Esas No
E. 2024/1766
Karar No
K. 2025/74
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2024/1766 E.  ,  2025/74 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1986 Esas, 2023/1719 Karar
HÜKÜM: Asıl ve birleşen davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/86 E., 2021/295 K.
BİRLEŞEN DAVA: Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/98 E.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/23827 sayılı "..." ibareli marka başvurusu yaptığını, davalı Şirket'in "..." ve "...ler" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın yerinde görülerek, müvekkili başvurusunun kısmen reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilince yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa itiraza gerekçe tutulan 2011/105081 ve 2005/11253 sayılı markaların tescilleri üzerinden 5 yıllık süre geçtiğini, bu nedenle anılan markalar için Türkiye’de ciddi kullanımı gösterir delillerin sunulmasını talep ettiklerini, müvekkilinin "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, kişi adlarının tesciline bir engel olmadığını, müvekkilinin kişi adını içerir başvurusunun kısmen reddedilmesinin, bir kişilik hakkı ihlali olduğunu, müvekkilinin 2009 yılında ortağı olduğu aile şirketi olan ...ler Kuyumculuk şirketinden ayrılarak kendi kuyumcu dükkanını açtığını, 01.01.2009 tarihinden bu yana da "...–... Kuyumculuk" ismiyle faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla 10 yılı aşkın bir süredir bu isim altında faaliyet gösteren müvekkilinin kendi adını başvuru konusu ettiğini, davalı Şirketin de bu durumu bildiğini, davalı Şirketin 03.03.2019 tarihinde markasal kullanımların durdurulması için müvekkiline ihtar çektiğini, müvekkilinin aile bağlarının zedelenmesinin önüne geçmek adına "... kuyumculuk" ibaresini kullanmaktan vazgeçtiğini ve tamamen kendi adı, soyadıyla kullanımlarını sürdürmeye başladığını, davalı Şirketin kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, davalı Şirket ortaklarının müvekkilinin kardeşleri olduğunu, bu şirketin 1994 yılında taraflarca hep birlikte kurulduğunu, müvekkilinin de 12 yıldır kendi adıyla faaliyet gösterdiğini, redde gerekçe gösterilen markalar ile müvekkili markalarının benzer olmadığını, müvekkili markasının bir bütün olduğunu, muhatap markalarının ise kırmızı renkte "...ler" ve "..." ibarelerinden oluştuğunu, markaların telaffuzlarının farklılaştığını, müvekkilinin markasının tescil edilmesinin, davalı markalarının tanınırlığından yararlanma sonucu doğurmayacağını, zira müvekkilinin kardeşleri ile birlikte bu markayı zaten bilinir hale getirdiğini ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-10693 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin 1994 yılında kurulduğunu, "...ler Kuyumculuk" adı altında faaliyet yürüttüğünü, bu ibare üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, davacının müvekkili firmadaki ortaklığından 2009 yılında ayrıldığını, davacının da müvekkili gibi Bursa ilinde faaliyet gösterdiğini, bu durumun tüketicilerin yanılmasına yol açtığını, davacının tek başına "...ler" markasını dahi kullandığını, bunun üzerine davacıya ihtarname gönderildiğini, davacının kullanım ispatı talebinin temelsiz olduğunu, taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz bulunduğunu, başvuru konusu markasının 14, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkili markalarının kapsamlarında da aynı mal ve hizmetlerin yer aldığını, "..." soyadının ülkede yaygın kullanılan soy isimlerden olmadığını, bu nedenle davacının başvurusunun kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamlarında yer aldığı, davacının, davalı Şirket'in eski ortağı olduğu, davalı Şirket'in ortakları ile aynı soyadını taşıdığı, "..." ibaresinin, davalı Şirket adına uzun yıllardır marka olarak tescilli bulunduğu, dava konusu başvurunun da bir isim–soyisim markası olmakla birlikte birebir davalıya ait markanın tescili kapsamındaki mallarda tescil edilmek istenilmesi nedeniyle, tüketicinin taraf markalarının her birinin aynı kaynağa ait olduğu zannıyla hareket etme ve buna bağlı olarak işaretler arasında yanılgı yaşama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamından 14. ve 24. sınıflarda yer alan mallarla, yine gerekçeli kararda sayılan 35. sınıftaki hizmetler çıkarılmış olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduklarından, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, işaretlerin karşılaştırılması yönünden de; davacının başvurusu "..." ibareli, redde mesnet markalar ise "...ler" ve "..." ibarelerinden meydana geldiği, söz konusu ibarelerin, standart yazı karakterleri ile yazıldığı, bunun dışında, taraf markalarında herhangi bir ibare, şekil ya da figüratif unsurların yer almadığı, "..." ibaresinin taraf markalarında ortak olarak yer aldığı, bununla birlikte, davacının başvurusu ad ve soy adından ibaret olup, sırf başkasının tanınmış markasının tanınmışlığından yararlanmak için 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/5 maddesi hükmü bahane edilmediği müddetçe, kişinin kendi adını ve soy adını ticari teamüllere uygun ve dürüstçe kullanması hukuka aykırı olmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarih, 2020/1814 E., 2021/1611K. sayılı kararı, 16.12.2019 tarih ve 2019/1575 E. 2019/8229 K. sayılı kararı ile 19.11.2018 tarih ve 2017/1701 E. 2018/7170 K. sayılı kararı) o halde, davacının marka başvurusunun ad ve soyadını içerdiği, davacının soyadı itibariyle davalı markalarıyla benzerlik ve ayniyet gösterdiği kabul edilse de bir bütün olarak davacı markasının davalı markalarından farklı olarak bir kişinin ad soyadı olarak algılanacağı, davacının kullanımının da dürüstçe bir kullanım olduğu, zira dosya kapsamındaki deliller ile davacının, başvuru konusu ibareyi uzunca süredir kullandığını ispat ettiği, bu itibarla davalı markalarıyla dava konusu başvuru arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, öte yandan redde mesnet markaların tanınmış oldukları da ispat edilmediğinden, davacının, davalı markalarının tanınmışlığından yararlanmak gibi bir amacının olduğunun da söylenemeyeceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davanın kabulü ile YİDK'in 14.01.2021 tarih ve 2020-M-10693 sayılı YİDK kararının iptaline, markanın tesciline ilişkin talebin, söz konusu işlem idari nitelikte bulunduğundan reddine karar verilmiş, karar, davalı şirket ile davalı Kurum tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

Asıl ve birleşen davalar, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, işaretler arasında benzerlik gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ise, davalı markalarıyla dava konusu başvuru arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Bir markanın kötüniyetle tescil ettirilmesi hali, mülga 556 sayılı KHK’da açıkça bir hükümsüzlük sebebi olarak sayılmamış ancak SMK'nın 6/9 hükmünde kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiştir. Ayrıca Dairemizin yerleşik uygulamaları doğrultusunda kötüniyetle marka başvurusu bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmektedir. Hangi hallerde kötüniyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar da tek başına kötüniyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötüniyeti de sebep göstermek doğru değildir. Ayrıca buna gerek ve ihtiyaç da bulunmamaktadır. Bu bağlamda, önceye dayalı hakkın ihlali, tanınmış markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmesi gibi hususlar tek başına kötüniyetli başvuru olarak görülemez. (Dairemiz’in 13.02.2019 tarih 2017/3943-2019/115 sayılı kararı)

Somut olaya gelince; davacının başvurusunun "..." ibaresinden redde mesnet markaların ise "...ler" ve "..." ibarelerinden meydana geldiği, söz konusu ibarelerin, standart yazı karakterleri ile yazıldığı, bunun dışında, taraf markalarında herhangi bir ibare, şekil ya da figüratif unsurların yer almadığı, "..." ibaresinin taraf markalarında ortak olarak yer aldığı, ancak dosya içerisindeki belgelere göre davacının, hem davalı şirketin eski ortağı olması hem de "..." ibaresinin, davalı şirket adına uzun yıllardır marka olarak tescilli bulunduğundan her ne kadar davacının başvuru markası ad ve soyadından ibaret olsa bile eski ortağı olduğu şirket ile arasında ekonomik bir bağlantının var olduğu riski nedeniyle haksız kazanç elde edebileceğinden davacının davaya konu marka başvurusunu kötüniyetle yaptığının kabulü ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerekirken hatalı ve yanılgılı değerlendirme ile yukarıda yazılı gerekçe ile Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı Kurum ile davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirket ile davalı Kurum vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 14.01.2025 tarihinde oybirliğiyle kabul edildi

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.