9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/6 Esas - 2024/692
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Şirketi ile aralarında ticari satımdan kaynaklı hizmet alacağından 134.214,38 TL bakiyenin ödenmemesi üzerine ..... Esas nolu dosyasıyla 134.214,38 TL asıl alacak ve 3.083,25 TL faiz ile toplam 137.297,63 TL alacak takibe alındığını, 137.297,63 TL tutarındaki toplam alacağın icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (134.214,38 TL yıllık 10,75 avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı aleyhine takip miktarının % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... Şirketinin ...'nin işletmesinin dekorasyon işlerinin yapılması için davacı ... Danış. Hizm. Cam. San.ve Tic. Ltd. Şti. İle anlaşıldığını, yapılan imalatlara karşılık ödeme yapılmamış olması üzerine fatura düzenlediğini ve davalı şirket aleyhine ..... E. (Eski dosya no: ..... E.)sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, davalı şirket tarafın yargılamaya konu icra dosyasından gönderilen ödeme emrine haksız olarak itiraz edildiği iddiası ile eldeki davanın açıldığını; ..... E. (Eski dosya no: ..... E.) sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinde bulunulduğunu, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için; taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı, faturayı gönderenin tacir olması, fatura içeriğine itiraz edilmemiş olması şartlarının yerine gelmesi gerektiğini, bu şartlar yerine gelmezse fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması karinesi hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağını, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabileceğini, kaldı ki davalı ... A.Ş.'nin davacı şirket ile yazılı veya sözlü herhangi bir anlaşması, sözleşme ilişkisi bulunmadığını, sadece faturanın davalı tarafa tebliğ edilmesi ve bu faturaya süresi içinde itiraz edilmemiş olması, taraflar arasında akdi bir ilişkinin kurulamayacağını, davaya konu faturaya, davalı şirkete tebliğ tarihinden itibaren yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, dava konusu faturayı .... Noterliği'nin 26.01.2023 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ekinde tebliğ edilmesinden önce, davalı şirkete teslim edildiğinden yasal 8 günlük süresinde faturaya itiraz edilmediğine dair iddiaları tamamen gerçek dışı olduğunu, 2024 yılı için senetle ispat sınırı 23.450,00 TL olması ve kabul anlamına gelmemekle birlikte; işbu davaya esas değerin 137.297,63 TL olması sebebiyle bildirilen tanıkların dinlenmesine muvafakat olunmadığını, davacı şirket tarafından davalı şirket ile arasındaki bir sözleşme ilişkisine bağlı olarak, davalı şirkete verilmiş bir hizmet ve/veya yapılmış bir satış bulunmadığını; dava dışı ... tarafından dava dışı ... adına toplam 185.000,00 TL tahsilat yapıldığını, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
- ..... E. (Kapatılan ..... E.) sayılı dosyası, -İhtarnameler, faturalar, görüşme kayıtları, -Bilirkişi raporu: 10/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; icra takip tarihi ile davacının davalıdan 134.214,38 TL alacaklı olduğu, dava tarihi ile davacının davalıdan 134.214,38 TL alacaklı olduğu, davacının, davalıya mal ve hizmet satışından düzenlediği E-Arşiv faturasının davalının ticari defterlerine yasal süresi içerisinde kaydedilmediği, kayıtlarında olmadığı, dava tarihi ve icra takip tarihi ile davalının davacıya 134.214,38 TL borçlu olduğu, davacı ve davalı kayıtlarındaki olumsuzluklar giderilerek taraflarınca yeni bir cari hesap tablosu düzenlendiği ve bu çerçevede davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 134.214,38 TL. alacaklı olduğunun hesaplandığı, davacının davalı aleyhine .....
E. Sayılı dosyasında yürüttüğü icra takibinde talep edilen tutarın 134.214,38 TL olması nedeniyle icra takibinin de bu tutar üzerinden devamının uygun olduğu, davacının icra inkar tazminat talebi hukuki nitelikte olması nedeniyle bu konuda yorum yapılmadığı (134.214,38.-TL. x %20 = 26.842,87 TL) belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Bu kapsamda eldeki uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmesinden önce eser sözleşmesine ilişkin kısaca bir açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır.
Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470). Eser sözleşmesinde yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır.
Yüklenici kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabilir (TBK m. 473). Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorundadır. Ayıp, yasa ya da sözleşme hükümleri gereğince, bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumludur (TBK m. 474). Açık ayıp, eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplardır.
İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür (TBK m. 474). Eserdeki ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibi, seçimlik hak olarak; eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme, ve iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır (TBK m. 475).
Yine eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. Bunun dışında iş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olup, bildirmemesi halinde eseri kabul etmiş sayılır (TBK m. 477).
Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara rağmen iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanmış bulunursa veya her hangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek bir nedenden dolayı meydana gelmiş olursa, iş sahibi eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK m.476) Buna göre ayıp iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanıyor ise iş sahibi eser ayıplı olmasına rağmen kanundan kaynaklanan, sözleşmeden dönme, bedelde indirim veya eserin ücretsiz onarılmasına ilişkin seçimlik haklarını kullanamaz ayrıca genel hükümlere göre tazminat da talep edemez (TBK m. 475). Ayrıca malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden iş sahibine karşı satıcı gibi sorumludur (TBK m. 472/1).
Eser sözleşmesi ile ilgili bu açıklamalar yapıldıktan sonra faturaya ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ..... . sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır. Buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir.
Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, taraflarca ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı, davalı ile aralarında "..." ticari işletmesinin dekorasyon işlerinin yapılması hususunda sözlü anlaşma yapıldığını, işlerin davalıya teslim edildiğini ancak ödemelerin yapılmadığını beyanla davacı adına düzenlenen fatura bedelinin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, davacı itirazının haksız olduğunu beyan etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde, davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, dava dilekçesi ile sunulan ... ile ... arasındaki yazışmaların kendilerini bağlamadığını, şirket yetkilisinin ... olduğunu, haricen öğrendikleri üzere ... tarafından davacıya ödeme yapıldığının iddia edildiği görülmüştür.
Taraf ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, taraf ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı, 134.214,38 TL tutarlı e-arşiv faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı, e-mail yolu ile davalıya gönderilen yukarıda zikredilen faturanın noter aracılığı ile iade edildiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamına göre davacı tarafından dosyaya sunulan evraklar ile davacı taraf davalı ile aralarında bir eser sözleşmesi olduğunu ispat edememiş olup, tek başına fatura tanzimi ve şirket yetkilisi olmayan kişilerle yapılan mesajlaşmaların sözleşmenin kurulduğuna ilişkin ispata yeterli olmadığı mahkememizce kabul edilmiş olup, davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, yemin deliline başvurmayacaklarını bildirmeleri üzerine sübut bulmayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davalı tarafça davacının takip başlatmakta kötü niyetle olduğu ayrıca ve kesin şekilde ispatlanamadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine,
Kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 1.658,22 TL harçtan çıkarılarak artan 1.230,62 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. ..... , Davalı Vekili Av. ..... 'ın (e-duruşma) yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/12/2024 Katip .....
(e-imzalıdır)
Hakim .....
(e-imzalıdır)