3. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/989 E
DAVANIN KONUSU: Tespit
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Tarafların kardeş olduğunu, davalının ... Mah. ... Cad. No: ... Ataşehir/İstanbul adresinde bulunan ... Mamülleri isimli fırın işletmesinin resmiyette gözüken ortağı olduğunu, davacının ise aynı fırın işletmesinin ilk kurulduğu günden bugüne %50 gizli ortağı olduğunu, aradan geçen sürede davalının davacının isminin resmiyette gözükmemesini kötü niyetle kullandığını ve davacının ortaklık haklarını ihlal etmeye başkadığını, dava konusu fırının yine resmiyette davalı adına olacak şekilde 2013 yılında açıldığını, daha öncesinden eski fırınlarının olduğunu, orada ortak olan tarafların yeni fırın açılırken, eski fırından hem ayni hem de nakdi sermaye getirdiğini, dava konusu fırının açılması sırasında bir araya gelen aile üyelerinın bu yeni fırının davacının ve davalıya ait olacağı konusunda mutabık kaldıklarını, davalının davacının fırıncılık konusundaki bilgi, tecrübe ve çalışkanlığının bilincinde olarak davacının kendisine ortak olmasını özellikle istediğini, davacının ortaklığa hem eski fırındaki sermayesi ile hem de emeğiyle katıldığını, davacı, davalının kötü niyetli davranışlarına kadar resmiyette kendi isminin gözükmemesini, davalının kardeşi olmasından ve ona güvenip itimat etmesinden kaynaklı beşeri nedenler, eski fırının da zaten davalının ismine olması, o güne kadar bütün resmi işlerde davalının adının kullanılmasının artık bir teamüle dönüşmesi, son olarak ticari hayat içerisinde pratiklik sağlayan nedenlerden dolayı sorun etmediğini, davalı, işletmenin tek ortağı olarak gözüktüğünden ve vergi açılışı da davalı üzerinden yapıldığından fırın içerisinde kullanılan ticari pos cihaz ve hesaplarının da davalı adına açıldığını, davacının dava konusu fırında kullanılan ve pos cihazları yolu ile tahsil edilen paralar için davalıdan birçok kez talepte bulunduğunu, ancak davalının fırının açıldığı günden bu yana hiç bir zaman davacının taleplerini yerine getirmediğini, türlü bahanelerle pos hesaplarına aktarılan paralardan davacının payına düşen parayı vermediğini, davalı hal, tavır ve eylemleri ile davacı bakımından ortaklığı çekilmez hale getirdiğini, fırının borçları bittikten hemen sonra davacının adının resmiyette gözükmemesini fırsat bilen davalının davacının ortaklık sıfatını reddetmeye başladığını, borca gelince ortak olan ama sıra kâra gelince ortaklığı reddeden davalının, pos makineleri ile tahsil edilen paralardan davacının hakkını ısrarla vermediğini, kötü niyetli bir şekilde davacının SGK kaydını sonlandırdığını, davalının davranışlarının kötü niyetli olduğunu belirterek, dava konusu fırının demirbaşları olan eşyanın devir ve temlikini önleyici mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesini, "..." isimli fırın işletmesinin devir ve temlikini önleyici mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesini, halihazırda işletme içerisinde aktif olarak kullanılan pos makinesinin bağlı bulunduğu ... Bankası'ndaki davalı adına açılan banka hesaplarına yatan ve yatacak paralar üzerine tasarruf etmeyi önleyici ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilinin, ... Mamülleri isimli fırın işletmesinin %50 ortağı olduğunun tespitini, fırın işletmesinin haklı sebebe dayalı olarak feshi ve tasfiyesine, ve fırın içerisinde kullanılan pos cihazları ile tahsil edilip de ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankası'ndaki hesaplara yatan paralardan müvekkilin ortaklık payına düşen kârın hesaplanmasına ve kendisine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; "davalı üzerine kayıtlı işletmede davacının ortak olduğu iddiası dahil olmak üzere tüm talepleri yönünden haklılığının yaklaşık olarak ispata yeterli delil sunulmadığı" gerekçeleriyle koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkilinin fırın işletmesinin ilk kurulduğu günden bugüne %50 gizli ortağı olduğunu, açtıkları davanı gizli ortaklığın tespiti; haklı sebebe dayalı olarak ortaklığın feshi ve tasfiyesi, işletme içerisinde kullanılan pos cihazları ile tahsil edilen paralardan müvekkilinin ortaklık payına düşen kârın kendisine ödenmesi talebi ile açıldığını, müvekkilinin ortak olduğunu gösteren hususların bir kısmı tanıkla, bir kısmı da yazılı delille ispat edileceğini, her ne kadar taraflar arasındaki kardeşlik ilişkisinin, teamül gereği yazılı delil elde etmeyi güçleştirse ve bu nedenle tanık delilinin önemini arttırsa da dava dilekçesi ekinde birçok yazılı delil sunulduğunu, müvekkilinin ortak olduğunu gösteren yazılı ve görsel delillerinin dava dilekçesinde ayrı başlık ile açıklandığını, müvekkilinin sahip olduğu fırın için şahsi banka hesaplarından yaptığı ödemelere geniş bir şekilde yer verildiğini, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/299 E. sayılı dosyasına ait gerekçeli karar ile iddianame sunulduğunu, burada halihazırda 2 sanığı yönünden de kesinleşen bir ceza davasında müvekkilinin dava konusu iş yerinin sahibi olduğu tespiti yapıldığını, müvekkilinin kefil olduğu işyeri kira sözleşmelerinin bilahare sunulacağını, yaklaşık ispat şartının sağlandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, adi ortaklığın tespiti ile fesih ve tasfiyesi ve ortaklık payının tahsili talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 389/1. Maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir.Somut olayda, davanın konusu adi ortaklığın fesin ve tesfiyesine yönelik olup, tedbir konulması istenen taşınır mallar ile hesapların adi ortaklığın malvarlığına dahil olduğunun ileri sürüldüğü, davalı tarafından ise taraflar arasında herhangi bir şekilde bir ortaklık sözleşmesinin de bulunmadığını savundukları, yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi sunulmadığı, adi ortaklığın varlığının ispatı yargılamayı gerektirdiği, dava dilekçesinde öne sürülen iddialar ve dayanak delillerin yargılama aşamasında değerlendirileceği dikkate alındığında adi ortaklığın varlığına ilişkin yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı anlaşılmaktadır.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/03/2025