5. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2023
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı işveren şirket ile müvekkili yüklenici şirket ve dava dışı ...... şirketleri arasında Karaman ilindeki ...... alıveriş merkezinin elektrik işlerinin yapılması konusunda 23/01/2020 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince müvekkili şirkete sözleşme bedelinin %77'lik kısmının nakden ve hakedişler şeklinde ödenmesine kalan %23'lük kısmının da yapılacak alışveriş merkezinin 41 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın mülkiyetinin verilmesine karar verildiğini, davalı işveren şirket tarafından müvekkili şirkete elektrik işlerinin yapılacağı yerlerin hazır edilerek teslim edildiğini, yapılan işlere istinaden ilk üç aylık dönemde hazırlanan hakediş raporlarının karşılıklı onaylanarak ödemelerin yapıldığını, ancak 01/04/2020 tarihinde hazırlanan 4. hakediş raporunun davalı şirket tarafından onaylanmadığını ve hakediş bedelinin ödenmediğini, müvekkili tarafından kesilen faturanın da davalı tarafça iade edildiğini ve faturanın iptal edildiğini, son olarak 02/11/2020 tarihinde işin tamamının bitirilerek taraflarca 22/11/2020 tarihli geçici kabul tutanağı düzenlendiğini, eksikliklerinde zamanın bitirilerek teslim edildiğini, taraflarca imzalanan kabul tutanağının işin doğru bir şekilde yapıldığının ve malzemelerin doğruluğunun göstergesi olduğunu, davalı iş veren şirket yönünden de yapılan işin teslim alındığı ve kabul edildiğinin göstergesi olduğunu, davalı şirket tarafından açılan tespit davasında verilen raporla da işin tamamlandığının tespit edildiğini, bu tespit dosyasına verilen rapora karşı itirazlarının olduğunu ancak bu itirazlarının değerlendirilmediğini, bazı konularda da hukuki yorumlar olduğu için bilirkişi tarafından yorumlanamayacağını, müvekkilinin işini teslimi ile alması gereken hakediş bedellerinin ödenmediğini, noter ihtarı ile ödenmesinin ihtar edildiğini ancak süresi geçmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, davalı tarafça müvekkiline noter ihtarı yapılarak müvekkili tarafından gönderilen faturaların kendi kayıtları ile uyuşmadığı ve kabul edilmediğinin müvekkiline bildirildiğini, ancak fatura itiraz süresi içinde faturalara itiraz edilmediğini, bu nedenle faturaların davalı tarafça kabul edildiğinin açık olduğunu ileri sürerek, davacının sözleşme gereğince yapmış olduğu işlere karşılık kesilen faturalar neticesinde TL, EURO ve USD cinsinden alacakları olan 17.120,30 EURO, 263.507,52 USD ve 641.124,35TL'nin merkez bankası kuruna göre karşılık gelen toplam 2.949.625,18TL'den fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla ve sözleşmeye göre yeni birim fiyatlı işler konusunda güncel fiyatlar kullanılarak bilirkişi aracılığıyla hesaplama yapılması ile belirlenecek bedeller üzerinden ileride arttırılmak üzere şimdilik 1.500.000,00TL'nin noter ihtarı ile belirtilen 18/01/2021 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
16/05/2023 tarihli ıslah dilekçesinde; 103.507,52 USD olan taleplerini 160.000,00 USD artırılarak 263.507,52 USD'ye ve 493.803,17 TL olan taleplerini 147.321,18TL artırılarak 641.124,35TL'ye arttırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yapılan sözleşme gereği müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini ancak davacı tarafça karşılıklı yapılan sözleşmeye ve uygulama projesine aykırı işler yapıldığını, taraflarca kabul olunan sözleşme bedelinin 3.147.898,46TL, 224.348,90 USD ve 71.928,05 EURO olduğunu, müvekkili tarafından 1.350.000,00TL değerindeki taşınmazın davacı tarafa devredildiğini ayrıca 3.997.712,70 TL nakit ödemesi yapıldığını ve sözleşme bedelinin ödendiğini, davacı tarafça düzenlenen ve müvekkili tarafından iade edilen fatura bedellerinin sözleşme gereğince yapılması gereken işlerle ilgili olmadığını, müvekkilinin tespit davası açıtığını ve tespit dosyasında alınan raporla yapılan fazla işlerin de tespit edildiğini, davacı tarafça yapılan sözleşmeye aykırı fazla işlerin müvekkilinin onayı alınmadan yapıldığını, müvekkilinin onayı alınmadan yapılan işlerden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafça imalatı yapılmayan işlere ilişkin alınan malzemelere yönelik düzenlenen ve ödenmesi talep edilen fatura bedellerinden de müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, yapılan işle ilgili tespit edilen eksiklerinde davacı tarafça giderilmediğini, davacı tarafın sözleşme gereğince işini layıkla yapmadığından dolayı kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;" Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili davasıdır.
Davalı işveren ... Ltd. Şti. ile davacı yüklenici ...Ltd. Şti. arasında 23/01/2020 tarihli "...... Avm Elektrik İşleri Taşeron Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile; Karaman ili ...... Mah. ...... pafta ... ada ... parselde bulunan arsa üzerine yapılacak olan AVM inşaatının elektrik işlerinin davacı yüklenici tarafından davalı yararına yapılmasının kararlaştırıldığı, söz konusu sözleşmeye ek olarak imzalanan "Özel İdari Sözleşme" ve "Hakediş ve Ödemeler Protokolü'ne göre, işin bedelinin davalı işveren tarafından davacı yükleniciye hakedişler şeklinde ödeneceğinin düzenleme altına alındığı, 23.01.2020 tarihinde davalı işveren ile davacı yüklenici arasında yer teslim tutanağı düzenlendiği ve işe başlanıldığı, 1. hakediş raporlarının davacı şirket tarafından 03.02.2020 tarihinde 2 adet, 2. hakediş raporlarının 28.02.2020 tarihinde 2 adet, 3. hakediş raporlarının 21.03.2020 tarihinde 3 adet olarak düzenlendiği ve bu hakedişlere istinaden davacıya ödemelerin yapıldığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Dava tarafları arasındaki uyuşmazlık, davacı şirket tarafından düzenlenen 4. ve 5. hakediş raporlarının sözleşme kapsamında bulunmayan veya davalının sonradan icazet vermediği işlere ilişkin olarak düzenlenip düzenlenmediği, 4. ve 5. hakediş raporlarının fazla imalat niteliğinde bulunup bulunmadığı, söz konusu hakediş raporlarına göre yapılan işte eksik ya da ayıplı ifa durumunun olup olmadığı, bu hakediş raporlarına istinaden davacının bir alacağının olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
Mahkememizce, Karaman Sulh Hukuk Mahkemesinin ... d.iş sayılı dosyası celp edilip incelenmiş, davacı ve davalı tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle muhasebe uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, Karaman.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... talimat dosyası aracılığıyla mahallinde keşif yapılarak bir fen mühendisi, bir inşaat mühendisi ve bir elektrik mühendisi bilirkişi heyetinden dava tarafları arasındaki sözleşmelere göre davacının yüklenicisi olduğu işin inşaat alanındaki vaziyetinin ne olduğu, varsa eksik bırakılan veya ayıplı işlerin neler olduğu, yine varsa ayıpların gizli mi, açık ayıp mı oldukları, iş bitirme yüzdesinin ne kadar olduğu, bitirilmesi vaat edilen işin gerçek bedelinin parasal anlamda ne olduğu, varsa eksik ve ayıplı işler ayrı ayrı hesaplanıp düşüldükten sonra bitirilen iş bedelinin ne olduğu, fazla imalat olup olmadığı, varsa fazla imalatların neler olduğu, ve bedelinin ne olduğu, buna göre taraflar arasındaki alacak borç durumunun ne olabileceği konularında rapor alınmış, ihbar olunan müşavirlik şirketinden ve Karaman Belediye Başkanlığından davaya konu elektrik projesinin son hali dosyaya celp edilerek Karaman.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... talimat dosyası aracılığıyla mahallinde yeniden keşif yapılarak daha önce rapor tanzim eden bilirkişi heyetinden dava konusu olan 4. ve 5. hakediş raporlarına istinaden düzenlenen faturalara konu işlerin AVM yapılıp yapılmadığı, bu işlerin projede ne şekilde göründüğü, proje haricinde bir imalat olup olmadığı, bu işlerin taraflar arasındaki sözleşme ve dosyadaki beyan ve delillere göre fazla imalat sayılıp sayılamayacağı, tarafların fazla imalatlar konusunda örtülü veya açık bir irade uyuşmasının bulunup bulunmadığı, faturalandırılan işlerin AVM'nin elektrik tesisatı için gerekli olup olmadığı, gereksiz iş yapılması gibi bir durumun olup olmadığı, dava konusu hak ediş raporlarında belirtilen işlerin taraflar arasındaki sözleşme ve işin teslim tarihindeki piyasa rayiçleri dikkate alınarak parasal anlamda ne miktarda olduğu ve bunun davalıdan istenilip istenilemeyeceği konularında yeniden rapor alınması gerekli görülmüştür. Buna istinaden bilirkişi heyeti yeterli açıklıkla ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınan 11/04/2023 havale tarihli raporu dosyaya sunmuştur.
Taraflar arasında anlaşmanın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, iş sahibinin borcu iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.), yüklenicinin borcu ise, eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmektir (TBK'nın 471/1). Ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen TBK'nın 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK 190 ve TMK 6. madde gereğince iş sahibi ispatlamalıdır. Eksik işler yönünden ise ihbar yapılmasına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulması mümkündür.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, imâl edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir.
Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Eksik işler yönünden TBK’nın 474 ve 477. maddesindeki hükümler uygulanmaz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihat ve uygulamalarında, iş bedelinin tamamının yüklenici tarafından taşerona veya iş sahibince yükleniciye ödenmesi halinde eksik ve kusurların giderim bedeli hüküm altına alınabilir ise de iş bedelinin ödenmemiş olması halinde eksik ve kusurların giderim bedeli değil, varsa fazla ödenen bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle eksik ve kusurlar gözetilerek yapılan işin fiziki oranı belirlenip iş bedeline uygulanarak mukayese edilmesi sonucu eksik veya fazla ödemenin belirlenmesi gerektiği; sözleşme dışı ve fazla işler yönünden ise iş yapılmış ve bunun iş sahibinin yararına olması durumunda TBK’nun 529. maddesine göre vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenecek bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir.
Davanın her iki tarafı tacir olduğundan ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren ticari işten kaynaklı olduğundan HMK'nun 222.maddesi uyarınca dava taraflarının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak 14/01/2022 tarihli rapor dosyaya kazandırılmıştır.
Davacı ve davalı tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapan muhasebe uzmanı bilirkişi anılan raporunda, her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu faturaların, davacı firmanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ilgili dönem BS formunda da beyan edildiği, davacı firma kayıtlarının kendi içerisinde birbirini doğruladığı, kayıtların muhasebe usul ve esaslarına göre tutulduğu, davalı firmanın incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre ise, dava konusu faturaların, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı bu faturalarla ilgili olarak 17.02.2021 tarihli ... yevmiye nolu Konya...Noterliği aracılığı ile dava konusu faturalara yasal süresinde itiraz ederek faturaların iade edildiği, davalı firma kayıtlarının kendi içerisinde birbirini doğruladığı, kayıtların muhasebe usul ve esaslarına göre tutulduğu tespit edilmiştir.
Dava taraflarının iddia ve savunmaları, dilekçe ekinde sundukları deliller ile dosyaya celp olunan idari kurumların yazı cevapları ve mahalde keşfen yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan 11/04/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava eser sözleşmesinden kaynaklı olduğundan işin teslim tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup gerek dava tarihi gerekse de ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı, dava konusu olan 4. ve 5. hakediş (Kesin Hakediş) raporlarında belirtilen tüm işlerin AVM'de yapılmış olduğu, davalı tarafın davaya konu iş için danışmanlık hizmeti almış olduğu ve aynı zamanda taraflar arasında imzalanan Özel İdari Şartnamenin 18.1. maddesine göre tam yetkili olarak davalıya vekalet eden ...... firması ile davacı firmanın ortak çalışması ile uygulama esas projelerinin oluşturulduğu, oluşturulan projelerden sonra davalı tarafından yetkilendirilmiş olan ...... ve davacı taraf arasında mutabık kalınan projelere göre imalat yapıldığı, bu nedenle yapılan bu imalatların fazla imalat sayılamayacağı, yapılan işler sonrasında oluşturulan hakedişleri davacının, davalı taraf ve müşaviri olan ...... firmasına sunduğu, ilk 3 hakedişte ve sonrasında davaya esas olan 4. ve 5. hakedişlerin de aynı yöntem ile davalıya danışmanı olduğu firmaya sunulduğu ve onay istendiği, mailler aracılığı ile yapılan yazışmalarda ...'in, 07.01.2020 tarihli mailinde, davacıya davaya konu iş için hazırlanmış hakedişlerin format halinde gönderildiği, davacının, davalı tarafından yetkilendirilmiş olan ...... firmasının talimatlarını dikkate aldığı, işveren davalı tarafından yetkilendirilmiş olan ...... firması ile davacı tarafın As-built proje ve davaya konu kesin hakediş imalatlarını onayladığı, dava dosyası içerisinde bulunan 02/11/2020 tarihli Geçici Kabul Tutanağının sözleşmenin tarafları olan davalı ile davalı tarafından yetkilendirimiş ...... ve davacı tarafından imzalandığı, bu husus huzurda beyanı alınan davalı şirket temsilcisine sorulduğunda ...... şirketinin kendisinden icazet almadığını, harici iş ve işlemlerden bilgisinin olmadığını beyan ettiği, oysa ki yukarıda belirtilen şekilde Özel İdari Şartnamenin 18.1. maddesine göre tam yetkili olarak davalıya vekalet eden ...... şirketinin bu konuda yetkili olduğu, bununla birlikte yapım süresi boyunca davacının göndermiş olduğu maillere göre işin koordineli bir şekilde yapıldığı ve davalı tarafın isteğine göre imalatların yapıldığı, ...'ten gelen projeler ile dosyaya sunulan As-built projelerin uyumlu olduğu, geçici kabul tutanağında dava konusu AVM'de As-built projelere göre davacının yapmış olduğu imalatlarda eksik işlerin olduğunun tespit edildiği, fakat bu eksik işlerin tamamlanması için davacıya süre verildiği ve verilen süre zarfında eksik işlerin tamamlandığı ve bu hususun taraflar arasında imza altına alındığı, buradan hareketle dava konusu hakedişlere göre yapılan imalatlara ilişkin taraflar arasında irade birliğinin sağlandığı, davaya konu işlerin elektrik mevzuatına uygun olarak yapıldığı, gereksiz bir imalat bulunmadığı, detaylarına bilirkişi raporunda yer verildiği üzere davacının yerine getirdiği işte ayıplı kabul edilebilecek mahiyette bir ifanın bulunmadığı, öte yandan AVM'de mevcut durumda yapılmış olan elektrik tesisat imalatlarının değişen uygulama şartlarına göre yapılmış olduğu, davalı vekilinin aşamalardaki savunmalarında dile getirdiği uygulama şartlarının değişmesinin, taraflar arasında imzalanan keşif icmali dışına çıkılmasının, ahde vefa ilkesine aykırı olmadığı, uyarlama ve değişim sınırları içerisinde olduğu, yine bilirkişi raporunda detaylarına yer verildiği üzere sözleşmede belirtilen hususlar ve piyasa rayiçlerine göre yapılan tespitte davacının, dava konusu işten kaynaklı bakiye alacağının 644.767,074TL, 266.832,61USD ve 17.272,17EURO toplamı kadar olduğunun belirlendiği, Karaman Sulh Hukuk Mahkemesinin ... d.iş sayılı dosyasına sunulan raporun yöntemine uygun olarak hazırlanmaması ve ayrıca keşfen yapılan incelemedeki tespitlerle örtüşmemesi sebebiyle hükme esas alınamayacağı, buna göre bilimsel verilere ve yeterli gerekçeye sahip 11/04/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun hakkaniyete ve dosya kapsamına daha uygun olduğu, her ne kadar davalı vekiline 08/11/2023 tarihindeki celse de taraf yemini delili hatırlatılarak kesin süre verilmiş ise de davalı tarafın verilen kesin süre içerisinde davacıya yemin yöneltmediği sonuç ve kanaatine varılarak davacının talebi de gözetilmek suretiyle aşağıdaki şekilde davanın kabulü yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile; 641.124,35TL'nin 17/02/2021 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 263.507,52 USD'nin 17/02/2021 tarihinden işleyecek kamu bankalarının bir yıl vadeli USD para cinsiyle açılmış mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranıyla birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 17.120,30 EURO'nun 17/02/2021 tarihinden işleyecek kamu bankalarının bir yıl vadeli EURO para cinsiyle açılmış mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranıyla birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 12/02/2024 tarihli istinaf başvuru değerlendirme ek kararı ile; ihbar olunan ...... Mühendislik Limited Şirketi vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin taraf sıfatı ve hukuki yarar yokluğundan reddine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece Karaman Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...
D. İş sayılı delil tespitleri dikkate alınmadan yalnızca 11/04/2023 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ve ekinde olan onaylı projelerin uygulamaya geçemediğini, davacının kendi iradesi ile kendi başına hazırladığı projeyi esas aldığını, yapılan yargılamada da taraflar arasındaki sözleşme ve ekinde olan onaylı projelerin yok sayıldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ekleri bir bütün olarak incelendiğinde müvekkilinin onayı alınmadan yapılan imalatlardan müvekkilinin sorumlu olmayacağını, dava dilekçesinde de olduğu gibi davacı yan tarafından imalatı yapılmayan işlerin dahi malzemesi alınarak buna ilişkin faturalar tanzim edildiğini, bu yönüyle de basiretli bir tacirden beklenemeyecek davranışlar sergilediğini, bunun sonucunda oluşan zararı da müvekkiline yüklemek gayesi ile işbu davanın ikame edildiğini, bilirkişi heyetinin değerlendirmelerinde sözleşme ve eklerinin göz ardı edildiğini, yerel mahkemenin ise hükmünü bu bilirkişi raporuna bire bir dayanarak kurduğunu, yerel mahkeme kararının aksine basiretli bir tacir gibi hareket eden müvekkilinin, davacıya sözleşmese ile %5 ilave ek iş opsiyonu tanıdığını, kötü niyetli davacının ise gereğinden fazla ek imalat yaparak telafisi olmayan işbu duruma sebebiyet verdiğini, buna karşın müvekkilinden hiç bir surette onay alınmadığını, burada asıl basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacı tarafın yapılan sözleşmeye, eklerine ve projeye uymayarak ilk derece mahkemesini de yanılttığını, davaya konu sözleşmenin birim fiyat usulü anahtar teslimi bir sözleşme olduğunun taraflarca kararlaştırıldığını, projesi ve şartnamesi verilmek suretiyle fiyat teklifi alınan bir anahtar teslimi işte fiyat teklifine esas alınan projenin sonradan eksik veya yetersizliğinden bahsedilerek fazladan imalat yapıldığı iddiası ile teklif edilen bedelden daha fazla iş bedeli talep edilmesinin anahtar teslimi işlerde mümkün olmadığını, bu yönden değerlendirme yapmayan bilirkişilerce hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, sözleşme ve eklerinin tadilinin dolayısıyla sözleşme eki olan projenin tadil edilmesinin ancak ve ancak yazılı şekilde müvekkilinin yazılı onayı ile mümkün olduğunu, müvekkilinin davacı şirket lehine hareket etmesinin dolayısıyla geçici kabul belgesini dahi imzalamasının davacının bu hakkını kullanmayacağı ya da bu hakkından feragat ettiği şeklinde yorumlanamayacağını, bu yönüyle de bilirkişilerin eksik inceleme neticesinde yanlış değerlendirmeler yaptığını, hakediş raporları nedeniyle davacı şirketin alacağının doğabilmesi için hakediş raporunun davacı şirket tarafından hazırlanıp müşavir şirketçe ve müvekkilince onaylamasının gerektiğini, davaya konu alacağın dayanağı olarak gösterilen hakediş raporlarının davacı tarafça da kabul edildiği üzere müvekkili tarafından henüz onaylanmadığından hakediş kaynaklı müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi borcunun bulunmadığını, bu yönüyle de bilirkişi raporlarında yanlış değerlendirmelerin bulunduğunu, davacı yanın iddia ettiği proje değişikliğinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, müvekkilince onaylamadığını, iddia edildiği gibi proje değişikliği olduysa bile bu değişiklikten kaynaklı fazla imalat bedelinin müvekkili tarafından ödenmesinin hakkaniyete ve en önemlisi de taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmayacağını, bu yönüylede bilirkişi raporunun yanlış değerlendirmeler içerdiğini, bilirkişiler tarafından yapılan maliyet hesaplarının TL - USD - EURO çevirimlerinin inşaat mühendisi - elektrik mühendisinde oluşan 2'li bilirkişi heyetince yapıldığını, oysa bu dönüşüme ilişkin hesapların hesap konusunda uzman bilirkişi tarafından yapılmasının gerektiğini, bu konuda uzman olmayan bilirkişilerin haksız hesaplar yaptığını, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan 14/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerinin incelendiğini, defterlerin ve alacak vereceklerin karşılıklı olarak belirlendiğini, buna karşılık ileri aşamalarda alınan inşaat mühendisi bilirkişi ile elektrik mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporlarda ise yerel mahkemenin incelenmesi istediği dava konusu hususlar dışında her konuda inceleme yapıldığını, yanlış projenin uygunluğunun denetlendiğini, bir de yetkinin oldukça dışına çıkılarak hesap - mahsup - borç tayini kısımlarında değerlendirme yapıldığını, ilk derece mahkemesinin bu bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurduğunu, fatura ile sabit olan miktarlara ilişkin hesaplar yapılmasına rağmen bilirkişiler tarafından hazırlanan 1. ve 2. rapor arasında TL bazında 4.525.737,51 TL, USD bazında 129.399,52 USD, EURO bazında 2.712,06 EURO fark bulunduğunu, her iki raporun da ticari kayıtlardaki somut verilerden uzak olduğunu, hesaplamanın nasıl yapıldığının anlaşılamadığını, iki rapor arasındaki uçurumun enflasyon yahut kur farkı ile açıklanabilir olmadığını, zira kalemlerin ikisinin zaten Dolar ve Euro üzerinden hesap edildiğini, bu kalemlerde kur farkından, enflasyondan bahsetmenin ticari olarak imkansız olduğunu, sözleşme ile belirlenen bedellerin tamamının müvekkili tarafından davacı yana ödendiğini, bu ödemelerin, hesap bilirkişisi raporunda açıkça görüldüğünü, eksik ve sübjektif değerlendirmeler içeren ve hükme esas alınamaz nitelikte olan 11.04.2023 havale tarihli bilirkişi raporunun, mahkemenin istediği usulde hazırlanmadığını, 4. ve 5. hakediş raporlarında işlerin yapılıp yapılmadığı incelenmeksizin rapor hazırlandığını, müvekkili tarafından dava dışı müşavir şirkete proje değişikliği ve imalat değişikliği konusunda vekalet verilmediğini, bilirkişinin hukuk alanı ile ilgili yanlış bir değerlendirme yaptığını, bu itibarla uzmanlık alanına girmemesine rağmen hukuki niteleme ve değerlendirme yapan bilirkişilerin bu değerlendirmelerine itibar edilmemesinin gerektiğini, taraflar arasında açık ya da örtülü irade uyuşması bulunmadığı ortada iken taraflar arasındaki sözleşmeyi hiçe sayarak bilirkişiler tarafından yanılgılı olarak fazla imalatlar konusunda taraf iradelerinin uyuştuğuna dair yapılan değerlendirmelerin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişinin faturalandırılan davaya konu işlerin AVM elektrik tesisatı için gerekli olduğunu değerlendirdiğini ve bu değerlendirmeye gerekçe olarak da bazı yönetmelikleri saydığını ancak fiyat teklifi verildiği esnada kendisine verilen projenin sonradan mevzuata uygun olmadığı ya da AVM için uygun olmadığı ve dolayısıyla mevzuata ve AVM’ye uygun hale getirmek için imalat değişikliği yapılmasının açıkça sözleşmeye aykırı olduğunu, yerel mahkemece gereksiz iş yapılması gibi bir durumun olup olmadığı hususunda bilirkişilerden bir değerlendirme istendiğini, davacı tarafından müvekkilinin onayı alınmadan yapılan busbar sistemi yerine projesinde olduğu gibi kablo tavası, kablo kanalı ve uygun kabloların kullanılmasının daha az maliyetli olacağına yönelik maliyet analizi yapmanın ve maliyet açısından busbar sisteminin daha ekonomik bir maliyet olup olmadığı değerlendirilmesi gerekirken bu işlemin yapılmadığını, bunun yerine bilirkişi tarafından keşif icmalinde olmayan çatı katındaki elektrikli cihazların elektrikle beslenebilmeleri için dava dışı müşavir firma ile teknik çalışma yaparak yeni proje oluşturulduğunu, bu çerçevede müşavir şirket ile yapılan çalışma sonucunda as-built (uygulama) projelerinin oluşturulduğunu, bu kapsamda da çatı katındaki MMC için busbar kollarından bir tanesinin montaj edildiğininin belirtildiğini, bilirkişinin yerindelik değerlendirmesi yapmak suretiyle görev sınırlarını aştığını, dosya kapsamında alınan ve karara esas alınan bilirkişi raporunun baştan sona hatalı olduğunu, dosyanın ilk derece mahkemesine yeniden tevdi ile Ankara, İstanbul gibi büyük illerden seçilecek, konusunda uzman; bir hukuk bilirkişisi, bir inşaat mühendisi bilirkişisi ve bir elektrik mühendisi bilirkişisinden oluşacak yeni bir heyet kurularak, bu yeni heyet tarafından yeniden inceleme yapılmasının gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İhbar olunan vekili 12/02/2024 tarihli istinaf başvuru değerlendirme ek kararına karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinin reddine karar verebilecek durumların kanuni sürenin geçmesinden sonra istinaf yoluna başvurulması ve kesin olan bir karara karşı kanun yoluna gidilmesinden ibaret olup, kanun koyucu tarafından istinaf dilekçesinin reddi sebeplerinin tahdidi olarak zikredildiğini, ancak yerel mahkemece bu sebeplerin örnekseme yoluyla genişletildiğini en nihayetinde kanuna aykırı olarak hüküm tesis edildiğini, yerel mahkemenin istinaf dilekçesinin ön inceleme aşamasında hukuki yararın var olup olmadığını değerlendirme yetkisine haiz olmadığını, bu değerlendirmenin ancak üst dereceli mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemelerinde yapılabileceğini, uyuşmazlığa konu sözleşmede müvekkili şirketin müşavir firma olduğunu dolayısıyla imza yetkisine haiz olduğunu, davanın davalı aleyhine sonuçlanması ile ileride müvekkili aleyhine rücu davası açılma ihtimalinin bulunduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi ek kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
İhbar olunan vekilinin ek karara istinafı yönüyle yapılan değerlendirmede;
Bilindiği üzere,
HMK'nın 61 ve devamı maddelerine göre ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi davada taraf sıfatını kazanamaz. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı istinaf etme hakkı yoktur. Ancak, Mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan ihbar olunan hakkında hüküm kurulmuşsa, ihbar olunan hükmün kendisiyle ilgili bölümünü istinaf edebilir. Somut olayda ihbar olunanın müdahil olmadığı ve aleyhine verilmiş bir hüküm de bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihbar olunan vekilinin istinaf dilekçesinin reddine ilişkin 12.02.2024 tarihli ek kararı doğrudur. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/508 E. 2024/1619 K.)
Davalı vekili istinaf başvuru yönüyle yapılan değerlendirmede; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı yüklenici davalı ise iş sahibidir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve özellikle, davalı tarafın davaya konu iş için danışmanlık hizmeti almış olup taraflar arasında imzalanan özel idari şartnamenin 18.1. maddesine göre tam yetkili olarak davalıya vekalet eden dava dışı RMS Müşavirlik firması ile davacının ortak çalışması ile uygulama projesinin oluşturularak ve mutabık kalınan projelere göre imalatların yapılmasına, bu nedenle yapılan imalatların fazla imalat olarak kabul edilmeyecek olmasına, dava konusu olan 4. ve 5. hakediş (Kesin Hakediş) raporlarında belirtilen tüm işlerin AVM'de yapılmış olmasına, 4. ve 5. hakedişlerin davalı tarafından yetkilendirilmiş olan ...... firmasının talimatlarını dikkate alınarak hazırlanmış olmasına, davaya konu işlerin elektrik mevzuatına uygun olarak yapılmasına, gereksiz bir imalat bulunmamamsına, detaylarına bilirkişi raporunda yer verildiği üzere davacının yerine getirdiği işte ayıplı kabul edilebilecek mahiyette bir ifanın bulunmamasına, öte yandan AVM'de mevcut durumda yapılmış olan elektrik tesisat imalatlarının değişen uygulama şartlarına göre yapılmış olmasına ve bilirkişi raporunda detaylarına yer verildiği üzere sözleşmede belirtilen hususlar ve piyasa rayiçlerine göre yapılan tespitte davacının, dava konusu işten kaynaklı bakiye alacağının, dosya kapsamında alınan usule, yasaya uygun ve hükme esas alınan 11/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporu uyarınca 644.767,074 TL, 266.832,61 USD ve 17.272,17 EURO toplamı kadar olduğunun belirlenmesine göre; mevcut delillerin takdirinin ve kararın dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla; davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İhbar olunan vekilinin Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2023 Tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı dosyasından verilen 12/02/2024 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirmesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352 ile 61 ve devamı maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2023 Tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
1.Davalıdan alınması gereken 202.161,44 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 50.540,36 TL'nin mahsubu ile bakiye 151.621,08 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilirse Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşir ise İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)
2.İhbar olunan tarafından yatırılan 855,20 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine,
3.İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında yatan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,
5.İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/05/2025 ...
Başkan
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Üye
...
(e-imzalıdır)
...
Katip
...
(e-imzalıdır)
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸