8. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2871
- Karar No
- 2024/7006
- Karar Tarihi
- 02.12.2024
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- İcra İflas Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
8. Hukuk Dairesi 2022/2871 E. , 2024/7006 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahiller vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalı ... İdaresi ve dahili davalı ... Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, 07.09.2010 tarihli dava dilekçesinde sınırları yazılı, ... köyü, ... mevkiinde bulunan yaklaşık 5241 m2 yüzölçümlü taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerinde yazılı şartların davacı yararına gerçekleştiğini bildirerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesine göre davacı adına tescilini istemiş, müdahiller de kök muris ...'dan kaldığı ve tüm mirasçıları adına tescili gerektiği iddiasıyla davaya katılmışlardır. Davalı Hazine de taşınmazın Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğunu iddia etmiş, mahkemece davanın reddine, 05.07.2012 tarihli krokide (A) işaretli 5237 m2 taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve katılanlar tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 27.02.2018 tarihli ve 2017/706 Esas, 2018/1486 Karar sayılı kararıyla; "Mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 50. maddesinde medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı, 51 inci maddesinde dava ehliyetinin medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 114/d maddesinde taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115 inci madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı belirtilmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 47, 48, 49 ve 50 inci maddelerinde de tüzel kişiliğin kazanılması, hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ve bunun kullanılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır. 442 sayılı Köy Kanunu’nun (442 sayılı Kanun) 37/7 nci maddesi uyarınca da köy tüzel kişiliği adına dava açmak ve açılan davayı takip yetkisi köy muhtarına aittir. Köy muhtarının hukukî bir engelinin çıkması durumunda bu yetki aynı Kanun'un 33/b maddesine göre köy derneğinin seçeceği temsilciye tanınmıştır. Ancak, On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi gereğince; Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür. Aynı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin onüçüncü fıkrasında; "1. maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm Kanun'un "Yürürlük" başlıklı 36. maddesi uyarınca ilk mahalli idareler genel seçiminin yapıldığı 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Somut olaya gelince; mahkemece taşınmazın bulunduğu köy tüzel kişiliğinin katılımı ile dava görülmüşse de, anılan Kanunla büyükşehir belediyesi sınırları il mülkî sınırları olarak belirlendiğinden ... Büyükşehir Belediyesinin ve sınırda orman bulunması nedeniyle yasal hasım konumundaki Orman Yönetiminin davada taraf olarak yer alması zorunludur.
Bundan ayrı; mahkemece, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği, taşınmazda genç zeytin ve 30-40 yaşlarında 15 adet meşe ağacı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; kullanım durumunun resmi belge niteliğindeki ve gerçeğin bir resmi olan hava fotoğraflarından yararlanılarak belirlenmesi gerekirken böylesine bir araştırma yapılmamış, yine çekişmeli taşınmazın sınırındaki komşu parsellerin durumu incelenmemiştir." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının davasını ispatladığı, asli müdahillerinin dava konusu yerle ilgilerinin olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Muğla ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde bulunan doğusu 194 nolu tapulu taşınmaz, batısı Devlet ormanı, kuzeyi ... zilyetliği, güneyi ... zilyetliğinde olan 29.12.2020 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4013,09 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dahili davacılar ... ve ...'ın davalarının reddine karar verilmiş hüküm, davacı ... İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesi tarafından 10.06.2013 tarihli keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar genel olarak, tapusuz dava konusu taşınmazın devlete ait Hazine malı olduğunu bildiklerini, uzun yıllar mirasçılar tarafından kullanılmadığını, davacı tanığı ... ise çekişmeli taşınmazın muris ...'ın vefatından sonra en az 20 sene kullanılmadığını, oğlu ...'a 2005 yılında zeytin ağaçları diktirerek taşınmazın kullanılmaya başlandığını beyan etmiştir. 15.07.2013 tarihli uzman ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazın doğu bölümündeki kısmında çalılık, makilik ve orman ağaçlarının bulunduğu, bu bölümde 15 adet 40 yaş üstü pırnal meşesi bulunduğu, 28.12.2020 tarihli teknik bilirkişi kurul raporunda ise taşınmazın keşif anından üzerinde 35-40 yaşlarında 5 adet, 10-12 yaşlarında 55 adet ve 4-6 yaşlarında 44 adet zeytin ağacı bulunduğu, ayrıca 1979,1987 ve 1992 hava fotoğrafları üzerinde taşınmazın kısmen açık kısmen kapalı alan olarak göründüğü ve kapalılığın münferit dağılışta yapraklı ağaç (pırnal meşesi) ve ağaççıklardan, Akdeniz maki bitki örtüsünden kaynaklandığı ifade edilmiştir.
Hal böyle olunca; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporlarından çekişmeli taşınmazın uzun yıllar kullanılmadığı, 2005 yılından itibaren davacı tarafından ağaç dikilmek suretiyle kullanılmaya başlandığı ve dava tarihi olan 2010 yılı itibariyle davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı açıktır. Bu sebeple davacı ve asli müdahilerin davasının reddine, davalı Hazine vekilinin tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.