3. Hukuk Dairesi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/336 - 2025/685
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ...
NUMARASI : 2020/... Esas, 2022/... Karar
GEREKÇELİ KARARIN
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve 2020/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.10.2017 tarihinde sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı otomobil ile solunu kontrol etmeden araçtan inmek için sürücü kapısını açtığı sırada kapı kısmı ile müvekkilinni sevk ve idaresindeki elektrikli bisikletin sağ yan ön kısmı ile çarpışması sonucu çift taraflı yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda sürücü ...'ın kusurlu olduğu, müvekkilinin ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, trafik kazası nedeni ile yaralanan müvekkilinin tüm tetkik ve tedavilere rağmen sürekli ve kalıcı bir biçimde sakat kaldığını, davalı sigorta şirketine müvekkili adına yapılan başvuru neticesinde davalı sigorta şirketi nezdinde açılan ... numaralı hasar dosyasından müvekkili ... adına herhangi ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 10.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'dan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın beyanlarının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, aksine davacının kurallara uymayarak kazaya sebebiyet verdiğini, maddi zarardan sorumluluğunun bulunmadığını, kaza sonrası davacı şahıs ile 2 kez görüşme sağladığını, ilkinde kendisini bizzat arayarak aracında bir hasar olup olmadığını eğer hasar mevcutsa karşılayacağını bildirdiğini, davacı şahısın aracında hasar olduğunu bildirdiğini, kendisine gereken tamir işlemi için 25/10/2017 tarihinde 250,00 TL'yi hesabına gönderdiğini, davacı tarafın bir müddet sonra tekrar aradığını, kendisine 900,00 TL'lik maddi yardımda bulunmasını istediğini, ekonomik sıkıntılar nedeniyle talep ettiği parayı vermeyeceğini beyan ettiğini, kendisinin bu isteğinden vazgeçmediğini, 30/10/2017 tarihinde 400,00 TL'yi davacının hesabına aktardığını kazada kusurunun olmamasına rağmen davacıya maddi ve manevi olarak destek olmaya çalıştığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini bu sebeple öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili sigortacı şirket, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu olduğunu, davacının maluliyetinin tespiti için ATK tarafından muayene edilerek uygun yönetmelik çerçevesince rapor düzenlenmesi gerektiğini, davacının maluliyeti ile 19.10.2017 tarihli kaza arasında illiyet bağı olup olmadığı araştırılmadığını, ATK' dan rapor alınması gerektiğini, kusur durumun bilirkişi marifeti ile tespit edilmesi gerektiğini, manevi tazminat talepleri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müvekkili temerrüde düşmediğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, kalıcı maluliyet tazminatına ilişkin maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 7.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunda belirlenen maluliyet oranının hatalı olduğunu, yerel mahkeme dosyasında bulunan ve müvekkili hakkında tanzim edilen 16.01.2019 günlü sağlık kurulu rapor olan ... üniversitesi Adli Tıp Kurulu raporuna göre müvekkilinin vücut fonksiyon kayıp oranının %9 ve kalıcı olduğunun belirlendiğini, ayrıca müvekkilinin kalıcı maluliyetinin bulunması nedeni ile mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının da çok düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen yaralanmadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece kalıcı maluliyet tazminatına ilişkin maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 7.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekilinin kalıcı iş göremezlik yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davacı vekili her ne kadar hükme esas alınan maluliyet raporunda belirlenen maluliyet oranının hatalı olduğunu, yerel mahkeme dosyasında bulunan ve müvekkili hakkında tanzim edilen 16.01.2019 günlü ... üniversitesi Adli Tıp Kurulu raporuna göre müvekkilinin vücut fonksiyon kayıp oranının %9 ve kalıcı olduğunun belirlendiğini ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 18.10.2021 günlü maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, söz konusu rapora göre davacının maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı vekili maluliyet raporuna itirazında ... Başkanlığının 16.01.2019 günlü raporunda müvekkilinin %9 oranında kalıcı maluliyetinin oluştuğunu belirtmiş ise de, ATK 2. İhtisas Kurulunun 18.10.2021 günlü maluliyet raporunda ... Başkanlığının 16.01.2019 günlü raporu incelenmiş ve denetlenmiş, bunun yanı sıra davacının son kazadan sonraki tüm tedavi evrakları, hastane kayıtları, son ve film ve grafileri incelenmek sureti ile "kırığın sekelsiz kaynamış olarak izlendiği tespit edildiğine göre" davacının maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna göre mahkemece davacının kalıcı maluliyetinin bulunmaması nedeni ile red kararı verilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Davacı vekili müvekkilinin kusur durumu ve maluliyet oranı dikkate alındığında hükmolunan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda 19.10.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, maluliyetinin bulunmadığı, 3 ay iyileşme sürecinin bulunduğu, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, yaralanmasının niteliği, olay tarihi ve TMK'nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yeterli ve yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile heyete sunulur. 13.03.2025
1.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve 2020/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY İLGİLİ HUKUK DARİESİNDE TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda OY ÇOKLUĞU ile karar verildi.18.03.2025
Başkan Üye Üye Katip
(e-imzalıdır)
(Muhalif Üye)
MUHALEFET ŞERHİ
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından davacının maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan davacı tarafından temin edilen ... Başkanlığının 16.01.2019 günlü maluliyet raporu incelendiğnide davacının geçirmiş olduğu trafik kazasından kaynaklı olarak Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre %9 oranında maluliyetinin olduğu tespit edilmiştir. Mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulunun 18.10.2021 günlü raporu incelendiğinde ise Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre davacının geçirmiş olduğu kazadan kaynaklı olarak kalıcı maluliyetinin bulunmadığı belirlenmiştir. Buna göre aynı yönetmelik hükümlerine göre alınan bir sağlık kurulu raporunda davacının %9 seviyesinde maluliyetinin olduğu belirlenmesine rağmen farklı bir sağlık kurulu raporunda maluliyetinin bulunmamış olması çelişki oluşturmaktadır. Dolayısıyla mahkemesince söz konusu çelişkiler giderilecek şekilde ATK İhtisas Üst Kurulundan kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun şekilde rapor alınması gerektiği halde davacının bu yöndeki itirazlarının ve buna ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yine davacının kazada kemik kırığı bulunduğundan ciddi şekilde yaralandığı, maluliyet oranı belli değilse bile davalının kazada tam kusurlu oluşu, yaralanmanın derecesi, paranın satın alma gücü, talep edilen miktarın düşük oluşu dikkate alındığından manevi tazminatın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu kanaati ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılması gerektiği kanaatinde olduğumdan dairemizin sayın çoğunluğunun kararına bu yönü ile katılmamaktayım.
Üye
¸
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır