7. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2008
- Karar No
- 2025/227
- Karar Tarihi
- 13.01.2025
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
7. Hukuk Dairesi 2024/2008 E. , 2025/227 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Kocaeli ili, İzmit Merkez ilçesi, (Çayırköy Mahallesi, eski 1238) ... Köyü 6513 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda, ... adlı hissedarın 1/4 hissesini 21.12.2020 tarihinde 400.000.00 TL bedelle, ... adlı hissedarın 1/4 hissesini 25.12.2020 tarihinde 400.000.00 TL bedelle, yine ... adlı hissedarın 1/16 hissesini 25.12.2020 tarihinde 100.000.00 TL bedelle davalı ...'a sattığını, davacı müvekkili ...'ın iş bu satıştan bir hafta önce haberi olduğunu, yasadan ... önalım hakkını kullanarak davalıdan hissesini almak istediğini, satış bedelini ve bu satış ile ilgili masraflarını davalıya ödemeye hazır olduklarını, diğer yandan taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle 01.07.2022 tarihinde Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/12 satış dosyasında satışı bulunduğunu, müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi açısından açmış oldukları iş bu dava sonuna kadar, Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/12 satış kararının durdurulmasına karar verilmesini, belirttikleri nedenlerle davanın kabulüyle; davalı üzerindeki payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, daha önceden davacının babası aracılığı ile şufa davası açıldığını; ancak Kocaeli 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada bedel yatırılmadığını ve davadan feragat edildiğini, davacının bu hisse satışından bir sene evvelden haberdar olduğunu, şufa davasının dinlenmesi ve talebin olumlu olması için davacının taşınmazda hissesinin bulunması gerektiğini, davacının hissesinin cebri artırmada taraflarına ihale edildiği ve satıldığını, satışın Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi satış memurluğunun 2020/12 satış dosyasından gerçekleştirildiğini, taşınmazın davacıya ihale edildiğini; ancak ihale bedelinin davacı tarafından süresinde yatırılmadığını, ikinci artıran sıfatı ile müvekkili davalıya ihale edildiğini ve bedelin müvekkili tarafından yatırıldığını, taşınmazın tüm hisselerinin davalı üzerine geçtiğini, açıklanan nedenlerle, taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, davacının dava konusu taşınmazda malik sıfatı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Kocaeli, İzmit, Çayırköy, 1238 (yeni Sepetçi Mah. 6513/2 ada/parsel) parsel sayılı taşınmazın 1/4, 1/4 ve 1/16 olmak üzere toplam: 9/16'lık hissenin alımına dair 21.12.2020 ve 25.12.2020 tarihli satış akitlerinin düzenlendiği, belirtilen hisselerin davalı tarafından satın alındığı, davacının ise dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazda hissedar olduğu, her ne kadar dava sonuçlanıncaya kadar davacının paydaşlığının korunması gerekli olmasına rağmen davacı tarafından dava açılırken Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/12 satış sayılı dosyasında taşınmazın açık artırmayla satımına dair işlemlerin tedbiren durdurulmasına dair talebinin Mahkemece cebri artırmaya dair satışların tedbir konusu olmaması nedeniyle talebin kısmen reddine karar verildiği, davacının ön alım hakkını kullanma iradesini göstermesi nedeniyle yapılan cebri satımla paydaşlığın kaybedilmesinin dava açma hakkı bakımından hukuka uygun sonuçlar doğurmayacağı, yargı kararlarına göre iradi satım, idarenin toplulaştırma ve imar uygulaması sonrasında paydaşlığın yitirilmesi halinde dava açma ve takip yetkisinin sona erdiğinin kabulü gerektiği, ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar sonrasında yapılan satış gereği paydaşlığın yitirilmesinin etkisi konusunda somut bir içtihat olmadığı, davacının dava konusu olan 9/16'lık hisse yerine taşınmazın tamamını açık artırmada satın almamasının tek başına kötü niyetli olarak kabul edilmesini gerektirmeyeceği kanaatine varılarak, davacının depo kararını yerine getirmesinden sonra davanın kabulü ile davalı adına olan tapunun iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeni hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a)Davalının dava konusu hisseleri ortaklığın giderilmesi davasının karara bağlanmasından sonra satın aldığını, Mahkemece bu hisseler üzerine tedbir şerhi işlendiğini, yine ortaklığın giderilmesi davası sonucunda yapılacak olan satışın durdurulmasını talep ettiklerini; ancak Mahkemece bu hususta tedbir kararı verilmediğini,
b)Müvekkilinin paylarının kendi iradesi dışında satıldığını, bu nedenle ön alım hakkının kullanılmasına engel teşkil etmeyeceğini, satış bedeli ve masraflarını süresinde depo ettiklerini, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;
ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Ön alım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir ... gelir.
Ön alım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Ön alım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdikten sonra; TMK'nın 733. maddesinde diğer paydaşlara noter bildirim yükümlülüğü getirilmiş ve satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle ön alım hakkının düşeceği esası getirilmiştir.
Ayrıca, ön alım hakkı, paylı mülkiyet ilişkisi devam ettiği sürece mevcuttur. Yargılamanın devamı süresinde davacının paydaşlığını koruması zorunludur. Davacı davanın açılmasından sonra herhangi bir şekilde payını yitirirse davacının paydaşlığından söz edilemeyeceğinden ön alım hakkının da kaybedildiğinin kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/6-356 E - 2016/491 K sayılı ilamı). Somut olayda her ne kadar davacı, dava açıldığı sırada dava konusu taşınmazda pay sahibi ise de, taşınmazın yargılama devam ederken cebri icra yoluyla satıldığı ve satışın kesinleştiği, davacının dava konusu taşınmazda pay sahipliğinin kalmadığı ve ön alım hakkını yitirdiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.