Esas No
E. 2024/1740
Karar No
K. 2025/420
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1740

KARAR NO: 2025/420

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/10/2024

ESAS NO: 2024/184
KARAR NO: 2024/529
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 16/04/2025

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Aşağı ... Mah. ... Cad. No:... Ümraniye/ İSTANBUL adresinde "söve imalatı üretim" işiyle iştigal olduğunu, söz konusu işyeri için davalı şirket nezdinde 09.12.2017 tarih ve ... numaralı "... Sigorta Poliçesi" akdedildiğini ve rizikoların teminat altına alındığını, sigortalı işyerinde 29.04.2018 tarihinde yangın vuku bulduğunu, müvekkilinin zarara uğradığını, davalı sigorta merkezine yapılan başvuru üzerine eksper raporu alındığını, zararın davacı tarafından karşılandığına ilişkin fatura ve ödeme belgeleri bulunduğunu, hasar nedeninin yangın olduğunu, gerçekleşen riziko için poliçede teminat bulunduğunu, 166.380,53 TL + 5.720,79 TL (KDV) olmak üzere toplam 172.101,32 TL zararın mevcut olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine 07.08.2018 tarihinde 172.101,32 TL zararın tazmini talebi ile davalıya başvuru yapıldığını, davalı tarafça 18.09.2018 günü 134.596,00 TL kısmen ödeme yapıldığını, eksper tarafından tespit edilmiş olmasına rağmen zararının kısmen tazmin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 37.505,32 TL maddi tazminatın 23.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, dava konusu yangın nedeniyle müvekkili şirketin davaya konu poliçe ile teminat altına aldığı rizikolar sebebiyle 134.596,00 TL ödendiğini, talep edilen hasarın ise teminat dışı olduğunu, ihtilafın bina tadilatı ve KDV'sinin sigorta teminatı içinde olup olmadığı hususunda toplandığını, yangının kimliği belirsiz kişilerce çıkartıldığını, davacının kusuru, müvekkilinin de sorumluluğu bulunmadığını, bina tadilatı bedeli olan 31.728,18 TL ile bunun KDV'si olan 5.720,79 TL'nin teminat altında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA KARARI ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07/10/2020 Tarih ve 2018/1096 E. 2020/562 K. sayılı kararı ile, 09/12/2017 tarih ve 173927401 numaralı sigorta poliçesi kapsamında zararın tahsili istemine ilişkin davada, davalı nezdinde 09/12/2017-09/12/2018 tarihlerini kapsayan ... Poliçesi yapıldığı, 29/04/2018 tarihinde yangın meydana geldiği, bu yangın nedeniyle davacının işyeri ve bulunduğu binanın hasara uğradığı, poliçede yer alan yangın mali sorumluluk (komşuluk ve kiracı mali sorumluluk) Klozu (Glkhhknhterör Dahil) altında yapılan düzenlemeler gereği dava konusu zararın teminata dahil edildiği gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile 37.505,32 TL'nin 23/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlik davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davalı vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine dairemizin 14/02/2024 Tarih ve 2020/2363 E. 2024/185 K. sayılı kararı ile:" Yukarıda yer alan bilirkişi raporlarında ki tespitler nazara alındığında, her iki rapor arasında çelişki meydana geldiği ve raporların sunulan itirazları karşılamadığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle bilirkişi raporunun hükme esas alınarak hüküm tesisi yoluna gidilmesinin yerinde olmadığına karar vermek gerekmiştir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 293. maddesi hükmü de nazara alınarak dosyada mübrez bilirkişi raporları arasında çelişkilerin giderilmesi amacıyla daha önce görev yapmış bilirkişiler haricinde inşaat mühendisi, makina mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi tayin edilerek, uyuşmazlığa konu zarar kalemlerinin hiçbir şüpheye mahal bırakılmaksızın tespiti ile davacının haklılık durum ve oranı tespit edilmelidir..." gerekçesiyle dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 08/10/2024 Tarih ve 2024/184 E. 2024/529 K. sayılı kararı ile, Mahkememizin 21/03/2024 tarihli tensip zaptı ile karar ilamı doğrultusunda çelişkinin giderilmesi için bilirkişi ara kararı kurulduğu ve buna dair ücretin yatırılması bakımından davacı tarafa kesin süre verildiği, ancak verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın bilirkişi ücretlerini yatırmadığı anlaşılmakla bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek dosya kapsamına göre yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak raporlar arasında çelişki giderilemediğinden uyuşmazlığa konu zarar kalemlerinin hiçbir şüpheye mahal bırakılmaksızın tespiti yapılamadığından ve davanın çözümü için teknik bilgi ve tecrübenin gerektiği anlaşılmakla davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece istinaf kaldırma kararı sonrası duruşma açılmadan tensip ile bilirkişi incelemesi yönünde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece yapılan bildirimin usul ve yasaya uygun olmadığını, delil avansına yönelik mahkeme kararında hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekmekte iken bu hususların ara kararda mevcut olmadığını, yapılan bildirimin çelişkili olup, açık ve net olmadığını, mahkemece yapılan ihtarda talep edilen bedelin gider avansı mı delil avansı mı olduğu da belirtilmediğini, mahkemece usulüne uygun ve yasal şartları ihtiva eden yeni bir süre verilmesi gerekmesine rağmen aksi yönde hareket edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, hasar nedeniyle oluştuğu iddia olunan bakiye zarar bedelinin taraflar arasındaki sigorta ilişkisi nedeniyle tahsili istemidir. Dava dosyasında dairemiz kararından sonra 21.03.2024 tarihinde düzenlenen tensip tutanağı 3 numaralı ara kararı ile bilirkişi incelemesine yönelik karar verilmiş, duruşma 08.10.2024 tarihine bırakılmış, bu celsede bilirkişi ücretinin yatırılmadığı zararın tespitinin yapılmadığı ve teknik bilgi gerektirdiğinden bahisle davanın reddine yönelik hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/06/2021 tarihli 2017/3-3179 E. 2021/806 K. sayılı kararında; "...Her ne kadar Mahkeme ile Özel Daire arasındaki çekişme eksik delil avansının belirtilen kesin süreden sonra ancak talik edilen duruşmadan önce yatırılması hâlinde ihtar edilen sonuçların diğer taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında düğümlenmekte ve uyuşmalık da bu çerçevede belirlenmiş ise de konumuzun çözümlenmesi için öncelikle Mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Mahkemenin 29.05.2013 tarihli duruşmasında verilen ara karar incelendiğinde; bilirkişi incelemesinin belirli bir şekilde hangi konuda yapılacağı anlaşılamadığı gibi tayin edilecek bilirkişilerin ve heyetin kaç kişiden teşekkül edeceği, hangi uzmanlık alanına sahip kişilerden oluşacağı ve her bir bilirkişiye ödenecek ücretin ne kadar olduğu ayrı ayrı belirtilmemiştir. Zira çözümü; uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez. Ayrıca ara kararda verilen süreye uyulmaması durumunda davacı tarafın bu istekten vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine karşın, mahkemece diğer deliller incelenmeden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla mahkemenin bilirkişi ücretinin süresi içerisinde yatırılmaması durumunda uygulanacak olan yaptırıma ilişkin ihtarı dahi isabetsiz olmuştur. Eş söyleyişle, davacıya verilen kesin süre HMK’nın 94. maddesi ile yargısal uygulamada öngörülen şartları taşımadığından hukukî bir sonuç doğurmaz. O hâlde, Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde HMK’nın 94. maddesinde belirtildiği gibi usulüne uygun olarak bilirkişi incelemesi amacıyla ara karar kurulup, müteakip işlemler de tamamlanmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan kesin süreye sonuç bağlamak suretiyle davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetsizdir." ,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2019 tarihli 2017/2428 E. 2019/1416 K. sayılı ilamı "...Mahkemece, 09/06/2016 tarihli celsede bozma ilamı öncesinde alınan rapor ve ek raporun davalı savunmalarının değerlendirilmesi yönünde yeterli olmadığı gibi denetime elverişli bulunmadığı belirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, uzmanlığı belirlenen bilirkişi kuruluna ücret takdirine, savunmaya ilişkin olmakla bilirkişi ücretinin delil avansı olarak davalı tarafça iki haftalık kesin süre içerisinde karşılanmasına karar verilmiş, aksi halde davalının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Ancak, verilen bu ara kararda bilirkişilerce incelemenin yapılacağı konu, yani hangi hususta bilirkişi incelemesinin yapılacağı belirtilmemiş, bilirkişi heyetine verilen görev açıklanmamış olup bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin verilen kesin süre ihtarının geçerli olduğu kabul edilemez. Kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, bilirkişi incelemesine konu hususların açıklanması, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesi, kesin süreye riayet edilmemesi halinde sonuçlarının ihtar edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, somut olayda mahkemece bilirkişi ücreti kesin süre içerisinde karşılanmadığı için bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, HMK nın 94/2 ve 3. maddeleri dikkate alındığında davalı tarafın savunmalarının ispatlanamadığının kabulü doğru olmamıştır.

Davalı vekilinin bilirkişi tayinine ilişkin bu ara karar sonrasındaki celseye mazeret bildirerek katılmadığı bir sonraki celse tarihinde ise bilirkişi ücretinin yatırıldığı da anlaşıldığından davalı savunmaları ile davacı şirket lehine yapılan ödemelere dair defter ve belgeler incelenmek, davalının tüm delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davalı delilleri toplanmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir. Yargıtay Hukuk 3. Hukuk Dairesi'nin 18.09.2017 tarihli 2016/21186 E. ve 2017/12077 K. sayılı ilamı: "Somut olayda mahkemece, 26.11.2014 tarihli ara kararda, bilirkişi incelemesi için eksik kalan delil avansının yatırılması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmiş olmakla birlikte, söz konusu ara kararda bilirkişi incelemesi için yatırılması gereken masrafın toplam miktarı açıkça ve net olarak gösterilip bildirilmemiştir. Dosya kapsamına göre davacı tarafça dava açılırken yatırılan gider avansı ile karşılanamayan eksik delil avansının ne kadar olduğunun ara kararında açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Buna göre, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetildiğinde; yerel mahkemece, 26.11.2014 tarihli duruşmada, davacı vekiline, bilirkişi incelemesi için ne miktar avansı yatırılacağı açıkça belirtilmeden, 300,00 TL bilirkişi ücretinin, davanın başında yatırılan gider avansından karşılanamayan eksik kısmının yatırılması yönünde kesin mehil verilmesine ilişkin ara kararı geçersiz olup, kesin mehilin sonuçlarını doğurmaz. (bkz.HGK.'nun 12.12.2012 tarih ve 2012/1202 E-1218 K sayılı kararı). O halde mahkemece, eksik delil avansının verilen kesin süre içerinde tamamlanmadığı ve bu kapsamda davanın ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın usulden reddine ilişkin karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." şeklindedir. İlk Derece Mahkemesince, tesis edilen ara kararda bilirkişi incelemesi için yatırılması gereken masrafın toplam miktarın nelerden oluştuğunun açıkça ve net olarak gösterilmediği, davacı tarafça dava açılırken yatırılan gider avansı ile karşılanamayan eksik delil avansının ne kadar olduğunun ara kararda gösterilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir belirtmenin yapılmadığı, bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmamasının sonuçlarının da açıkça belirtmesi gerekirken bu konuda herhangi bir ihtaratın yer almadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle bilirkişi incelemesi yönünde oluşturulacak ara kararda verilecek kesin sürenin tüm unsurları ile açıklanması ve sonucunun ihtar edilmesi gerekirken aksi yönde oluşturan bilirkişi ara kararının usulüne uygun olmadığı kanaatine varılarak dairemiz önceki kararı doğrultusunda usulüne uygun yukarıda esasları içerir bilirkişi incelemesine yönelik ara karar oluşturularak neticesine göre hareket edilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması isabetsizdir. Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/184 E. 2024/529 K. sayılı 08/10/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.