8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2024/3603 E. , 2025/169 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı Hazine vekili ve davalı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında ... (...) köyü çalışma alanında ve ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 291 parsel sayılı 18.380 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 154 ada 2 parsel numarasıyla ve 17.932,84 metrekare olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... Kadastro Mahkemesine hitaben tanzim olunan 01.03.2012 tarihli dava dilekçesi ile, kadastro çalışmalarında tescil dışı bırakılan 7.700 metrakrelik bölümün zilyetliğinde bulunduğu iddiasına dayanarak bu bölümün kendisine ait 154 ada 2 sayılı parsele ilave edilerek adına tescil edilmesi istemi ile dava açmıştır.
Kadastro Mahkemesince, davanın görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesi ile tutanak asılının tescil işlemleri yapılmak üzere Kadirli Tapu Sicil Müdürlüğüne, talep halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Kadirli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.12.2012 tarihli ve 2012/8078 Esas, 2012/11912 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine, dosya kendisine gönderilen Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, Osmaniye ili Sumbas ilçesi ... köyünde bulunan ve fen bilirkişilerinin 21.04.2015 havale tarihli krokili raporunda (A) harfi ile belirtilen 7.637,36 ile (B) harfi ile belirtilen 3.556,67 metrekarelik taşınmazların aynı ada son parsel numaraları verilmek suretiyle bahçe vasıfıyla ayrı ayrı davacı ... adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2016/14277 Esas, 2019/8084 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2016/14277 Esas, 2019/8084 Karar sayılı bozma kararında özetle; "Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, bir taşınmazın niteliğinin, üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihinin ve sürdürülüş biçiminin kesin olarak belirlenmesinde en önemli delilin hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, tek kişilik ve soyut nitelikte ziraatçi bilirkişi raporuna itibar edildiği, çekişmeli taşınmaz bölümünde davacılar lehine imar-ihya nedeniyle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı yöntemince araştırılmadan hüküm kurulduğu açıklanarak, öncelikle, dava konusu taşınmaz bölümüne ilişkin dava tarihinden 15-2025 yıl öncesine ait üç ayrı dönemde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığı'dan getirilip dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve teknik bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılması,dava tarihine kadar davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin kesin olarak belirlenmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca, dava konusu edilen taşınmazın devlet ormanı vasıflı 210 ada 2 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı, toprağının orman toprağı özelliği taşıdığı, çevre bitişiğinin orman toprağı alanı ve ötesinin devlet ormanlığı sahası ile bağlantılı olduğu, erozyonik karaktere sahip mevkiide yer aldığı, böylece dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, imar-ihya ile iktisap edilemeyeceğigerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili, davalı Hazine vekili ile davalı Orman İdaresi vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili ile davalı Orman İdaresinin esasa ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava devam ederken 2020 yılında dava konusu yerde orman kadastrosu yapıldığı, bilahare dava konusu taşınmazın 2021 yılında 210 ada 2 parsel olarak orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, dolayısıyla eldeki davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesinde ''Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur.'' hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165. maddesinde "Bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir" düzenlemesi mevcuttur.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince orman kadastrosuna itiraz davası açısından dava dosyasının tefrik edilerek 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesine gönderilmesi, tescil davası yönünden ise dava konusu taşınmaza ilişkin tedavüllü tapu kayıtları getirtilerek, kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin tespit edilmesi, kadastro tutanağı düzenlenmemişse tescil davasının 6100 sayılı Kanun'un 165. maddesi uyarınca elde bekletilmesi, Kadastro Mahkemesince görülecek orman kadastrosuna itiraz davasının sonuçlanmasından sonra sonucuna göre Asliye Hukuk Mahkemesince tescil davası hakkında hüküm kurulması, kadastro tutanağı düzenlenmişse bu sefer dava dosyanın bütün halinde 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
S O N U Ç :
Davacılar vekili ve davalı Orman İdaresi vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davalı Hazine vekili ve davalı Orman İdaresi vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2025 gününde oy birliği ile karar verildi.