Esas No
E. 2025/63
Karar No
K. 2025/464
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/63 Esas

KARAR NO: 2025/464 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2023/696 Esas- 2024/61 Karar

TARİH: 30/01/2024

DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/03/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ...'nin acentesi olarak banka kredi kartlarının müşterilere teslimi işini yaptığını, teslimi gerçekleştiren acente personelinin bu kredi kartlarını kullanarak yaptıkları harcamalar sonucunda zarara sebep olduklarını ve bu zararın davalı tarafından müvekkilinin hak edişlerinden kesildiğini, bu uygulamanın haksız olduğunu beyan ederek dosyanın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/324 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, 200.000 TL alacağın faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davasını birleşme ile infisah olmuş, sicilden terkin edilmiş ve sicil kaydı kapalı bir şirkete yöneltmiş olduğunu, işbu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin yaptığı kesintilerin hepsinin taraflar arasındaki sözleşmelere uygun olduğunu ve davacının alacağının tam olarak ödendiğini, davacının istihdam ettiği personelin vermiş olduğu zararlardan dolayı TBK m. 116 hükmü gereği sorumlu olduğunu, kesintilere ilişkin faturalar davacı tarafından itiraz veya iade edilmemiş olduğundan davacının da kabulünde olduğunu beyanla öncelikle davalı olarak gösterilen şirketin sicilden terkin olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, aksi halde davacının iddia ettiği alacakları için öngörülen zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davanın zamanaşımından reddine, esasa girilmesi halinde ise davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 30/01/2024 tarih 2023/696 Esas- 2024/61 Karar sayılı kararında; "Mahkememizin 2022/324 E sayılı dosyasından birleşen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/122 E., 2023/336 K. sayılı dosyası, tefrik edilerek işbu esasa kaydedilmiştir. Davacı, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2023/122 Esas sayılı dosyasıyla açmış olduğu davasında ; ...'nin acentesi iken banka kredi kartlarının müşterilere teslimi işini yaptığını, teslimi gerçekleştiren acente personelinin bu kredi kartlarını kullanarak yaptıkları harcamalar sonucunda zarara sebep olduğunu, bu zararın hak edişlerinden kesildiğini, bu uygulamanın haksız olduğunu, 200.000 TL alacağının tahsili ve davalar arasındaki bağlantı nedeniyle işbu davasının mahkememiz 2022/324 E. sayılı dosyasıyla birleştirilmesi talebiyle dava açtığı , 24/04/2023 tarihli kararla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2023/122 Esas sayılı dosyasının 6100 sayılı Yasanın 166. maddesi gereğince mahkememiz 2022/324 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, karar verildiği ve mahkememizce 2022/324 Esas sayılı dosyada yürütülen yargılamada 31/10/2023 tarihli 6 nolu celsede Birleşen dosya İstanbul 14. ATM'nin 2023/122 Esas sayılı dosyanın iş bu dosyadan tefrikine karar verildiği ve tefrik işlemi sonucu mahkememiz 2023/696 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği , Davacı açmış olduğu davasında , ...'ni davalı olarak gösterdiği , İstanbul Ticaret Odasından gelen yazı cevabında ...nin son tescilini 15/07/2011 tarihinde yaptırdığı , şirketin tüm aktif ve pasifiyle kül halinde ... ticaret sicil numarasında kayıtlı ...ANONİM ŞİRKETİ tarafından devir alındığı 15.07.2011 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydı kapatıldığı anlaşıldığı, Taraflar arası davaya konu arabuluculuk son tutanağında davalı vekilinin ...'nin 21.07.2011 tarihinde yayımlanan Türkiye Ticaret Sicilk Gazetesi'ne göre ... Hizmetleri A.Ş. ile birleşerek tasfiye olduğunu,

... A.Ş.'nin ise 30.09.2019 tarihli TTSG'de yayımlanan karara göre unvan değiştirerek yeni unvanının ... Hizmetleri Anonim Şirketi olduğunu beyan ettiği, davacı vekilinin de bu toplantıda hazır bulunduğunun anlaşıldığı ,Tüzel kişiliğin son bulmasından sonra, tüzel kişi aleyhine dava açılamayacağı ve icra takibi yapılamayacağından, davanın ve takibin ancak T.T.K.nun 151. maddesince külli halef olan şirkete karşı yapılması gerektiği , burada ölü kişi aleyhine dava açılması halinde ortaya çıkan hukuki durumun kıyasen uygulanması gerektiği , Türk Ticaret Kanunu uyarınca bir ticari işletme, ticaret sicilindeki kaydın terkini ile hukuki anlamda ortadan kalkacağı , 6100 sayılı HMK nın 124/3 maddesinde ; ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği ; HMK m 124/4 uyarınca tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızası olmaksızın taraf değişikliğine karar verebileceğinden bahsedildiği ; ancak somut olayda davacı tarafça taraf değişikliği talebi olmamakla birlikte , mahkememiz 2022/324 Esas sayılı dosyası , İstanbul Ticaret Odasından gelen yazı cevabı ve taraflar arası arabuluculuk son tutanağında belirtilen hususlar da bir arada değerlendirildiğinde davacının tarafı yanlış göstermiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmadığı , davacı, davalı şirketin terkin olduğunu bilmesine bilebilecek durumda olmasına rağmen davayı terkin olmuş şirkete yöneltmiş olduğundan, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

İlk derece mahkemesinin gerekçesini, davalı şirketin isminin değişmiş olduğu ve eski şirket adına dava açılmış olmasına dayandırdığını, bu gerekçenin yerinde olmadığını, arabuluculuk görüşmesi sırasında şirket vekilinin bu yolda beyanda bulunmadığını ve görüşmenin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, dava dosyasının daha önce açılan 2022/324 Esas sayılı dosya ile birleştirildiğini, yargılama aşamasında şirket isminin değişmiş olduğu anlaşılınca 18/07/2023 tarihli dilekçe ile davanın yeni şirkete yöneltildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen davalı ismine istinaden dava açıldığını ancak yukarıda şirket isminin değişmiş olduğunun anlaşılınca davanın yeni isme yöneltildiğini, bu durum karşısında davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, ayrıca pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi halinde davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin de yerinde olmadığını beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi uyarınca davacının hak edişlerinden haksız şekilde kesildiği iddia edilen alacağın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya kapsamından; davanın ilk olarak İstanbul Anadolu 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/122 Esas sayılı dosyası ile açıldığı, istinaf incelemesine konu kararı veren İlk derece mahkemesinin 2022/324 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, Mahkemece anılan dosyanın 31/10/2023 tarihli duruşmasında verilen tefrik kararı neticesinde Mahkemenin 2023/696 Esas sırasına kaydedildiği, yargılamanın bu esas üzerinden yapıldığı ve karar verildiği, dava dilekçesinde davalı olarak "... Ticaret A.Ş."nin gösterildiği, anılan şirketin ... A.Ş. ile birleştirildiği ve bu şekilde tüzel kişiliği sona erdiğinden 15/07/2011 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmıştır.

... A.Ş.'nin unvanı ise ... Hizmetleri A.Ş. olarak değiştirilmiştir. Esasen davanın birleşmenin gerçekleştirildiği ... Hizmetleri A.Ş.'ye karşı açılması gerekirken, sicilden terkin edilmiş, yani dava tarihi itibariyle hukuk aleminde tüzel kişiliği haiz olmayan şirkete karşı açıldığı, davalı şirketin taraf ehliyetine sahip olmadığı, bu sebeple Mahkemece davanın HMK'nın 114/1-d ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa ilişkin bir sebep olan husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmış ancak verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan Dairemizce açıklanan husus kararın kaldırılma sebebi yapılmamıştır. Her ne kadar davacı taraf, yargılama sırasında davalı gösterilen şirketin sicilden birleşme nedeniyle terkin edildiğini öğrenmeleri üzerine dilekçe ile davayı, birleşmenin gerçekleştiği şirkete karşı yönelttiklerini yani HMK'nın 124. maddesi uyarınca davalı tarafın değiştirilmesini talep ettiklerini beyan etmiş ise de, bahsedilen 18/07/2023 tarihli dilekçeye dosya içerisinde ve uyap sisteminde rastlanmadığı gibi, Mahkemece de kabul edildiği üzere, davanın açılmasından önce gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmeleri sırasında davacı tarafın bu durumu öğrendiği, buna rağmen davayı terkin edilen şirket adına açtığı, dolayısıyla davanın yanlış kişiye yönetilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmadığı anlaşıldığından Mahkemece taraf değişikliğinin yapılmaması yerinde görüldüğü gibi, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması halinde hükmedilmesi gerektiği şekilde, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde yazılı maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması da isabetli olmuştur.

Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı Yasanın 166. maddesi gereğince mahkememiz 2022/324 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, karar verildiği ve mahkememizce 2022/324 Esas sayılı dosyada yürütülen yargılamada 31/10/2023 tarihli 6 nolu celsede Birleşen dosya İstanbul 14. ATM'nin 2023/122 Esas sayılı dosyanın iş bu dosyadan tefrikine karar verildiği ve tefrik işlemi sonucu mahkememiz 2023/696 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği , Davacı açmış olduğu davasında , ...'ni davalı olarak gösterdiği , İstanbul Ticaret Odasından gelen yazı cevabında ...nin son tescilini 15/07/2011 tarihinde yaptırdığı , şirketin tüm aktif ve pasifiyle kül halinde ... ticaret sicil numarasında kayıtlı ...ANONİM ŞİRKETİ tarafından devir alındığı 15.07.2011 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydı kapatıldığı anlaşıldığı, Taraflar arası davaya konu arabuluculuk son tutanağında davalı vekilinin ...'nin 21.07.2011 tarihinde yayımlanan Türkiye Ticaret Sicilk Gazetesi'ne göre ... Hizmetleri A.Ş. ile birleşerek tasfiye olduğunu, ... A.Ş.'nin ise 30.09.2019 tarihli TTSG'de yayımlanan karara göre unvan değiştirerek yeni unvanının ... Hizmetleri Anonim Şirketi olduğunu beyan ettiği, davacı vekilinin de bu toplantıda hazır bulunduğunun anlaşıldığı ,Tüzel kişiliğin son bulmasından sonra, tüzel kişi aleyhine dava açılamayacağı ve icra takibi yapılamayacağından, davanın ve takibin ancak T.T.K.nun 151. maddesince külli halef olan şirkete karşı yapılması gerektiği , burada ölü kişi aleyhine dava açılması halinde ortaya çıkan hukuki durumun kıyasen uygulanması gerektiği , Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 K6100 md.1 K6100 md.166 K6100 md.124/3 HMK md.124 HMK md.355 HMK md.124/3 HMK md.114/1 HMK md.362/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog