Esas No
E. 2023/2537
Karar No
K. 2025/950
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2023/2537 E.  ,  2025/950 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/4 E., 2023/298 K.
KARAR: İstinaf başvurularının esastan reddi

Uçar mirasçıları ve arkadaşları vekili, davalı ...

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2021/39 E., 2021/33 K.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalılar ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar ... ve arkadaşları vekili, davalı ... mirasçıları ve arkadaşları vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Bursa ili Mudanya ilçesi Güzelyalı Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2015 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 209 ada 11 parsel sayılı 54.930 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 2094 ada 5 parsel numarasıyla 51.425,46 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Bursa ili Mudanya ilçesi ... Mahallesi eski 209 ada 11 yeni 2094 ada 5 parsel sayılı taşınmazın komşu parsellerle olan sınırında hata yapıldığını ve yüzölçümünün bu şekilde uygulama kadastrosu sonucu azaldığını ileri sürerek, eski ... getirilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesi ve 2859 sayılı Yasa hükümleri değerlendirildiğinde, yenileme kadastrosunun ancak teknik ve ölçüm hatalarını düzelteceği, bunun yanında sınırlarda ve mülkiyet durumunda herhangi bir değişiklik yapmanın mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazların ilk tesis kadastrosunun 1974 yılında yapıldığı, kadastro kesinleşmiş olup Kadastro Kanunu 12/3 maddesinde öngörülen sürelerin de aşılmış olduğu, gelen kayıtlara göre taşınmazların sınırlarında değişiklik yapan kadastro sonrasında herhangi bir işleme de rastlanmamış olmakla, kesinleşmiş olan sınırların mevcut haliyle korunması esas olarak koordinatların alınması gerekmekte ise de; tesis kadastrosunda sınırlandırmanın koordinat belirlemesi yapılmadan hava fotoğraflarının yorumlanması suretiyle fotogrametrik olarak oluşturulduğunun belirlendiği, kadastronun ruhu gereği taşınmaz hukukunun, kesin olarak belirleyen ve mülkiyeti de taşınmazın konumu tam olarak belirleyip değişmez şekilde ortaya koyan işlem olması olduğu, bu nedenle Kadastro Kanunu 12/3 maddesinde de tutanaklar kesinleştikten sonra 10 yıl geçmesi ile birlikte kadastro öncesi haklara dayanılarak artık dava açılmasının engellendiği, mülkiyetin bu şekilde kesin olarak belirlenmesinin sağlanmış olduğu ve sınırlarında bu şekilde kesinleştirildiği, buna göre, yenileme ile birlikte zorunluluk dışında başka bir gerekçe ile sınırlarda da hiçbir şekilde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı, taşınmaz üzerinde keşifler icra edildiği, bilirkişi raporları alındığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile taşınmazın bildikleri sınırlarını göstermiş oldukları, kesinleşme kadastrosu ile yenileme kadastrosunda sınırların ne şekilde belirlendiği yönünde bilgilerinin bulunmadığını beyan ettikleri, dava konusu edilen 2094 ada 4 parselin ise mevcut haliyle kullanıldığını, arada öncesinde bir hendek olduğunu ancak bunun kaybolduğunu beyan etmiş oldukları, bilirkişilerin göstermeleri, tarafların beyanları dikkate alınarak, bilirkişilerden ek rapor alındığı, raporda öncelikle ilk tesis kadastrosunda fotogrametrik yöntemle oluşturulan ve yenileme kadastrosu haritalarının çakıştırılmış olduğu, buna göre taşınmazlarda eski tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları da uygulanmak suretiyle taşınmazların konumları belirlenmiş olup, dava konusu 2094 ada 4 parsel sayılı taşınmazın öncesinin 209 ada 10 parsel sayılı taşınmaz olduğu, bu taşınmazın ilk tesis kadastrosunda yenileme kadastrosunda 2094 ada 3 parsel içinde kalan sahada olduğu, yenileme ile oluşturulan 2094 ada 4 parselin ise ilk tesis kadastrosunun tamamen davacı parseli içerisinde bulunduğu belirlenmiş olup, incelenen hava fotoğrafları ve haritalardan da özellikle dava dışı komşu köy sınırlarındaki taşınmazların girinti çıkıntıları ile birlikte gözlemlendiğinde bu sınırlar konusunda bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin ilk tesis kadastrosundaki sınırlara uygun olduğunun görülmüş olduğu, bu şekilde 2094 ada 4 parselin ilk tesis kadastrosundaki sınırlara aykırı olarak tamamen yenileme sırasında davacı parseli olan 2094 ada 5 parsele kaydırıldığının anlaşıldığı ve bunun bu şekilde düzeltilmesinin gerektiği, yine bilirkişi raporunda B ile gösterilen alanın ilk tesis kadastrosu sınırları kullanım durumu ve bunlara yönelik eski tarihli hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri de değerlendirilerek B ile gösterilen alanın ilk tesis kadastrosunda davacı taşınmazı içerisindeki yenileme ile davalı taşınmazı olan 2094 ada 3 parsel içerisine alındığı, yine D ile gösterilen alanın ilk tesis kadastrosunda davacı parseli içerisindeyken yenileme ile davalı parseli olan 2094 ada 6 parsel sayılı taşınmaz içerisine alındığı, her ne kadar ilk tesis kadastrosunda koordinatlı bir ölçüm ile oluşturulan harita söz konusu değilse de mahallinde yapılan göstermeler birlikte değerlendirilen eski tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları, kullanım durumları gözönüne alınarak hazırlanan 19/12/2019 havale tarihli bilirkişi raporu ek rapor ve ekli krokiler gözönüne alınarak davanın kabulü ile taşınmazların ilk tesis kadastrosunda oluşturulan ve bu şekilde tespit yapılan sınırlara getirilmesi gerektiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve yenileme kadastrosu ile oluşturulan Bursa ili Mudanya ilçesi Güzelyalı/Burgaz Mahallesi 2094 ada 4 parselin kaydının kapatılması ile bu parselin tamamen davacı parseli 2094 ada 5 parsele eklenmesine, fen bilirkişisi 24.02.2020 havale tarihli ek raporu ve ekli krokisinde gösterilen (B) ile gösterilen 169,08 m2'lik alanın davalı Bursa ili Mudanya ilçesi Güzelyalı/Burgaz Mahallesi, 2094 ada 3 parselden ayrılarak yine (D) ile gösterilen 1783,24 m2'lik alanın davalı 2094 ada 6 parselden ayrılarak bu alanlara yine davacı parseli 2094 ada 5 parsele eklenmesi suretiyle taşınmazların tespit ve tescillerine ilişkin önceki karar, davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve ... tarafından istinaf edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince; "... davacı vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili Av.... ile davalı ...'ın istinaf istemlerinin incelenmesinde, somut olayda; hükmü istinaf eden davacı yönüyle vekiline gerekçeli kararın 13/07/2020 günü, davalı ... vekilinin istinaf dilekçesi ise 26/07/2020 günü tebliğ edilmiş olup davacı vekilinin ise kararı 15/08/2020 günü istinaf ettiği, bu hal ve yukarıda açıklandığı üzere kanun yolu başvurusunun kanun yolu dilekçesinin kaydedildiği tarihte yapılmış sayılacağından, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 29/son maddesi hükmü uyarınca Kadastro Mahkemelerinin adli tatile tabi olmadığına dair düzenlemeler birlikte gözetildiğinde davacı vekiline gerek gerekçeli kararın tebliğ edildiği gerekse katılma yoluyla istinaf için davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin tebliğ edildiği gün ile kararın istinaf edildiği gün arasında yasada öngörülen iki haftalık başvuru süresinin geçirildiği, bu haliyle davacı vekilinin kararı istinafının süresinde olmadığından esasa girilmeden reddi gerektiği; bir kısım davalılar vekili Av.... ile davalı ...'a gerekçeli kararın tebliğ edildiği 28/07/2020 günü ile Av....'ın kararı istinaf ettiği 01/09/2020; davalı ...'ın kararı istinaf ettiği 02/09/2020 günleri arasında da yukarıda belirtilen istinaf süresinin geçtiği, öte yandan davacı vekilinin istinaf isteminin de süresinde olmadığından esasına girilmeksizin reddedildiği gözetildiğinde gerek bir kısım davalılar vekili Av.... gerekse davalı ...'ın istinaf istemlerinin davacı tarafın istinafına katılma yoluyla istinaf olarak kabul edilmesinin de mümkün bulunmadığı gözetilirek adı geçenlerin istinaf isteminin süresinde olmadığından reddi gerektiği; davalı ... vekili ile davalı ...'ın istinaf istemlerinin incelenmesine gelince, somut olayda; mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmadığı, davanın belirlenen niteliği ile hükme esas alınan teknik bilirkişi raporlarında dahi taşınmazların bulunduğu yörede tesis kadastrosunun grafik yöntemle bir başka deyişle fotogremetrik ve klasik bütünleme yöntemi ile yapıldığı belirtilmesine rağmen taşınmazların tesis kadastro tespitinin yapıldığı 1974 yılına en yakın ve esasen taşınmazların tesis kadastro tespitine esas alınan hava fotoğrafı incelenmediği gibi bilirkişi rapor ekinde de anılan hava fotoğrafı üzerinde gerek tesis kadastro sınırları gerekse yenileme kadastro sınırları ve gerekse bir kısım davalılar parseli açısından taşınmazların tesis kadastrosu ile belirlenmesine esas sınırlarda değişiklik yapan mahkeme kararının sınırları gösterilmemiş olduğu, öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazlar arasında ki sınırın değişebilir sınır olarak belirlenmesi gerektiği kanaati bildirilmiş ise de, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin (d) bendinde değişebilir sınır: Sabit olmayan ve genişletilmeye elverişli nitelikteki sınır olarak tarif edilmekle ve davacı tarafça dava açılan taşınmazların tamamının kişiler adına tapuya kayıtlı taşınmaz olduğu anlaşılmakla aynı yönetmeliğin (h) bendinde belirtilen geçerli sınır (ki yönetmelikte Paftası ile teknik belgelerinde hata bulunmaması halinde bu belgelere göre oluşturulan sınırı ifade etmekle) olarak belirlenmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmamış olduğu, bu haliyle taşınmazların oluşumuna esas paftası ile teknik belgelerinde hata bulunup bulunmadığını açıklamayan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin de yerinde olmadığı açıklanarak, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve önceki keşiflere katılmayan, uygulama kadastrosunu iyi bilen üç kişiden oluşturulacak harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisi mühendisi sıfatına sahip bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazlar arasındaki sınırlar, özellikle taşınmazlar arasında sabit sınır sayılabilecek yapı, kanal, kanalet gibi bir sınır bulunmadığı hususunda somut ve maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, harita mühendisi bilirkişilerden, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmasının istenmesi, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını, mahkeme ilamı ile değişiklik yapan sınırları ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren krokili rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsizliğine ..." değinilerek kaldırılmış ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-a-6 ncı maddesi gereğince yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere dava dosyası İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda; "... davacı tarafın kadastro yenilemesiyle oluşturulan tespite itiraz davasında taraf kanıtları toplandığı, dava konusu taşınmazlara ilişkin ilk tesis kadastrosu tutanakları, tapu kayıtları, yenileme tutanakları ve haritaların getirtilmiş olduğu, mahallinde keşifler icra edildiği, bilirkişi raporlarının alındığı ve davanın gösterilen sınırlarda farklılık oluşturulan yönden kabulüne karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine eksik inceleme gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesince karar kaldırılarak dosya mahkemeye iade edilmiş ise de,

HMK 353/1-a maddesinde iade sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup eksik inceleme ve kanıt değerlendirmesinin bu sayılan iade sebepleri arasında bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmü diğer nedenlerle kaldırdığı takdirde dosya üzerinde gerekli yargılama yaparak esası hakkında kendisinin karar vermek durumunda olduğu, ilk derece mahkemesinin bu şekilde kaldırılan karar yönünden dosyayı yeniden ele alarak başka bir karar verme yetkisinin bulunmadığı, mahkememizce yapılan yargılamada hava fotoğrafları ve ilk tesis kadastrosuyla yenileme kadastrosunun haritaları çakıştırılarak yapılan ikinci keşif ile alınan bilirkişi raporu ve eki krokide oluşan farklılıkların açıkça gösterilmiş olduğu, her ne kadar ilk tesis kadastrosunda sınırlar koordinatlar ile belirlenmemiş fotogrametrik yöntemle belirlenmiş olması karşısında bu bilirkişi kurulunca yapılmış değerlendirme olsa da paftalar çakıştırılmak suretiyle oluşan farklılıkların açıkça belirlenmiş olduğu, buna göre ilk tesis kadastrosunda oluşturulan sınırlar Kadastro Kanunu 12/3.maddesi gereğince kesinleşmiş olduğundan bu hususun artık eski nedenlere dayanarak dava konusu edilemeyeceği gibi tapulu olan taşınmazların zilyetlikle mülkiyetin değişmesinin de söz konusu olmadığı, bu durumda oluşan farklılıklar doğrultusunda davanın kabulü yönündeki önceki kararın aynen verildiği ..." gerekçesiyle davanın kabulü ile, yenileme kadastrosunda oluşturulan Bursa ili Mudanya ilçesi Güzelyalı/Burgaz Mahallesi, 2094 ada 4 parselin kaydının kapatılması ile bu parselin tamamının davacı parseli 2094 ada 5 parsele eklenmesine, fen bilirkişisi raporunda ekli krokide (B) ile gösterilen 169,08 m2'lik alanın davalı Bursa ili Mudanya ilçesi Güzelyalı/Burgaz Mahallesi 2094 ada 3 parselden ayrılarak yine (D) ile gösterilen 1783,24 m2'lik alanın davalı 2094 ada 6 parselden ayrılarak bu alanların davacı parseli 2094 ada 5 parsele eklenmesi suretiyle taşınmazların bu şekilde tespit ve tescillerine karar verilmiş; hükme karşı, davalılar ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "... davanın, Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca açılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olduğu, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel ve tutanak bilirkişi beyanlarına, çekişmeli eski 209 ada 10 yeni 2094 ada 4 parsel sayılı taşınmaz yönüyle önceki günlü verilen kabul kararını istinaf eden tapu kayıt malikleri vekilinin istinaf istemi süresinde olmadığından anılan kararın yeni 2094 ada 4 parsel sayılı taşınmaz yönüyle önceki günlü kabul kararının kesinleştiği, kazanılmış hak müessesi gereği yeniden bu parsel yönüyle inceleme yapılamayacağından tesis kadastro paftasının üretilmesine esas alınan hava fotoğrafları ile işin esasına yönelik diğer hususların değerlendirilemeyecek olmasına, çekişmeli eski 209 ada 3 yeni 2094 ada 6 parsel sayılı taşınmaz yönüyle dosya kapsamında alınan bilirkişi kurulunun rapor ve ek raporları ile geri çevirme kararı üzerine alınan ek raporda belirtilen tesis kadastro tespit tarihine en yakın tarihli 1975 yılı hava fotoğrafı incelendiğinde kadastro paftasının doğru olduğunun bildirilmesi hususları birlikte gözetildiğinde anılan taşınmazlar arasındaki ara sınır yönüyle hava fotoğrafına uygun olan tesis kadastro paftası esas alınarak karar verilmesinde, yine çekişmeli eski 209 ada 9 yeni 2094 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönüyle aynı şekilde alınan bilirkişi raporları ve ek raporları ile geri çevirme kararı ile alınan ek raporda A harfi ile gösterilen bölümün 1975 yılı fotoğrafına göre davacıya ait 5 parsele ait olması gerektiğinin bildirilmesi ile kararı davacı tarafın istinaf etmediği hususları birlikte gözetildiğinde anılan taşınmazlar arasındaki ara sınır yönüyle de verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı ... ve arkadaşları vekili, davalı ... mirasçıları ve arkadaşları vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog