T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
TALEP
Davacı vekili harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin ... numaralı "..." markasının tescilli olduğunu ve başkaca tescilli markalar da bulunduğunu, davalı şirket tarafından "..." ibaresinin izinsiz kullanıldığını, halk tarafından davalı kullanımlarının müvekkili tescilli markası ile ilişkilendirildiğini, davalı şirketin söz konusu kullanımlarının müvekkili markasına tecavüz ettiğini, vekil eden adına tescilli markaları üzerinde izinsiz ve hukuka aykırı şekilde üzerinde barındıran marka kullanımının 6769 sayılı SMK'nın 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunu ileri sürerek, tecavüzün tespiti, tecavüzün önlenmesi, tecavüz fillerinin durdurulması ve maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin "..." ibaresini düşmüş olduğu ağır yanılgı sonucu kullandığını, "..." ibaresinin yabancı bir dilde özel anlam ifade ettiğini düşünerek hareket ettiğini, müvekkilin tescilli bir marka ismini haksız şekilde kullanmak gibi bir gayesi olmadığını, müvekkilinin söz konusu ibareyi işletmesinin adında bir buçuk ay gibi bir süre kullanmış olup sonrasında kendi iradesiyle değiştirdiğini, savunarak, davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Mahkememiz 10/02/2025 tarihli ara kararla davacı vekilince sulh olarak belirtilen sözleşmeye ilişkin taraf vekillerinin mahkeme dışında sulh oldukları anlaşıldığından, Mahkememizce HMK 313/1 madde fıkrası gereği sulh beyanını mahkeme huzurunda yapmaları için duruşma günü tayin edilmiş ve taraf vekilleri belirlenen gün ve saatte, duruşmada hazır olmuşlardır.
Davacı vekili 06/03/2025 tarihli celsede; "Biz mahkemece belirtilen dilekçemiz ekinde her ne kadar Uzlaşma Tutanağı başlıklı belge sunmuş isek de aslında taraflar sulh olmuştur. Ayrıca sulh sözleşmesini mahkemeye sunmak üzere süre talep ederiz. Sunacağımız sulh sözleşmesine göre ve sunacağımız sözleşme kararın eki sayılarak karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz bulunmamaktadır. ayrıca karar kesinleştiğinde teminatın tarafımıza iadesini talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekilinin 06/03/2025 tarihli celsede; "Davacı vekilince her ne kadar Uzlaşma Tutanağı başlıklı belge sunulmuş ise de aslında taraflar sulh olmuştur. Sunulacak sulh sözleşmesine göre karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talep ederiz" şeklinde beyanda bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Sulh" başlıklı 313. maddesi şu şekildedir: MADDE 313- (1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Sulhun Etkisi" başlıklı 315. maddesi şu şekildedir: (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
Taraf vekillerinin sulh olduklarını bildirir dilekçe sundukları ve Mahkememiz huzurunda beyanlarını tekrarladıkları, vekaletnamelerinde sulh yetkilerinin olduğu görülmüş, davanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmış, taraf vekillerinin karşılıklı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmamakla;
HMK 315. maddesi ile taraf vekillerinin talebi doğrultusunda sulh sözleşmesine göre aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Taraflar arasındaki 11/03/2025 tarihli sulh sözleşmesi uyarınca;
1.Davalı tarafın davacıya maddi tazminat olarak 70.000,00 TL ve manevi tazminat olarak 10.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 (seksen bin) TL ödemesine, tazminat ödemesinin iki eşit taksitte olmak üzere; ilk taksit 15/03/2025 tarihinde 40.000,00 TL ve ikinci taksiti 15/04/2025 tarihinde 40.000,00 TL şeklinde davacı şirketin banka hesabına ödenmesine,
2.Taraflar arasındaki 11/03/2025 tarihli Sulh Sözleşmesinin kararın eki sayılmasına ve infazda dikkate alınmasına,
3.Davacı vekilinin taraflar arasında düzenlenen 11/03/2025 tarihli sulh sözleşmesinde ve sözlü beyanında vekalet ücretinden talebi bulunmadığından, vekalet ücretine yer olmadığına,
4.Davalı vekilinin taraflar arasında düzenlenen 11/03/2025 tarihli sulh sözleşmesinde ve sözlü beyanında vekalet ücretinden talebi bulunmadığından, vekalet ücretine yer olmadığına,
5.Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
6.Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hasaba aktarılmasına, aksi halde.... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)