11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2024/5179 E. , 2025/3993 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin eski genel müdürü ve eski muhasebe müdürü tarafından fiktif işlemler yapıldığını, çeşitli muhasebe hileleriyle bu işlemlerin üstünün kapatılmaya çalışıldığını, taraflar arasında 2010 ila 2014 yılları arasında yüksek bedelli alım satım işlemleri bulunduğunu, bu süre içerisinde müvekkil şirket ile davalı arasında özellikle mısır yağı, ayçiçek yağı, kaba kepek, rafine yağ, razmol, arpa, ATK, buğday, kanola yağı, ayçiçek kabuğu ve mısır alım satımı gerçekleştirildiğini, bu alım satım işlemlerinden kaynaklı olarak müvekkil şirketin davalıdan alacağının bulunduğunu, müvekkili tarafından davalı şirkete satılan mallar karşılığında düzenlenen faturaların karşılıklarının ödenmediğini, taraflar arasında akdedilen protokol uyarınca tarafların toplamda 29.666.441,93 TL tutarında borçlu olduğu hususunda mutabık kaldıklarını, davalının protokol uyarınca müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, yükümlülüklerini ifa etmediğini, müvekkilinin, davalı ile iştirak halinde olan eski genel müdürü ile muhasebe müdürünün irsaliye ve kantar fişi gibi engelleri bertaraf etmek amacıyla, depo teslim faturaları düzenlediklerini, bu yolla herhangi bir mal transferi gerçekleştirmeksizin fiktif alım satım işlemleri ile müvekkilini milyonlarca lira zarara uğrattıklarını, ceza soruşturması sırasında tanzim edilen bilirkişi raporlarında davalı şirket ve başkaca şirketlerin de katılımıyla fiktif işlemler yapıldığını ve müvekkiline bu yolla zarar verdiklerinin belirlendiği ileri sürerek şimdilik 899.000,00 TL alacağının Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans işlerinde uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsiline, zararların tamamının tespiti ile şimdilik 101.000,00 TL tutarındaki zararın meydana geldiği tarihten itibaren Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans işlerinde uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir. 2.Davacı vekili, 06.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde talep edilen 899.000,00 TL. alacak talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 37.192.456,98 TL artırmak suretiyle 38.091.456,98 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili cevap dilekçesinde, tarafların 2010-2013 yıllarında ticari faaliyette bulunduklarını, davacı/ karşı davalının kendi içerisindeki iktidar/makam mücadelesi sonucunda baş gösteren ihtilafların müzakerelerden sonra yazılı bir anlaşmayla, sulh yoluyla prensipte çözüldüğünü, davacı/karşı davalının sözleşmelere uymaması ve temerrüde düşmesi nedeniyle de anlaşmanın uygulanamadığını, taraflar arasında borç miktarı konusunda ihtilaf olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 25.12.2015 tarihli Borç Tespit ve Ödeme Sözleşmesine davacı/ karşı davalının uymayarak temerrüde düştüğünü, davacı- karşı davalının sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle müvekkilinin zarar gördüğünü, müvekkiline %4 iskonto uygulandığını, %3 ticari kârla birlikte müvekkilinin toplam %7 kâr elde edildiğini, müvekkilinin 2016 yılı için 300.000,00 TL X 0,07= 21.000.000,00 TL gelir kaybı olduğunu, 2017 ve 2018 yılları için de bu rakam üzerinden müvekkil şirketin zararının 3 yıl x 21.000.000,00 TL= 63.000.000,00 TL’ye ulaştığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL’nin davacı/ karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasına sunulu 30.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin fiktif işlemler yoluyla önemli ölçüde zarara uğratıldığının tespit edildiği, Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/81 Talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda davacının, davalıdan 38.091.456,98 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 220/3 hükmü gereğince davalının ticari defter ve belgelerini sunmaktan kaçındığı, usulüne uygun tutulmuş davacı şirket kayıtlarına üstünlük tanındığı, davacının, davalıdan 38.091.456,98 TL alacağının olduğu, asıl davadaki ve karşı davadaki tazminat taleplerine ilişkin tarafların zarara uğradıklarının tespit edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 38.091.456,98 TL alacağın 899.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 37.192.456,98 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tarafından alınarak davacı tarafa verilmesine, asıl davaya konu tazminat alacağının reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı/ karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesi 05.01.2022 tarihli ek kararı ile davalı-karşı davacı ... Gıda ve Tarım Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından verilen kesin süreye rağmen istinaf harç ve masraflarının yatırılmaması üzerine davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 344. maddesi gereğince yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karara karşı davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava alacak ve tazminat, karşı dava tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.