Esas No
E. 2022/753
Karar No
K. 2025/698
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/753

KARAR NO: 2025/698

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:28/01/2022

NUMARASI:2020/16 Esas - 2022/80 Karar

DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/04/2025

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesiyle müvekkilinin 18/10/2019-22/10/2019 tarihleri arasında Milano/İtalya'daki ... fuarında sergileyeceği ürünlerin taşıma işini davalının üstlendiğini, teslimat süresinin iki gün olarak belirlediğini; ürünlerin davalıya 14/10/2019'da taşıma verildiğini, ürünlerin 16/10/2019' tarihinde teslim edilmesi gerekirken edilmediğini; 17/10/2019 tarihinde davalının müvekkiline gün içinde teslimatın gerçekleşeceği bilgisini verdiğini, ancak ürünlerin fuarın bittiği gün 22/10/2019'da teslim edildiğini; bu nedenle müvekkilin fuar standının boş kaldığını; yapılan otel, uçak, stand kiralama vb. masrafların boşa gittiğini, müvekkilinin satış yapamadığından maddi kaybının oluştuğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 1.000-TL'nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

TALEP ARTIRIM:Davacı vekili, 17/09/2021 tarihli dilekçesiyle 1.000-TL talep miktarının 9.981,94-TL daha artırıldığını ve toplam 10.981,94-TL'nin davalıdan ticari faiziyle tahsilini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, kargonun 14/10/2019'da İtalya'ya taşındığı ve gümrüğe teslim edildiğini, müvekkilinin İtalya birimi tarafından 16 ve 17 Ekim günlerinde kargonun alıcısının bildirilen e-posta adresine varış ihbarı gönderildiğini, alıcıdan 18/10/2019'da dönüş sağlandığını, ithalat işlemlerinin 21/10/2019'da tamamlandığı ve aynı gün alıcıya teslim edildiğini; gümrüğün gönderiyi ithalat rejimine tabi tuttuğunu ve kargonun 16/10/2019'da teslim edilmemesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, 14/10/2019 başlangıç tarihli taşımanın 21/10/2019 tarihinde tamamlandığı, ancak davalının hususi fuar taşımasına ilişkin taahhüdü olduğu hususunda dosyada delil bulunmadığı, bu nedenle davalının tüm zarardan değil yalnızca geç teslimden kaynaklı sınırlı sorumluluğu olduğu ve bu bedelin bilirkişi raporunda 10.983,94-TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile toplam 10.981,94-TL'nin 1.000-TL'sinin sözleşme tarihinden itibaren, 9.981,94-TL'lik kısmın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, alacak davasında alacağın likit olduğu gerekçesine yer verildiğini, İtalya'daki alıcının bildirilen e-posta adresine varış bildirimi yapıldığını, alıcının gümrük işlemlerine 18/10/2049'da başladığını, 21/10/2019'sa teslimatın yapıldığını, bilirkişi kök raporunda belirtildiği üzere kamu otoritesinin işlemi sebebiyle yaşanan gecikmeden müvekkilinin sorumlu olmadığını; gümrük işlemlerinin taşıtan temsilcisi tarafından yapıldığını, davacının defterlerinin incelenmesi durumunda bu hususun tespit edilebileceğini ve kargonun ağırlığı davacı tarafından bilindiğinden belirsiz alacak davası şartlarının bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, eşya taşıma sözleşmesi kapsamında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davaya konu taşıma Türkiye-İtalya arasında gerçekleştirilmiş olup, uyuşmazlığa her iki devletin taraf olduğu Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Montreal Konvansiyonunun 18/1. maddesine göre; taşıyıcı, yükün mahvolması, zıyaı veya hasarı halinde maruz kalınan zararlardan dolayı, sadece zararı doğuran olayın hava yoluyla taşıma esnasında gerçekleşmesi şartıyla sorumludur. Konvansiyonun 22. maddesine göre ise; yük taşımasında, yükün mahvolması, zıyaı, hasarı veya gecikme halinde taşıyıcının sorumluluğu, gönderen tarafından yükün taşıyıcıya teslim edildiği esnada, gerekirse ek bir ücret ödenerek, yükün varış yerinde tesellümünde menfaati bulunduğuna dair özel bir bildirim yapılmadığı takdirde, hasar tarihi itibariyle kilogram başına 19 Özel Çekme Hakkı tutarıyla sınırlıdır. Böyle bir bildirimin yapıldığı hallerde, söz konusu tutarın gönderenin varış yerinde yükü tesellümünden elde edeceği hakiki menfaati aştığını ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı bildirilen tutarı geçmeyecek bir miktarı ödemekle sorumlu olacaktır."Belirsiz alacak davası" başlıklı HMK'nın 107/1. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmünü içermektedir.Somut olayda, davacının hava taşımasından kaynaklanan zararlarının tazmini istediği gözetildiğinde dava değerini tam ve kesin olarak belirlemesi beklenemeyeceğinden, belirsiz alacak davası olarak açılması imkanı bulunmaktadır.Eldeki davada 18/10/2019-22/10/2019 tarihleri arasında İtalya'da düzenlenecek fuarda sergilenecek ürünlerin hava yoluyla taşınması hususunda davacı ile davalı arasında sözleşme akdedildiği, 14/10/2019'da ürünlerin davalıya taşıma için teslim edildiği fakat davalının ürünleri 16/10/2019'da teslim etmeyi taahhüt etmesine rağmen etmediği, ürünlerin 22/10/2019'da teslim edildiği bilgisinin verildiği anlaşılmıştır.Davalı ise söz konusu gecikmenin kendisinden kaynaklanmadığını, zira ürünlerin süresinde İtalya'ya taşımasının yapıldığı,16-17/10/2019'da alıcının e-posta adresine varış ihbarında bulunulduğunu, 18/10/2019'da kendilerine dönüş sağlandığını, İtalyan gümrük idaresinin ürünleri ithalat rejimine soktuğunu, işlemlerin 21/10/2019'da tamamlandığını ve aynı gün teslimatın yapıldığını savunmuştur.Ancak davalının sunduğu e-postalar ile savunmasını ispat edememiştir. Alıcıya ihbar yapıldığını iddia ettiği e-postaların 20/01/2020 tarihli olduğu ve e-postaların gönderildiği adresin alıcının adresi olan otelin bilgi (info) adresi olduğu, yani e-posta adresinin alıcıya ait olduğu da belli değildir.Dolayısıyla savunmasında belirttiği tarihler itibariyle alıcıya ihbarda bulunduğuna dair bir delil sunmadığından, geç teslimden dolayı davalının sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.Buna göre, davalının istinaf dilekçesine ileri sürdüğü gümrük işlemlerinin alıcı tarafında yapılacağı veya masrafın davacı tarafından ödendiği iddiası da sonuca etkili değildir.Hükme esas bilirkişi raporunda Montreal Sözleşmesi'nin 22/3. maddesine göre yapılan hesaplama doğrultusunda toplam 10.981,94-TL'ye hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Öte yandan kararın gerekçesinde alacağın likit olduğundan icra inkar tazminatına karar verildiği belirtilmiş ise de, davanın alacak davası olması karşısında sehven yazıldığı anlaşılan ve hüküm fıkrasında zikredilmemiş ibare sonuca etkili bir hata olarak görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 750,17-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 187,55‬-TL harcın mahsubu ile kalan 562,62‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 99,50‬-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/04/2025

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.