4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2022/14167 E. , 2024/11652 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve ihtiyati haciz kararı da davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine, çek bedeli nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun hakkında icra takibi başlamadan önce, üzerine kayıtlı taşınmazları alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla çok düşük fiyatlarla diğer davalılara sattığının tespit edildiğini, yapılan satışların gerçek bir satış olmadığını, belirterek muvazaalı satışların iptali ile Osmaniye 2. İcra Müdürlüğünün 2015/7728 sayılı icra dosyasındaki alacaklarına yetecek miktarda tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde davanın reddini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI ve YARGILAMA SÜRECİ
1.İlk Derece Mahkemesinin 19.06.2018 gün, 2016/120 E- 2018/187 K sayılı ilamı ile; "davalı şirket ile diğer davalılar arasında yapılan daire satışlarına ilişkin işlemlerin normal bir ev alım satım işlemi olduğu tapudaki satışta her ne kadar satış bedelleri olarak 20.500,00 TL gösterilmişse de dosyaya sunulan faturalara göre davalıların her birinin davacı şirkete 80.000,00 er TL elden ödeme yaptıkları, yapılan keşif, kolluk araştırması ve mahalli muhtarı bilirkişinin beyanına göre davalılar arasında akrabalık veya ticari bir ilişki bulunmadığı değişik yer nüfusuna kayıtlı ve farklı yerde oturan insanların inşaa edilen binalardan daire almak suretiyle gelerek bağımsız bölümlerde ikamet etmeye başladıkları, davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin alacaklılarından mal kaçırma maksadıyla yapılan satışlar olmadığı, bu iddiayı doğrular nitelikte davacı tarafından dosyaya sunulan somut bilgi ve belgede mevcut olmadığı anlaşılmakla, davalılar ... ve ... aleyhinde açılan davaların feragat nedeniyle,diğer davalılar hakkında açılan davaların ise davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2.Karar aleyhine davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
3.Bölge Adliye Mahkemesinin 2018/1534 E- 2019/366 K sayılı kararı ile "alacağın dayandığı çekin neye dayalı olduğunun, ileri tarihli düzenlenip düzenlenmediğinin tespitini teminen ticari defterlerin incelenmesini teminen" dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4.Gönderme kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince 16.02.2021 gün, 2019/6 E- 2021/57 K sayılı ilamı ile; davacının davalı şirketteki hissesini devrettiği, devir kaşılığı olarak davacıya ileri düzenleme tarihli çekin verildiği, her ne kadar davalı borçlu şirkete ticari defterlerini sunması için yapılan ihtarlı tebligata rağmen davalı borçlunun ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle alacağın dayanağı çekin ileri düzenleme tarihli olarak verildiği hususu ticari defterler aracılığı ile belirlenemese de çekin incelenmesinde ciro silsilesinden çek, davalı borçlu şirket tarafından düzenlendikten sonra Burç Metal isimli lehdar tarafından tekrar keşideci olan davalı şirkete ciro edildiği, davalı şirket tarafından tekrar tedavüle sokulduğu, çekin ileri tarihi olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı alacağının şirket hisse devrinden kaynaklandığını iddia ettiği, davacının şirket payını devrettiği tarihin 16.09.2014 tarihi olduğu, davacı ile davalı borçlu şirket arasında başkaca hak ve borç doğrucu işlem yapılmadığı göz önüne alınarak genel hayat tecrübelerine göre davacının alacağının 16.09.2014 tarihinde doğduğuna kanaat getirildiği, davacı vekili tarafından sunulan geçici aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının 15.02.2017 tarihli olduğu, davacının bu tarihten geriye doğru iki yıl içerisindeki tasarrufların iptalini talep edebileceği, dava konusu tasarrufların iptali istenilen işlemlerinin davalı ... yönünden 05.02.2015 tarihinde, davalı ... yönünden 06.02.2015 tarihinde yapıldığı ve iki yıllık süre içerisinde olmadığı, yine işbu davalılar ... ve ...'nun, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğunun ispat edilmemesi karşısında ... ve ... açısından davanın reddine karar verildiği, davalı ...'a 20.500 TL'ye satıldığı, dava konusu taşınmazın satış tarihinde gerçek değerinin ise 113.157,50 TL olduğu, tasarrufa konu bağımsız bölümün satış bedeli ile bu bağımsız bölümün gerçek bedeli arasında fahiş fark bulunduğu anlaşılmakla tasarrufun iptali koşulları İİK'nın 278. Maddesine göre oluştuğu, ancak davalı ... açısından, dosya arasında sunulan 19.12.2013 tarihli iki adet "Hususi Satış Sözleşmesi" başlıklı ve eşi ... ile davalı borçlu şirket tarafından tarafından imzalanan adi yazılı sözleşme gereği iki adet dairenin satışı konusunda anlaşma yapıldığı, bu iki adi yazılı sözleşme uyarınca da ... Mah. 1705 ada 97 parsel A blok 3. Kat 11 nolu bağımsız bölüm 04.09.2015 tarihinde, B Blok 5 nolu Bağımsız bölüm ise 15/02/2015 tarihinde davalı borçlu şirketten davalı ... tarafından satın alındığı, davalı ... satın almış olduğu bu taşınmazlardan A blok 3. Kat 11 nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazı 16/03/2016 tarihinde dava dışı ...'e sattığı, harici satış sözleşmelerinin düzenleme tarihleri dikkate alındığında davacı ...'in hissesini devretmediği yani halen davalı borçlu şirketin ortağı olduğu dönemde yapıldığı, imza inkarında bulunulmayan bu sözleşme içeriğinden davalı ... tarafından 15.000,00 TL bedelli çek verildiği ve dosyaya sunulan ödeme belgelerinden de 126.535,00 TL tutarında (15.000,00 TL bedelli çek düşülerek hesaplanmıştır) ödeme yaptığı, toplamda çoğunluğu davacının ortak olduğu dönemde olmak üzere 141.535,00 TL ödeme yaptığı, davalı ... proje aşamasında iken davalı borçlu şirketten adi yazılı sözleşme ile ev satın aldığı, davacı ortağı olduğu dönemde davalı şirketin yapmış olduğu harici satış sözleşmesi uyarınca daha sonra inşaat bitiminde tapuda yapılan dava konusu taşınmazın satış işleminin batıl olduğunu iddia ederek iptali talep etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu,
İİK'nın 280 inci madde koşullarının oluşmadığı olayda davacının iddiası hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan işbu davalı yönünden de davanın reddine karar verildiği, davalı ... açısından yukarıda yazılı olduğu üzere yapılan tasarrufun iki yıllık süre içinde olduğu gözetilerek esas bakımından yapılan incelemede: dava konusu taşınmazın tapuda davalı ...'a 20.500,00 TL'ye satıldığı, dava konusu taşınmazın satış tarihinde gerçek değerinin ise 113.157,50 TL olduğu, tasarrufa konu bağımsız bölümün satış bedeli ile bu bağımsız bölümün gerçek bedeli arasında fahiş fark bulunduğu anlaşılmakla tasarrufun iptali koşulları İİK'nın 278 inci maddesine göre oluştuğu, ancak davalı ... dosyaya celp edilen banka kayıtları ile 95.100,00 TL ödediğini ispatlamıştır. Yine dosya arasındaki 08.03.2014 tarihli "Hususi Satış Sözleşmesi" başlıklı adi yazılı sözleşme uyarınca davalı ... davaya konu daireyi 96.000,00 TL'ye satın aldığı, işbu sözleşmenin bizzat davalı şirketi temsilen davacı ... tarafından imzalandığı, imza inkarında bulunulmadığı, ödemelerin de banka kanalıyla bizzat davacı ... hesabına yapıldığı, davacı ...'in ortağı olduğu dönemde davalı şirketi temsilen davalı ... ile yapmış olduğu harici satış sözleşmesi uyarınca hem de satış bedelini bizzat hesabına havale edilmesine rağmen daha sonra inşaat bitiminde tapuda yapılan dava konusu taşınmazın satış işleminin batıl olduğunu iddia ederek iptali talep etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, taşınmazın satış tarihinde gerçek değerinin 113.157,50 TL olduğu, davalı ... tarafından banka kayıtları ile 95.100,00 TL ödediğini ispat ettiği, ödenen bedel ile gerçek değerin birbirine yakın olduğu gibi fahiş bir farkın da bulunmadığı, tasarrufun iptali koşulları İİK'nın 278 inci maddesine göre oluşmadığı ve aynı zamanda 280 inci madde koşullarının oluşmadığı gibi davacının iddiasının hakkın kötüye kullanılması kapsamında kaldığı anlaşılmakla davalı ... yönünden açılan davanın reddine, davalı ... ve ... yönünden yapılan incelemede; Osmaniye ili merkez ilçe ... Mah. 1705 ada 97 parsel A Blok kat:4, 14 nolu bağımsız bölüm sayılı mesken niteliğindeki taşınmaz 04.09.2015 tarihinde davalı ...'a 20.500,00 TL bedelle satıldığı, işbu taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 119.877,50 TL olduğu, Osmaniye ili merkez ilçe ... Mah. 1705 ada 97 parsel A Blok kat:3, 12 nolu bağımsız bölüm sayılı mesken niteliğindeki taşınmaz 06.08.2015 tarihinde davalı ...'a 20.500,00 TL bedelle satıldığı, işbu taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin de 119.877,50 TL olduğu, her iki davalının elden para ödediğini savunmasına rağmen buna ilişkin iddiasını ispat edemediği, tasarrufa konu bağımsız bölümlerin satış bedeli ile bu bağımsız bölümlerin gerçek bedeli arasında fahiş fark bulunduğu anlaşılmakla tasarrufların iptali koşullarının İİK'nın 278 inci maddesine göre oluştuğu gözetilerek davanın ... ve ... yönünden kabulüne" karar verilmiştir.
5.Karar tüm davalılar tarafından istinaf edilmiştir. IV.İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.06.2022 gün, 2021/1035 E- 2022/1185 K sayılı ilamı ile; "davalı borçlu şirketin ticari defterleri temin edilemediği, söz konusu çekin ortaklıktan ayrılma sebebi ile davacıya verildiği hususu tam olarak kanıtlanamadığı, dosya davacısının 16.09.2014 gününde resmi olarak ortaklıktan ayrıldığı, söz konusu çekin bu tarihte şirket tarafından davacı alacaklıya verildiği hususu kanıtlanamadığı gibi takibe konu çek sureti incelendiğinde alacağın dayanağı olan çekin borçlu şirket tarafından ... Metal'e keşide edildiği, ... Metal tarafından söz konusu çekin ... Yapı ... Ltd. Şti'ye ciro edildiği, bu şirketin de çeki bu kez ...'e ciro ettiği ...'in ise son olarak davacı ...'a ciro ettiği görülmektedir.
Bu kapsamda davacı ...'ın çeki ciro silsilesi ile aldığı, doğrudan şirketten kendisine keşide edilen bir çek bulunmadığı dikkate alındığında davacının bu yöndeki iddiasına da itibar edilmemiştir. Bu yönü ile hakkında davanın kabul kararı verilen davalılar ... ve ... yönünden dava ön şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına"
Mahkemesince davalılar ..., ... yönünden feragat sebebi ile red, davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden esas bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemesince verilen 19/06/2018 günlü davanın reddine ilişkin kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından süresi içerisinde vekalet ücretine yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulmamış aynı şekilde bu davalılar yönünden de davacı vekili tarafından bir istinaf başvurusu yapılmamıştır, şu halde bu davalılar hakkında verilen 19/06/2018 günlü ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmiş olmakla bu davalılar bakımından davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemesince davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olup tüm davalılar kendilerini aynı vekil ile temsil ettirmişlerdir. Ve tüm davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunuyor ise de; tüm davalılar yönünden davanın reddine ilişkin red hukuki sebebi aynıdır. Tüm davalılar yönünden borçlu tarafından yapılan devir işleminin İİK 278 vd maddelerindeki yasal koşulları oluşmadığından davalılara yapılan devir işlemin gerçek bir devir işlemi olduğundan davanın reddine karar verildiğine göre bu davalılar bakımından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince tek bir vekalet ücretine karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu bakımdan bu davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Hakkında davanın kabulü kararı verilen dosya davalıları ... ve ... yönünden dairemizce yapılan inceleme sonucunda dava ön şartı yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından bu davalılar lehine AAÜT gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yine bu davalılar yönünden de red hukuki sebebi ortak olduğu için her iki davalı lehine tek bir vekalet ücretine karar vermek gerekmiştir.
1.Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,
2.HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/02/2021 tarih ve 2019/6 Esas, 2021/57 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 2. maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
3.Davanın ... ve ... yönünden feragat nedeniyle reddine,
4.Davanın ..., ..., ..., ... yönünden esastan reddine,
5.Davanın ... ve ... yönünden dava ön şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Davacı (Temlik Alan) ...
temyiz dilekçesinde; verilen kararın hukuka uygun olmadığını, tasarrufların çek tanzim tarihinden sonra yapıldığını, alacağın dayanağının daha önceye dayalı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesince verilen 08.09.2022 tarihli ara kararında "haciz kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay sonra kalkacağından talebin bu aşamada reddine, " kararını hukuka uygun olmadığı gerekçesi ile temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı yasanın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
1.Davalı ... vekilinin ihtiyati haczin reddine dair verilen 08.09.2022 tarihli kararın HMK'nun 362/f maddesi gereğince temyize tabi olmayan kararlardan olduğu anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2.Davacı ...'ün temyiz dilekçesi incelenmiştir.
Temyiz edenin sıfatına göre yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davacı(temlik alan) vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR
1.Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacı (Temlik Alan) ...'e yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.