3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2024/3454 E. , 2025/2736 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili ; müvekkilinin, davalı bankadan 14.04.2010 tarihinde kullanmış olduğu 150.000.00 TL bedelli konut kredisi ile satın aldığı bağımsız bölümü 01.11.2012 tarihinde üzerindeki konut kredisine konu ipotek ile birlikte dava dışı M.K.'ya sattığını ve satın alan kişi tarafından konut kredisinin tam ve eksiksiz ödenmesine rağmen davalı bankanın ipoteği fek etmeyip ipotek senedindeki üst sınır olan 300.000,00 TL de aşılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığını belirterek icra takibinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile ilgili takibin iptaline, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekkine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının müvekkili bankaya olan tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, bağımsız bölüm üzerine 14.04.2010 tarihli 300.000.00 TL ipotek tesis edildiğini, davacının bankalarında asaleten ve kefaleten akdetmiş olduğu genel kredi sözleşmelerinin mevcut olduğunu, davacının ortağı ve yöneticisi olduğu dava dışı şirketin borçlarından ve şahsi borçlarından doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle Samsun 1. Noterliğinin 06.12.2012 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ve davacının temerrüde düşürüldüğünü, ödeme yapılmaması üzerine akabinde teminatın paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, ilgili taşınmazın konut finansmanına özgülenmediğini belirterek, davanın reddi ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kullandığı konut kredisi sözleşmesi ve ipotek resmi senedi incelendiğinde, sözleşmede geçen ''müşteri iş bu kredi ile ilgili olarak, Banka'ya doğmuş veya doğacak, vadesi gelmiş veya gelecek tüm borçlar ve yükümlülüklerin teminatı olmak üzere, aşağıda detayları belirtilen taşınmazın tamamı üzerinde bankanın serbestçe belirleyeceği tutarda ve şartlarla, banka lehine 1.derece, 1.sırada taşınmaz ipoteği tesis edileceğini kabul ve beyan eder." kısmına ilişkin olarak konut kredisi sözleşmesi ve ipotek resmi senedinin tarihlerinin 14.04.2010 olduğu, verilen ipoteğin sadece kullanılan konut kredisi için tesis edildiği ve ayrıca sözleşmede belirtilen kısmın tüketicinin aleyhine olacak şekilde konut kredisi dışındaki borçlarına da teminat oluşturması sözleşmenin yapıldığı dönemde uygulanan 4077 sayılı kanuna göre haksız şart olduğu, kredinin vadesinde ödendiği ve taşınmaz üzerine kullandığı krediye ilişkin olarak konulan 300.000,00 TL bedelli ipotek senedinden ötürü sorumlu tutulamayacağının anlaşıldığı, davalının takibinde haksız olsa da kötü niyetli olduğuna dair dosyada herhangi bir delil olmadığı, bu şekli ile davalı bankanın kusurlu olarak davacıya zarar verme kastı ile haraket ettiği yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının açmış olduğu menfi tespit davasının kabulüne, davacının Kızılcahamam İcra Müdürlüğünün 2020/1503 Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatına ilişkin taleplerinin reddine, karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; ipoteğin fekki istemi yönünden tefrik kararı verilmesine rağmen yargılamanın ipoteğin fekki davası olarak görüldüğünü, taşınmazın kredi henüz kapatılmadan 3. kişiye devri sebebiyle üzerindeki kredinin "konut finansmanı" niteliği kaybettiğini, genel mahkemede açılan menfi tespit isteminde davacı borçlunun müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı sözleşmelere ilişkin borcun devam ettiği gözetilmeden salt takibin konusu olmayan tüketici kredisi yönünden yapılan inceleme ile takibin iptali yoluna gidildiğini, bilirkişi raporlarının hiçbirinde takibe konu krediler ve takipteki asıl borçlu dava dışı şirket yönünden müvekkil bankaya borcu yönünden bir inceleme yapılmadığını, borçlunun müteselsil kefaletinin neye göre sona erdiği hususunda mahkemece inceleme yapılmadığını, yargılama konusu takibin ticari kredilere dayanılarak başlatılmış olmasına rağmen mahkemenin takibe koyulmayan kredilere ilişkin inceleme yapıldığını ve hatalı olarak tüketici mahkemesi sıfatıyla davayı gördüğünü, takibin konusu olmayan kredilere ilişkin müvekkil bankanın hiçbir ihtar veya isteminin olmaması sebebiyle davacının işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığını, yargılama esnasında takibe konu borcun ödenmesine rağmen yargılamaya İİK m. 72 uyarınca istirdat davası olarak devam edilmesi gerekirken bu hususun atlanarak ödenmiş olan borç ve kapalı takip yönünden borcun olmadığını ve takibin iptaline karar verildiğini, davacı tarafın konut finansmanı ile aldığını iddia ettiği taşınmazda hiçbir zaman konut olarak oturmaması ve kâr elde etmek maksadıyla sattığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, konut kredisinden kaynaklı menfi tespit ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ipoteğin konut kredisi için konulduğu,resmi senet hükmü ile davacının sözleşme konusu kredi borcu dışında kalan diğer bütün borçlarını da kapsayacak şekilde teminat alınarak tesis edilen ipoteğin tüketicinin bütün borçlarına hasredilmesine ilişkin düzenlemelerin, tüketici açısından haksız şart oluşturduğu, haksız şarta ilişkin sözleşme hükümlerinin ise tüketici yönünden geçersiz olacağı, davacıya yönelik başka alacakların tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurulamayacağının anlaşılmasına göre davalı vekili tarafından ileri sürülen temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.