Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 17/11/2022

NUMARASI :....

DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2022 tarih ve 2022/74 E. - 2022/364 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 11. sınıf mallar için 2019/97157 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin "... ... ..." ibareli markalarına dayanarak yaptığı itiraz üzerine müvekkili başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesi ile reddine karar verildiğini, bu karara yapılan itirazın ise, diğer davalı ...

2022.M-240 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili marka başvuru tarihinin 09/10/2019, davalı şirket marka başvuru tarihinin ise 26/06/2020 olduğunu, davalı şirkete ait EUIPO nezdinde tescilli markaların sadece üye Avrupa Birliği ülkelerinde koruma sağladığını, müvekkilinin "... ..." başvurusuna konu mal ve hizmetin "yerli malı" olduğunu ve geçmişe dayalı faaliyetlerinin bulunduğunu, müvekkiline ait başvurunun, başvuru tarihinde Türkiye’de marka koruması ve tanınmış marka özelliği bulunmayan "... ... ..." markasının, sadece başka ülkelerde farklı nice sınıflarında tescili bulunmasına dayandırılan itiraza istinaden davalı kurumun "kötü niyet" gerekçesinin haksız olduğunu, davalı şirketin markası tanınmış olmadığından bu durumun tanınmış bir markayı bilme külfetini ortadan kaldırdığını, müvekkili markasının 11. sınıf üzerinde tescil ettirmek istediğini, davalı şirketin EUIPO nezdinde 11. sınıfta tescilinin bulunmadığını, markaların fonetik, görsel, sektör ve sınıf farklılıklarının göz önünde bulundurulması gerektiğini, davalı şirketin tescili olduğu belirtilen onlarca ülke içinde sadece Kore ve Türkiye'de 11. sınıf kapsamında tescilinin olması ile ilgili mal ve hizmetler yönünden ticari işletmesi bulunmadığını, sadece engelleyici marka ve tekel olma amacıyla hareket ettiğini, markaların fonetik, görsel, sektör ve sınıf farklılıklarının da göz önünde bulundurularak inceleme yapılması gerektiğini ileri sürerek, YİDK'nın 10/01/2022 tarih ve 2022-M-240 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin yıllık gelirinin 25 milyar doları aşan ve bilime hizmet veren bir dünya lideri olduğunu, müvekkilinin, ticaret unvanının da kök unsuru olan tescilli “... ...” markalarının bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığının kararına rağmen davacının reddedilmiş markasını hâlâ kullanmaya devam ettiğinin tespit edildiğini, mütecaviz kullanımlarını durdurması için davacıya 01.09.2021 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davacı cevabi ihtarnamesi ile müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu kabul ettiğini, işbu davayı ikame etmiş olmasının başlı başına kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin "... ..." markalarını uzun yıllardır ülkemizde de aktif bir şekilde kullandığını, müvekkilinin “... ...” markalarının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 11. sınıf kapsamında yer alan mallar bakımından yaygın olarak bilindiğini ve kullanıldığını, müvekkilinin "... ..." markasının ... nezdinde davacının markasından 11 yıl önce tescil edildiğini, taraf markaların birebir aynı ve başvurunun kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davalı şirket markaları üzerindeki kullanımlarının da davacıya ait marka başvurusundan önceye dayanmakta olduğunun gerek davalı şirketin dünya çapında sahip olduğu tescillerden gerekse de ülkemizdeki kullanımlarından anlaşıldığı, bu nedenle davacının, davalı şirketin markasının 11. sınıf üzerinde engelleyici marka olduğu iddialarının da yerinde olmadığı; davacı yanın, Sakarya 6. Noterliğinin ... yevmiye no.lu ve 08.09.2021 tarihli cevabi ihtarnamesinde "davalı şirketin tanınmışlığı ve verdiği hizmeti saygıyla karşıladıklarını, davalı ... ... ..... gerçek hak sahibi olduğunu kabul ettiklerini, markaların birebir aynı olması ve halk nezdinde iltibas ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olmasının doğru olduğunu, ... tarafından verilen karara itiraz ettiklerini ve ...’in markalarının ... ... adına yapılan itiraz üzerine reddi halinde 11. sınıf kapsamında alakalı medya hesapları, broşür, katalog, her türlü belge ve internet ortamında kullanmayacaklarını, satış yapmayacaklarını beyan ettikleri; davacının davalı şirketin haklarına saygı duyacağını" beyan ettiği, buna rağmen işbu davayı ikame etmiş olmasının davacının kötü niyetini ortaya koyduğu; davacının davalı şirketin “... ...” markasını taklit eder nitelikteki “... ...” marka başvurusunun kötü niyetli olduğu; “... ...” ibaresinin ayırt edicilik açısından değerlendirildiğinde, özgün bir yapıya sahip olup ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, aynı zamanda bu ibarenin, Türkiye’de de çeşitli mecralarda yer aldığı;

TTK'nın 18/2. maddesi hükmü gereği; tacirlerin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, dolayısıyla, marka başvurusu yapılırken de basiretli iş adamı gibi hareket edilmesi gerektiği, başvuruya konu "... ..." ibaresinin rastlantısal olarak seçilip başvuruya konu edilmesinin, davalı şirket markalarından haberdar olmaksızın yapıldığının düşünülmesinin mümkün olmadığı; davacının bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak amacıyla, dürüst ticaret ilkelerine uygun davranmadığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili başvurusunun davalı şirketin başvurusundan önce olduğunu, SMK'nın 6/4. maddesi koşullarının bulunmadığının davalı Kurum tarafından da açıkça belirtildiğini, müvekkili kötü niyetli olmadığını, SMK'nın 6/9. maddesine dayalı olarak başvurunun hatalı olarak reddedildiğini, davalının Türkiye'de ticari işletmesi, satış ve pazarlamasının bulunmadığını, davalı şirketin engelleyici marka saiki ile markasını tescil ettiğini, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin taklit edici girişiminin bulunmadığını, başvuru sırasında müvekkilinin davalı şirketin ticaretinden haberdar olmadığını, haksız kazanç elde etme amacının bulunmadığını, müvekkilinin tanınmamış bir markayı bilme mükellefiyetinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, iptali istenen YİDK kararında davalının mesnet markasının davacının başvuru tarihinden önce çeşitli ülkelerde ve EUIPO nezdinde tescilli olduğunun, özgün ve ayırt ediciliği yüksek bu ibarenin Ülkemizde de çeşitli mecralarda yer aldığının belirtildiği, başvuru sahibi davacının tesadüfen akla gelmesi olası gözükmeyen markayı seçerek adına tescil ettirmek istemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu sonucuna varılarak davacının başvurusunda kötü niyetli kabul edildiği; öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2022 tarih ve 2020/11-699 E. - 2022/1093 K. sayılı ilamında da işaret edildiği üzere gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmediği ve bu durumun her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, aynı kararda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâlinin, kötü niyetin varlığında önem kazandığının, örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimsenin kötü niyetli sayılacağının, yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markalarının kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirilmesi gerektiğinin, ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunma ve tescil ettirmenin de kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiğinin açıklandığı; somut uyuşmazlıkta ise, davacının davalı şirket gönderdiği cevabi ihtarnamede davalı şirketin tanınmışlığını saygıyla karşıladıklarını, davalı şirketin gerçek hak sahibi olduğunu kabul ettiklerini, taraf markalarının birebir aynı olduğunu ve halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu ve itirazları üzerine ... tarafından verilecek karara saygı duyacaklarını ve başvurunun reddi kararının onaylanması halinde markalarını 11. sınıf kapsamında medya hesapları, broşür, katalog, her türlü belge ve internet ortamında kullanmayacaklarını ihtaren bildirdiği, bu hale göre, davacının davalı şirkete ait olduğunu bildiği ve zaten özgünlüğü nedeniyle tesadüfen seçilmesi mümkün olmayan dava konusu markayı, bilerek haksız yarar sağlamak için marka başvurusuna konu ettiği, dava konusu iptali istenen YİDK kararında varılan sonuçta bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 15/03/2025

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog