13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/647 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/306 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 14/02/2025 (Ara Karar Tarihi)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların ikisinin de tacir olduğunu, borçlunun yerleşim yerinin İstanbul olduğunu, bu yüzden yetkili ve görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davayı süresinde açtıklarını, müvekkili firmanın uluslararası taşımacılık ile uğraştıklarını, müvekkil kendisine verilen taşıma işini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalı tarafça müvekkilin vermiş olduğu hizmetlerin karşılığı olan ödemeleri yapmadığını, davalı tarafın müvekkili şirkete 770 Euro borcu bulunduğunu, davalı tarafça herhangi bir iade faturası da kesilmediğini, herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, müvekkili şirketi ile davalı arasında geçen yazışmalardan müvekkili şirketin ödemelerinin yapacağına dair mail yazışmalarının sabit olduğunu, davalının haklı bir nedeninin olmadığını belirterek alacaklarını güvence altına almak amacıyla teminatsız olarak, kabul görülmemesi halinde belirlenen teminat mukabilinde borçlunun malları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 2023/306 Esas ve 14/02/2025 tarihli ara kararında; " Talep, taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz talebi istemine ilişkindir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının süresinde ödenmesini garanti altına almak amacıyla mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır.İİK'nın ihtiyati hacizi düzenleyen 257. Maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği hükme bağlanmış olup anılan hüküm rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş (muaccel hale gelmiş) para alacağına ilişkindir. Aynı yasanın 257/2. Maddesinde ise henüz vadesi gelmemiş (muaccel hale gelmemiş) alacak talepleri hakkında ihtiyati haciz kararı verilebilmesi koşulları belirlenmiş ve bu durumlarda ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hallerinin gerçekleşmesi aranmıştır. İhtiyati Haciz talebi değerlendirilirken alacağın varlığının tam olarak ispat edilmesi aranmaz, yaklaşık ispat yeterlidir.
İİK'nın 259/1 maddesi gereğince ihtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçluların ve 3. kişilerin bu yüzden uğrayacakları zararlara karşılık olmak üzere 6100 s.
HMK'nın 87 maddesinde belirtilen teminatı vermeye mecburdur.Somut olayda dosyaya sunulmuş olan deliller ve talepler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dosya kapsamında ıslah sonrası dilekçeler teatisinin henüz tamamlandığı, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın gerekli olduğu, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle henüz yargılamanın devam ettiği, davacının alacak iddiasına karşılık davalının, davacının ağır kusurlu olarak hizmeti ifa ettiği ve bakiye navlun ücretinin ödendiği iddiasında bulunduğu, henüz bilirkişi raporunun alınmadığı, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı, talebin yargılamayı gerektirdiği görülmekle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve bu doğrultuda aşağıdaki şekilde ara karar tesis edilmiştir..."gerekçesi ile, '' 1-Davacının ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince 2023/306 Esas sayılı dosyasında verilen 14.02.2025 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz taleplerinin "dosya kapsamında ıslah sonrası dilekçeler teatisinin henüz tamamlandığı, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın gerekli olduğu, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle henüz yargılamanın devam ettiği, davacının alacak iddiasına karşılık davalının, davacının ağır kusurlu olarak hizmeti ifa ettiği ve bakiye navlun ücretinin ödendiği iddiasında bulunduğu, henüz bilirkişi raporunun alınmadığı, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı, talebin yargılamayı gerektirdiği görülmekle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve bu doğrultuda aşağıdaki şekilde ara karar tesis edilmiştir." gerekçesi ile reddedildiğini, ancak işbu kararın usul yasa ve esasa aykırı olduğunu beyan etmiştir. Yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini; dosya kapsamında mevcut cari hesaba bakıldığında taraflar arasında mevcut uzun süreli iş ilişkisi, mevcut faturalar, faturalara karşı herhangi bir iade faturası veya itiraz mevcut olmaması gözetildiğinde alacaklarının yaklaşık olarak ispat edildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, buna rağmen borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, müvekkilin yaklaşık olarak haklılığını ispat ettiğinin ortada olduğunu, cari bakiyenin davalının da kabulünde olduğunu, davalı taraf ile müvekkil şirketin arasında geçen mail yazışmaları incelendiğinde davalının 17.01.2023 tarihinde ''...@...com isimli mail adresinden gönderilen mailinde, müvekkil şirkete cevaben: '' Evet 3 s tarafından cari var biz gw den baktık konuşuyorum finansla'' şeklinde cevabı ile cari bakiyenin ödemesinin yapılacağı taahhütünde bulunulduğunu, fakat daha sonra davalı tarafça müvekkil şirkete hiçbir şekilde ödeme yapılmadığını, Mahkemece her ne kadar davalı tarafın ağır kusurlu hizmet ifası iddiası ve bu nedenle alacağa sayışıldığı iddiasının gerekçe olarak gösterilse de işbu gerekçenin kabul edilemez olduğunu; müvekkilin kendisine verilen tüm işleri eksiksiz, hasarsız ve zamanında yerine getirdiğini, ancak davalının müvekkilin verdiği hizmetlerin karşılığı olan ödemelerini eksik ifa ettiğini, iddiayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir anlık aksi düşünülse dahi davalı tarafın CMR m.32/1 gereği 1 senelik sürede talepte bulunması gerekirken bu zamana kadar müvekkilden herhangi bir hasar tazminatı talebi olmadığını, çektiği bir ihtarname, açtığı bir icra takibi veya dava da mevcut olmadığı gözetildiğinde cari hesaptan bakiye kalan miktarı ödememeleri için haklı bir nedenleri olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, haklı bir neden mevcut olsa dahi bunun ayrıca talep edilmesi gerektiğini, navlundan düşmek suretiyle sayışma yapılamayacağını, diğer yandan-herhangi bir hasar,kayıp durumu olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla- müvekkilin bu tarz durumları karşılayacak sigortası da mevcut olduğundan davalının hasar, zarar iddiası durumunda ilk olarak müvekkilin sigortası olan ... Sigorta'dan talepte bulunması gerektiğini, müvekkil şirketin, Karayolu İle Yapılan Uluslararası Emtia Taşımaları İçin Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Sözleşmesi ile CMR Konvansiyonundan kaynaklanan her türlü sorumluluğunu ... Sigorta A.Ş. tarafından ... numaralı sigorta poliçesi ile sigortalattığını, ancak müvekkile olduğu gibi davalı yanın sigortasına da herhangi bir başvurusu olmadığını, bu nedenle kendileri tarafından tahsil edilemeyen haklı bakiyeleri için icra takibine girişildiğini, ancak davalının icra takibine de haksız ve kötüniyetli olarak süreci uzatmak adına itiraz ettiğini, Tüm bunlar gözetildiğinde ihtiyati haciz talep etmeleri için tüm şartların oluştuğunu, müvekkilin yaklaşık olarak haklılığını ispat ettiğini, ayrıca alacağını davalının kötü niyetli girişimleri nedeniyle tahsil edememe riski mevcut olduğunu, bu sebeple İcra ve İflas Kanunu m.257 hükmünde mevcut düzenleme gereğince ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair verilen kararın bozulması gerektiğini beyanla, öncelikle istinaf başvurusunun kabulüne, ihtiyati haciz isteminin reddini içeren bahsi geçen kararın kaldırılmasına, alacakları için karşı tarafın borcunu karşılayabilecek derecede taşınır, taşınmaz malları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları, maaşları üzerine öncelikle teminatsız olarak, aksi takdirde ise mahkemece takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; dava ve icra takibi dayanağı olan faturaya konu taşıma hizmetinin verildiği iddiası ile navlun alacağına ilişkin bakiye fatura bedelinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talepli davada, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut talepte; davacı vekili, davacı tarafından davalıya taşıma hizmeti verildiğini, ancak davalı tarafından fatura bedelinin bakiye kısmının ödenmediğini ileri sürmüş, davalı vekili, taşımaya konu emtianın hırsızlık sonucunda zayi olduğunu ve davacının navlun ücretine hak kazanmadığını savunmuştur.
Davacı tarafından sunulan deliller ile faturaya konu hizmetin verilip verilmediği, taşıma sözleşmesine konu emtianın alıcısına teslim edilip edilmediği, alacaklı olup olmadığı ve alacak miktarı bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilemediğinden Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.