Esas No
E. 2025/1214
Karar No
K. 2025/1219
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1214 Esas

KARAR NO: 2025/1219 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI: 2025/402 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ: 16/05/2025 ve 27/06/2025 (Ara Karar Tarihi)

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 8. ATM'NİN 2025/406 ESAS SAYILI DOSYASINDA İHTİYATİ TEDBİR İSTEYEN

DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
KARAR TARİHİ: 10/07/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin 5 ortaklı bir aile şirketi olup, şirket paylarının gruplara ayrıldığını, Şirketin kurucusu ...'un temsil ettiği A-B-C grubu, eşi ...'un temsil ettiği D grubu, kızı ...'nun temsil ettiği E grubu, oğlu ...'un ve gelini ...'un temsil ettiği F grubu payların toplamından oluştuğunu, şirketin kurucusu ve büyük hissedarı olan ...'un demans hastalığına yakalandığını, vasi tayin edilmesi talepli olarak İstanbul 21.Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/646E. sayılı dava açıldığını önce eşi ..., daha sonra vasi değişikliği ile ...'ün vasi atandığını, şirketin zarar görmemesi adına şirket merkezinde 16/01/2025 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapıldığını, toplantı yeter sayısı sağlanamadığından toplantının ertelenmesine karar verildiğini, akabinde 06/02/2025 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapıldığını ancak toplantıda, şirket esas sözleşmesinin 8/b maddesi gereği, asgari 4 kişiden oluşacak Yönetim Kurulu üyesinin oy çokluğuyla seçildiğini, hissedar ...'un itirazı üzerine tescil başvurusunun davalı şirketin yönetim organının oluşumunun ana sözleşme hükümlerine uygun olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, bunun sonucunda davalı şirketin yönetim organında boşluk meydana geldiğini, şirketin yönetimsiz ve temsilcisiz kaldığını, organ boşluğu sebebiyle şirketin genel kurul toplantısı yapılamadığından organ boşluğunun da tamamlanamadığını, davalı şirketin organ boşluğu sebebiyle kilitlenmiş vaziyette olduğunu belirterek ttk mad.530 uyarınca, fesih ve tasfiyesine, kararın kesinleşmesine kadar ki süreç için tedbiren davalı şirkete kayyım atanmasına, davalı şirketin yönetim organı yokluğunun giderilmesi amacıyla şirket genel kurulunun toplantıya çağrılması için kayyıma yetki verilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/05/2025 tarih ve 2025/402 Esas sayılı ara kararında; "Dava ve birleşen dava hukuki niteliği itibariyle TTK 530 maddesine dayalı olarak açılmış şirketin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir. Davacı taraflar aynı zamanda TTK 530/2 maddesi uyarınca ihtiyat tedbir kararı verilmesini, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve kayyıma genel kurulu toplantıya çağırması için yetki verilmesini talep etmişlerdir.TTK'nın 530. maddesi "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. Dava açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmünü içermektedir. Davalı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde en son genel kurul toplantısının 18/02/2021 tarihinde yapıldığı, 4 kişiden oluşan yönetim kurulunun 3 yıllığına seçildiği ve görev süresinin 18/02/2024 tarihinde son bulduğu, bundan sonra yapılmış geçerli bir genel kurulun bulunmadığı, şirket yönetim kurulu başkanı Hamza Oğuz'un sağlık nedenlerinden ötürü vesayet altına alındığı ve toplantılara katılamadığı, şirket ana sözleşmesinde yer alan düzenlemeler uyarınca bu durumda kalan yönetim kurulu üyelerinin tamamının toplantıya katılıp ittifakla karar almalarının zorunlu olduğu, aynı şekilde genel kurul toplantısının yapılabilmesi içinde tüm ortakların toplantıya katılması ve ittifakla karar alınmasının ana sözleşme ile şart kılındığı, toplantılara katılım ve kararların oy birliği ile alınması mümkün olamadığından bu süreçte yönetim kurulunun seçilemediği anlaşılmıştır. Yine 18/02/2021 tarihli genel kurul toplantısından sonra alınan yönetim kurulu kararı uyarınca yönetim kurulu başkan vekilleri ve aynı zamanda davacı durumunda bulunan ... İle ...'nun müştereken atacakları imzalar ile şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları, bu hali ile davalı şirketin iş bu dava dosyalarında temsilinin mümkün olamadığı da anlaşılmıştır.Öte yandan anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle görev süresi sona eren üyelerin, üyeliğinin askıda ve devam ettiği, yeni yönetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceğinin öncelikle kabulü gerekir. Zira, görev süresi sona eren yönetim kurulunun bu sıfatlarının, sürenin salt sona erme ile kendiliğinden düşeceğine ilişkin 6102 sayılı TTK'nda hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, eski yönetim kurulunun görev süresinin bitmesi ile ortaklığın kendiliğinden organsız kaldığı söylenemeyecektir. Eski yönetim, bu tarz bir yorum sayesinde şirket için acil ve önemli bulunan iş ve işlemleri yapma olanağına da kavuşmuş ve böylece şirketin devamlılığı sağlanmış olacaktır.(Çamoğlu/Poroy/Tekinalp, Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 2009, İstanbul, sh, 324;

11.Hukuk Dairesinin 08.02.2013 tarih ve 2012/6935 E, 2013/672 K sayılı ilamı v.b ilamları ) TTK'nın 530. maddesi anonim şirketlerin sona erme ve tasfiyesine ilişkin özel bir hüküm olup, kanunda aranan şartların mevcudiyeti halinde şirkete son ve uygun bir süre verilerek genel kurulun toplanıp yönetim kurulunu seçmesi için yahut mahkemece sadece genel kurul toplantısına çağrı ve genel kurulun toplanması için yasal diğer işlemleri yapmaya münhasır olarak bir yönetici kayyumu atanması mümkündür. Burada amaç, şirketin organ boşluğunun giderilmesi yönünde karar alınması için kayyum tarafından genel kurul toplantısının yapılmasının sağlanmasıdır. Verilen süre içerisinde genel kurul toplanmaz veya yönetim kurulu seçimi yapılamazsa artık şirketin feshine karar verilmesi gerektiği kanunun açık hükmüdür. TTK'nın 530/2. maddesinde, dava açıldığında mahkemenin gerekli önlemleri alabileceği de düzenlenmiş olup, bu düzenleme özel bir geçici hukuki koruma düzenlemesidir. Tamamlayıcı hüküm olarak da HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümlerinden yararlanmak gerekir.Somut olayda tasfiyesi istenen şirketin uzun süreden beri genel kurulunun toplanamadığı, görev süresi dolan yönetim kurulunun yerine yenisinin seçilemediği ve davacı taraflarca TTK'nın 530.maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesinin de talep edildiği gözetildiğinde öncelikle TTK'nın 530. maddesi uyarınca sadece genel kurul toplantısına çağrı ve genel kurulun toplanması, yönetim kurulunu seçmesi için yasal diğer işlemleri yapmaya münhasır olmak üzere bir yönetici kayyumu atanması mahkememizce uygun görülmüş, yine yukarıda belirtildiği gibi davacıların şirketi müşterek imza ile temsile yetkili olmaları nedeniyle davalı şirket mahkememiz dosyasında temsil edilemediğinden yönetim kayyımına iş bu davalarda şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı yetkisi de verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bunun dışında görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatları kendiliğinden son bulmadığından, görev süresi sona eren üyelerin, üyeliğinin askıda ve devam ettiği, yeni yönetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceği dikkate alınarak mahkememizce atanan yönetim kayyımına yönetim kurulunun yetkilerini kullanması şeklinde bir görev verilmeyerek bu yöndeki taleplerin reddi ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-TTK'nın 530/2 ve HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca davacı tarafların ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı şirkete, sadece genel kurul toplantısına çağrı ve genel kurulun toplanması ile yönetim kurulunu seçmesi ,davalı şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için yasal diğer işlemleri yapmaya münhasır olmak üzere bir yönetici kayyımı atanmasına,Kayyıma dosyaya alınan şirket sicil kayıtlarından davacıların aynı zamanda davalı şirketin müşterek imza yetkilisi olduğu anlaşıldığından davacılar ile davalı şirket arasında menfaat uyuşmazlığı doğduğundan, davalı şirketi mahkememiz de açılan iş bu davalarda temsil etmek üzere temsil kayyımı yetkisi de verilmesine, Aşan taleplerin reddine Yönetici kayyım ve temsil kayyımı olarak resen ...'ın atanmasına, kayyımın görevinin karar kesinleşinceye kadar devamına, '' karar verilmiş ve karara karşı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Birleşen davada davacı ... vekilinin 26/06/2025 tarihli dilekçesi ile; davalı şirkete sadece 2024 yılına ait genel kurul toplantısının yapılması ve yönetim kurulunun seçilmesi ile sınırlı olmak üzere kayyım atanmasına karar verildiğini, Mahkememizce yapılan bu yetkilendirmenin 2024 yılına ait genel kurul toplantısının gerçekleştirilmesi ile sınırlı olduğunu, ancak halihazırda çağrı kayyımında bulunan davalı şirketin genel kurul karar defteri incelendiğinde şirketin son genel kurul toplantısının 13/09/2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılına ait genel kurul toplantısı olduğunu, bunun dışında başka bir kaydın mevcut olmadığını, 2022 ve 2023 yıllarına ait genel kurul toplantıları yapılmadığını, 2022 ve 2023 yıllarına ait genel kurul toplantıları gerçekleştirilmeden sınırlı yetkili kayyım tarafından 2024 yılına ait genel kurul toplantısının yapılmasının da mümkün olmadığını, bu sebeplerle, 2024 yılına ait genel kurul toplantısının yapılması için atanan aynı çağrı kayyımının 2022 ve 2023 yıllarına ait genel kurul toplantılarını da gerçekleştirebilmesi amacıyla uygun görülecek şekilde yetkilendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/06/2025 tarih ve 2025/402 Esas sayılı ara kararında; "...daha önce tedbiren kayyım atanmasına ilişkin karar metninde yapılacak genel kurulun 2024 yılına ilişkin olduğuna dair bir ibare yer almadığı gibi ara karar ile yapılmasına karar verilen genel kurul 2024 yılına ait olağan genel kurul da değildir. Mahkememizde TTK 530/2 maddesine dayalı olarak açılan davada, verilen ara karar ile TTK 530 /2 maddesinde özel olarak düzenlenen ve sadece şirketin durumunun kanuna uygun hale getirmesini teminen yönetim kurulunun seçilmesi amacıyla genel kurul toplantısının yapılması amaçlanmış ve yine bunu teminen kayyım tayin edilmiştir. Bu amaç çerçevesinde yapılacak genel kurul için şirketin geçmiş yıllara ilişkin genel kurullarının yapılmasına gerek olmayıp şeçilecek yeni yönetim kurulu tarafından ilgili genel kurulların gerçekleştirilebileceği gözetilerek davacı vekilinin yerinde görülmeyen talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir." gerekçesiyle, ''Davacı ... vekilinin kayyımın davalı şirketin 2022 ve 2023 yıllarına ait genel kurul toplantılarını da gerçekleştirebilmesi amacıyla uygun görülecek şekilde yetkilendirilmesi talebinin reddine,...."karar verilmiş ve karara karşı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesi tarafından yukarıda belirtilen dosya numarası ile görülmekte olan davada ihtiyati tedbir talebine ilişkin 16/05/2025 tarihli ara karar oluşturularak "görev süresi sona eren yönetim kurulu üyelerinin, üyeliğinin askıda ve devam ettiği, yeni yönetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceğinin öncelikle kabulü gerekir. Bu itibarla eski yönetim kurulunun görev süresinin bitmesi ile ortaklığın kendiliğinden organsız kaldığı söylenemeyecektir." gerekçesi ve davacıların şirketi müşterek imza ile temsile yetkili olmaları nedeniyle atanan yönetim kayyımının, yönetim kurulunun yetkilerini kullanmak üzere görevlendirilmesine karar verilmediğini, verilen bu kararın, davalı şirketin işleyişinin devam etmesi ve şirketin kanuna uygun hale getirebilmesi bakımından hatalı olduğunu bu sebeple kendileri tarafından istinaf edilmesi gereği hasıl olduğunu; Davalı şirketin yönetim kurulu, kural olarak şirketi müşterek imza ile temsil ettiğini, seçilen son Yönetim Kurulu'nun görev süresi 28/12/2024 tarihinde sona erdiğini, bu Yönetim Kurulu'nda asıl ve birleşen davanın davacılarının şirketi temsil ile yetkilendirildiğini, her ne kadar kuralın, anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşmeyeceği, yeni yönetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceği ise de bu hususun yönetim kurulunun şirket iş ve işlemlerine yönelik karar alabildiği hallerde geçerli olduğunu, Davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri aralarındaki husumet ve hukuki ihtilaflar sebebiyle bir araya gelerek şirketin iş ve işlemlerinin yürütülmesi için hiçbir karar alamadığını, bu sebeple de halihazırda şirket, başta bünyesinde istihdam ettiği çalışanların maaşları dahil hiçbir ödemesini yapamadığını, bugün itibariyle de üretimin durma noktasına geleceğini, Bir yandan dava dilekçesinin eki olarak sunulan alacaklı şirketler tarafından davalı şirkete ödemeler konusunda ihtarnameler keşide edildiğini bir yandan da haksız icra takipleri başlatıldığını, başlatılan icra takiplerinin haksız olduğu bilinmesine rağmen davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri bir araya gelerek şirketi temsil edemediğinden takiplere itiraz edilemediğini, davalı şirketin avukatıyla vekalet ilişkisi davacı ...'un avukata yaptığı manevi baskılar neticesinde avukat tarafından istifa ile sonladırıldığından şirketi temsile yetkili vekaleten de bir avukat bulunmadığından takiplerin kesinleşerek, davalı şirketin banka hesaplarına hacizler tesis edilip, icra ödemeleri tahsil edildiğini, davalı şirketin kötü niyetli olan çalışanları tarafından da bu durum bilindiğinden şirkete karşı haksız icra takipleri başlatılarak, ödemeler tahsil edildiğini, Davalı şirketin halihazırda muhasebe müdürü olmadığını, şirketin yönetim kurulu üyeleri bir araya gelemediğinden şirket için yeni bir muhasebe müdürü işe alım süreci de yürütülemediğini davalı şirketin gelir, muhtasar, KDV beyannamelerini veremediğini; vergilerini ödeyemediğini ve bu sebeple çok ağır vergi cezalarıyla da karşı karşıya kaldığını, ayrıca davalı şirket hesaplarında parası olduğu halde yönetim kurulu tarafından bir araya gelinerek talimat verilemediğinden bankalara olan borçların ödenemediğini bu nedenle bankalar tarafından davalı şirkete kat ihtarları gönderildiğini, Diğer yandan şirketin, Sağlık Bakanlığı ve Özel Sağlık kuruluşlarının en büyük ilaç tedarikçisi olmasına rağmen yine (süresi dolan) yönetim kurulunun karar alamaması sebebiyle gümrükte duran mallarını çekemediğini, üretim faaliyetlerine devam edemediğini, sözleşmelerini yenileyemediğini, belirtilenlerin davalı şirketin, adeta kilitlenmiş vaziyette olduğunu ve iflasa sürüklendiğini gösterdiğini,

İlk derece mahkemesinin ara kararında belirttiği şekilde davalı şirketin yönetim kurulunun mevcut olduğu sadece görev süresinin dolduğu buna istinaden yeni yönetim kurulu seçilip göreve başlayana kadar eski yönetim kurulunun görevinin devam ettiğinin kabulünün mümkün olmadığını, bir organın şeklen mevcut olmasına rağmen faaliyet göstermemesi ile gerçek anlamda var olmaması arasında bir fark bulunmadığını, görüldüğü üzere, davalı şirketin, görev süresi biten yönetim kurulu üyeleri bir araya gelerek şirket hakkında karar verecek konumda olmadığını, bu yüzden de şirket iflas ile karşı karşıya kaldığını, Şayet, yönetim kurulu seçilemediği takdirde eski yönetim kurulu üyelerinin devam ettiği gerekçesiyle, organ yokluğu oluşmadığı kabul edilecek olursa hukukumuzda TTK m. 530 hükmünü uygulamasının hiç bir zaman mümkün olmayacağını, Bu sebeple istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 16/05/2025 tarihli ara kararının istinaf ettikleri sebeplerle sınır olarak ve ek karar talebine ilişkin 26/05/2025 tarihli ret kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle, davalı şirkete atanan yönetim kayyımına, şirket genel kurul toplantısı yapılarak, seçilecek yeni yönetim kurulu göreve başlayana dek tedbiren şirketin yönetim kurulunun yetkilerini kullanmak üzere yetki verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; asıl ve birleşen davada davalı şirketin organ eksikliği sebebiyle TTK'nın 530 maddesi uyarınca feshi ve tasfiyesi talepli davada şirkete tedbiren yönetim ve temsil kayyımı atanması talebine ilişkindir. Mahkemece 16/05/2025 tarihli ara karar ile sadece genel kurul toplantısına çağrı ve genel kurulun toplanması ile yönetim kurulunu seçmesi, davalı şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için yasal diğer işlemleri yapmaya münhasır olmak üzere bir yönetici kayyımı atanmasına ve iş bu davada şirketi temsil etmesi için temsil yetkisi verilmesine ve fazlaya ilişkin taleplerin karar verildiği, davacı vekili tarafından tekrardan kayyıma yönetim kurulu yetkilerini kullanması için karar verilmesi için talepte bulunulduğu, bu kez Mahkemece 23/06/2025 tarihli ara karar ile kayyıma genel kurul yapılıp yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar ki süre içinde olmak kaydıyla şirkete gönderilen ihtarnamelere cevap vermek, şirket aleyhine başlatılan icra takiplerine itiraz edebilmek, şirket hakkında açılan ve açılacak davalarda şirketin temsilini sağlamak üzere avukat tayin etme yetkisi verilmesine ve fazlaya ilişkin taleplerin karar verildiği, bu kez davacı vekili tarafından 2022 ve 2023 yıllarına ait genel kurul toplantılarını da gerçekleştirebilmesi için kayyıma yetki verilmesinin talep edildiği, Mahkemece 27/06/2025 tarihli ara karar ile bu talebin reddine karar verildiği, Mahkemece verilen 16/05/2025 tarihli ara karara ve 27/06/2025 tarihli ara karara (davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde 26/05/2025 tarihli ret kararının istinaf edildiğinin belirtildiği, ancak dosyada 26/05/2025 tarihli bir ret kararının bulunmadığı, bu sebeple Mahkemece verilen 27/06/2025 tarihli ret kararının istinaf edildiği düşünülerek söz konusu ara kararın incelemesi yapılmıştır.) karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'da anonim şirkete kayyım atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamakta olup, şirketlerin seçilmiş organları tarafından yönetilmeleri esastır. TMK'nın 427/4 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. Kayyım atanması halinde de kayyım, kayyımın atanmasına yol açan durumlarla sınırlı yetkilidir. İş bu davada organsız kaldığı iddiası ile şirketin feshi talep edildiğinden ve organsız kalması halinin fesih sebebi olarak düzenlenmesi dikkate alınarak Mahkemece TTK'nın 530 maddesinde yer alan yetkiler ile sınırlı olarak kayyım ataması yerindedir. Davalı şirketin görev süresi sona eren ancak yenisi seçilene kadar görevi devam eden yönetim kurulu üyeleri arasında anlaşmazlık olduğu ve yönetim kurulunun işlemez durumda olduğuna ilişkin ihtilaf bulunmadığı, ancak işleyemez durumda olsa da, şirketin seçilmiş bir yönetim kurulu bulunduğundan organsız kaldığından bahsedilemeyeceğinden, Mahkemece yönetim kurulunun yerine geçecek şekilde kayyım atanmaması isabetlidir. Bunun yanında davacı vekilinin şirket işleyişindeki sıkıntılarına ilişkin Mahkemece kayyıma yetki verilmesini talep etmesi üzerine de Mahkemece şirket işleyişinin devamı için kayyıma sınırlı yetkiler verildiği, şirketin işleyişinin devamı için zorunlu olması ve Mahkemeden talep edilmesi ve talebin haklı görülmesi halinde kayyıma talep edilen hususlarda tekrar yetki verilebileceği, karardan sonra verilen beyan dilekçesi ile ileri sürülen sebeplerin Mahkemece verilen kararlardaki taleplere konu edilmediği,

TTK 530 kapsamında atanan kayyımın yetkisinin maddede belirtilen hususlar ile sınırlı olduğu, kayyıma yönetim kurulunun yerine geçecek şekilde yapılmayan genel kurulları yapma yetkisinin de verilemeyeceği anlaşılmakla Mahkemece bu taleplerin de reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi ara karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, birleşen davada davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı TTK'nda hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, eski yönetim kurulunun görev süresinin bitmesi ile ortaklığın kendiliğinden organsız kaldığı söylenemeyecektir. Eski yönetim, bu tarz bir yorum sayesinde şirket için acil ve önemli bulunan iş ve işlemleri yapma olanağına da kavuşmuş ve böylece şirketin devamlılığı sağlanmış olacaktır.(Çamoğlu/Poroy/Tekinalp, Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 2009, İstanbul, sh, 324; 11. Hukuk Dairesinin 08.02.2013 tarih ve 2012/6935 E, 2013/672 K sayılı ilamı v.b ilamları ) TTK'nın 530. maddesi anonim şirketlerin sona erme ve tasfiyesine ilişkin özel bir hüküm olup, kanunda aranan şartların mevcudiyeti halinde şirkete son ve uygun bir süre verilerek genel kurulun toplanıp yönetim kurulunu seçmesi için yahut mahkemece sadece genel kurul toplantısına çağrı ve genel kurulun toplanması için yasal diğer işlemleri yapmaya münhasır olarak bir yönetici kayyumu atanması mümkündür. Burada amaç, şirketin organ boşluğunun giderilmesi yönünde karar alınması için kayyum tarafından genel kurul toplantısının yapılmasının sağlanmasıdır. Verilen süre içerisinde genel kurul toplanmaz veya yönetim kurulu seçimi yapılamazsa artık şirketin feshine karar verilmesi gerektiği Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 HMK md.389 K6100 md.1 TTK md.530/2 HMK md.355 TTK md.530 HMK md.362/1 K6102 md.530
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.