7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/13088 E. , 2013/20162 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2.Davacı, yoğun bakım da poliklinik hemşiresi olarak çalıştığını, işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğinden bahisle kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının tüm alacaklarının ödendiğini, bordrolarda ödenen "bölüm ücreti" adı altındaki ödemelerin davacının fazla mesai alacağı karşılığı olduğunu, davacının hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının haklı nedenle iş akdini feshettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, davacının poliklinik hemşiresi olarak yoğun bakım polikliniğinde vardiya usulüne göre çalıştığı sabittir. Davalının aksini iddia etmesine rağmen, her ay fazla mesai ücreti yanında, çalışılan bölüm itibariyle teşvik primi niteliğinde olduğu anlaşılan bölüm ücretinin ödenmiş olmasına göre, "bölüm ücreti"nin fazla mesai hesabına esas ücretten mahsup edilmesi yerinde olmuştur.
Bilirkişi tarafından, dosyaya sunulan vardiya giriş çıkış saatlerine göre fazla mesai hesabı yapılmıştır. Ancak, bilirkişinin bu hesaplama sırasında ara dinlenmelerini ne kadar aldığı anlaşılamamakta olup alınan rapor denetime elverişle olmayıp hükme de esas alınamaz. Yine bilirkişi raporunda özellikle kayıt olmayan 7.7.2008-20.8.2008 ve 16.6.2011-9.10.2011 tarih aralığını çalışma koşullarını oranlayarak haftada 5 saat fazla mesai yapıldığının kabulü ile hesaplama yapmış olması da kabulü mümkün olmayan bir hesaplama yöntemidir. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ne kadar ara dinlenme süresi kabul edildiğini gösterir, kayıt bulunmayan aylar yönünden ise tanık beyanlarında belirtilen gerçek çalışma sürelerine göre denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor almak ve çıkacak sonuca göre karar vermektir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.