Esas No
E. 2025/1095
Karar No
K. 2025/5668
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Adam Öldürme

12. Ceza Dairesi         2025/1095 E.  ,  2025/5668 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMELERİ : Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesi,Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesi,Söke Sulh Ceza Hâkimliği SAYILARI : 2022/1065 değişik iş sayılı kararı, 2022/1042 esas, 2022/1206 karar, 2023/245 değişik iş sayılı kararı, 2023/246 değişik iş sayılı kararı

SUÇ: Taksirle öldürme

İNCELEME KONUSU KARARLAR :Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın kabulü kararı, durma kararı , kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararlara itirazların reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararların kanun yararına bozulması

Taksirle ölüme neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yürütülen soruşturma evresi sonunda Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/09/2019 tarihli ve 2019/4618 soruşturma, 2019/3260 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararın Cumhuriyet başsavcısı tarafından iade edilmesini müteakip, yeniden yapılan soruşturma evresi sonunda Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/10/2019 tarihli ve 2019/46118 soruşturma, 2019/3624 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararın Cumhuriyet başsavcısı tarafından yeniden iade edilmesi üzerine, Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2019 tarihli ve 2019/4618 soruşturma, 2019/2319 esas, 2019/1911 sayılı iddianame ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe elde edilmeden ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmeden iddianame düzenlendiğinden bahisle Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2020 tarihli ve 2019/1154 esas, 2020/283 sayılı kamu davasının düşmesine dair kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 02/11/2021 tarihli ve 2020/1302 esas, 2021/2347 sayılı bozma kararını takiben, yeniden yapılan yargılama sonucunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/09/2022 tarihli ve 2022/92 esas, 2022/1046 sayılı kararına karşı yapılan itirazın, sanık hakkında aynı eylem nedeniyle daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği, Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172/2. maddesi gereğince kaldırılmasının kovuşturma şartı olduğundan bahisle kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/10/2022 tarihli ve 2022/1065 değişik iş sayılı kararı sonrasında, sanık hakkında aynı eylem nedeniyle daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması nedeniyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına dair Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2022 tarih ve 2022/1042 esas, 2022/1206 sayılı kararını ve Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/10/2019 tarihli ve 2019/4618 soruşturma, 2019/3624 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müştekiler tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Söke Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/03/2023 tarihli ve 2023/245 değişik iş sayılı kararını ve müştekiler vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Söke Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/03/2023 tarihli ve 2023/246 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27/01/2025 tarihli ve 94660652-105-09-6929-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05/03/2025 tarihli ve KYB- 2025/18136 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05/03/2025 tarihli ve KYB-2025/18136 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ 1-Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/10/2022 tarihli ve 2022/1065 değişik iş sayılı kararı yönünden,

Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10/11/2021 tarihli ve 2020/5006 esas, 2021/20700 karar sayılı ilâmında "...görüldü işlemi sırasında Cumhuriyet Başsavcısının gerekçesi ile birlikte yeniden değerlendirmek üzere dosyayı iade yetkisinin bulunduğu ancak bu yetkinin elbette ki hukuki değerlendirmeye yönelik olamayacağı ancak hukuk düzeninde var olacak evrakın da Cumhuriyet Başsavcılığı adına düzenlenmiş olacağının da gözetilmesi gerektiği, dolayısı ile ortada henüz tamamlanmış bir kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karardan söz edilemeyeceği gibi anılan kararın görüldü ve imza aşamasının bu şekilde kalması durumunda da taraflara tebliğe çıkarılmasının mümkün olmadığı; kaldı ki kararın şüpheliye tebliğ edilmediğinden kovuşturmaya yer olmadığı kararının da kesinleşmediği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet Savcısına ait olduğu bu durumda mahkemesince yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,...Kararının CMK. nın 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA..." şeklinde yer alan açıklamalar nazara alındığında,

Dosya kapsamına göre;

Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra, o yer Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesini müteakip, ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlendiği, yapılan yargılama neticesinde taksirle ölüme neden olma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, görüldü işlemi sırasında Cumhuriyet başsavcısının gerekçesi ile birlikte yeniden değerlendirmek üzere dosyayı iade yetkisinin bulunduğu, hukuk düzeninde var olacak evrakın Cumhuriyet başsavcılığı adına düzenlenmiş olacağının gözetilmesi gerektiği, dolayısı ile ortada henüz tamamlanmış bir karardan söz edilemeyeceği gibi anılan kararın görüldü ve imza aşamasının bu şekilde kalması durumunda da taraflara tebliğe çıkarılmasının mümkün olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesinde yer alan, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa;

Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereğince mahkemesince sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usul ve yasaya uygun olduğu cihetle, itirazın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde,

2.Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2022 tarih ve 2022/1042 esas, 2022/1206 sayılı kararı yönünden;

Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10/11/2021 tarihli ve 2020/5006 esas, 2021/20700 karar sayılı ilâmında "...görüldü işlemi sırasında Cumhuriyet Başsavcısının gerekçesi ile birlikte yeniden değerlendirmek üzere dosyayı iade yetkisinin bulunduğu ancak bu yetkinin elbette ki hukuki değerlendirmeye yönelik olamayacağı ancak hukuk düzeninde var olacak evrakın da Cumhuriyet Başsavcılığı adına düzenlenmiş olacağının da gözetilmesi gerektiği, dolayısı ile ortada henüz tamamlanmış bir kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karardan söz edilemeyeceği gibi anılan kararın görüldü ve imza aşamasının bu şekilde kalması durumunda da taraflara tebliğe çıkarılmasının mümkün olmadığı; kaldı ki kararın şüpheliye tebliğ edilmediğinden kovuşturmaya yer olmadığı kararının da kesinleşmediği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet Savcısına ait olduğu bu durumda mahkemesince yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,...Kararının CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA..." şeklinde yer alan açıklamalar nazara alındığında,

Dosya kapsamına göre;

Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra, o yer Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesini müteakip, ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlendiği, her ne kadar Mahkemece daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmediği ve usûlüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığından bahisle kamu davasının durmasına karar verilmiş ise de, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, görüldü işlemi sırasında Cumhuriyet başsavcısının gerekçesi ile birlikte yeniden değerlendirmek üzere dosyayı iade yetkisinin bulunduğu, hukuk düzeninde var olacak evrakın Cumhuriyet başsavcılığı adına düzenlenmiş olacağının gözetilmesi gerektiği, dolayısı ile ortada henüz tamamlanmış bir karardan söz edilemeyeceği gibi anılan kararın görüldü ve imza aşamasının bu şekilde kalması durumunda da taraflara tebliğe çıkarılmasının mümkün olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesinde yer alan, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa;

Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda Mahkemesince yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

3.Söke Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/03/2023 tarihli ve 2023/245 değişik iş sayılı kararı ile Söke Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/03/2023 tarihli ve 2023/246 değişik iş sayılı kararı yönünden ise;

Dosya kapsamına göre, dosya arasına soruşturma aşamasında alınan bilirkişi ... imzalı tarihsiz bilirkişi raporuna göre, 15/07/2019 tarihli kaza tespit tutanağına göre ve Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1154 esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında alınan 27/01/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre şüphelinin meydana gelen kazada kusurunun bulunduğunun belirtildiği, şüpheli hakkında atılı suçtan kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte yeterli delilin bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazların kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir. " şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

Dosya içeriğine göre; sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile mağdur idaresindeki elektrikli bisikletin çarpışması sonucu mağdurun öldüğü olayda, Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2019 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Başsavcı görüldüsünden dosyanın iade edildiği, 04.10.2019 tarihinde yeniden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Başsavcı görüldü işleminden dosyanın yine iade edildiği, sanık hakkında 21.10.2019 tarihinde iddianame düzenlendiği, Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli kararıyla; kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmediği ve bu hususta Sulh Ceza Hakimliği'nce bir karar verilmediği, sanık hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle düşme kararı verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye 19. Ceza Dairesinin; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların taraflara tebliğ edilip edilmediği, verilen kararlara itiraz edilip edilmediği ve kararların kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi ile kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verdiği, bozma sonrası mahkemece kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın taraflara tebliğe çıkarılmadığı öğrenilerek sanığın TCK'nın 85/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılması ve CMK'nın 231/5. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,

Sanığın karara itiraz etmesi üzerine Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/1065 Değişik iş sayılı kararı ile; Cumhuriyet Başsavcısının gözetim ve denetim yetkisi altında yapılacak işlemlerin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuken sonuç doğurmasına bir etkisinin olmayacağı, mahkemece durma kararı verilip dosyanın Söke Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın taraflara tebliğ edilmesi gerektiği hususunun Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi, şayet karara itiraz edilmesi ve kararın sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırılması halinde tekrar mahkemelerine kamu davası açılması gerektiğinin de bildirilmesi gerektiği halde yargılamaya devam edilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekçesiyle itirazın kabulüne karar vererek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı kaldırdığı,

Anılan karardan sonra Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli 2022/1042 esas, 2022/1206 sayılı kararı ile; atılı suç yönünden daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması sebebiyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek dosyanın Söke Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların şikayetçilere tebliği üzerine şikayetçilerin karara itirazını inceleyen Söke Sulh Ceza Hakimliğinin 01.03.2023 tarihli 2023/245 - 2023/246 Değişik iş sayılı kararları ile itirazın reddine karar verdiği anlaşılmıştır. A- Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/10/2022 tarihli ve 2022/1065 değişik iş sayılı kararı ile Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2022 tarih ve 2022/1042 esas, 2022/1206 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/1065 Değişik iş sayılı kararı ile; Cumhuriyet Başsavcısının gözetim ve denetim yetkisi altında yapılacak işlemlerin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuken sonuç doğurmasına bir etkisinin olmayacağı, mahkemece durma kararı verilip dosyanın Söke Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın taraflara tebliğ edilmesi gerektiği hususunun Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi, şayet karara itiraz edilmesi ve kararın sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırılması halinde tekrar mahkemelerine kamu davası açılması gerektiğinin de bildirilmesi gerektiği halde yargılamaya devam edilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekçesiyle itirazın kabulüne karar vererek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı kaldırılmasında ve bu karardan sonra Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2022 tarihli 2022/1042 esas, 2022/1206 sayılı kararı ile; atılı suç yönünden daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması sebebiyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek dosyanın Söke Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) ve (2) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden Kanun Yararına Bozma isteminin bu yönden reddine karar vermek gerekmiştir. B- Söke Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/03/2023 tarihli ve 2023/245 değişik iş sayılı kararı ile Söke Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/03/2023 tarihli ve 2023/246 değişik iş sayılı kararları yönünden yapılan incelemede;

Dosya kapsamına göre, kaza tespit tutanağı ile trafik bilirkişi raporlarında şüphelinin meydana gelen kazada kusurunun bulunduğunun belirtildiği, şüpheli hakkında atılı suçtan kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte yeterli delilin bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazların kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiş olup Kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

A. İhbarnamedeki (1) ve (2) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

B. İhbarnamedeki (3) Numaralı Kanun Yararına Bozma İsteği Yönünden;

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Söke Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/03/2023 tarihli ve 2023/245 değişik iş sayılı kararı ile Söke Sulh Ceza Hâkimliğinin 01/03/2023 tarihli ve 2023/246 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.06.2025 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Adam Öldürme 3260 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararın Cumhuriyet başsavcısı tarafından iade edilmesini müteakip, yeniden yapılan soruşturma evresi sonunda Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/10/2019 tarihli ve 2019/46118 soruşturma, 2019/3624 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararın Cumhuriyet başsavcısı tarafından yeniden iade edilmesi üzerine, Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2019 tarihli ve 2019/4618 soruşturma, 2019/2319 esas, 2019/1911 sayılı iddianame ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe elde edilmeden ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmeden iddianame düzenlendiğinden bahisle Söke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2020 tarihli ve 2019/1154 esas, 2020/283 sayılı kamu davasının düşmesine dair kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 02/11/2021 tarihli ve 2020/1302 esas, 2021/2347 sayılı bozma kararını takiben, yeniden yapılan yargılama sonucunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 1046 sayılı kararına karşı yapılan itirazın, sanık hakkında aynı eylem nedeniyle daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği, Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 5271 sayılı Kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu CMK md.309/4 K5271 md.231 K1046 md.172/2 K5271 md.231/5 K5271 md.170/2 CMK md.231/5 TCK md.85/1 K3260 md.62/1 K5237 md.62
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.