4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2024/5289 E. , 2025/2527 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ın rahastızlanması üzerine 07.06.2002 tarihinde Bilecik Devlet Hastanesine müracaat ettiğini, tedaviden sonuç alamaması üzerine murisin 12.06.2002 tarihinde tekrar aynı hastaneye müracaat ettiğini, hastanede yatırılarak ortopedi uzmanına tedavisinin yaptırılması gerekirken davalı doktor tarafından evine gönderildiğini, ancak crush sendromu nedeniyle vefat ettiğini, ceza yargılaması sonucunda davalının kusurlu bulunduğunu belirterek, davacılardan ... için 6.250,00 TL., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 2.500,00 TL., Bahar için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14.06.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın acil servise ilk kez 07.06.2002 tarihinde gelip, ilgili doktor tarafından muayenesinin yapılıp yumuşak doku travması tanısıyla tedavisi verilip ortopedi polikliniğine yönlendirildiğini, ancak ilgili polikliniğe kontrole gitmeyip olaydan 5 gün sonra acil servise getirilip muayeneden sonra eve götürülmesinin akabinde vefat ettiğini, Bilecik Devlet Hastanesinde enfeksiyon hastalıkları uzmanı olmaması nedeniyle ideal tıbbi yaklaşım açısından yeterli olmayan bir hastane olduğunu, ideal tıbbi yaklaşım açısından da mevcut olan uzman doktorun hastane içerisinde nöbet tuması gerektiğini, hastanede 1 tane ortopedi uzmanı olduğu için doktorun icap nöbeti tuttuğunu, bu nedenle acil hekimden ideal tıbbi yaklaşım beklenmesinin doğru olmadığını, ayrıca hasta yakınlarının da, hastalarıyla ilgili en ufak bir duyarlılık göstermediklerini, hastayı mesai saatinde ortopedi polikliniğine getirmediklerini, olayda bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.03.2009 tarihli ve 2006/712 Esas, 2009/322 karar sayılı ilamıyla, davanın kısmen kabulü ile davacılardan ... için 3.000,00 TL., diğer davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., Saliha, ..., Bahar için ayrı ayrı 2.000,00'er TL manevi tazminatın 14.06.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 13.04.2013 tarihli ve 2009/8829 Esas, 2010/4310 Karar sayılı ilamıyla; "... Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 06.06.2002 günü sol kolu burkulan ölenin ertesi gün başvurduğu acil polikliniğinde ilk tedavisi yapılıp ortopedi kliniğine başvurması gerektiği bildirilerek gönderildiği, 12.06.2002 gününe kadar ortopedi kliniğine götürülmeyen ölenin tarım işinde çalışmaya devam ettiği, 12.06.2002 günü ise davalı doktorun nöbetçi olduğu acil kliniğine getirildiği; yeniden çektirdiği sol kol grafilerinde de kırık tespit edemeyen davalının, reçete düzenleyerek, yine ortopedi kliniğine başvurması için evine gönderdiği hastanın, crush sendromu nedeniyle gece evinde yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır. Davalı doktorun çalıştığı hastanede bir tane ortopedi doktoru olduğu, enfeksiyon hastalıkları uzmanı bulunmadığı da ileri sürülmüştür. Bu durum karşısında, davalı doktorun eylemi ile miras bırakanın ölümü arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının saptanması amacıyla, en yakın üniversite hastanesinin ilgili bölümünden seçilecek alanında uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediği..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in 07.06.2002 tarihinde Bilecik Devlet Hastanesinde acil serviste görevli olduğu sırada muayeneye gelen davacıların murisi ...'ı muayene ettiği, daha sonra evine gönderdiği, ...'ın şikayetinin devam etmesi üzerine 12.06.2006 tarihinde tekrar Bilecik Devlet Hastanesine götürüldüğü, sağ kol grafisi ile sağ ön kol grafisinin çektirildiği, yumuşak doku enfeksiyonu tanısıyla reçete verildiği, hastanelere gönderildiği, 13.06.2002 tarihinde ise vefat ettiği, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alınan ve aralarında enfeksiyon ve ortopedi uzmanı da bulunan üç kişilik bilirkişi heyeti raporunda davalının eylemi ile ...'ın ölümü arasında nedensellik bağının bulunmadığının belirtildiği, davalının ölüm olayında kusurlu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ceza yargılamasında davalının kusurlu bulunduğunu, hukuk yargılamasında Yüksek Sağlık Şurası raporuna rağmen üniversite hastanesinden alınan ve itibar edilen raporla davanın reddinin hatalı olduğunu, Yüksek Sağlık Şurası en üst birim olup, bu konuda düzenlemiş olduğu raporla ve ceza yargılamasında da davalının kusurlu bulunmasına ilişkin hüküm içeriğine karşın, detaylı Yüksek Sağlık Şurası raporunun eksikliği veya vasıflandırmadaki hatası tartışılmadan, sadece en yakın üniversite hastanesi olan Osmangazi Üniversitesi'nde oluşan raporla davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıların murisinin yanlış tedavi sonucu vefat ettiği iddiasıyla uğranılan manevi zararların tedavi sürecinde görev yapan davalı doktordan tazmini talebine ilişkindir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (TC Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da; bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda; Bilecik Devlet Hastanesinde doktor olarak çalışan ve kamu görevlisi olan davalının hatalı teşhis ve tedavi yaptığı, bu nedenle vefat olayının gerçekleştiği ileri sürülmektedir. Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğine göre; adı geçen davalıya husumet tevcih edilmesi doğru değildir.
Mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek, Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğinden davalı doktor yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmeyip kararın bozma sebebi ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK'un 438/7 nci ve 438/9 uncu maddeleri uyarınca gerekçe ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının gerekçe bölümünün son paragrafının gerekçeden çıkartılmasına ve hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "Davacının davasının REDDİNE," ibareleri hükümden çıkartılarak yerine “Davacının davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" yazılmak suretiyle gerekçe ve hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.