Esas No
E. 2025/869
Karar No
K. 2025/1058
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/869

KARAR NO: 2025/1058

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09.05.2025

NUMARASI : 2025/241 Esas

TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir

KARAR TARİHİ: 07.07.2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 07.07.2025

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.05.2025 tarih 2025/241 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili, davalı şirketin 1995 yılında kurulduğunu, ortaklarının müvekkili ve davalı kardeşi .... olduğunu, ikisi tarafından şirketin uzun yıllar beraberce yönetildiğini, ancak 2015-2016 yıllarında davalı ... 'ın şirkete dair tüm yetkileri hukuka aykırı şekilde müvekkilinin rızası olmaksızın kendisinde topladığını, müvekkilinin rahatsızlığı nedeniyle şirket ile bir süre ilgilenemediğini, ayrıca kardeşi olan davalıya güvendiği için kazançların paylaşımı, şirketin aktif ve pasifi hakkındaki bilgiler konusunda davalı kardeşine inandığını, ancak son dönemde şirkete dair tüm bilgi, belge, evrak ve dökümanların davacıdan gizlendiğini, ayrıca yanlış bilgiler verildiğini, davalının yeni taşınırlar/taşınmazlar edindiğini, şirket üzerine kayıtlı bazı araç ve taşınmazların davalı tarafından elden çıkarıldığını, bazı malların davalı tarafından kendi uhdesine geçirildiğini, şirkete ait olan malvarlıklarının kendisinin haberi ve imzası olmadan satıldığını ve elden çıkarıldığını, bu satışlara ilişkin davalı ...'ın 19/06/2017 tarihli 2017/2 sayılı müdürler kurulu kararının alındığı toplantıya müvekkilinin katılmadığını, karara imza da atmadığını, müvekkilinin hiçbir toplantıya davet edilmediğini, müvekkilinin imzasının taklit edilmesi eylemi ile ilgili olarak Menemen C.Başsavcılığının 2025/2528 nolu soruşturmanın devam ettiğini, kar payının gerektiği şekilde pay edilmediğini iddia ederek, müvekkilinin haklı nedenle ortaklıktan çıkması ve belirsiz alacak şeklinde görülmek üzere şimdilik 5.000,00 TL ayrılma payı bedelinin ticari temerrüt faizi ile ödenmesine; yoksun kaldığı kar payı, imzası taklit edilmek suretiyle şirkete dair hukuksuz iş ve işlem nedeniyle uğradığı zarar, pek çok iş makinesi, arsa/arazi, dükkan vs. taşınır/taşınmaz malların davalı ... tarafından elden çıkarılması ya da kendi uhdesine geçirilmesi nedeniyle uğranılan zararların müvekkilinin payına düşen miktarının -belirsiz alacak davası şeklinde görülmek üzere- şimdilik 100.000,00 TL'lik bölümünün ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına, şirketin taşınmazlarına, banka hesaplarına, motorlu taşıtlarına, üçüncü şahıslara devri, ayni ve şahsi hak tesisinin önlenmesi bakımından  ihtiyati tedbir konulmasına, ihtiyati tedbir talepleri uygun görülmez ise işbu davanın açıldığına ilişkin şerh konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, müvekkilinin şirketin kuruluşundan itibaren müdürlük sıfatını taşıdığını, davacının bilgisi ve onayının bulunduğunu, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmadığını, şirketin muhasebecisinin karar defterine ortakların imzalarını aldığını ve her iki imzanın da deftere işlendiğini, müvekkilinin imzaladığı 2017/2 sayılı kurul kararının davacının daha önce imzaladığı şekilde müvekkiline geldiğini, şirketin finansal ve ticari işlemlerinin davacının bilgi ve onayı dahilinde olduğunu, şirketin kullandığı tüm banka kredi sözleşmelerinde müvekkilinin ve davacının kefil olarak imzalarının bulunduğunu, ayrıca şirketin malvarlıklarına ilişkin satış işlemlerinde de davacının bilgisi ve onayının bulunduğunu, davacının kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, şartları oluşmadığı için ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN ARA KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, iddianın kapsamına ve mahiyetine, davacı ortak ile davalı ortağın %50 hissedar olmalarına, şirketin uzun yıllardır faaliyette bulunmasına ve davalı ...'ın bu süreçte yöneticilik görev ve yetkisini sürdürmesine, şirket ve ortaklar arasındaki ilişkinin mahiyetine ve kapsamına, şirketin ticari faaliyetlerine olağan seyirinde devam etmesinin ortakların, şirket tüzel kişiliğinin ve üçüncü kişilerin menfaatine olmasına, olayda mevcut durum nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi zararın doğacağından endişe edilmesi halinden söz edilememesine, dava dayanağı vakıaların yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamamasına göre; yasal şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.

Karara karış davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili, ilk derece mahkemesince eksik incelenmesi neticesinde ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiğini, 2015-2016 yıllarında davalının şirkete dair tüm yetkileri hukuka aykırı şekilde müvekkilinin rızası olmaksızın kendisinde topladığını, müvekkilinin rahatsızlığı nedeniyle şirket ile bir süre ilgilenemediğini, ancak müvekkilinin yıllardır kandırılması ve son dönemde şirkete dair tüm bilgi, belge, evrak ve dökümanların kendisinden gizlenmesi nedeniyle kendi hakkını aramaya başladığını, davalı tarafından, şirketin yönetimi hukuksuz şekilde devralındıktan sonra müvekkiline şirketle alakalı bilgi, belge ve döküman verilmediği gibi şirketin ettiği kardan da müvekkilin hissesine düşen payı hususundaki ödemelerin müvekkiline yapılmadığını, zaman zaman davalı tarafından müvekkiline şirketle alakalı yanlış bilgiler verildiğini, davalının yeni taşınırlar/taşınmazlar edindiğini, şirket üzerine kayıtlı olan bazı araç ve taşınmazların davalı tarafından elden çıkarıldığını, bazı malların davalı tarafından kendi uhdesine geçirildiğini; müvekkilinin imzasını taklit etmek suretiyle aksi karar alıncaya kadar müdür olarak atadığını; davalının böylece müvekkilinin imzasını taklit ederek kendisini aksi karar alıncaya kadar şirkete müdür olarak atadığını ve her türlü işlemi yapmaya kendisini yetkili kıldığını belirterek, ihtiyati tedbirin reddine dair ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Talep, iki ortaklı limited şirkette haklı sebebe dayanarak ortaklıktan çıkma, ayrılma payı ve tazminat istemlerine ilişkin olarak açılan davada ihtiyati tedbir yoluyla şirkete denetim kayyımı atanması, şirketin taşınmazlarının, banka hesaplarının, motorlu taşıtlarının üçüncü şahıslara devrinin, ayni ve şahsi hak tesisinin önlenmesi, ihtiyati tedbir talebi uygun görülmez ise davanın açıldığına ilişkin şerh konulması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

HMK'nın 390/3 maddesinde, ihtiyati tedbir isteğinin kabul edilebilmesi bakımından, ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimâl de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimâlini de gözardı edemez. Dava açılmış olması tek başına ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirmez. Karar tarihi itibariyle davacının ileri sürdüğü deliller tam olarak toplanmamış ve incelenmemiş ise yargılama aşamasında delillerin toplanıp incelenmesinden itibaren tedbir istemleri konusunda tekrar mahkemenin yaklaşık ispat şartları çerçevesinde talep üzerine değerlendirme yapabileceği açıktır.

Somut olayda, talep ve karar tarihi itibariyle, şirkete denetim kayyımı atanması ve şirketin taşınmazlarının, banka hesaplarının, motorlu taşıtlarının üçüncü şahıslara devrinin, ayni ve şahsi hak tesisinin önlenmesi hakkındaki ihtiyati tedbir istemlerinin dosyadaki mevcut deliller ile davanın mahiyeti ve dosya kapsamına göre bu aşamada yaklaşık ispat kuralıyla birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığının belirlenmesine, ihtiyati tedbir talep şartlarının mevcut olmamasına, yargılama aşamasında toplanacak delillere göre talep halinde ihtiyati tedbir hususunun yeniden değerlendirilmesinin de tabii bulunmasına göre, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.İhtiyati tedbir isteyen (davacı) vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.İhtiyati tedbir isteyen (davacı) yönünden istinaf karar harcı olan 1.013,90-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 398,5‬0-TL'nin ihtiyati tedbir isteyenden (davacıdan) alınarak hazineye gelir kaydına,

3.İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyenin (davacının) yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog