Esas No
E. 2024/12949
Karar No
K. 2024/15851
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

9. Hukuk Dairesi         2024/12949 E.  ,  2024/15851 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli ve 2021/114 Esas, 2021/12 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2023 tarihli ve 2022/374 Esas, 2023/933 Karar sayılı kararı ile uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin söz konusu kararının ortadan kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesini ortadan kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Endüstri Tesisleri İnşaat ve Ticaret AŞ (... Şirketi) ile imzaladığı iş sözleşmesi kapsamında Rusya Federasyonu'nda bulunan “...” şantiyesinde çalıştığını, her iki davalı Şirket arasında adi ortaklık bulunduğunu, davacı ile davalı işveren arasında Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) nezdinde iş sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşme ile çalışılan ülke mevzuatı gereği olarak ikinci bir sözleşmenin yapılabileceğinin öngörüldüğünü, bununla birlikte yapılan sözleşmede işçinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin olarak yapılan düzenleme gereği davacı işçinin Rus mevzuatında lehine olan tüm hükümlerden ve imtiyazlardan faydalanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, Rusya'ya gidildiğinde bir de Rusça sözleşme imzalandığını, Rusça sözleşmede uygulanacak mevzuata ilişkin olarak gerek Türk, gerek Rus mevzuatının sağladığı garanti ve tazminatların uygulanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, sözleşmede Rus mevzuatının uygulanacağı ve taraflar arasındaki sözleşmelerde yer almayan durumlarda “Rusya Federasyonu İş Hukuku kapsamında uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği"nin belirtildiğini, İŞKUR nezdinde yapılan iş sözleşmesi ile davacının saat ücretinin 4,50 USD olarak belirlendiğini, Rusya'ya gittikten sonra da zam yapılarak 6,25 USD üzerinden ödendiğini, davacıya çalıştığı süre boyunca saat ücretinin %50 zamlı olarak, ilk 3 ay 6,75 USD, sonraki sürede ise 9,37 USD üzerinden ödendiğini, Rusya'da imzalanan sözleşmede “işçi için çalışma ücretine eklenecek aylık olarak %80 tutarında bölge katsayısı belirlenmiştir” şeklinde düzenleme olduğunu, bu katsayının uygulanmadığını, davacının ücretinin eksik ödendiğini, davacının haftanın 7 günü çalıştığını, sonradan imzalanan sözleşme ile günlük 8 saat ve haftalık 45 saatlik sözleşmenin geçersiz sayılması gerektiğini, Rusya mevzuatında haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğunu, davacıya fazla çalışma ücretinin Rusya mevzuatına göre ödenmediğini, fazla çalışma ücret ve hafta tatili ücreti alacağının eksik ödendiğini, davacının Rus ve Türk mevzuatına göre tüm tatil olan günlerde çalışmasına rağmen bir ödeme yapılmadığını, davacının işveren nezdinde Vahta sistemi ile çalıştığını, davacının uzak kuzey bölgesinde çalışması nedeni ile ayrıca 24 günlük ek yıllık izin hakkı bulunduğunu, ancak davacıya ne 24 günlük ne de 28 günlük izin hakkının davalı işverence kullandırılmadığını ve bir ödeme de yapılmadığını, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte davacıya kıdem tazminatı ödenmediğini, ihbar öneli kullandırılmadığını ve ihbar tazminatı da ödenmediğini, davacıya 8 kişilik odalarda kalınacağının söylenmesine rağmen 16 kişilik odalarda kalmaya zorlandığını, öte yandan 4 kişilik odalarda kalması gerekip 8 kişilik odalarda kalması gerekenlere 400,00 USD veya 500,00 USD ödeme yapıldığı hâlde davacıya yapılmadığını, bir gurup işçiye yapılan yıpranma tazminatı ödemesinin davacıya yapılmadığını, bir kısım ücretlerinin ödenebilmesi için davacıya zorla ibraname imzalatıldığını ileri sürerek fark ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yatak ücreti, yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıpranma tazminatı, manevi tazminat alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, yurt dışında çalıştığı iddia edilen işçinin, Türkiye'deki şirketi ile bir bağının bulunup bulunmadığının anlaşılması için İŞKUR iş sözleşmesinin Mahkemece incelenmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ancak çalışmakta olduğu ülkenin sosyal haklarından faydalanabileceğini, dava konusu alacakların çalışmış olduğu ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, fahiş ücretin kabul edilemeyeceğini, davacının yurt dışında çalıştığı göz önüne bulundurulduğunda ücretinin brüt ücrete çevrilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... Endüstri Tesisleri İmalat ve ... AŞ (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı projenin Rusya Sibirya'da kutup dairesi içerisinde bulunan ... Yarım Adasında dünyanın sayılı doğal gaz kaynaklarından birinin işletilmesi için kurulan Sıvılaştırılmış Doğal Gaz Tesisinin İnşaatı (...) ve tesisi işletecek şirketlerin Rus ... ve Fransız ... şirketleri olduğunu, tesisin anahtar teslimi işini Fransız Technip ile ... JGC ... şirketlerinin üstlendiğini, bu şirketlerin tesisin önemli bir kısım inşatını ... (Renaissance Heavy Industries) ve ... şirketlerinin adi ortaklık-Joint Venture şeklinde oluşturduğu ... JV'ye ihale ettiğini, davacının Renaissance Heavy Industruies Şirketinin işçisi olduğunu, ... ve ... Şirketlerinin ayrı ve bağımsız şirketler olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, İŞKUR sözleşmesinin Rusya'da imzalandığı öne sürülen iş sözleşmesi ile bir ilişkisinin olmadığını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) uyarınca yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerin Türk kamu düzenine aykırı hükümlerinin uygulamasının mümkün olmadığını, yargılamanın Türk hukuku gözetilerek yapılması gerektiğini, İŞKUR sözleşmelerinin matbu hükümler içerdiğini, tarafların ücret ve süre dışında bir müdahalede bulunamadıkları sözleşmeler olduğunu, ikincil sözleşmenin İŞKUR sözleşmesinin 17 nci maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacıya hak ettiği takdirde, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücretleri ile çalışmasına ilişkin ücret alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının, yıpranma tazminatı ve yatak ücreti alacaklarının yersiz olduğunu, manevi tazminatın da yersiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile aynı yerde çalışıp aynı iddialarla aynı davalılara karşı aynı işçilik alacakları tahsili istemiyle ... 24. İş Mahkemesinin 2022/263 Esasında dava açan ve davası kesinleşen işçinin kararında hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesap kriterlerine göre bilirkişiden ek rapor aldırıldığı, davalıların husumet itirazının yerinde olmadığı ve davacının işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacının 30.09.2016-15.03.2018 tarihleri arasında 1 yıl 5 ay 15 gün süre ile çalıştığı, dosya kapsamında bulunan davacıya ait 02.11.2016 tarihli yurt dışı hizmet sözleşmesinde davacının saat ücretinin net 6,25 USD olarak gösterildiği, yapılan ikinci iş sözleşmesi ile işçi ücretine ek ücret olarak çalışma bölgesi yıpranma payı olarak 1,8 çarpan uygulanacağının kararlaştırıldığının görüldüğü, ödemelerin buna göre yapılmadığı ve davacının sözleşmeye uygun ücretlerin ödenmediği anlaşıldığından davacının bilirkişinin 29.12.2023 tarihli raporunda Rus hukukuna göre hesaplanan ücret alacağına hak kazandığı, davacıya fesih bildiriminin yapılmaması ve feshin haklı nedene dayanmaması dikkate alınarak Rusya iş mevzuatı hükümlerine göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının kullandığı izinlerin Türkiye'de bulunduğu süreler olup bunların vahta izinleri ile uyumlu olduğu, davacının Rus hukukuna göre hesaplanan yıllık izin alacağına hak kazandığı, davacının bilirkişi raporunda Rus hukukuna göre hesaplanan fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazandığı, davacının çalışmış olduğu bölge dikkate alınarak ücretine ek olarak yıpranma verildiğinden ayrıca bunun tazminat olarak talep edilmesinin mükerrer ödemeye yol açacağı, şantiyede çalışan bir grup işçiye çalışılan bölgenin özellikleri nedeniyle yıpranma tazminatı ödenip davacıya ödeme yapılmadığının da ispatlanamadığından bu talebin reddi gerektiği, davacı ile aynı koşullarda çalışan işçilere yatak ücreti ödenip ödenmediği, ödenmişse miktarı ispatlanamadığından ve davalı tarafça emsal işçi bordrosu olarak sunulan bordroda işçiye ek kira limit ödemesi yapıldığı anlaşıldığından bu talebin de reddi gerektiği, davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırı yapıldığı ispat edilemediğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği, davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, hüküm kurulan alacakların zamanaşımına uğramadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; davacının işçileri olmadığını, husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı itiraz sürelerinin beklenmediğini, Rus hukukunda hak düşürücü sürenin 3 ay olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, mevzuat hükümlerinin nereden temin edildiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığını, davacının ücretinin ve hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, ücretin brütleştirilmesinin hatalı olduğunu, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, davacıya ihbar tazminatının ödendiğini, davacının başka bir işte çalışıp çalışmadığının araştırılmadığını, fark fazla çalışma ücretine hak kazanamadığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücret hakkı bulunmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, tanıkların husumetli olması nedeniyle beyanlarına itibar edilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; dosyaya vahta hükümlerinin kazandırılması gerekirken Mahkemece böyle bir tespit yapılmaksızın hüküm kurulasının hatalı olduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını, ücretin ve giydirilmiş ücretin hatalı belirlendiğini, dosyaya sunulan bordroların dikkate alınmadığını, yıllık izin ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı hesaplarının hatalı olduğunu, faiz türünün hatalı belirlendiğini, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ücret tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, davalılara husumet yöneltilmesinde bir hatanın bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını hak etmeyecek şekilde feshedildiğinin ispatlanamadığı, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 115 inci maddesinde yıllık izin hakkının en az 28 takvim günü olarak düzenlendiği, izin ücretinin çıplak ücret üzerinden hesaplanacağının belirtildiği, davacının yıllık izinlerini kullandığı ya da karşılığı ücretin ödendiği ispatlanamadığından hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 91 inci maddesinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak düzenlendiği, davacının fazla çalışma ücretinin bordro bulunan dönem yönünden bordrolara göre bordro bulunmayan dönem yönünden ise tanık beyanlarına göre hesaplandığı, Rus İş Kanunu'nda takdiri indirime ilişkin bir hüküm bulunmadığı, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 112 nci maddesinde çalışılmayan tatil günlerinin sıralandığı, aynı Kanun'un 152-153 üncü maddelerinde bayram tatili alacaklarının %100 zamlı hesaplanması gerektiğinin, ayrıca tatillerde çalışanın talebi üzerine de kendisine başka bir gün izin verileceğinin belirtildiği, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesabı ile hafta tatili ücreti hesabının dosya kapsamına uygun olduğu, davacının sözleşmeye uygun olarak ücretlerinin ödenmediği, bakiye ücret alacağının bulunduğu, iş sözleşmesindeki “işçi maaşına ek ücret olarak çalışma bölgesi yıpranma payı olarak 1.80 çarpan uygulanacaktır” düzenlemesinin ücret miktarının belirlenmesine yönelik olup ayrıca bir tazminat hakkı olarak değerlendirilemeyeceği, Rusya Federasyonu İş Kanunu’nun 392 nci maddesi gereğince, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde açıldığının anlaşıldığı, zamanaşımına ilişkin davalılarca yapılan itirazın yerinde olmadığı, vekâlet ücretinin reddedilen miktar gözetildiğinde kararda doğru belirlendiği, davalıların istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Taraflar arasında, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, davacı işçi tarafından imzalanan ikinci iş sözleşmesinin geçerliliği, hükümlerinin ne şekilde uygulanacağı, davacının talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve alacakların hesabı ile zamanaşımı hususları uyuşmazlık konusudur.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.5718 sayılı Kanun'un 2, 5, 8, 27, 40 ve 44 üncü maddeleri.

3.Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 81, 91, 108, 111, 112, 152, 153, 178 ve 180 nci maddeleri ile ilgili diğer hükümleri.

4.Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun 392 nci maddesi şu şekildedir: “Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.

Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dahil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir) İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir. Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir.”

3.Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Dosya içeriğine göre; davacının imzasını taşıyan 12.03.2016 tarihli fesih bildirimi yazısında iş sözleşmesinin 15.03.2016 tarihinde feshedildiği belirtilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, bu fesih bildirimine uygun olarak davacının hizmet süresinin 30.09.2016-15.03.2018 tarihleri arasında 1 yıl 5 ay 15 gün olduğu ifade edilmiştir.

Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet süresinin 0.09.2016-16.03.2018 tarihleri arasında 1 yıl 5 ay 16 gün olarak belirlendiği ve hesaplamaların da buna göre yapıldığı anlaşılmakta olup hatalı hizmet süresi esas alınarak alacakların hesaplanması bozmayı gerektirmiştir.

3.Taraflar arasında davacının ücreti konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Dosya kapsamında iki adet iş sözleşmesi bulunmakta olup bu sözleşmelerden ilki 30.09.2016 - 30.03.2017 dönemini kapsayan 30.09.2016 tarihli İŞKUR sözleşmesidir. Bu sözleşmenin süresi 30.03.2017 tarihinde sona ermesine rağmen davacı işçinin çalışmaya devam ettiği uyuşmazlık dışıdır. Böylece İŞKUR nezdinde düzenlenen iş sözleşmesi devam ederken, taraflar arasında 11.10.2017 tarihinde ikinci bir iş sözleşmesi imzalanmıştır. Her iki iş sözleşmesi işçinin ücret miktarına yönelik olarak farklı düzenlemeler içermektedir.

İŞKUR sözleşmesinde davacının saatlik ücreti 4,5 USD olarak belirlenmiş, bu miktar 3 ay sonra 6,25 USD'ye yükseltilmiştir. İkinci sözleşmenin "Emek hakkının ödenmesi" başlıklı 5 inci maddesinde; "İşçinin maaşı saatlik tarife şeklinde 1 çalışma saati için 165 ruble olarak, ve Personel programına göre 42.000 ruble tutarında ek aylık ücret ödenir. İşçiye vardiya kapsamında vardiyada bulunduğu ve toplanma noktasında işyerine kadar ve geri dönüş için yolda geçirdiği her takvim günü için maaşına ek 500 ruble ücret ödenir." düzenlemesinden sonra maddenin devamında "işçi maaşına ek olarak çalışma bölgesi yıpranma payı olarak %80 oranında uygulanacaktır.” hükmü yer almaktadır.

Davacı taraf dava dilekçesinde, İŞKUR sözleşmesindeki 6,25 USD saatlik ücretin işverence %50 artışlı olarak ödendiğini ancak ikinci sözleşmedeki %80 katsayının uygulanmadığını ileri sürerek eksik ödenen ücret farkı alacaklarını talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 6,25 USD saat ücretine tüm çalışma süresi boyunca (İŞKUR sözleşmesi döneminde de) %80 katsayı uygulanarak alacakların hesaplandığı anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplamalara itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, kanunen veya sözleşme gereği bir zorunluluk olmadığı hâlde, işyerinde uygulanagelen işyeri uygulamaları da çalışma koşullarının belirlenmesinde etkindir. Davalı işveren, İŞKUR sözleşmesinde hüküm bulunmamasına rağmen işçinin saat ücreti üzerine %50 oranında zam uygulayarak davacının ücretini ödemiş, ikinci sözleşme imzalandıktan sonra da aynı uygulamayı sürdürmüştür. Bu hâlde işverenin ilk iş sözleşmesinde belirlenen 6,25 USD saat ücretini %50 zamlı olarak ödemeyi sürdürmesi işyeri uygulaması hâline geldiğinden, söz konusu uygulamadan tek taraflı olarak dönülmesi çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik oluşturur. Diğer taraftan 11.10.2017 tarihli ikinci iş sözleşmesinde işçinin ücreti farklı şekilde kararlaştırılmıştır. Bu durumda, ikinci sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönem bakımından işçiye hangi ücret miktarının ödenmesi gerektiğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

Şüphesiz taraflar arasında ilk iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücret miktarını azaltan veya bu konudaki işyeri uygulamasını ortadan kaldıran yeni bir iş sözleşmesi imzalanması hukuken mümkündür. Ancak somut olayda işverence İŞKUR sözleşmesi ile tespit edilen ücrete zam uygulanarak ücret ödenmesi bir işyeri uygulaması hâline gelmiş, bu uygulama ikinci iş sözleşmesinin imzalanmasından sonra da sürdürülmüştür. Hâl böyle olunca ikinci iş sözleşmesine göre tespit edilen ücret ile ikinci iş sözleşmesinin imzalandığı tarihten sonra işyeri uygulaması olarak ödenmeye devam edilen ücret miktarı karşılaştırılmak ve işçinin lehine olan ücret miktarı esas alınmak suretiyle sonuca gidilmelidir.

Açıklanan ilke ve esaslara göre somut olay değerlendirilecek olursa ikinci sözleşmeden görüleceği üzere %80 bölge katsayısı, bu sözleşmede öngörülen 165 Ruble saat ücreti üzerine uygulanabilir bir katsayıdır. Bu nedenle ikinci sözleşmenin ücrete ilişkin 5 inci maddesindeki katsayının İŞKUR sözleşmesindeki saat ücreti olan 6,25 USD üzerine uygulanması ve İŞKUR sözleşme dönemini de kapsayacak şekilde hesaplama yapılması hatalıdır.

Bu durumda ikinci iş sözleşmesinin imzalandığı 11.10.2017 tarihine kadar işçiye, işyeri uygulaması hâline gelen, 6,25 USD saat ücretine %50 zam uygulanarak belirlenen ücretin ödenmesi gerektiği açıktır. Bu tarihten sonraki dönem bakımından ise ikinci sözleşmenin 5 inci maddesindeki düzenleme dikkate alınarak işçiye ödenmesi gereken ücret tespit edilmeli, tespit edilen bu ücret işyeri uygulaması olarak fiilen ödenen ücret (6,25 USD saat ücretinin %50 zamlı hâli) ile karşılaştırılmalı, hangi ücret miktarı daha yüksek ise o miktar işçiye ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edildikten sonra varsa fark alacaklar tespit edilmelidir. Eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

4.Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; ..., Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8 inci maddelerinin bir gereğidir.

İlâmın İlgili Hukuk bölümünün (4) numaralı paragrafında yer verilen Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392 nci maddesinde sözü edilen süreler, zamanaşımı süresi niteliğindedir. Söz konusu Kanun'un 392 nci maddesinin son fıkrasında, maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda mahkeme tarafından tekrar başlatılabileceği düzenlenmiştir. Kanun'un mahkemeler tarafından uygulanmasına ilişkin olarak Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesinin verdiği 29.05.2018 tarihli ve 15 sayılı kararda; Kanun'un 392 nci maddesinde belirtilen sürelerin işçi tarafından kaçırılması ve geçerli nedenlerin beyan edilmesi durumunda mahkemece sürelerin yeniden verilebileceği, geçerli nedenlerin ise işçinin hastalığı, mücbir sebepler nedeniyle mahkemeye gidememesi, ağır hasta aile bireylerinin bakım ihtiyacı gibi bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma süresini objektif olarak engelleyen koşullar olabileceği açıklanmıştır. Bu objektif koşulların işçi bakımından mevcut olup olmadığı her somut olay açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Davacı, tazminat ve işçilik alacaklarının tamamını kısmi dava olarak açmıştır.

Davacı vekili, 19.08.2021 tarihli dilekçesi ile taleplerini ıslah etmiş olup ıslah dilekçesi davalı ... Şirketine 24.08.2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı vekili ıslaha karşı 23.08.2021 tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Aynı şekilde ... Şirketi vekili de 24.08.2021 tarihinde tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı 25.08.2021 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. Buna göre dava dilekçesinde talep edilen miktarlar da gözetildiğinde, davalıların ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalıdır.

5.6100 sayılı Kanun’un 266 ve devamı maddeleri gereğince, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi, raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. 6100 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesine göre, bilirkişi raporu, Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. İlk Derece Mahkemesinin kararına esas aldığı 29.12.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplama yapılan alacakların hesabında dayanak alınan Rusya Fedarasyonu İş Kanunu hükümleri belirtilmemiş ve hesaplamalara ilişkin açıklama yapılmamıştır. 02.07.2023 tarihli kök bilirkişi raporunda ihbar tazminatı 2 çarpanıyla hesaplanmasına rağmen 29.12.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda 3 çarpanıyla hesaplanmasının nedeni anlaşılamamıştır. Bu hâliyle bilirkişi raporu denetime elverişli değildir.

6.Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin tanık anlatımları ile ispat edilmesi hâlinde, hesaplanan alacaklardan indirim yapılması gerektiğine dair Yargıtay içtihatları istikrarlı bir uygulama hâlini almıştır. Bu indirim, dosya kapsamındaki delillerin durumu ve niteliği ile işçinin çalışma düzenine göre yapılması gereken uygun bir indirimdir. Diğer taraftan söz konusu alacaklara ilişkin hesaplamaların tanık anlatımları yerine yazılı belgelere veya işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Somut olayda hüküm altına alınan hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tanık anlatımlarına göre hesaplandığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen söz konusu alacaklardan dosya kapsamına uygun bir indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog