ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalılar aleyhine ödenmeyen kredi borcunun iadesi amacıyla Ergani İcra Müdürlüğünde ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, davalıların süresi içerisinde icra takibini durdurduklarını, borçluların borca itirazlarının mevcut olduğunu, itirazın kaldırılması takibin devamı ve alacak davası için Diyarbakır Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yapıldığını ancak anlaşamamaya dair son tutanak tutulduğunu, ilgili sözleşmenin bir cari hesap sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalıların iş bu sözleşme uyarınca kullandıkları kredilerin vadesi geçtiği halde ödeme yapılmayınca müvekkili bankaca kredi borcunun ödenmesi hususunda davalılara muceliyet ihtarnamesi gönderilmesine rağmen davalıların borcu ödemekten imtina ettiklerini bu nedenle icra takibi başlattıklarını ancak davalıların icra takibine itiraz ettiklerini belirterek, davalı borçluların Ergani İcra Dairesi dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibinin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafından açılan itirazın iptali davası açılması gereken bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olup, davanın reddine karar verilmesi hukukun gereği olduğunu, davaya konu sözleşmeye dayanan borç zamanaşımına da uğradığını, söz konusu itirazları kabul edilmez ise davacı tarafından müvekkil ile yapılan sözleşme 6098 sayılı tbk'nın emredici hükümlerine aykırı olup, söz konusu sözleşme geçersiz olduğunu, müvekkillerden ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu dava dilikçesinde belirtilmiş olup, müteselsil kefalette sorumluluk 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olup, işbu dava 10 yıılık süreden sonra açıldığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, dava dilekçesinde müvekkillerden ...hakkında müteselsil kefil olduğu iddiası bulunmakta olup, kefalet sözleşmessinin kanunun aradığı şekli şartlara uygun yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, davacının sözleşmeden doğan talepler zamanaşımına uğramış olmasına rağmen müvekkili yıllar boyu dava tehditi altında bırakmak amacıyla hareket edildiğinden işbu dava ile davacının hakkını kötüye kullandığını, davacı ziraat bankasının taraf ehliyeti de bulunmadığını, açıklamaları dikkate alınarak; işbu davanın yasal süresi olan bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması, davacı bankanın takip yetkisinin bulunmayışı nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesine, mümkün olmaması davaya konu sözleşmeden kaynaklı alacağın zamanaşımına uğramış olması ve davaya konu sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu hükümleri içermesi ve müvekkillerin bu konuda bilgilendirilmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersizliği nedeniyle ve kefalet sözleşmesinin geçersiz oluşu, davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket etmesi nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı banka ile davalılar arasında 21.07.2005 tarihinde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu İşbirliği ile Uygulanan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesinden Yararlanan Kooperatif Ortaklarından Alınacak Taahütname ve Borçlanma Sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin vadesi geldiği halde ödenmediğinden bahisle tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ergani İcra Dairesinin ...(Eski esas: ...) esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı banka tarafından ...tarihli ödeme emri ile dava dışı S.S Akçakale Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ...ve mahkememiz dosyası davalıları ..., ...ve ...aleyhine 8.345,48 TLsi asıl alacak olmak üzere 9.203,75 TL kredi borcunun tahsiline yönelik ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların gönderilen ödeme emrine karşı süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin alacaklı vekiline tebliğ edilmediği tespit edilmiştir.
Dava konusu takibe itirazın iptali hususunda Ergani ...Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ilk olarak ...esas sayılı dosyası dava açıldığı ve görevsizlik kararı verildiği ve ilgili kararın kesinleştiği, bu davanın açılış tarihinin ...tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememiz işbu dosyasına konu görevsizlik kararına dayanak olan ...esas sayılı dosyanın davacı tarafından ilgili takibe itirazın iptali istemi ile davalılar aleyhine açıldığı, söz konusu dava öncesi dava şartı arabuluculuk kapsamında arubuluculuğa başvuru yapıldığı, arabuluculuk sürecinin ...tarihinde başladığı ve ...tarihinde davalıların arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle görüşme yapılmadan anlaşamama şeklinde son tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda işbu davanın ...tarihinde Ergani Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben açıldığı ve Ergani ...Asliye Hukuk Mahkemesinin esası olan dosya üzerinden ...tarih ve ..... Sayısı ile Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK.'nun 67/1.maddesine göre, itirazın iptali davaları itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde açılabilir. Bu süre hak düşürücü süre olup re'sen gözetilmelidir. Davaya konu icra takibinin ...tarihinde başlatıldığı, gönderilen ödeme emrine karşı davalı borçluların borca ve ferilerine itiraz ettikleri, borca itiraz dilekçelerinin davacı-alacaklı tarafa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle ilgili 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacı tarafından söz konusu icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle ...tarihinde Ergani ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası ile yargılamanın başladığı görülmektedir. Bu açıklamalar ışığında davacının ilk davayı açtığı tarih olan ...tarihi itibarıyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı tespit edilmiştir.
Davaya konu borçlanma sözleşmesinin ilgili maddelerinde kredi borcunun geri ödemesinin ve kredinin zamanında ödenmemesi durumunda faiziyle birlikte ödemesinin ...Bankasına yapılacağı belirtilmektedir. Bu durumda ...Bankasının alacaklı sıfatı bulunmaktadır. Davaya konu edilen borçlanma sözleşmesi ...tarihlidir. Davalı ...ilgili sözleşmede asıl borçlu, davalı ...ve ...ise kefalet sözleşmesine kapsamında müteselsil kefil sıfatındadır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi müteselsil kefaleti düzenlemiş, 492 vd. maddelerinde ise kefaletin ne zaman son bulacağını düzenlemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda ise kefaletin sona ermesine ilişkin hükümler 598 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun gereğince sona ermenin düzenlendiği TBK'nın 598 maddesine göre; "Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu'nun 1. Maddesinde ise, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Dolayısı ile sona ermeye ilişkin hükümlerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması söz konusu olacaktır.
Bu kapsamda dava konusu taahhütname ve borçlanma sözleşmesinin 21.07.2005 tarihli olduğu ve davalı kefillerin sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı sabittir. Davacı banka tarafından ...tarihinde başlatılan icra takibinin hak düşürücü sürenin işlemesini durdurmadığı ve Ergani Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan ilk davanın tarihi itibarıyle 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun kabulü ile davalılar ...ve ...yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı ...ilgili borçlanma sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzalamıştır. Kredi borçlanma sözleşmesi 21.07.2005 tarihli olup, davacı banka tarafından davaya konu edilen icra takibi ...tarihlidir. 6098 sayılı TBK’nın 154/2 ve 157/2. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından davalı asıl borçlu aleyhine Ergani İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası üzerinden ...tarihinde başlatılan icra takibi ile birlikte zamanaşımının kesildiği ve yeniden 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, davanın da yeniden işlemeye başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ...tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı ...borçlanma sözleşmesini asıl borçlu sıfatı ile imzaladığı ve tahsis edilen 8.345,48 TL'yi aldığı anlaşılmaktadır. Davalının borcu ilgili borcu vadesinde ödediğine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacı bankanın temerrütle birlikte faiz talep edebileceği, muacceliyet ihtarnamesinin dosyaya sunulmaması nedeniyle temerrüdün takip tarihi itibarıyle gerçekleşeceği, davalı ...takipte talep edilen 8.345,48 TL asıl alacaktan sorumlu olduğu, işlemiş faizden sorumluluğunun bulunmadığı ve davacı bankanın taleple bağlılık ilkesi gereğince asıl alacağa %28,60 oranını geçmemek kaydıyla takip tarihinden ödeme tarihine kadar avans faizi talep edebileceği mütalaa edilmiş, bu kapsamda hazırlanan bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu ve denetlenebilir olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulü ile icra takibinde talep edilen asıl alacak yönünden itirazın iptaline, asıl alacağa yıllık %28,60 faiz oranını geçmemek kaydıyla avans faizi işletilmesine, işlemiş faize ve BSMV'ye yönelik talebin reddine, asıl alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Vekalet ücretine yönelik değerlendirmede; davalı asıl borçlu ...yönünden reddedilen kısım olan işlemiş faiz ve bsmv taleplerinin esasa yönelik, diğer davalı kefiller yönünden ise hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması dikkate alınarak kısmen reddedilen kısım yönünden davalı asıl borçlu yararına ayrı vekalet ücretine, ret sebebi asıl borçludan farklı olarak hak düşürücü süre nedeniyle ret olan davalı kefil ...yararına da ayrı vekalet ücretine karar verilerek ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.)Davalı ...aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
a-)Davalı ...Ergani İcra Dairesinin ...(Eski esas:...) esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, icra takibinin 8.345,48 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, işlemiş faize ve BSMV'ye ilişkin istemin REDDİNE,
b-)Asıl alacak miktarına yıllık %28,60 oranını geçmemek kaydıyla takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, c-)Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.669,09 TL icra inkar tazminatının davalı ...tahsili ile davacıya verilmesine,
2.)Davalı ...ve davalı ...aleyhine açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL peşin harcın davalı ...tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4.Davacı tarafından 804,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 3.304,00 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 2.995,73 TL'lik kısmının davalı ...tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına,
6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 8.345,48 TL vekalet ücretinin davalı ...tahsili ile davacıya verilmesine,
7.Davalı ...kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 858,27 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...verilmesine,
8.Davalı ...kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 9.203,75 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...verilmesine,
9.Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
10.Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 1.450,72 TL'lik kısmının davalı ..., bakiye kalan 149,28 TL'lik kısmının ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, Dair, davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, davanın değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim