadeyle, takograf cihazı ile trafikte seyir güvenliği sağlanarak kazaların önüne geçilmesinin yanı sıra olası bir kazada sürücü faaliyetleri, araç hızı ve kat edilen mesafe denetlenerek kazadaki kusur durumunun ortaya çıkarılması da hedeflenmektedir. Belirtilen hedeflere ulaşmak için kayıtlarına güvenilir, müdahalelere olabildiğince kapalı ve doğru çalışan bir takograf cihazının, takograf cihazı bulundurma zorunluluğu olan araçlarda kullanılması önem arz etmektedir.
Bu kapsamda, müdahale ve manipülasyonlara karşı yeterli güvenlik önlemleri bulunmayan analog ve elektronik takograf cihazları yerine teknolojik gelişmeler ışığı ile gelinen noktada daha güvenilir bir cihaz olan dijital takograf cihazının kullanılmasının zorunlu hale getirilmesinde kamu yararının bulunduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemenin amaç unsuru yönünden hukuka uygun olduğu tartışmasızdır.
Bu noktada ayrıca belirtmek gerekir ki Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Taşıtlarda Çalışan Personelin Çalışmalarına İlişkin Avrupa Anlaşması (AETR) ve Avrupa Birliği mevzuatında 16/06/2010 tarihinden önce tescil edilmiş anolog veya elektronik takograflı cihaz bulunan araçlar bakımından dijital takograf cihazına geçiş için zorunluluk bulunmaması, ulusal alanda bu konuda düzenleme yapılmasını engelleyici bir nitelik taşımamaktadır. Kaldı ki ulusal alanda yapılan bu düzenleme ile müdahale ve manipülasyonlara karşı daha üst seviyede koruma sağlayan dijital takografa geçiş öngörülerek Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Taşıtlarda Çalışan Personelin Çalışmalarına İlişkin Avrupa Anlaşması (AETR) ve Avrupa Birliği mevzuatından trafikte seyir güvenliğinin sağlanması, kazaların önlenmesi ve olası kazalardaki kusur durumunun açığa çıkarılması, bu sayede vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinin korunmasını sağlama yönünden daha ilerici bir uygulamaya geçildiği görülmektedir.
Diğer taraftan, dava konusu düzenleme ile takograf cihazı türü açısından en güvenli tür olan dijital takograf cihazının kullanımının yaygınlaştırılması ve analog ile elektronik cihazların terk edilmesi sağlanmak suretiyle ülkedeki tüm araçlarda kullanılan takograf cihazlarını ulusal ve uluslararası alanda uyumlaştırmak, takograf cihazının muayene ve kayıtlarının denetlenmesi noktasında oluşabilecek teknik karmaşanın önüne geçmek de hedeflendiğinden, düzenlemeyi yapmakta hukuki ve maddi gerekçelerinin olduğu anlaşılmakta olup, dava konusu düzenlemede sebep unsuru yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, dijital takografın zorunlu hale getirilmesinde kamu yararı bulunduğu, bu zorunluluğa ilişkin düzenleme içeren Yönetmeliğin ilk olarak 12/01/2012 tarihinde yayımlanmasına rağmen, süreçten etkilenen tarafların bu değişime uyum sağlaması ve dijital takograf cihazının üretimine hız verilmesi amacıyla yapılan değişikliklerle Yönetmeliğin Geçici 3. maddesi ile verilen sürenin yeterli ve ölçülü olduğu da gözetildiğinde, iptali istenilen Yönetmelik maddesi ile getirilen düzenlemede mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. B) Davacı Şirketin Ticari İşlerinde Kullandığı Motorlu Araçlar İçin Düzenlenen Ağır Kusur Dereceli Araç Muayene Raporlarının İptali İsteminin İncelenmesi: Karayolunda seyreden motorlu ve motorsuz araçlarının muayenelerinde amaç, araçların teknik yeterlilikleri sağlayıp sağlamadıklarını daha etkin ve sağlıklı bir şekilde denetlemek ve bu suretle araçlar bakımından karayolu trafik güvenliğini sağlamaktır.
Dava konusu Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinin, 07/01/2016 tarihli ve 29586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik Geçici 3. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde hukuka aykırılık tespit edilmediğinden, davacı şirketin ticari işlerinde kullandığı 2005 ve 2007 model motorlu araçlarda bulunan analog takograf cihazının bu düzenleme uyarınca 31/12/2018 tarihine kadar dijital takograf cihazı ile değiştirilmesi gerekmekte olup, 13/12/2019 ve 17/12/2019 tarihlerinde TÜVTÜRK muayene istasyonlarında yapılan araç muayenesinde, bu zorunluluğun yerine getirilmediğinin tespiti üzerine, söz konusu araçlar için ağır kusur dereceli araç muayene raporu düzenlenmesinde hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, davaya konu araçları uluslararası taşımacılık faaliyetinde kullandığı, dava konusu düzenlemenin ulusal taşımacılık için getirildiği, ulusal taşımacılık kapsamında getirilen dijital takografa geçiş zorunluluğunun kendisine uygulanmaması gerektiği iddia edilmiş ise de; uluslararası taşımacılığın ulusal taşımacılığı içinde barındırdığı, bir başka deyişle uluslararası taşımacılık yapmak için ulusal sınırlar içinde seyahat etme zorunluluğu bulunduğu izahtan varestedir. Nitekim söz konusu araçlara ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolu Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen taşıt kartında "Bu taşıt kartı; yurt içi ve/veya uluslararası ticari eşya taşımacılığı yapmak üzere verilmiştir." ifadesinin bulunduğu da görüldüğünden, anılan iddiaya itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Danıştay'da ilk derece olarak görülen duruşmalı davalar için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 31/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.