3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2024/2369 E. , 2025/1391 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı Kurum arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, davalı Kurumun 21.02.2013 ve 29.06.2013 tarihli yazıları ile müvekkiline ait sağlık merkezinde tedavi olan sigortalılardan ek ve fazla ücret alındığı ve hastalarla ilgili eksik bildirim yapıldığı gerekçesiyle hak edişlerinden 236.000,00 TL kesinti yapılacağını bildirdiğini, ancak müvekkilinin sözleşmeye aykırı bir işlemi bulunmayıp uygulanan cezai işlemin haksız olduğunu ileri sürerek; kesinti işleminin iptali ile müvekkilinin Kurum alacaklarından kesilen bedelin davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı sağlık kuruluşunda tedavi gören 74 hastayla ilgili istenilen belgelerin Kuruma iletilmemesi nedeniyle hakkında 2009 yılı sağlık hizmeti satın alım sözleşmesinin (5.1.10.) maddesi gereği 10.000,00 TL, poliklinik kaydı bulunmasına rağmen Kuruma herhangi bir işlemi fatura edilmeyen 22 hastadan ücret alınmaması nedeniyle 2007 ve 2009 yılı sözleşmelerinin (3.1.7.1) ve (3.1.2.2.) maddeleri gereği 130.000,00 TL, haksız olarak ilave ücret alınan ve daha sonra banka hesaplarına iade işlemi yapılan 69 hasta yönünden 2012 yılı sözleşmesinin (11.1.8.) maddesi gereği 69.000,00 TL, yine fazla ücret alındığı tespit edilen 27 hasta yönünden de 27.000,00 TL olmak üzere toplam 236.000,00 TL cezai şart uygulandığını, yapılan kesinti işleminin sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.04.2015 tarihli kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 03.04.2018 tarihli ilamıyla; her ne kadar bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının bu rapora itiraz ettiği, davacı vekilinin 17.02.2015 tarihli itiraz dilekçesinin 4, 5 ve 6 numaralı maddelerinde belirtilen itirazlarıyla ilgili hususlar karşılanmaksızın, yeni bir rapor aldırılması düşünülmeden sadece itiraza uğrayan bilirkişi raporu içeriği tekrar edilerek davanın reddi cihetine gidildiği, bilirkişi raporunun mevcut haliyle davacının itirazlarını karşılamadığı gibi taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine de elverişli olmadığı; hal böyle olunca, davacının rapora itirazları da göz önünde bulundurularak yeniden seçilecek sosyal güvenlik uzmanı bir bilirkişiden davacının itirazlarını da karşılar mahiyette denetime elverişli bir rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin 28.03.2019 kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 25.01.2022 tarihli ilamıyla; davalı Kurum tarafından ilk olarak 21.02.2013 tarihli işlemle sigortalı olmalarına rağmen sigortalı değilmiş gibi işleme tabi tutulan 22 hasta, fazla ilave ücret alınan 69 hasta ve istenilen bilgileri Kuruma iletilmeyen 74 hasta için; 25.06.2013 tarihli işlemle de fazla ilave ücret alınan 27 hasta için cezai işlem uygulandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalı yanca 22 hasta ve 96 (69+27) hasta için uygulanan cezai işlemin yerinde olduğu yönünde görüş bildirilmekle yetinildiği, ancak cezai işlemin hangi hukuki gerekçelerle yerinde olduğu belirtilmediği gibi, cezai işlem uygulanan 74 hasta yönünden inceleme yapılmadan, davacının itirazları değerlendirilmeden rapor tanzim edildiği, bu haliyle raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı; hal böyleyken, konuya ilişkin sözleşme ve mevzuat hükümleri irdelenerek, davacının itirazlarını da karşılar mahiyette, her iki cezai işleme konu tüm bilgi ve belgeler incelenmek suretiyle en az üç kişiden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz rapor esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
3.Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeni bir bilirkişi heyetinden alınan rapor doğrultusunda, davacı hakkında 21.02.2013 tarihli işlemle 74 hastaya ait istenilen bilgilerin Kuruma iletilmemesi nedeniyle 2009 sözleşmesinin (5.1.10.) maddesi gereğince uygulanan 10.000.00 TL tutarındaki cezai şart işleminin yerinde olduğu; poliklinik defterinde kaydı olmasına rağmen Kuruma herhangi bir işlemi fatura edilmeyen 22 sigortalı hastadan ücret alınması nedeniyle 2007 ve 2009 sözleşmelerinin (3.1.7.1) ve (3.1.2.2.) maddeleri gereğince uygulanan 130.000.00 TL tutarındaki cezai şart ile 29.06.2013 tarihli işlemle Kurum sigortalısı 27 hastadan fazla ilave ücret alınması nedeniyle 2012 yılı sözleşmesinin (11.1.8.) maddesi gereğince uygulanan 27.000.00 TL tutarındaki cezai şart işleminin ise yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 157.000,00 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; müvekkili lehine hükmedilmesi gereken miktarın 226.000,00 TL olup reddedilen 69.000,00 TL'lik kısım yönünden kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, reddedilen kısım yönünden kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; son bilirkişi heyetinden alınan raporlar ile önceki bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, 15.01.2015 ve 04.03.2019 tarihli raporlarda, Kurumca uygulanan işlemlerin yerinde olduğu yönünde görüş bildirildiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin son raporun hükme esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;
davalı Kurumca taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine dayalı olarak davacı hakkında uygulanan kesinti işleminin iptali ile kesilen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
1.Mahkemece uyulan bozma ilamının gereği yerine getirilerek, sosyal güvenlik ve göz hastalıkları uzmanlarından oluşturulan heyetten alınan rapor doğrultusunda karar verildiği, her iki bozma ilamında da belirtildiği üzere daha önce tek bilirkişi tarafından düzenlenen raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı, buna göre bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan da söz edilemeyeceği anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; hükme esas bilirkişi heyeti raporunda, 29.06.2013 tarihli işlemle Kurum sigortalısı 27 hastadan fazla ilave ücret alınması nedeniyle 2012 yılı sözleşmesinin (11.1.8.) maddesi gereğince 27.000.00 TL cezai işlem uygulanmış ise de, hastalardan alınan ücretlerin Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) belirtilen ilave ücret tanımına uymadığından bu 27 hasta yönünden uygulanan cezai işlemin yerinde olmadığı yönünde görüş bildirilmiş; Mahkemece bu rapor doğrultusunda davacı hakkında uygulanan 27.000,00 TL tutarındaki cezai şartın iptaline karar verilmiştir. Ne var ki, aynı durum 21.02.2013 tarihli cezai işleme konu 69 hasta yönünden de geçerli olmasına ve raporda da, sosyal güvencesi bulunan bu 69 hastaya davacıya ait göz merkezinde uygulanan (FFA) adlı işlemlerin sosyal güvencelerinden yararlandırılmaksızın ücretli hasta olarak işlem yapıldığı, hastalardan alınan ücretin ise SUT hükümlerine göre ilave ücret tanımına uymadığı belirtilmesine rağmen, Mahkemece davalı Kurum tarafından davacı hakkında bahsi geçen 69 hasta yönünden uygulanan 69.000,00 TL tutarındaki cezai şart işleminin de iptaline karar verilmesi gerekirken, bilirkişi heyetinin bu cezai işlemin uygulanmadığı yönündeki hatalı tespitine itibar edilerek, söz konusu cezai işlemle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.