11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2024/6167 E. , 2025/3970 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; .... ile davalı ..
. Petrol Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bir süre sonra taksitlerin ödenmemesi üzerine ilgililere kat ihtarnamesi gönderildiğini, müvekkilinin alacağın 1.673.790,12.TL'lik kısmını devir aldığını, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının borçlunun rızası aranmaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceğini, müvekkilinin babasının müteselsil borçlu değil müteselsil kefil olduğunu, ikisinin farklı şeyler olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için temlik sözleşmesinin geçersiz olduğu kabul edilse dahi kefil sıfatından dolayı rücu hakkı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalılar tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri .... ve ... müvekkili .....'un temsilcisi ....'nin mirasçısı olduklarını, .... ... . San Ve Tic.A.Ş. temsilcisi ..... (davacının babası) ile birlikte müteselsil borçlu olarak 2014 yılında kredi çektiklerini, kredi taksitleri düzenli olarak ödenirken ....'nin intihar ettiğini, şirketin bu nedenle sıkıntıya girdiğini, ancak bankanın alacağının dava dışı .... firması ile zaten teminat altında olduğunu, ancak müteselsil borçlu diğer müteselsil borçluya rücu edemeyeceği için kanun yolunda hileye başvurarak ..... şirketinin temsilcisi olan ...'nun oğlu olan davacı tarafından ödeme yapılarak bir kısım alacağın devralındığını, davacının ...'nin oğlu olduğu için devrin hileli devir olduğunu, .... firmasının müteselsil borçlu olduğunu, bu borcun müvekkillerine ödetilmeye çalışıldığını, hileli devir ile devralan davacıya müvekkillerinin borcu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının her ne kadar davacının babası ...'nun müteselsil borçlu olduğunu, davacının babasının yerine bankaya ödeme yaptığını belirtmiş ise de söz konusu kredi de ...'nun müteselsil borçlu değil müteselsil kefil olduğu, ...'nun müteselsil borçlu veya müteselsil kefil olmasının alacağın temliki sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, her iki durumda da müteselsil borçlu veya kefil borcun tamamından sorumlu olmakla birlikte eğer kendisine düşen paydan fazla ifada bulunmuşsa ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan payları oranında isteme hakkı olduğundan davaya konu icra dosyasında da kendisine düşen paydan fazla ifada bulunacak borçluların diğer borçlulara payları oranında rücu etme haklarının olduğu, davalılar tarafından alacağın temliki sözleşmesi ile yapılan devrin hileli olduğuna yönelik iddialarına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, alacağın temliki sözleşmesinin geçerli olduğu, alacağın likit olup yargılamayı gerektirmediğinden icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından yapılan itirazın 1.624,874,80 TL asıl alacak, 1.413,64 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.626.288,44 TL yönünden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacağın temlikinin kanunun aradığı şartlara sahip olup geçerli olduğu, alacağın temliki sözleşmesinin kredi borcuna kefil olan müteselsil kefillerin durumunu etkilemeyeceği, muvazaayı iddia eden tarafın bu iddiayı ispatlamakla mükellef olduğu, davalılar vekilinin bu temlikin muvazaalı olduğu yönündeki iddiasını dosya kapsamı itibariyle ispat edemediği gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.