Esas No
E. 2022/1356
Karar No
K. 2025/1099
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1356

KARAR NO: 2025/1099

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:26/05/2022

NUMARASI:2021/749 Esas 2022/588 Karar

DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 20/08/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2025

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi nedeniyle 15.08.2018 tarihi itibariyle hesap kat edilerek davalı borçluya Büyükçekmece 14. Noterliğinin 27.08.2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini, davalı şirketin Bakırköy 2. ATMnin 2018/390 esas sayılı dosyasında konkordato talep ettiğini, yapılan ilan üzerine müvekkilince 6.638.804,39-TL alacak bildirildiğini, ancak alacağın 4.307.221,33-TL'lik kısmının kabul edildiğini, kalanın kabul edilmediğini, konkordato dosyasına yaptıkları talep neticesinde konkordato nisabına dahil edilmesi taleplerinin reddine karar verilerek müvekkilinin alacağının çekişmeli hale geldiğini, yargılama sonucunda davalının konkordato projesinin tasdikine,

İİK'nın 308/b maddesi gereğince alacakları itiraza uğramış alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren 1 ay içinde dava açmakta muhtariyetlerine karar verildiğini, alacağı itiraza uğrayan alacağın konkordato nisabına dahil edilmesi gerektiğini belirterek, 2.105.427-TL'nin nisaba dahil edilmesine ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkiline davacı bankaca çeşitli tarihlerde... kefaleti ile kredi kullandırıldığını, krediye ilişkin dönem faizlerinin ödeme tarihlerinde, tahakkuk eden faiz tutarlarının konkordato geçici mühlet tarihine kadar davacıya ödendiğini, ayrıca müvekkilinin tahsil amaçlı olarak davacı bankaya müşteri çekleri verdiğini, kredi ödemelerinde gecikmeler yaşandığını, bu nedenle davacıya verilen müşteri çeklerinin tahsil edildikçe borca mahsup edildiğini, davacının bu süreçte 27.08.2018 tarihinde hesabı kat ederek 6.638.804,39-TL alacak talep ettiğini, bu süreçten sonra müvekkilince tahsil için verilmiş çeklerin ve nakit ödemelerin listesi talep edilmesine rağmen davacı tarafından müvekkiline bilgi verilmediğini, 17.04.2018 tarihinde geçici mühlet kararı alındığını, yine mahkemece 17.09.2018 tarihinde 1 yıllık kesin mühlet kararı ve 13.09.2019 tarihinde 6 ay uzatma kararı verildiğini,01.07.2020 tarihinde ise konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini,

İİK'nın 288/1 maddesi gereğince geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından, konkordato mühleti ve tedbir kararı verilmesiyle alacağa faiz işletilmesinin durduğunu, komiser heyetinin belirlediği alacak dışındaki taleplerin haksız olduğunu, bu nedenle alacağa faiz işletmesi mümkün olmayıp sadece ana para üzerinden talepte bulunulması gerektiği halde davacı tarafından faiz ve diğer ferilerin talep edilmesinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; Bakırköy 2. ATM'nin 2018/390 esas sayılı dosyasında konkordato projesinin tasdikine karar verildiği, davacının 6.638.804,39-TL üzerinden alacak kaydı yaptırdığı,borçlunun alacağın 4.307.221,33-TL'sini kabul ettiği,bu miktar alacağa projede yer verildiği , 27/08/2018 tarihinde kredi hesabının kat edildiği,davalı şirketin 31/08/2018 tarihinde temerrüde düştüğü,hesabın katından önce 17/04/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği,01/07/2020 tarihinde konkordatonun tasdikine karar verildiği,

İİK'nın 288/1 ve 294 maddeleri hükümlerine göre, geçici mühlet tarihi itibariyle rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durduğundan, davacı bankanın, geçici mühlet tarihi olan 17/04/2018 tarihinden sonra faiz talep edemeyeceği, bilirkişi kurulu tarafından yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın,geçici mühlet tarihi itibariyle alacağının 5.139.308,57-TL olduğu, banka nezdinde bulunan çeklerden toplam 1.269.147,85-TL tahsilat yapıldığı kalan alacağın 3.870.160,72-TL olduğu,borçlunun kabul ettiği tutarın 4.307.221,3-TL olduğu ve bu miktar esas alınarak konkordatonun tasdik edildiği, buna göre davacı bankanın, tahsil edilen çeklerin mühlet tarihi itibariyle tespit edilen toplam alacaktan düşülmesinden sonra, borçlunun kabul ettiği ve tasdik kararı uyarınca ödeme planına dahil edilen alacağa ek bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili; kredi borcu ödenmediğinden 15.08.2018 tarihinde hesap kat edilerek davalı borçluya 27.08.2018 tarihli kat ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı şirketin konkordato talebinin ilanı üzerine 6.638.804,39-TL alacak bildirildiğini, ancak alacağın 4.307.221,33-TL'lik kısmının kabul edildiğini, bu nedenle müvekkilinin alacağının çekişmeli hale geldiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik hesaplama yapıldığını, rapordaki tahsilat tutarları ile müvekkili banka kayıtları arasında uyuşmazlık bulunduğunu, örneğin tahsilat listesinde belirtilen 27.08.2020 tarihinde 201.400-TL tahsilat söz konusu olmayıp bu tarihte 12.719,35-TL tahsilat sağlandığını, alacak hesabının İİK'nın 294. maddesi gereğince kesin mühlet tarihi itibariyle yapılması gerektiğini, faiz işletilmesinin kesin mühlet tarihi itibariyle durdurulması gerektiğini, ayrıca mahkemece alacağın geçici mühlet tarihi itibariyle 5.139.308,57-TL olarak belirlendiğini, bu karara göre de müvekkilinin kabul edilen 4.307.221,33-TL'den daha fazla alacaklı olduğunu, mahkemece davanın açılış tarihindeki haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiğini, dolayısıyla mühlet ve tasdik kararı ile dava tarihinden sonra yapılan tahsilatların değerlendirme dışı tutulması gerektiğini, kararda müvekkili aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, konkordato projesine dahil edilmeyerek çekişmeli hale gelen alacağın İİK'nın 308/b maddesi gereğince tahsili istemine ilişkindir.İİK'nın 308/b maddesinde, alacakları itiraza uğramış alacaklıların, tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.İİK'nın 288/1 maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.İİK 294/3 maddesi ise “Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur.” hükmünü içermektedir.Anılan kanun maddeleri gereğince kesin mühletin faize ilişkin düzenlemesi geçici mühleti de kapsayacağından, konkordatoya tabi borçlara geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır (Yargıtay 15. HD'nin 2021/2089 E, 2021/2943 K. sayılı ve 23/06/2021 tarihli ilamı). Diğer taraftan konkordato talebini inceleyen mahkemenin, çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olmasına veya olmamasına ilişkin kararı maddi hukuk bakımından kesin hüküm teşkil etmez ise de,

İİK'nın 288/1 ve 294/3 maddesi hükümleri gereğince konkordatoya tabi borçlara faiz işlemesinin duracağına dair hükmü ve tasdik edilmesi ile konkordatonun bağlayıcı hale gelmesi karşısında, konkordato devam ettiği sürece mühlet tarihinden sonra işleyecek faizin ayrıca bir alacak davasına konu edilmesi de mümkün olmayacaktır.Somut olayda; davacı banka tarafından davalıya kredi kullandırıldığı, kredi hesapları 27.08.2018 tarihinde kat edilerek keşide edilen aynı tarihli ihtarname ile toplam 6.359.079,10-TL borcun 1 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 29.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 31.08.2018 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, kat tarihinden önce Bakırköy 2. ATM'nin 2018/390 esas sayılı dosyasında yapılan konkordato başvurusunda davalı şirkete 17.04.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, 2 aylık uzatma kararı sonrasında 17.09.2018 tarihinde 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği, uzatılan kesin mühlet süresi akabinde 01.07.2020 tarihinde konkordatonun tasdik edildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 45. HD'nin 27/05/2021 tarihli ilamıyla kaldırılarak, yeniden hüküm verilerek konkordatonun tasdikine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 6. HD'nin 25/11/2021 tarihli ilamıyla onanarak kesinleştiği, konkordato yargılamasında davacı tarafça 17.08.2018 tarihi itibariyle 6.435.804,39-TL nakit, 16.000-TL çek depo bedeli ve 187.000-TL teminat mektubu riski olmak üzere toplam 6.638.804,39-TL alacak bildirildiği, davalı borçlu tarafından 4.307.221,33-TL alacağın kabul edildiği, komiser heyetince de davalı borçlunun kabul ettiği bu alacak miktarının esas alındığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket bakımından 01.07.2020 tarihinde konkordatonun tasdikine karar verilmiş, işbu tasdik kararı 10.07.2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiştir.

Davacı tarafça ise işbu dava 1 aylık süreden sonra 20.08.2020 tarihinde açılmıştır. İİK'nn 308/b maddesinde; alacakları itiraza uğramış alacaklıların, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilecekleri, süresinde dava açmamış alacaklıların, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemeyecekleri, bu durumda yatırılan payın borçluya iade edileceği belirtilmiştir. Bir ay içinde çekişmeli alacaklar hakkında dava açmayanlar, maddi hukuk yönünden alacak hakkını kaybetmezler. Bu kategoriye giren alacaklılar konkordatoya hiç kayıt yaptırmamış süjelerin hukuki statüsüne tabi olurlar ve dava açtıklarında kendilerine bir nevi ihtiyati tedbir olarak ve teminat olarak bir pay ayrılıp bankada bloke edilmez. Konkordato adi nitelikteki bütün alacakları kapsamına alacağından, konkordatoya kayıt yaptırılmaması alacağın ortadan kalkmasını gerektirmez.Ne var ki konkordatoya kayıt yaptırmayan ya da süresinden sonra kayıt yaptıran alacaklı, bu alacak borçlu tarafından kabul edilmediği takdirde, genel hükümlere göre alacağını mahkeme ilamı ile belirlemek zorundadır. Konkordatoya süresinde kayıt yaptırmamanın müeyyidesi konkordato nisap ve oylamasına dahil olmamak ve verilecek teminattan yararlanamamaktır. Bir aylık süre içinde dava açılmamasının müeyyidesi de aynıdır.Davacı tarafından borçlunun itirazına uğrayan çekişmeli alacak niteliğindeki davanın bir aylık süre içinde açılmamış olması halinde, alacaklının hakkı sükut etmediğinden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine sebep olmayacaktır.Mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda; davacı tarafından kredi hesabının geçici mühlet kararı tarihinden yaklaşık 4 ay sonra kat edildiği, bu nedenle 17.04.2018 geçici mühlet tarihi itibariyle alacağın belirlenmesi gerektiği, geçici mühlet tarihi itibariyle rehinle temin edilmeyen her türlü alacağa faiz işletilmesinin duracağı, bu nedenle davacı bankanın alacağa geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işletemeyeceği, geçici mühlet tarihi itibariyle davacının alacağının 5.139.308,57-TL olduğu, geçici mühlet tarihi sonrasında 02.07.2018-31.08.2021 tarihleri arasında yapılan toplam 1.269.147,85-TL çek tahsilatları sonrasında alacağın 3.870.160,72-TL'ye düştüğü, davacının 6.638.804,39-TL alacak kaydı yaptırdığı, konkordato dosyasında borçlunun 4.307.221,33-TL alacağı kabul ettiği, komiser heyetinin de ödeme planında davalı borçlunun kabul ettiği miktara yer verdiği, bu nedenle davacının davalı borçlunun kabul ettiği miktara ilave bir alacağının bulunmadığı görüşü bildirilmiştir.Buna göre somut olayda davacının tahsil için aldığı çekler geçici mühlet tarihi itibariyle henüz tahsil edilmediğinden borç miktarı daha yüksek görünüyor ise de, geçici mühlet tarihinden sonra ileri tarihli çeklerin tahsili nedeniyle davacı alacaklı bankanın halen tahsili gereken hesaplanan miktardan fazla alacağı bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı bankanın ticari defter ve kayıtlarına göre tahsil edilen çek bedellerinin tespit edilmesine göre davacı vekilinin tahsilat tutarlarına ilişkin istinaf nedeninin yerinde olmadığı, alacağa geçici mühlet tarihinden itibaren faiz de işlemeyeceği dikkate alındığında, davacı bankanın borçlunun kabul ettiği borç tutarından daha fazla bir alacağının bulunmadığı tespit edildiğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.