Esas No
E. 2023/2021
Karar No
K. 2025/759
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2021

KARAR NO: 2025/759
KARAR TARİHİ: 15/04/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/784
KARAR NO: 2023/468
DAVA TARİHİ: 27/09/2022
KARAR TARİHİ: 20/06/2023
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAİRE KARAR TARİHİ: 15/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 15/04/2025

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2023 Tarih ve 2022/784 E. 2023/468 K.sayılı kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelenmenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen ETS/8949-13/04374 Elektrik Tedarik Lisansı kapsamında ülke genelinde son kullanıcılara elektrik enerjisi satışı faaliyetinde bulunmakta olup ait olduğu sektörün önde gelen kuruluşlarından olduğu, müvekkili şirket ile davalı / borçlu arasında akdedilen Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi (İkili Anlaşma) kapsamından doğan fatura alacağına istinaden; Merkezi Takip Sistemi 2022/208409 sayılı dosya üzerinden davalı / borçlu aleyhine icra takibi başlatılmış olup işbu takibe davalı / borçlu tarafından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiği, davalı şirkete ait, 5519917 abone nolu elektrik tesisatı kapsamında müvekkili şirketten indirimli elektrik temin etmek üzere, ekte sunulan 17.05.2021 tarihli Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma ("Sözleşme") imzaladığı, müvekkili şirket sözleşmeye uygun olarak elektrik tedarik etmiş olmasına rağmen, davalı tarafın ekte iletilen borç listesinde belirtilen elektrik tüketim faturalarının hiçbirisini vadesi içinde ödemediği, davalı şirketle, ödenmeyen faturalarla ilşkin sürekli görüşülerek mesaj atılarak ödemeleri yapması istenmiş ama davalının ödenme düzensizliği nedeniyle, sözleşmesinin feshedilmek zorunda kalındığı, sözleşmenin davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle feshedilmesi nedeniyle, davalı tarafa Sözleşme'nin 10.11. Maddesi kapsamında; 16.11.2021 tanzim, 26.11.2021 vade tarihli; EKV202111581 nolu ve 105.469,48 TL tutarlı cezai bedel faturası tahakkuk ettirildiği, davalı tarafın yukarıda belirtilen faturaları ödememesi üzerine, alacaklarının tahsilini sağlamak amacıyla, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ve ikincil mevzuatı hükümlerine uygun olarak 23.02.2022 tarihinde davalı hakkında Merkezi Takip Sistemi (MTS) 2022/208409 nolu dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takip öncesinde davalı / borçlu tarafından güvence bedeli olarak tahsil edilen 15.000 TL cezai bedel faturasından (105.469,48 TL den) mahsup edilerek takip başlatıldığı, icra dosyasından da görülebileceği üzere; 90.469,48 TL Asıl Alacak, 6.882,62 TL Takip Öncesi İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 97.352,10 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalı - borçlu faturaları vadesi içinde ödemediği için vade tarihinden takip tarihine kadar, taraflarca sözleşmeyle belirlenen orana uygun olarak, Sözleşme'nin 7.3. Maddesi kapsamında belirlenen yıllık % 31,2 oranda faiz işletildiği, Dava Şartı Arabuluculuk Anlaşmama Son Tutanağının ekte sunulduğu belirtilerek açıklanan nedenlerle Merkezi Takip Sistemi (MTS) 2022/208409 sayılı dosyasındaki davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin tüm fer'ileriyle devamına, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe konu iddia edilen alacak Cayma Bedeli olarak fatura edilmiş olduğundan, iddia edilen alacak miktarı karşılığında satışı yapılmış bir mal ve hizmet bulunduğu, bu halde, sözleşmenin geçerliliği ile ilgili iddia edilen bir alacağın Merkezi takip sistemi üzerinden icra işlemlerine girişilmesinin hukuken hatalı olduğu, yanlış bir icra takibi yapıldığı, müvekkili Şirket ile Davalı Şirket arasında İkili Anlaşma Ön Bilgilendirme Formu'na istinaden 17.05.2021 tarihinde Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma sözleşmesi imzalandığı, ancak işbu sözleşme müvekkili şirketin ön göremeyeceği teknik ve hukuki eksiklikler içerdiği, şöyle ki; ikili anlaşma ön bilgilendirme formunda tedarikçinin eksikliklerinden kaynaklı olarak müşterinin cezai bedel hakkı talep hususuna (ikili anlaşma ön bilgilendirme formu Ceza koşulu b) kısmı) yer verilmişken, Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma sözleşmesinde sözleşmeyi hazırlayan Davacı şirket aleyhine bir cezai şart öngörülmediği, davacı şirketin, bu haliyle müvekkili şirketi açık olarak yanılttığı, sözleşme incelendiğinde sözleşme Tedarikçiyi (Davacı Taraf) hiçbir külfete sokmazken, müşteriye büyük sorumluluklar yüklediği, davalı şirketin kendi hazırlamış olduğu ilgili matbu sözleşme ile kendini hiç bir külfete sokmadan müşteriyi büyük bir sorumluluk altına sokacak bir anlaşma yapılmasını sağladığı, imzalanan bu sözleşmenin ilgili maddelerinin tipik bir genel işlem koşulu olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 20 ile 25. Maddeleri arasında Genel işlem koşulu ve yapılacakların açıklandığı, buna göre; müvekkili şirketin menfaatinin aleyhine olan ve açıkça bilgi verilip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlanmayan sözleşme maddelerini kabul etmedikleri, icra Takibine dayanak teşkil eden 16.11.2021 tarihli faturada Mal hizmet kısmı Cayma bedeli olarak belirtildiği, (Ek-1 16.11.2021 tarihli fatura) ancak sözleşme içeriğinde Cayma Bedeli olarak tespit edilmiş bir ödeme kalemi bulunmadığı, bu haliyle sözleşmede var olmayan bir alacak kaleminin fatura edilmesinin açıkça sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı, ilgili faturadan sanki müvekkili şirketin sözleşmeyi sona erdirerek caymış gibi bir işlem yapıldığı ancak sözleşmeyi fesheden tarafın davacı şirket olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan cari ekstrede de görüleceği üzere 02.11.2021 tarihinde kesilen faturanın bedeli olan 54.582,62 TL'lik fatura bedeli 19.11.2021 tarihinde tahsil edildiği ayrıca 03.12.2021 tarihinde kesilen faturanın bedeli olan 390,73 TL'lik fatura bedelinin 31.12.2021 tarihinde tahsil edildiği, cayma bedeli olarak kesilen fatura bedelin ise 16.11.2021 tarihli olduğu yani Davacı şirketin sözleşme gereği ifaları çekincesiz olarak kabul ettiği, müvekkili şirketin Davacı şirkete tüm elektrik borçlarını gecikme bedelleri dahil olmak üzere ödediği, bu halde yukarıdaki kanun hükmü gereği olarak davacı şirketin cezanın ifasını talep etme hakkının bulunmadığı, davacı şirketin henüz sözleşmeye göre 3. Fatura dönemi bitirildiğinde, faturalarda gecikme bedeli de tahakkuk etmesine rağmen kendi hazırlamış olduğu sözleşmenin genel işlem koşulu maddesini dayanak göstererek usule ve yasaya aykırı bir şekilde kötüniyetle sözleşmeyi feshederek, haksız bir kazanç elde etmek istediği, öyle ki, davacı şirketin, müvekkili firmanın vermiş olduğu güvence bedelini bile bu haksız faturasına mahsup ettiği belirtilerek açıklanan nedenlerle; işbu İtirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı - davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince "... Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında yukarıda belirtilen sözleşmenin imzalanması ile birlikte ticari bir ilişkinin kurulduğu, söz konusu sözleşme ile davacının tedarikçi olarak elektrik enerjisi ve veya kapasitesinin davalı müşteriye satışına yönelik edim yükümlülüğü üstlendiği, sözleşmede ödemelerin nasıl ve ne şekilde yapılacağının kararlaştırıldığı ve tedarikin başladığı tarihten 12 ay süre ile yürürlükte olacağının belirlendiği, sözleşmeye istinaden davalı tarafça davacıya güvence bedeli olarak 15.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı ayrıca sözleşmenin feshine yönelik 10. Maddede birtakım düzenlemeler yapıldığı anlaşılmakla ilişkinin devamında davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği hususunun davalı yana bildirildiği ve bu kapsamda sözleşmenin 10/11 maddesi gereği davalı yandan 105.469,48 TL tutarındaki düzenlenen faturadan güvence bedelinin mahsubu ile bakiye tutar ve bu tutara yönelik işlemiş faize yönelik başlatılan takibe davalı yanca itirazlarda bulunularak takip durdurulmuş ise de sözleşmenin feshine esas olan durumun yapılan incelenmesinde davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen 02/08/2021 tarihli ve 40.024,94 TL bedelli faturanın son ödeme gününün 16/09/2021 tarihi olmasına rağmen davalı yanın faturayı 40.025,06 TL olarak 35 gün sonra ödediği, 02/09/2021 tarihli ve 49.963,58 TL bedelli faturanın son ödeme gününün 21/10/2021 tarihi olmasına rağmen davalı yanın faturayı 49.963,52 TL olarak 36 gün sonra ödediği, 30/09/2021 tarihli ve 37.053,42 TL bedelli faturanın son ödeme gününün 21/10/2021 tarihi olmasına rağmen davalı yanın faturayı 37.053,42 TL olarak 9 gün sonra ödediği, 02/11/2021 tarihli ve 54.582,62 TL bedelli faturanın son ödeme gününün 19/11/2021 tarihi olmasına rağmen davalı yanın faturayı 54.582,62 TL olarak 7 gün sonra ödediği göz önüne alınmakla Mahkememiz davacısının sözleşme gereği sözleşmenin feshi talebinde bulunmasına yönelik irade beyanının yerinde olduğu ve buna mukabil sözleşmenin 10.11 maddesi gereği cezai şart talebine ilişkin düzenlenen 105.469,48 TL bedelli faturanın davalı yana düzenlenen en yüksek bedelli olan 54.582,62 TL'lik faturanın içerisinde aynı zamanda gecikme bedeli olduğundan bu gecikme bedelinin mahsubu ile sözleşmenin 10.11 maddesi gereği düzenlenme hakkına sahip olunan bedelinin 52.734,74 TL olduğu bu miktarın 2 katı uyarınca fesihten kaynaklı cezai şart talep edilebileceğinden cezai şart miktarının 105.469,48 TL olarak hesaplandığı yönündeki bilirkişi raporu göz önüne alındığında davacının davalı aleyhine düzenlediği 16/112021 tarihli EKV2021000011581 Nolu faturanın yukarıda belirtilen sözleşmenin 10.11 maddesine uygun olduğu, davacının bahse konu faturadan güvence bedeli olan ve tahsil edilen tutarın düşülmesi ile arta kalan tutarı istemesi yönündeki talebinin mali kayıtlara dayandığı ve davacı tarafça yapılan tüm işlemlerin cari hesaba kaydedilerek talep konusu edildiği anlaşılmakla davacının alacak talebinin sonuçta cari hesap üzerinden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmakla her ne kadar bahse konu ..... ...... 11582 No'lu fatura bedelinin 105.469,48 TL olduğu ve bu tutardan 15.000,00 TL'nin mahsup edildiği belirtilerek 90.469,48 TL yönünden asıl alacak talebinde bulunulmuş ise de davacının cari hesabında bu tutarın 90.469,42 TL olduğu anlaşılmakla cari hesapta kayıtta olan bu tutar yönünden davacının davalıdan talepte bulunabileceği anlaşılmakla söz konusu faiz isteminin de bu tutar üzerinden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmakla bu husustaki bilirkişi heyet değerlendirmesinin yerinde olduğu ve davacının yine taraflar arası sözleşmenin 7.3 maddesi gereği davalıdan toplamda 6.882,62 TL tutarında faiz talep edebileceği görülmekle açılı davanın kısmen kabulü ile; davalı yanın Merkezi Takip Sistemi 2022/208409 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 90.469,42 TL asıl alacak ile 6.882,62 TL faizden oluşan toplam 97.352,04 TL'nin tahsili bakımından devamına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, hükmedilen 90.469,42 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %31,20 oranında ve değişen oranlarda 6183 sayılı yasanın 51. Maddesine göre aylık belirlenen orana 1 puan ilave edilmesi ile faiz uygulanmasına, bahse konu tutara ilişkin faturanın davalı yana gönderilmekle birlikte yukarıda belirtildiği gibi davacının feshine dair işlemin yerinde olduğu ve sözleşmenin 10.11 maddesi gereği düzenlenen fatura bedelinin de uygun görüldüğü göz önüne alındığında icra takip tarihi itibariyle tutarın davalı açısından likit olduğu kabul edilmekle yapılan itirazın bu anlamda yerinde görülmediğine karar verildiğinden hükmedilen tutarın %20'si oranındaki 19.470,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen tutar yönünden yasal şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur, davanın kısmen kabulü ile; davalı yanın Merkezi Takip Sistemi 2022/208409 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 90.469,42 TL asıl alacak ile 6.882,62 TL faizden oluşan toplam 97.352,04 TL'nin tahsili bakımından devamına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, hükmedilen 90.469,42 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %31,20 oranında ve değişen oranlarda 6183 sayılı yasanın 51. Maddesine göre aylık belirlenen orana 1 puan ilave edilmesi ile faiz uygulanmasına, hükmedilen tutarın %20'si oranındaki 19.470,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen tutar yönünden yasal şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:

Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ikili anlaşma ön bilgilendirme formuna istinaden 17.05.2021 tarihinde yüksek tüketimli müşterilere yönelik ikili anlaşma sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin davalı şirketi açık olarak yanılttığını, davalı şirketin menfaatinin aleyhine olan ve açıkça bilgi verilip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlanmayan sözleşme maddelerinin yok sayılması gerektiğini, ancak yerel mahkeme bu husustaki taleplerini değerlendirmediğini, icra takibine dayanak teşkil eden fatura içeriğinin sözleşmede yer almayan bir alacak kalemi olarak talep edilmiş olması sebebiyle yapmış olduğu itirazın kabulü gerektiğini, davacı tarafın cayma bedeli olarak talep ettiği alacağı dava dilekçesinde cezai şart olarak değiştirebilme hukuki hakkının bulunmadığını, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda bilirkişiler uzmanlık alanı dışına çıkarak dava konusu hakkında hukuki nitelemelerde bulunduklarını, ilk derece mahkemesi kararında faturaların geç ödendiği yönünde tespitlere yer verilmişken; faturaların gecikme zamlarıyla birlikte ödendiğini, geç ödenmeden kaynaklı olarak davacı şirketin hiç bir zararının kalmadığı, gecikmeden kaynaklı zararın fatura edildiği ve ödendiği hususlarına hiç değinilmediğini, öyle ki davacı şirket hem elektrik bedellerini tahsil etmiş, hemde bu tahsilatı yaparken gecikme bedellerini de tahsil edildiğini, yani davacı şirketin hiç bir zararı olmadığını, takibin açıkça kötüniyetli açıldığını bu nedenle İlk derece Mahkemsi kararının kaldırılarak davacı şirketin takip miktarının %20'sinden az olmayacak şekilde kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İİK 67. maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar davalı tarafça istinaf edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir;

HMK'nun 357. Maddesine göre de "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.

Taraflar arasında 17/05/2021 tarihli Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma başlıklı sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin konusunun davacı tarafından tedarik edilen elektrik enerjisi ve kapasitesinin davalının sözleşmedeki belirtilen yerlerde kullanmak üzere davalıya tüketim amacıyla satışı ve buna dair hak ve yükümlülüklerin belirlenmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenle feshedilip edilmediği, bu kapsamda takip konusu faturayı oluşturan cezai şartın taraflar arasındaki sözleşme ve tarafların sıfatlarına göre geçerli olup olmadığı, sözleşmenin 10.11 maddesi ile belirlenen cezai şartın genel işlem koşuluna bir aykırılığının bulunup bulunmadığı, geçerli olduğunun ve aykırılığının bulunmaması durumunda davacının bunu cayma bedeli olarak talep edip edemeyeceği noktalarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece mahkemesince taraf delilleri toplanmış,bilirkişi incelemesi yaptırılımıştır.

Taraflar arasındaki sözleşme ile davacının tedarikçi olarak elektrik enerjisi ve veya kapasitesinin davalı müşteriye satışına yönelik edim yükümlülüğü üstlendiği, sözleşmede ödemelerin nasıl ve ne şekilde yapılacağının kararlaştırıldığı ve tedarikin başladığı tarihten 12 ay süre ile yürürlükte olacağının belirlendiği, sözleşmeye istinaden davalı tarafça davacıya güvence bedeli olarak 15.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı ayrıca sözleşmenin feshine yönelik 10. Maddede birtakım düzenlemeler yapıldığı anlaşılmakla ilişkinin devamında davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği hususunun davalı yana bildirildiği ve bu kapsamda sözleşmenin 10/11 maddesi gereği davalı yandan 105.469,48 TL tutarındaki düzenlenen faturadan güvence bedelinin mahsubu ile bakiye tutar ve bu tutara yönelik işlemiş faize yönelik başlatılan takibe davalı yanca itirazlarda bulunularak takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır.

Tüm dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre;

Davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen 02/08/2021 tarihli ve 40.024,94 TL bedelli faturanın son ödeme gününün 16/09/2021 tarihi olduğu ve davalı yanın faturayı 40.025,06 TL olarak 35 gün sonra ödediği, 02/09/2021 tarihli ve 49.963,58 TL bedelli faturanın son ödeme gününün 21/10/2021 tarihli olduğu ve davalı yanın faturayı 49.963,52 TL olarak 36 gün sonra ödediği, 30/09/2021 tarihli ve 37.053,42 TL bedelli faturanın son ödeme gününün 21/10/2021 tarihi olmasına rağmen davalı yanın faturanın 37.053,42 TL olarak 9 gün sonra ödendiği, 02/11/2021 tarihli ve 54.582,62 TL bedelli faturanın son ödeme gününün 19/11/2021 tarihli olduğu davalının yanın faturayı 54.582,62 TL olarak 7 gün sonra ödediği

Taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının sözleşmenin feshi talebinde bulunmasına yönelik irade beyanının yerinde olduğu, sözleşmenin 10.11 maddesi gereği cezai şart talebine ilişkin düzenlenen 105.469,48 TL bedelli faturanın davalı yana düzenlenen en yüksek bedelli olan 54.582,62 TL'lik faturanın içerisinde aynı zamanda gecikme bedeli olduğundan bu gecikme bedelinin mahsubu ile sözleşmenin 10.11 maddesi gereği düzenlenme hakkına sahip olunan bedelinin 52.734,74 TL olduğu bu miktarın 2 katı uyarınca fesihten kaynaklı cezai şart talep edilebileceği, cezai şart miktarının 105.469,48 TL olarak hesaplandığı yönündeki bilirkişi raporu göz önüne alındığında davacının davalı aleyhine düzenlediği 16/112021 tarihli EKV2021000011581 Nolu faturanın yukarıda belirtilen sözleşmenin 10.11 maddesine uygun olduğu, davacının bahse konu faturadan güvence bedeli olan ve tahsil edilen tutarın düşülmesi ile arta kalan tutarı istemesi yönündeki talebinin mali kayıtlara dayandığı ve davacı tarafça yapılan tüm işlemlerin cari hesaba kaydedilerek talep konusu edildiği anlaşılmakla davacının alacak talebinin sonuçta cari hesap üzerinden değerlendirilmesi gerektiği, 11582 No'lu fatura bedelinin 105.469,48 TL olduğu ve bu tutardan 15.000,00 TL'nin mahsup edildiği 90.469,48 TL yönünden icra takibi başlatılmış ise de; davacının cari hesabında bu tutarın 90.469,42 TL olduğu anlaşılmakla cari hesapta kayıtta olan bu tutar yönünden davacının davalıdan talepte bulunabileceği anlaşılmakla söz konusu faiz isteminin de bu tutar üzerinden değerlendirilmesi gerektiği ve yine taraflar arası sözleşmenin 7.3 maddesi gereği davalıdan toplamda 6.882,62 TL tutarında faiz talep edebileceği görülmekle açılan davanın kısmen kabulü dair karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı tarafın istinaf talebi yerinde değildir.

Tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK 353-1/b-1 gereğince reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2023 Tarih ve 2022/784 E. 2023/468 K.sayılı kararının kararı usul ve yasal düzenlemelere uygun olduğundan davalının karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.İstinaf talebinde bulunan davalı taraftan alınması gereken 6.650,11 TL istinaf karar harcından ayrı ayrı yatırılan 6.285,37 TL'nin mahsubu ile kalan 364,74 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-a maddesi gereğince, kesin olmak üzere 15/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog